Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Emeklinin verecek bir canı kaldı

  • 05 Şubat 2018 Pazartesi


En çok neyi tükettiğimizi artık devlet belirliyor. Yetkisi verilmiş olan kurumlar, tüketicinin ahval ve yapısına göre, bir ay içinde neleri yemesi gerektiğine karar veriyor. Artık sana kalmış gerisi. İster ye ister yeme. Zam zamanları yaklaşırken, bezir yağı, üstübü, pingpong topu, otomobil direksiyonu, ütü kordonu, nihale, inşaat el arabası, çimento karma makinesi ve buna benzer bir çok ürün. Denizde kum bitse, bunu vatandaş yedi diyecekler neredeyse. Çakıl taşlarını toplamaya görsün, bunu dar gelirli tüketti çorba yaptı diye başına bela alacak. Artık korkar olduk, enflasyonu arttıracak diye. Vah bu milletin haline.

Bunları neden yazdığımı dilim döndükçe anlatmaya çalışayım. Fakat bu işin içinde kesin benim parmağım yok. Memleketin görevli kurumları var. Onlar işin akışına göre tüketicinin mallarını inceliyormuş ve karar veriyormuş. Bu ay tüketici bu ürünleri kullandı. Bu ürünler de maalesef enflasyonu düşük gösteriyor.
İstatistiğimizi ölçen değerli kurumumuz, insanların bu ay neyi tükettiğini belirlediğinden, bunca zamlara rağmen hala enflasyon farkını düşük almasındaki duygusallıkların gerçeği bu tüketilen malların kaynağından oluşuyormuş.
Akşam yemeğinde; bezir yağında kızartılmış pingpong topu, yanında spagetti yerine ütü kordonu, kış günleri ise portakal ve elma yerine çakıl taşı tükettiğinden, mis gibi kahvemiz varken yerine nohut ile karışık deniz kumunu kaynatıp içtiğinden enflasyon elbette düşük çıkıyor. Emekliler de hakları olmadan farklı maaş istiyorlar. Aldıkları zamlı maaşı ne şartlarda devletin verdiğinden haberi olmadan, bu tür itirazları yapabiliyorlar aşk olsun.
Vatandaşın ne tükettiği konusunda işlerinin çok yoğunluğu nedeniyle uzak kalan istatistik kurumu, aslında vatandaşın tükettiği değil de, tüketmediği malların ne olduğunu araştırarak zam yapacak bakanlıklara bildirmelidir. Mesela vatandaşa uzak olan ve tüketmediği mallardan zeytin, peynir, un, şeker, süt, bulgur, makarna, ekmek, yağ, pirinç gibi malları almalarından doğan düşük enflasyon yaratacak ürünleri baz almalıdır. Yoksa ne olur bu ülkenin hali.
Tüketim mallarının hayatında eve girmeyen kısmı ile enflasyon değerlendirilirse, bu dar gelirlinin vay haline. Buna göre ancak denilecek sözün, yazık ya insanların cebindeki para alınarak günah işleniyor. Onların cebinden haksız yere alınanların günah olduğunu bu işi yapanların bilmesi gerekiyor. Emeklinin aldığı para zaten bellidir ve yetmediği de aşikardır. Bunu artık sağır sultan biliyor. Yaşlandığı için zaten adına emekli denen kişiler, ilerleyen yaşlarında hasta oluyorlar. Bu nedenle rutin kullandıkları bir çok ilaç var. Aldığı kısıtlı bedel ile, ilaçlarından bedel al, doktorda para al, eczanelere fark öde, birde altı ay sonra vergi dilimine uğrat, bundan sonra bir şeye gerek kalmıyor. Al canını ve kurtulsun.