Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Ertık ve nihayet..

  • 18 Nisan 2019 Perşembe


Artık önümüze bakalım…
Seçildik/seçilemedik, bir kenara bırakalım.
Beklentilerimiz gerçekleşti-gerçekleşmedi boş verelim, boşundan geçelim…
Kişiselliği, kişisel çıkar doğrultusunda koşturmayı [hiç değilse bir süreliğine] gündemin öteki tarafına fırlalatalım.
Hamasi söylemlerin tavanına dürüstlük-emek-eşitlik-çevre değerlerini yerleştirelim.
Kamu yararı öne çıksın, kişisel çıkar yerin dibine batsın; bir süreliğine, hiç değilse geçici olarak böyle olsun…
Kara bulutları kovduk başımızın üstünden, gerçekten Mart’ın sonu bahar, sonrası yaz; geldi, geliyor…
Gök mavi, toprak mümbit, aydede parlak, güneş sıcak…
İnsanların sadece sırtı değil, gönlü de ısınmak üzere.
İmamoğlu’nun dediği gibi, insanlar sokaklarda artık daha fazla selamlıyorlar birbirlerini: Gün-aydın, diyorlar; merhaba, na-sıl-sı-nız; iyi misiniz?
İyiyiz şimdilik, daha iyi olacağız bu gidişle: Ama ancak bu gidişle, böyle bir gidişle…
Onun bunun kuyusunu kazmadıkça, bir küçük çıkar umudu için düşmanlıklar yaratmadıkça, iyi olacağımız mutlaktır…
Çünkü ancak o zaman güçlerimizi birbirine katabiliriz.
Sahiden birlik olmak demek, güçlerini birbirine eklemek, gönüllerini birbirine kenetlemek demektir…
İnsanlar bütün güçlerini kişiliklerini parlatmaya ve vitrinlerini süslemeye hasrederlerse; belki pırıl pırıl olurlar; belki cilalı bir kaportaya kavuşurlar ama… İçeriklerini zenginleştiremezler.
Kültürlerini geliştiremezler.
Erdemlerini yüksekliklere taşıyamazlar; moral dünyalarını geliştirip, derinleştiremezler…
Onun bunun adamı, öteki berikinin militanı olarak mabatlarının üstüne oturur, yaşamlarını tüketir, kendilerini içine hapsettikleri zemin katta debelenip “durur”lar…
Tarihin hiçbir döneminde, geçmiş zamanlarının hikayesinde, di’li ya da miş’li geçmişlerinde; birleşmeden, güçlerini birbirine eklemeden hiç kimse, hiçbir toplum halk olamamış; gerçek demokrasiyi, hukuk devletini kuramamış; tam bağımsızlığını -asla- sürdürememiş; emeği en yüce değer olarak benimseyip yaşamına geçirememiş…
Hiçbir insan topluluğunun, hiçbir devletin geçmişinde böyle bir öykü yok…
O yüzden [ve bu nedenlerle] acilen ve hemen aklımızı başımıza alalım.
Kişisellikle hiçbir yere varılmayacağını, çıkış yolunun toplumsallıkta olduğunu; dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin ve yoldaşlığın tek-yol tek-çözüm olduğunu bilelim, anlayalım.
Artık ve nihayet!

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr