Musa Dinç

Tüm Yazıları


Eğitimci Yazar İhsan Şenol’un “SEN HİÇ…” Kitabına dair

  • 05 Ocak 2019 Cumartesi


Musa Dinç / Sağlık İletişim Uzmanı, Eğitimci- Yazar


Eğitimci Yazar İhsan Şenol’un “SEN HİÇ…” Kitabına dair

Editörlüğünü üstlendiğim “SEN HİÇ…” kitabı, okuyucu ile buluştu. Kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerim, kitabın arka kapağında yerini aldı.

SEN HİÇ…
Oyun Çağı, Çocukluk Dönemi’ne büyük özlem duyar. Karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan dostluk ve arkadaşlık ilişkilerini çok önemser. Dejenere olmayıp, özünü koruyan ve her platformda öğretmenlik mesleğiyle gururlanıp, onur duyar.
Seven, sevilen; bilgi, görgü, deneyim ve sosyal aktiviteleriyle çevresinde hayranlık uyandıran, bir Anadolu öğretmeninin yaşam kulvarında, nostaljik panoramasını yüreğinizde duyumsayacaksınız.
Zaman tünelindeki yolculukta; yeni nesil ile eski nesil arasındaki kültürel yozlaşmaya değinir. Tutum, davranış ve hobilerin büyük değişikliklere maruz kaldığını, güzel kültürel nüansların erozyona uğradığını, sosyal ve psikolojik boyutuna da vurgu yapar. Ahlaki norm ve etik değerlerin önemini yabana atmaz. Eğitimci yazar; kendisiyle barışık, mutlu bir aile babasıdır ve yer yer ironik anekdotlarıyla tebessüm ettirmesini bilir.
Teknolojik nimet olan iletişim araçlarının amacı dışında kullanıldığından ve sosyal ilişkilere zarar verdiğinden söz eder, değer yargıları ve gençliğin geleceği açısından endişe ve kaygılarını dile getirir.
Musa DİNÇ / Editör
*

