Selma Erdal

Tüm Yazıları


Dün...Bugün...

  • 02 Ekim 2018 Salı


Dün dediğin 21 Şubat 2000, SHOW TV’de HABERLER…Yansıda Reha MUHTAR yorumlarıyla, izleyenleri yormakta…
Minik Kardeş İbo ile Cüce Ferhat; Eskişehir’e gitmiş, “patates reklamı yapmak isteyen 7 cüce” yurtdaşımızla ilgili gerçekleştirdikleri duyumlarla karşımızda…
Hülya AVŞAR’ı yaşlı, Ebru ŞALLI’yı yeterince güzel bulmayan Tarım Bakanı’na sesleniyorlar:
-Patatesleri en iyi bizler satarız, reklamlarda bizi oynatın !...
Çeşitli cambazlık gösterileri ve laf ebeliğinin ardından daha önceden belirtildiği gibi; “Tarım Bakanı’nın duyması için” Reha MUHTAR “birkaç söz” söylüyor:
-Pamuk Prenses ve yedi cüceler bizim kültürümüzden, en doğrusu da bu olur…
Burada plansız tarımın sonuçları, patates fazlası üretim üzerine yorum yapmayı bir yana bırakıp, inceden ve derinden düşünürsek, kültürümüz olan “Pamuk Prenses ve 7 Cüceler” üzerine yorum yaparsak; kral babasının biricik kızı Pamuk Prenses’i öperek, büyülü elmanın etkisinden kurtarıp yaşama döndüren Prens CEDRIC’in büyük bir olasılıkla Reha MUHTAR olduğunu ileri sürebiliriz ve sorabiliriz ona:
- Snow White diğer bir deyişle KAR BEYAZI ne kadar da bizden, bizim kültürümüzden değil mi Prens Cedric MUHTAR ?...
Bugün; 2018 yılı yaz ayları...Gerildi açlıktan halkın mide kasları...Dün patates fazlası olan bu ülkede; bugün yokluk var...Pamuk Prenses'i kültürümüzün parçası sayan Reha Muhtar da prenslikden emekli edilmiş; artık vermiyor bizlere haber...Onu koyalım bir yana....Dün patates fazlası olan ülke; Suriye'den yalnzca sığınmacı değil, patates de aldı ya biz buna bakalım.Suriye yönetimine başkaldıranlar;ülkemizde sığınmacı olduğuna göre ve ülkemiz yönetimi, Suriye yönetimi ile dost olmadığına göre...Öncelikle bu patatesleri kim yetiştirdi şu savaş ortamında?...İkincisi de bir zamanlar ülkemizin ESAD ile kardeşlik bağları vardı da, hani sonradan Suriyeli ESED ile küsüştük ya...Bu koşullarda bize patatesleri kim satdı?...
Dün; dün dediğin 6 Mart 2000, KANAL D'de ANAHABERLER…ANAVATANLI Işılay SAYGIN; Emel MÜFTÜOĞLU’nun, genç şarkıcı Murat’a yazdığı şarkı için öfkeli, onları yargıya havale ediyor…
Işılay SAYGIN, acaba neye kızgın ?...
Özel televizyonları Türk halkına sunan ÖZAL’ın SAYGIN’ı; toplumsal kirlenme bağlamında her türlü yozluğu “demokrasi söylemiyle” evlerimize konuk ederken, köşe dönmeciliği “toplumsal ilke/erek” diye gençliğe şırınga ederken sessiz kalan SAYGIN, bugün kızgın:
-Hülya’nın Küçük İbo’yu kucağına oturtması…
-Liseli kızların bekareti…
-“Azıcık ucundan versen” diyen Murat’ın şarkısı…
Bunları kendine dert ediyor SAYGIN, tam bir evde kalmış kız kurusu ve de milletvekili karmaşasıyla…
Bugün; 9 yaşındaki kızlar evlenebilir diyor, ÖZAL'ın açtığı yoldan giden tarikat ehli hacı, hoca...Ne yazık ki dünün de, bugünün de kadın siyasetçileri sus, pus oturup kalmışlar koltuklarında... Ne bir ses, ne de bir soluk; çocuk gelinler oluk, oluk akıyor bilinmez bir geleceğe doğru... Umurlarında değil onların...
Dün; dün dediğin 23 Mart 2003, ATV’de HABERLER…TIR sürücüsü yakınıyor:
-Bu Amerikalılar’ın yaptığı iş değil…
ABD; Irak’a, Kuzey’den saldırmaktan vazgeçince, TIR sürücüleri işsiz kalınca, anlaşılıyor ki değerli olan Müslümanlık değil, ABD Doları…
Bugün; Irak darmaduman, Suriye kan revan ve Türkiye haykırıyor Amerikalı'ya; "nedir senin benimle davan; nedir bu Dolar bazlı ayak oyunların?..."Yok, yok, hemen korkmayın; kimseciklerin bağırdığı yok, tersine bağrımızı açıyoruz.Kimilerinin amacı, ereği; Amerikan mandatery...Kurtuluş Savaşı'na karşın, Lozan Barış Antlaması'na karşın...Sonunda gerçekleşti; en başta Halide Edip Adıvar'ın dileği... Hayırlı olsun...Ne diyelim?... Biz kimiz ki; ne diyebilelim?...Mekanın Cennet olsun Aziz Nesin Usta... Değme akıl sağlığı uzmanı varken; sen teşhisi koydun herkesden önce; halkın yüzde 60'ı aptal dedin...Senin ardından onca yıl geçip, gidiverdi; ne oldu anlayamadık, sonunda yüzde 40'ı da yanımıza aldık.Eğer aramızda olsaydın sen, dünden, bugüne değişimimizi izlediğinde, ne kitaplar yazardın AZİZLİK...