Musa Dinç

Tüm Yazıları


Editörlüğümde çıkan kitaplar - 2

  • 30 Mart 2018 Cuma


Musa Dinç / Sağlık İletişim uzmanı, Yazar


“ Ne iş olsa, Yaparım Be Abi ” Roman, Ferman Güler
Ne İş olsa, yaparım be Abi “ Romanını büyük azim ve sabırla kaleme alan Fayans ve İnşaat ustası hemşerim ve dostum Sayın Ferhan Güler, kitap taslağını bana gönderdi; ben de meşakkat ve özveriyle kitabın baştan sonuna kadar titizlikle ve sabırla redaksiyonunu yaptım, gerektiği yerde bazı uyarılarımı ve müdahalelerimi de yaptım.
Kitap çalışması bir bütün olarak ele alındığında temasının filme konu olabileceğini, hatta senaryolaştırılabileceğini de söyledim. Kitabın üzerinde bir ay çalıştım ve editörlüğünü de üstlendim.
Kitap; Ankara / Murat Kitabevi tarafından Şubat / 2018 tarihinde basıldı.
Yayın Yönetmeni Mehmet Fatih Elhan, Kapak Tasarım: Elif Güler – Cennet Güler, Önsözünü yazarın oğlu Mehmet Şirin Güler yazdı.
Kitabın teşekkür bölümünde; “ Kitabımı büyük fedakârlıklarla çıkaran Oğlum Mehmet Şirin Güler’e,
Bir ay boyunca kitabımı inceleyip Diyarbakır şivesini en üst düzeyde yansıtan Musa Dinç’e,
Kitabımı bu kadar güzel ve hatasız çıkması için kafasını yoran ve bütün kahrımı çeken M. Fatih Elhan’a sonsuz teşekkürler.
Kitap bir hafta önce yazarı tarafından bana kargo ile gönderildi. Kitabın ön kapak iç sayfasına:
“ Saygıdeğer Hemşerim, Değerli Ustam ve Editörüm Sayın Musa Dinç’e en derin saygılarımla” diye imzalayan Ferhan Güler kardeşimi ben de en içten; sıcak, tüm yüreğimle kutlarım; daha nice eserler yazabileceğine dair kanaatlerim tamdır. Kitabın yolu açık olsun, okuru bol olsun; en kısa zamanda ikinci baskı yapacağına inanıyorum.
***
İşsizliğin had safhada olduğu bir zaman dilimi; Faili meçhullerin yaygın olduğu 1993’lü yıllar; köyler boşaltılmış, bölgenin ana kenti Diyarbakır yoğun göç almıştır. Kahvehaneler, kıraathaneler dolup taşmaktadır. Çoluk çocuğunun nafakasını çıkarmak için bir inşaat ve fayans ustasının yılmayan mücadelesi ve azminin zaferine tanıklık edeceğiz. Taşradan kalkıp, İstanbul’a gelen bir delikanlının İstanbul labirent ve girdabında yaşam mücadelesini görürüz.
Ne kadar zor bir çelişki yumağıyla karşı karşıya kalan bir tablo.
“Çalışmak için kadın kılığına girer miydiniz?”
Bir arkadaşının tavsiyesi ile İstanbul'a çalışmaya giden Diyarbakırlı Diyar'ın trajikomik olay / olgusunu anlatan yazar; gülünecek halimize ağlatıyor, ağlanacak halimize ise güldürüyor.
Kitaptan bir bölüm:
Çikolata kahvesine boyattığı siyah saçlarının kuaförlerin tabiri ile dipleri gelmişti. Abartılı makyajı onu bayağı olgun gösteriyordu; ama taş çatlasa yirmi yediden fazla değildi yaşı. Ama buna rağmen çıtır dedikleri tiplerdendi. Üstüne giydiği gömleğinin düğmeleri açıktı çingene pembesi sutyeninin dantelleri beyaz gömleğin altından görünüyordu gömleğini göbeğinin üzerinde birbirine bağlamış altına giydiği mini siyah etekle şuh bir hale bürünmüştü. Yoldan geçen arabaların farlarından kızın kulağındaki küpeleri parlıyordu. Kız ara sokaklardan birine girerek yoluna devam etti. En az on santimlik topuklarının çıkardığı ses boş ve loş sokakta yankılanıyordu.
***
Aşk, ihtiras, cinayet, mafya, aykırı yaşam, çaresizlik, aksiyon, dedektif ve en önemlisi ise; yaşam mücadelesi, sabır ve fedakârlığı görürüz.
Hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz bu roman, diyalog ve monologlar salt ağırlıktadır; yer yer Diyarbakır şivesi de vardır, okurken bir film izlemiş gibi olursunuz.
***