Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Düşman

  • 15 Nisan 2019 Pazartesi



Mine Söğüt severek okuduğum saygın ve üretken yazarlardan biri.(12-04-2019-Cumhuriyet) Düşmanlığı ve sınırları irdeleyen bu yazının zamanlaması çok anlamlı. Sorunlarımız her geçen gün katlanarak artıyor. Böyle bir süreçte parçalanıp bölünmeye değil, birleşmeye ve bütünleşmeye ihtiyaç var. Ülkenin tartışılmaz çıkarları belirlenen sınırlar içinde korunmalıdır.
“O neye yaradığı tartışmalı sınırlar aslen içeriyi dışarıdan ayırmak için çizilir.
Başkasının, yabancının, düşmanın, tehdidin içeriye girmesini engellemek için, içeriyi güvenli kılmak için.
Pozitif bir önyargıyla içerisi tehlikesiz sanılır, ve negatif bir yargıyla tehlikeli olan hep dışarısıdır.
Atakların hep sınırların ötesinden sınırlara doğru yapıldığı düşünülür. Saldırı normal şartlarda “dışarıdan” gelen bir şeydir. Refleksler, insanda da devlette de içeriyi dışarıdan korumak için gelişir.”(Mine Söğüt)
Düşmanlık algısı çok görecedir, birebir ilişkilerden türeyen sonuç olmayabilir. Kimi zaman çıkarların güvencesi olur ki, bu kendisiyle çelişen bir durumdur.
“Düşman dışarıda kalır, düşman dışarıdan gelir, düşman dışarıdadır.
Sınırların gerekliliğine, içerisinin güvenliğine ve birliğine inanan iyimser ve şuursuz iradeler dışarıdan gelecek saldırılara hazırlıklıdır.”(M.Söğüt)
İlişki etkileşimlerinde belirleyici olan mesafedir. Buna karşın, soyut düşmanlık mesafe tanımaz. Düşmanlığın en istenmez olanı iç düşmandır. İç düşmanlar için savunma kalkanı işlevsiz kalır. İç düşmanlar için; ne “zaman” ve “nasıl” bilinmezlikleri var. Bu nedenle iç düşman yüz yüze değil, iç içe endişeli bir duruşu yansıtır.

“Ama düşman içerideyse... İşte o zaman aile, halk, devlet... hem düşmanı fark etmekte gecikir hem de onunla nasıl savaşacağını kavramakta zorlanır.
Bir de, aile de halk da devlet de içindeki düşmanı yense bile yenilir, fena yenilir, defalarca her yönden yenilir.
Kendisini dışarıdan korumak için içine, dışına, ülkesine sınırlar çeken insan kendisini içeriden de koruması gerektiğini çok zor, çok geç ve çok isteksiz öğrenir;” (M.Söğüt)
Kişisel çıkarları nedeniyle, yapay farklılıklar üzerinden düşmanlaştırmak; insanlara ve insanlığa ihanettir. Buna karşın egemen söylem ve öğretiler soyut varsayımlara dayalı düşmanlıklar üretirler. Bu insanlar, düşman saydıkları ülkelerin pazarlarını ele geçirmekten geri durmazlar!
“Şu anda bu ülke bunu öğreniyor.
Daha önce defalarca öğrendiği gibi. Ama bu kez “iç düşman” fazla içeride, ülkenin tam kalbinde.
Ülke kendi meclisi tarafından tehdit ediliyor... Ülke kendi hukuku tarafından tehdit ediyor... Ülke kendi basını tarafından tehdit ediliyor.(……)

İçerideki sınırları ihlal eden ve ülkeye bizzat düşmanlık besleyen şeytani bir iktidarla başımız fena dertte demektir.”(M.Söğüt)
Bir takım anlamsız ve gereksiz dayatmalar sonucunda toplumdaki yarılma onarılmaz bir hal alabilir. Sokakları, meydanları, iş yerlerini, kentleri ve şehirleri paylaştığımız insanlarla yüz yüze bakmak durumundayız. Bu birlikteliği değiştirmek elimizde olmadığı gibi, gerekli de değildir. Bunun için; görmek, anlamak ve düşünmek gerekmektedir!