Siz hiç “Atmer” yaptınız mı? Siz hiç ‘abiş’ oynadınız mı? /Sen, evet sen! Hiç ‘çeten arabası’ yaptın mı? /Siz hiç ‘çıngırdaklı boduk’u duydunuz mu? /Siz hiç, mahallenin güvenli kollarını sırtınızda hissettiniz mi? / Siz hiç çocukluğunuzda karanlığın korkusunu iliklerinize kadar hissettiniz mi? / Sen hiç bilye oynadın mı? / Sen hiç çocukken gece altına kaçırma korkusuyaşadın mı? / Sen hiç fornet yaptın mı? / Sen hiç, übülük oynadın mı? /Sen hiç, söğüt dalından düdük yaptın mı? / Sen hiç güvercin taklası oynadın mı? / Sen hiç, çanak-çömlek oynadın mı? / Siz hiç, uzuneşek oyunu oynadınız mı? / Sen hiç, çaresizliği yaşadın mı? /Sen hiç, odun ateşinde pişen çayın tadını aldın mı? / Sen hiç, “naldırgaç-kıldırgıç” diye bir oyun duydun mu? / Sen hiç, ‘Aç kilit!’ oyunu oynadın mı? / Sen hiç, kan kardeşi edindin mi? / Sen hiç, çiviyle yapılmış bir sahada maç yaptın mı? / Senin hiç, platonik aşkın oldu mu? / Sen hiç, yabancı ülkelerden arkadaş edindin mi? /Sen hiç, uçurtma yapıp, uçurdun mu? /Sen hiç, ceza yedin mi? /Sen hiç, boyunla alay edildiğine tanık oldun mu? / Sen hiç, harman nedir, bilir misin? / Sen hiç, teker sürdün mü? / Sen hiç döven sürdün mü be koçum? / Sen hiç, tınaz attın mı? / Sen hiç bahar aylarında kırlara, bayırlara ot toplamaya; mantar toplamaya gittin mi? /
Sen hiç, yedi kurbanla adaklandın mı? / Sen hiç, İngilizceyi yanlış okudun diye, öğretmeninden dayak yedin mi? / Siz hiç, küçükken bayramlık ayakkabılarınızla uyuduğunuz oldu mu? /Sen hiç, üniversitedeyken parasız kaldın mı? / Sen hiç, dedenle Salı Pazarı’na gittin mi? / Sen hiç, anacığını küçücük, masumane yalanla kandırdığın oldu mu? /
Sen hiç, tahtadan bir kılıç yaptın mı? /Sen hiç, “hapis” oynadın mı? / Sen hiç, haklı da olsa bir öğrencin pis pis sırıttığı için sigarayı bıraktın mı? / Sen hiç, merkeple el âleminin şazar çantalarını, taşıyarak harçlığını kazandın mı? / Sen hiç sapan yaptın mı? / Sen hiç, yirmi beş yıl önce öğretmenliğini yaptığın öğrencilerin tarafından davet edildin mi? / Sen hiç, çocukluğunda sebze, meyve bolluğu içerisinde büyüyüp daha sonra bunları parayla satın aldın mı? / Sen hiç, ilk görüşte aşkı yaşadın mı? /Sen hiç, ‘büyük balık avlamak’ deyiminin gerçek anlamını yaşadın mı? / Sen hiç, âşık oldun mu? / Sen hiç, dedenin büyük küplere kurduğu
kavun turşusundan kavun aşırdığın oldu mu? / Sen hiç, pancar tarlasında balık tuttun mu? /
Sen hiç, dağ köyünün güzelliklerini yaşadın mı? / Sen hiç, ‘AHRETLİK’ can arkadaşın oldu mu? / Sen hiç, şans kapıyı ardına kadar… / Sen hiç, “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği
Niğde’ye” deyiminin nasıl oluştuğunu biliyor musun? / Sen hiç, “Sofranıza Halil İbrahim
bereketi versin!” diye dua ettin mi? / Sen hiç, öğrenciyken kopya çektin mi? /
Sen hiç çaresizliğin fotoğrafını çektin mi? / Sen hiç, memur olarak atandığın yere
tekrar gittin mi? / Sen hiç, böğürtlen bahçesine düştün mü? / Sen hiç, çiftlik hayatını özlemiyor musun? / Sen hiç, çocukluğunda fırıldak çevirdin mi? / Sen hiç; sıffah nedir, bilir misin? / Sen hiç, ‘önese avına’ çıktın mı? / Sen hiç, felsefe öğretmenini delirttin mi?
Sen hiç, huzur evi ziyareti yaptın mı? / Sen hiç, yılanla leyleğin kavgasına şahit oldun mu? / Sen hiç, eski bayramları özlemiyor musun? / Sen hiç, yirmi sekiz yıl sonra ilk tayinindeki Kiraladığın eve gittin mi? / Sen hiç, ‘imece’ nedir, bilir misin? / Sen hiç, önemli bir eşyanı kaybedip sonra buldun mu?
Bu kez, ‘sen hiçle başlamayacağım! Size Hayri abiyi tanıtacağım /Sen hiç, “Senin yaptığını çocuk yapmaz! Duydun mu? / Sen hiç, çocukken hinlik yaparak para kazandın mı? / Sen hiç, kompozisyon dersinde her yazılıda 10 tam puan aldın mı? / Sen hiç, navigasyonla Ankara’da kayboldun mu? / Sen hiç neden hep “bakkal amca diye
Seslenilmesine rağmen marketçi amca” diye seslenilmiyor, diye düşündün mü? /
Sen hiç, öğrencin tarafından ağırlandın mı? / Sen hiçbir şeyler yazmak isteyip de yazamadığın oldu mu? / Sen hiç, Sinop Ceza Evi’ni gezdin mi? / Sen hiç,‘şarapana’ ve ‘cırba’ nedir; bilir misin? / Sen hiç, bir edebiyat etkinliğinde tanındın mı?

