Selma Erdal

Tüm Yazıları


Ekseni Kayan Dünya

  • 30 Haziran 2020 Salı


Şakası yok bu işin; gerçekten de yaşadığımız tek evimiz, sevgili gezegenimiz Dünya'nın ekseninin değiştiği, dolayısıyla iklim değişikliklerinin yaşanmasında bu değişimin de etkili olduğu biliniyor. Ama biz bu konulara dalmadan, Covid 19 salgını nedeniyle gereğinden fazla korku yaşayan insan türüne, daha başka korkular salmadan girelim söze...Kuşkusuz yaşadığımız bu gezegende gezenlerin azınlığının elinde her türlü güç, istedikleri gibi manüple ediyorlar çoğunluğu oluşturan sıradan ölümlülerin yaşam koşullarını...Dünya'da kaynaklar tükendi, insanlar çoğaldı, öyleyse azaltmalıyız bu artan nüfusu diye kafa yoranlar, kuramlar ileri sürenler var ki onlar Orta Çağ'dan beri varlar. Örneğin hem bilim adamı hem de papaz olan Malthus adlı kişi... Savaşların ve salgın hastalıkların insan nüfusunu kontrol etmede gerekli olduğunu savunmuştur kendisi... Bu durumda Orman Yasası'nın buyurduğu gibi "güçlü olan yaşasın" diyor egemenler dün olduğu gibi, bugün de... Bunun da anlamı bağışıklık sistemi güçlü olanlar sağ kalır, sağlam kalır bu salgında... Bağışıklık sistemini güçlendirmek de öyle okuyup, üflemekle, Tanrı'ya dua etmekle olmaz. Ne ile olur?... Öncelikle sağlıklı beslenmekle, mutlu ve güvenli koşullarda yaşamakla ve en önemlisi de sıkıntılardan, sorunlardan arınmış bir beynin, spor yapması için bedeni teşvik etmesiyle... Ki bütün bu koşullar İlk Çağ'da olduğu gibi, bu çağda da Orman Yasası tedavülde ve o yasa buyuruyor ki güçlü olan yaşar diyor hepimize...
İşte bu güçlülere; yalnızca sağlıklı olmak, sağ kalmak yetmiyor ne yazık ki yine taa Ortaçağ'dan günümüze... Bir de onlar ne istiyorlar?... Genç ve güzel olmak. Bunu gerçekleştirmek için ne yapıyorlar?... Yayılan söylencelere göre "genç kan ve ten" nakline başvuruyorlar. Kim gibi?... Kanlı Kontes gibi...
* Kimdir Kanlı Kontes?...Osmanlı işgali altındaki Macar İmparatorluğu'nda yaşayan soylu bir kadın ki adı da Elizabeth Bathory...Kontes'in öyküsü romanlara ve filmlere konu olmuştur. Bu kontes hazretleri; 14 yaşında güçlü bir lordla evlendirilir. Döneminin en güzel, akıllı ve güçlü kadını olarak tanınır, Osmanlı'ya karşı savaşsın diye Macar İmparatoru'na borç para verecek kadar varlıklıdır. Erkeklerin dünyasına başkaldıran bir kadın olarak öne çıkar. Eşinin ölümünden sonra genç bir sevgilisi olur. Sevgilisinin babası, kendisinin oğlundan büyük olduğunu, dolayısıyla mutluluklarının uzun sürmeyeceğini söyler. Bunun üzerine kontes; ancak bakire genç kızların kanıyla yıkanarak genç kalabileceğine inanmaya başlar. Bir sürü bakire kadın kaleye getirilir ve bir daha da görülmezler. Kuşkusuz sonunda "seri katıl" olarak Tarih sayfalarında KANLI KONTES adıyla yerini alır bu kadın ve elbette ki ölüm cezasıyla yaşamı son bulur. Ama pek çok kızın ölümüne neden olmuştur güzelliğini sürdürmek amacıyla...Ve yayılan söylencelere göre; Kanlı Kontes'den ilham alan birileri, varsıl, güçlü kadınlara "sürdürülebilir çevre için" değil ama "sürdürülebilir gençlik ve güzellik için" yardımcı oluyorlarmış aynı yöntemlerle ki işte bu ya da benzeri pek çok olayın söylence değil de gerçek olabileceği endişesi bile... Dünya'nın yalnızca fiziksel eksen kayması değil, toplumsal değer yargıları bağlamında da bir eksen kayması yaşadığının belirtisi gibi korkutuyor insancıl yürekleri...

* Ve Yasaklar/yasaklananlarİyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener; ülkenin ekonomik koşullarını eleştirirken, sıkça AKBaşkan'ın sevgili kerimelerinin zevci ile evli olan kişiyi anarken ki Türkçe karşılığının kullanımını yasaklı sözler sıralamasına almış. Dolaysıyla AKBaşkan'ın "son in law" yakınını anmamak gerekiyormuş. Bu bağlamda yasaklar pek çok alana yayılıp, kullanılan sözlere de bulaşınca, aklımıza düşüverdi Osmanlı'daki Ördek Paşa...
Osmanlı'da "Ördek" lakaplı (Türkçesi ile takma adlı ya da İnternet bebelerinin bildiği anlamda "nick name"li) bir paşa varmış. Yanında SUdan, YAĞMURdan söz edilirse alınganlık eder, öfkelenirmiş. Birgün yanındakilerden birisi, bulutlanan havaya bakıp, " Galiba yağmur yağacak Paşam" demiş. Ördek lakaplı, alıngan paşa hemen kükremiş; "vay sen bana ördek dedin" sözleriyle... Öylesine ki neredeyse "Vurun kellesini!" diyecek kadar...
Bizler de kelleyi vurdurmamak ya da yazılarımızı susturmamak için almayacağız o yasaklı sözleri dilimize bu gidişle; karşı, karşıya gelmemek için halkla didişe, ilerleyen egemenlerle... Dolayısıyla maskeyi yalnızca yüzümüze değil, düşüncelerimize de takacağız bundan böyle...
* Ve de bizi seven AlmanlarAlman gazeteleri manşetten sormuş orada yaşayan Türk uyruklulara... Bu ülkede özgürlük içinde yaşıyorsunuz da neden Türkiye'de yaşayanların baskı altında olacağı/olduğu bir düzen için oy kullanıyorsunuz?...Ey demokrat vicdanlı Alman!...Eğer gerçekten de Türkiye'de yaşayan demokratlar için kaygılıysan; eleştirdiğin kişilerin çifte yurttaşlık haklarını iptal edersin, onların anti-demokratik bir düzen için oy kullanmalarını engellersin...Eğer sözde değil, özde demokratsan!...Hodri meydan!...