Selma Erdal

Tüm Yazıları


Dünyasal Durumlar

  • 28 Şubat 2018 Çarşamba


*Kamyon arkası yazılarından aşırıp; "ağzı olan konuşuyor" demek geldi içimden...Her gün saçmasapan bir açıklama; her birisi de akıllı, uslu sanılan bir kaçıkdan...Yoğun bakımdaki hastalar; birarada yatmasınlar demiş ilahiyatçı profesörün birisi...Sanırım bir sonraki açıklamasında; kadınlar ve erkekler aynı mezarlıkda yatmasınlar diyecekdir, kendisi de hidayete erip,tez günde eşekler ay pardon erkekler Cennet'ine gidecekdir kuşkusuz..*Amerika'da demokratlar, feministler derler ki WOMEN WHO MAKE AMERICA...Türkçe söyleyişle sevgili okur AMERİKA'YI KADINLAR YAPARLAR/YAPILANDIRIRLAR... AMA BİZDE DURUM TERSİNE... KADINLARI YAPMAKTALAR; CARİYE, KÖLE, KUMA, FAHİŞE, MEVTA VS...Amerika dedik mi de söz biter mi hiç bendenizde?... Çünkü Amerikalılar yalnızca kendilerine DEMOKRAT şu Dünya adlı gezegende...İşte onların öğretileriyle, klavuzluğuyla, sokma çivi, kakma akıl verişleriyle ülkemizde; KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİ: YASAMA+YÜRÜTME+YARGI...VE 4.KUVVET MEDYA...İLK ÜÇÜ TOPLANMIŞ TEK ELDE...MEDYA DA O TEK'E YALAKA...DEMOKRASİ ÇOKTAN YOLDAN ÇIKMIŞ; MÜŞTERİ BEKLİYOR E5 KARAYOLUNDA...
*Boşa geçmiştir Cumhuriyet’in kuruluşundan beri zaman; CHP için… Neden mi?...Halkı eğitemediği, halka “halk” kavramını belletemediği, çıkarlarının nerede, kimden, neden, hangi düşünceden yana olduğunu öğretemediği için…Sonuçta da iyicesine kopmuştur halk; HALK sözcüğünü taşıyan bu partiden… Karşıtları da çıkmıştır, 1923’den beri bekledikleri pusudan…Bu gidişle 2019 seçimlerinde de sandıktan yine çıkacaktır RTE’li AKP; kuşkusuz CHP’nin beceriksizliği nedeniyle… VE EY HALK BİR DE SEN AKILLICA KULLANMAZSAN OYUNU...BOZAMAZSIN BU OYUNU...SÜRER GİDER BU KISIR DÖNGÜ BİTEVİYE...
*Emeklisi, emekçisi, ırgatı, işçisi neredeyse yaşamakta dilene, dilene…Ey yurtdaşlarım, ey vatandaşlarım !... Ey halkım, ey Türk milleti !... Nedir bu ülkeyi yediden yetmişe saran dilencilik illeti ?...Yok mudur bunun aşısı ?... Hemen ithal edelim… Kim sardırdı bu zilleti başımıza ?... Araştıralım, bulalım...Öğrenmek için... Var mısınız yıllar öncesine şöyle bir gidelim ?...Hey gidinin “kadayıfçı”sı, hey gidinin “adil düzen”cisi… Olmayın dedikçe bu halka “Batı taklitçisi”; bu ülkede “baştan-ayağa” herkes oldu, her gördüğüne avuç açan bir dilenci…Kimisi cami kapısında, kimisi oy sandığında, kimisi telefon hattında el açmakda merde de, na’merde de.. Kuşkusuz ülkemize, ulusumuza bulaştırdı bu dilencilikleri; Kadayıfçı ERBAKAN’ın “adil düzen” ikiyüzlülükleri…