İşte tüm bu soruların yanıtlarını deneme/ sohbet tarzında kaleme alınan “SEN HİÇ…” kitabında bulacaksınız.
*

Kitabın Önsözü:

Bu ilk kitabımla siz değerli okur severleri otuz, kırk yıl geriye götürmeyi amaçlıyorum. Günümüz çocukları, çocukluklarını doyasıya yaşayamadan büyüyüveriyorlar. Ne yazık ki teknolojinin esiri olmuşlar ve kendi kabuklarına çekilmişler. Sanal âlemlerinde bencilce yaşamaya çalışıyorlar. Çevrelerinden habersiz ve duyarsız, kimi zaman ebeveynlerinden kopuk ve içe kapanık, asosyal bir kişiliğe sahip; varsa yoksa cep telefonları, tabletleri veya dizüstü bilgisayarları… Gerçek yaşamdan uzak, kendi sanal dünyalarında kaybolup giden asi bir gençlik…
İşte böylesine acı, hüzün ve üzüntü veren bir tabloda birazcık olsun vefalı olabilmelerini, geçmişle günümüz çocukluğu arasındaki derin uçurumu görmelerini sağlamak, büyüklerinin geldikleri yerleri gösterebilmek…
İşte bu amaç ve iyi niyet doğrultusunda kendi çocukluk anılarımı, bilhassa günümüzde hiç rastlanmayan yönlerini, kimi zaman şahit olduklarımı tamamen gerçekçi bir tarzda, su katılmadan siz değerli okuyucuların beğenisine sunmaya çalışacağım.
Bir kusur eylersem, şimdiden affınıza sığınırım!

İhsan ŞENOL
*


Yazar hakkında:
14 Ocak 1962 yılında Niğde/Bor’un Harım Mahallesi, Çorukoğlu Sokağı’ndaki “Cinaliler”in evinde, çiftçi çocuğu olarak dünyaya geldi.
Atatürk İlkokulu, Şehit Nuri Pamir Ortaokulu/Lisesi’ni memleketinde tamamladıktan sonra, Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi/Türk Dili Edebiyatı Öğretmenliğini bitirdi, daha sonra askerliğini tamamlayıp evlendi.
İlk ataması Sinop/Tangal Ortaokulu’na oldu. Daha sonra Yozgat Akdağmadeni İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik, sonra Adana Danişment Gazi Süper Lisesi’nde üç yıl öğretmenlik yaptı. Bu görevinden istifa ederek dershaneciliğe geçti. Adana Kültür Fen Dershanesi’nde öğretmenlik, sonra kuruculuğunu da üstlendiği Tarsus Zafer Dershanesi’nde 2008’e kadar çalıştı. Açıktan atamayla 2008 sonbaharında devlet memuriyetine geri döndü ve bir buçuk yıl Bingöl Kız Meslek Lisesi’nde çalıştı. Arkasından Tarsus Cengiz Topel Lisesi’ne atandı. Burada da dört buçuk yıl hizmet verdikten sonra, Tarsus Gülserin Günaştı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi/Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğine atandı. Halen burada görevini sürdüren eğitimci, yazar evli ve ikisi kız, biri oğlan olmak üzere üç çocuk babasıdır.
1997’de ÖSS hazırlık kitabı yayınlamıştır. Görev yaptığı okullarda Meşale ve Süperlerin Sesi gibi okul dergileri çıkaran yazarın basıma hazır şiir ve romanlarının yanında Gençliğim Eyvah! adlı bir de tiyatro eseri de bulunmaktadır.
Okumayı, yazmayı, gezmeyi ve özellikle de öğrenci yetiştirmeyi çok sevmektedir! İnanmayan varsa, öğrencilerinden birine sorabilir…

***