Selma Erdal

Tüm Yazıları


Dünden, Bugünden Sözler

  • 31 Ocak 2019 Perşembe


Dünün egemenleri bir türlü geçirtememişdi Mehmetçiklerimiz’i sınır ötesine, izin çıkmayınca efendilerinden…Ama Maşallah büyük bir beceriklilikle geçirdiler sınırdan içeri; eli kanlı PKK eşkiyasını, kırmadılar hiç re’casını efendilerinin… Hey gidi günler hey diyerek; dönelim maziye… Nasıl da kandırmışlardı bizleri o günlerde; TABİİ Kİ GEÇECEĞİZ SINIR ÖTESİNE diye…
Biz böyle girişince yazıya...Hemen birileri sanacak ki başladık arızaya...Yok efendim, yok; laf çaktırmıyoruz kimseye... Hani 13 Aralık 2018 günlü gazetelede yer alan "Bir kaç güne başlıyoruz" diye açıklanan sınır harekatının sürekli ertelenmişliğine... Bizim yazacaklarımız dünde kalan, ama bugün unutulan; Gülistanın Şahı Abddullah GÜL Efendi hazretlerinin sözlerine...Seçim,geçim, sınır ötesi harekat kavramları her gün karıştıkça birbirine; ansızın geldi usumuza GÜL Efendi döneminde yaşanan "sınır ötesi harekatı" bilmecesi...Beklerken sınır ötesine çıkış, nasıl da girivermişdi sınırlardan içeri PKK eşkiyası...İşte onlar üzerinedir sözlerimiz; yazalım da sunalım gözlerinize...Dünde kalan o anılar unutulup gitmesin Türk Siyasal Tarihi'nin tozlu sayfalarında...
Takvim-i zaman; 30 Ekim 2007…O günlerde GÜLİSTANIN Hükümdarı tebasına ne dedi ?...-TABİİ Kİ GEÇECEĞİZ SINIR ÖTESİNE !...İşte şimdi dönelim o günlere; kulak verelim Gülistanın Hükümdarına, anlayalım bakalım benliğinde ne fırtınalar kopmakta ?...
Bıktırdılar be kardeşim sora, sora; / Ne zaman sınır ötesi ?... / Bilsem ki ne zaman; vereceğim cevap / Bilirim ki çok bir sevap / Ramazan’la, Kurban arası sınır ötesi / Senelerdir içimde durur hevesi… / Niyetimizde vardır, Kasım’ın 5’inde, olacağız seferi / Kısmette de varsa, inşallah olacağız Allah’ın neferi / Hele bir yol sorayım Bush Efendi’ye / “Geçip de sınır ötesine, Hacca gidebilir miyim ?” diye… / Ve de buyurayım kendisine talebimi; / Kullanmak için iki bayram arası senelik iznimi / Kurban Bayramı öncesinde ve de / Hac farizesini yerine getirmek için / Makamıma vekaleten münasip birini seçin… / Boş kalmasın sınır ötesine geçtiğimizde / Genel valiliğimiz sathında, hükümetin başı / Fırsat bilip de muhaliflerimiz çatmasın kaşı, atmasın taşı / Halbuki taşlar atılmalı Şeytan’a, ihramlar vücudumuzu sardığında / Bu imansız muhaliflerimizse, ihrama girmek yerine / Lafı bağlamaktalar mütemadiyen; şehid-i şüheda kefenlerine Ve de inatlaşmaktalar bizlerle; / İlle de girelim Irak’a, tez zamanda PKK keleşleri bıraka… /Her horoz çöplüğünde öter; anlamazlar benim halim nice beter / Almazsam Bush Efendi’den icazet, / Düşünmez ki bu gafiller; ebediyen biter, bizim için siyaset… / Tabiatıyla gideceğiz sınır ötesine; çıksa da müsaade, çıkmasa da / Keseceğiz kendi ellerimizle göbeğimizi / Bıksa da Bush efendi, müsaade istememizden bıkmasa da / Amma ve lakin Irak; Rabbim’e pek uzak / Adım başında döşenmiş yollara mayın, binbir çeşit tuzak / Havalar da soğur; eli kulağında, gitmeden evvel hacca / Dağıtmak gerek; rahat etsinler diye mezradakilere / Bir kısım erzak ve de ısınsınlar diye tezek / Sonra da Bush Efendi’nin müsaadesiyle geçeriz sınır ötesine / Gireriz Arabın topraklarına; / İhram kuşanmaya, Rabbimin sevgisiyle okşanmaya… / Amma ve lakin Irak; gönlümüzden pek bir ırak / Kalben yakındır bize; Mekke ve Medine / Bu mel’unlar ne bilirler ki ?... / Yazmaz onların kitabında Hicaz, kutsal toprakları ziyaret / Bir yol alıvereyim de Bush Efendi’den icazet / Allahın inayetiyle geçeriz sınır ötesine, az bir sabredin, / Sabrın sonu selamettir; müjdeli haber için 5 Kasım’ı bekleyin… /Bu arada işitmedik sanmasınlar, diyorlarmış ki arkamızdan bu gıybetçiler; / “Hakemlik makamına başvuracakmış Gülistanın Hükümeti, / Soracaklarmış ABD’ye gidip de, Bush Efendileri’ne; / Nasıl çözeceksiniz bu husumeti ?...” / Bir de maytap geçmekteymişler bizle; / “PKK’nın elinde ışın tabancası, / Hakkaniyete riayet icabı, verecek eline su tabancası / Hükümetin başına Bush amcası…” / Bu dünyada fazla dil uzatmaktalar; Kuran’a, bize, bir de ezana / Görecekler günlerini bu münafıklar ahir zamanda, / Zebaniler atınca onları kaynar kazana / O zaman anlayacaklar; / Sınır ötesine geçmek mi kolaymış, sırat köprüsünden mi geçmek ?... / Hele bir de gebeysen düvel-i muazzamaya; ne zordur kendine mertlik kılıfı biçmek !... /
Bugün ne GÜL Efendi, ne de BUSH Efendi ki onlar çokdan beri tedavülden kalkdı.Üstelik Sam Amca rolünde;Bush, Obama derken,TRUMP aga,koltuğuna oturduğundan beri kan kusturmaya hazırlanıyor tüm dünyalılara...Ortadoğu'da onlarca yıldır aradığını bulamayan Kurnaz Tilki, bugünlerde gözünü bir kez daha dikiverdi Latin Amerika topraklarına, çıban başı diye de seçiverdi ki bu kez kurban ülke illa ki olmalı Venezuella...Gidecek olsa Sam Amca Ortadoğu topraklarından;yine de derdi Kürdisdan diye bir devletçik kurmak,Türkiye, İran, Irak ve Suriye'den onlara toprak çalmak...Diyorlar ki uluslararası basında; bu aralar gizlice görüşüp anlaşmış Putin'le...Belli ki amaçları Türkiye'ye her koşulda bir tuzak kurmak...Ve bizim için de ne kadar zor kimin dost, kimin düşman olduğun anlamak...O günlerde eleştirmiş olsak da GÜL Efendi'nin "sınır ötesi harekatı" çekingenliğini...Bugünlerde akıllıca bulmakdayız; AKBAŞKAN'ın "sınır ötesi harekatı" sakinliğini...Ama buna karşın bir anlam veremiyoruz; kimilerinin babalar üzerinden, oğullara yönelik saldırganlığı...Ki bu bağlamda ne kadar da saçma; babasının 12 Eylül Savcısı oluşu nedeniyle CHP İzmir adayı Tunç SOYER'in eleştirilmeye çalışılmasını...Babasının görev ve sorumlulukları nedeniyle; oğlunun halkın gözünden düşürülme girişimlerini...Özellikle Yurdaşlık Yasası (Medeni Kanun) ve İnsan Hakları Beyannamesi; böylesi girişimlere onay vermez ki...Bu olaylar bağlamında temelde tartışılması gereken konu budur. Kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle; olumlu ya da olumsuz yargılar eşliğinde çocuklarının hırplanması yanlışdır. Genetik hastalık mıdır ki bu görevler sırasında aldıkları kararlar, çocuğunu dışlamak için gerekçe oluştursun?...Ne diyelim?...Ülkenin demokrasi algısı bu kadar kısır olunca...Özellikle de FETÖ'nün soyu da tükenmeyince...Olur böyle işler. Ama gün gelir çark tersine işler....Yazanı, çizeni,arkadaş arasında söz söyleyeni zapt-ı rapt altına almak için çabalayanları da gelecekde birileri dişler aldıkları kararlar nedeniyle...Nasıl ki bugün için kısasa, kısas...Nasıl ki dişe, diş; göze, göz diyenler varsa...Böyle diyecek olanlar gelecekde de olacakdır her koşulda...Nasıl ki hak, hukuk, adalet herkes içinse; demokrasi olgusu, demokratik kişiliklerin oluşumu; bu ülkenin bugününde de, geleceğinde de gerekli, acil!...