Selma Erdal

Tüm Yazıları


Dünden, Bugüne Herşey Gençlere

  • 10 Haziran 2018 Pazar


29 Ağustos 2007 sabahı, TV 8’de Erkan TAN’ın konuğu; AKP’den Ankara Milletvekili Bülent GEDİKLİ…
Söyleşiyorlar… Gündem; 2 Kasım’dan, 22 Temmuz’a… Bu süreçte sanki AKP ile halk omuz omuza…
Erkan TAN tarafsız bir yaklaşım sergilermiş gibi izleyicilerden gelen soruları yöneltiyor GEDİKLİ’ye… O da DEMOKRASİ-LAİKLİK-SOSYAL HUKUK DEVLETİ üzerine döktürüyor da döktürüyor…
Sıra özelleştirme üzerine sorulara geliyor, “her şey satıldı, satılacak” derken, GEDİKLİ; Dünya’da, devletlerin ekonomiden el çektiğine, işletici, uygulayıcı değil,denetleyici olduğuna ilişkin söylevlerine başlıyor, SSCB’nin de devlet olarak işletmeciliği beceremeyişinden dolayı, Dünya’daki ekonomik değişime ayak uyduramadığından çöktüğünü ve geçmişin komünist ülkelerinin bugün tümünün özelleştirmeden yana uygulamaları gerçekleştirdiğini keyifle anlatıyor.
Bunca “özelleştirme” söylevinin ardından, sıra ülkemizin geleceği ve en önemli, gerçeği üzerine övgüler düzmeye geliyor. Bu gerçek de ülkemizin en genç nüfuslu ülke olduğu…
GEDİKLİ’ye göre, nüfusumuzun yüzde ellisinin 25 yaş altında oluşu sevindirici bir durum ve bu “sevindirici durum” üzerine yorumlar yapıyor (Gerçekten de sevindirici mi acaba ?... İnsan kaynakları ekonomisine göre tartışmaya açık, çok önemli bir konu bu ve de bir yazılık değil, başlı başına bir kitaplık, belki de birkaç kitaplık bir konu… Kuşkusuz bu durumu AKP’li pembe gözlüklüler/göremeyenler/değerlendiremeyenler için)…
GEDİKLİ diyor ki; “En geç on yıl sonra, bütün Avrupa ülkeleri bizim peşimizden koşacak, bu genç nüfusumuz için… Çünkü on yıl içinde onların çalışan nüfusu hemen, hemen hiç kalmayacak...”
İşte AKP’nin ülkemizin genç nüfusuna ilişkin düşleri/öngörüleri/görüşleri/beklentileri/varsayımları/tasarıları/özlemleri…
Özelleştirmeyi savunan, “her şey satılık” anlayışıyla kalkınma düşleri kuran AKP (uzun dönemli kalkınma planları yapmak yerine) gelecek on yıl içinde genç nüfusumuzu, AB işgücü pazarına sürmeyi düşünüyor/umuyor/tasarlıyor, kalkınmasını bu kaynak üzerinden yapmayı düşlüyor, emekçi/işçi/amele/ırgat olarak… Türk gençliğini bekleyen gelecek bu…
Nasıl ki Amerika’ya göre, Türkiye’nin bir tek ihraç ürünü var; o da askeri… Avrupa’ya göre de, Türkiye’nin bir tek ihraç ürünü var; o da on yıl içinde pazara sürülecek olan işgücü/emek gücü… Ve bu öğreticilerinden aldığı derslerle AKP kalkınma planları yapıyor yüzde ellilik genç nüfus üzerinden…
Her şey satılık/her şey satılmalı ya; o yüzde ellilik genç insan gücüne yatırım yapmaktansa, onların gücünden ülkede yararlanmak için istihdam yaratmaktansa (Gerçi işin kolayı varken neden istihdam yaratılsın ki ?... Daha önceleri DEMİREL Hükümeti de Türk insanını Avrupa işgücü pazarına sürüp, işsizlik sorunundan sıyrılıvermenin yolunu bulmamış mıydı?... Türk insanının da “pazardan at seçer gibi” Alman doktorlarınca dişleri sayılıp, kasları yoklanıp sanayinin dişli çarklarında eritilmesi kolaycılığı yaşanmışken, bir kez ya da bir çok kez daha neden olmasındı?...), “her şey satılık/her şey satılmalı” ilkesi gereğince; genç neslin emek gücü satılacak, genç nesil işgücü/emek gücü pazarına sürülecek, altmışbeş yaşına gelince de posası çıkmış olarak mezara gömülecek…
Böylesine kolaycı çözüm yolları varken, ne istihdam (işe alma) artışı için yatırımlara, ne de doğum kontrol-nüfus planlaması için söz söylemeye, para ve zaman harcanmasına da gerek kalmıyor… Bir taşla, kaç kuş ?...
İşte AKP’nin genç neslin değerlendirilmesi üzerine düşleri, görüşleri, tasarıları, öngörüleri, varsayımları: İnsan emeğini dış ülkelere satmak, onlar üzerinden KÖLE TİCARETİ yapmak…
Bu ülkede özelleştirilmemiş ve de satışa sunulmamış yalnızca halkımız/yurttaşımız/insanımız kalmıştı; AKP’nin yeni yönetim döneminde hayırlara vesile olması dua ve dilekleriyle ve de Allah’ın izniyle o da gerçekleşecek diyorduk ki…
Geldik 2018 yılına...
Aradan bunca yıl geçdi...Elbette ki köprülerin de altından pek çok sular geçdi... AB ülkeleriyle muhabbet kesildi, ipler gerildi. Gençler şöyle dursun, Dünya liderimiz bile Avrupa anakarasına gidemez oldu. Elbette ki baba-yurdum Bosna-Hersek ülkesi dışında...
Durum böyle olunca; seçim de kapıyı çalınca... Üstelik işsizlik oranları da tavan yapınca... Elbette ki bir çözüm aranacakdı ve kuşkusuz da bulunacakdı.
Osmanlı geleneğinden, günümüze bir kurum; oldu mu gençlere çözümsel bir durum...Neydi bu kurum?...Kıraathaneler...
Son plan ve proje ki kimilerine göre ÇILGIN PROJE olarak tanımlanıyor üstelik de...Her yerde,her köşe bucakda, her nahiye ocakda KIRAATHANELER açmak...
Orada bedava kitap ve gazeteler okunsun diye ortam hazırlamak...Ve yine bedava ya da beleş çay ve kek dağıtmak...
İşyeri, fabrika açmak yerine...Balık tutmayı öğretmek yerine, tutulmuş balıkları yedirmek gibi...GDO'lu unlardan,yumurtalardan, CARGILL imalatı mısır şurubundan damıtılmış şekerimsi katkıdan üretilmiş kekleri yedirmek...Bunların karşılığında da...
Otur şu miskinler tekkesinde!...
Alsana bir hırka,bir lokma.Kes sesini;kimseye hesap sorma !...
Ey ahali!...Var mısın böyle kekle beslenmeğe ya da keklenmeğe ?...
KEKlenmek isteyenler...ve de istemeyenler...İşte bütün mesele burada... Seçim senin...Seçimin için de 24 Haziran 2018 günü; sandıklar da olacak ortada. Kullan aklını; sonra ağlama!...