*TBMM'de, Türkün Meclisi'nde 17 Kasım 2015 seçimlerinin ardından;ARAPÇA YEMİN EDENLER...KÜRTÇE YEMİN EDENLER...VE SUSKUN KALANLAR...AMERİKA'DA OLSA;AMERİKANCA'NIN DIŞINDA...FRANSA'DA OLSA;FRANSIZCA'NIN DIŞINDA YEMİN EDEBİLECEKLER MİYDİ BU ŞEREFSİZLER ACABA?...VE SUSKUN KALANLARA DA ŞEREFSİZ DEMEK GELİYOR İÇİMDEN ki NASILSA İLERİ DEMOKRASİ VAR ÜLKEMİZDE...Bakalım 2019 seçimlerinde nasıl olacak yeminler?...
*Akit TV'deki, “Sivil öldürecek olsak Cihangir'den başlarız, Nişantaşı, Etiler, di mi yani bir sürü hain var. Türkiye Büyük Millet Meclisi var" sözleri nedeniyle tepki çeken Ahmet Keser'e bir tepki de AKP Sözcüsü Mahir Ünal'dan gelmiş.AKP Sözcüsü Mahir Ünal, "Öncelikli olarak bu apaçık bir psikopatoloji. Böyle bir şey açık bir provokasyon, sabotaj. 'Şuradan, buradan başlarız' ne demek? Siz kimsiniz? Neyi temsilen böyle bir ifade kullanıyorsunuz? Türkiye'nin birlik ve beraberliğine sabotaj" demiş.Ne derdi bizden öncekiler?... -Yüz verirsen Ali'ye...Çıkar pisletir halıya...Bu kişilerin varlığından ve giderek çoğalmasından yola çıkarsak...İşte böyle bazen açık, bazen gizli; ULUS DEVLET’in altını oymak için süregelen örüntüler… Giderek daha da belirginleşmekte çöküntüler, yıkıntılar…Ne yazık ki AKP iktidarıyla başlayan süreçde;“devlet, ülke, ulus” kavramları iyicesine yozlaştırıldı…Bu girişimin anlamı ve de amacı; giderek “ulus devlet” kavramını yıpratmak, önemli olan “devlet değil, halktır” ve "halkdan da önemli olan ümmetdir"söylemiyle DEVLET’in tüzel kişiliğine olan saygınlığı ortadan kaldırmak...Ahbap çavuş ilişkilerinin ve de Arap yılışıklığının toplumun her erkine, kurumuna, kuruluşuna ulaşmasını ve bulaşmasını sağlamak… Bu gidişin argodaki karşılığı; “enseye tokat……” olarak dillendirilir.
Ya devlet düzeni bağlamında ortaya çıkabilecek olası karşılığı nedir ?... Osmanlı’daki “Kabakçı Mustafa” ve de “Patrona Halil” isyanlarının benzerleri… Hayırlara vesile olsun çarıklı erkan-ı harbin hükümranlığı…Resmi (tüzel) ve özel (yüzyüze) ilişkiler, bir başka deyişle; birincil ve ikincil ya da gavurcasıyla formal ve informal, ve de en Türkçesi’yle biçimsel ve biçimsel olmayan ilişkiler iç içe girerse…İşte o zaman ne otorite (yetke), ne de otoriter (yetkili) kişi ve kurum kalır… Düzenin yerini; kaos (karmaşa) alır… Demokrasinin bu denli yanlış, yanılgılı, “bana göre…bence”li yorumu; pek de hayırlara vesile olmaz…
Ve bugünlük sözümüzü balla değil de şekerle keselim...Şeker fabrikalarının satışına karşı imza kampanyası açmak da OHAL kapsamına alınmış bilindiği gibi...Aman siz de...Boşverin...Yıllardır glikoz şuruplu, Cargill üretimi nişasta şuruplu şekerleme, tatlı, çikolata ne varsa yediniz... Bunlar nedir diye sorup, sorgulamadınız. Az sabır;şeker fabrikalarının yerine yapılacak AVM'lerden de alışveriş yapar, her derdinizi unutursunuz.