Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Ekmek arası tavuk döner 4 lira!

  • 02 Nisan 2018 Pazartesi


Camekânın önündeki yetişkin bir çam ağacı kutrundaki tavuk döneri görünce, yanımdaki komşu esnafa dayanamayıp sordum:
-Tavuk döner kaça?
-Yarım ekmek 2, tam ekmek 4 Lira.
-Kurtarır mı?
-Kurtardığını söylüyor.
Daha geçenlerde, ekmek arası bir tavuk dönerin en az 10TL’den satılması gerektiği belirtildi ve bu bağlamda önlemler alınacağı duyuruldu.
Önlemler alınadursun (!), dar gelirli-hadi buna bir kısım orta gelirlileri de ekleyelim-yığınların tek arzusu haklı olarak karınlarını doyurmak. Tükettiklerinin sağlıklı olup olmadığıyla ilgilenecek halleri yok. Hep en ucuzu arıyorlar. Gelir dağılımı tablosu bunun nedenine ışık tutuyor: Nüfusun %1’i ulusal gelirin yarısından fazlasına (%55) el koymuş durumda. Diğer büyük nüfus, arta kalanıyla yetinmeye çalışıyor.
Düşük ve orta gelirliler-ekmek arası tavuk döner misali-işlenmiş, besin değeri düşük, enerji-yoğun ve de diyabet, obezite, kanser sorunlarına yol açan gıda tüketimine mahkûm edilmiş.
Bu ürün yelpazesi alabildiğine geniş:
Zararlı kimyasal maddeler eklenip raf ömrü uzatılan yoğurt, ayran, süt, gofret, çikolata,…
“Glisemik indeksi” yüksek; bağışıklık sistemini yok ederek enfeksiyonlara sebep olan GDO’lu pirinç ve türevleri…
Diyabete, böbrek ve damar hastalıklarına ve hatta kısırlığa yol açan nişasta bazlı şeker (NBŞ) ürünleri…
Genetiği değiştirilmiş “hibrit tohum” menşeli endüstrileşmiş buğday, fasulye, nohut, bezelye, ayçiçeği,…
Tekellerin gıda pazarına egemen olduğu küreselleşen ortamda zenginler, lüks/doğal gıdalara yönelerek kendilerini güvence altına alıyorlar.
Araştırmacı-gazeteci Soner Yalçın, 1 Nisan 2015 tarihli Sözcü’deki makalesinde şunları yazıyor:
“……
Sağlıklı beslenmek için, Kaçak Ak-Saray’a kümesler kurduruyorlar; sebze-meyve diktiriyorlar…
Demek endüstriyel gıda tehlikesinin farkındalar!
Peki… O kendini kurtardı… O ailesini kurtardı…
Ya biz? Ya bizim sağlığımız? Halk sağlığının hiç mi önemi yok?
……”
Mesele salt tekellerin kazancı değil. Diğer bir ürkütücü boyutu algılamak açısından;Harvard Üniversitesi’nden Prof. Lieberman’ın satırlarına göz atmak yeterli olacaktır:
“…..
Bize atalarımızdan kalmış olan vücutlarımız, oluşturduğumuz ortamlar ve bazen yaptığımız seçimler arasındaki etkileşimler sinsi bir döngü yaratmış durumda. Vücutlarımızın uyarlanmadığı şartlarda, yapmaya evrildiğimiz şeyleri yaparak kronik hastalıklara yakalanıyoruz ve sonrasında bu hastalıkları çocuklarımıza miras bırakıyoruz ve ardından onlar da hasta oluyorlar.
…….”