Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Düğün Halleri...

  • 23 Nisan 2018 Pazartesi


Önceden belirlenen bir eylem veya uygulama öne alınıyor ise; erkene almayı gerektiren bir zorunluluğun olması gerekir. Bu olguyu çok veciz olarak anlatan halk söylemimiz var ve şöyle der: “DÜĞÜN ERKENE ALINIYOR İSE, GELİN HAMİLEDİR!”

Her şey yolunda giderken ve sürenin dolmasına bir buçuk yıldan fazla süre varken erken seçim kararının alınması her koşulda açıklanmaya muhtaçtır. Bunu şöyle örnekleyebiliriz; gök bulutsuz ve güneşli iken yağmur yağma olasılığı ne ise, her şey yolunda giderken seçim yapma olasılığı da o kadardır. Yani sözün özü şudur, yolunda gitmeyen bir şeyler var. Bunu test edebilmek için ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlara bakmak gerek.
Ekonomik durumun hızla kötüye doğru gittiği görülüyor. Cumhuriyet’in aktardığı iç karartan bir tablo var: “(…..) AKP döneminde, devletin borcu 3 kattan fazla büyüyerek 876.5 milyar TL olmuş. Özel sektörün dış borcu yüzde 700 artarak 307.8 milyar dolara çıkmış. Kişi başına kamu borcu yüzde 400’den fazla artarak 10 bin 981 TL’ye ulaşmış. AKP’nin döneminde cari açık, önceki 52 yılın toplam açığını 13’e katlayarak 561.6 milyar dolar olmuş. Türkiye’nin 80 yıllık dış ticaret açığı da 247 milyar dolardan 960.6 milyar dolara fırlamış. 16 yılda tüketicinin banka borcu yaklaşık yüzde 7 bin 500 artmış. Bu dönemde 1 kilogram ekmeğin fiyatı yüzde 400 artmış. AKP iktidarının son 6 yılında milyonerlerin sayısı 32 binden 127 bine çıkmış. Gençler arasında işsizlik yüzde 20’nin üzerinde.”
Onlar hesapsız ve sorumsuzca dışarıdan yüksek faizli borç almakta ve aldıklarını istedikleri gibi (yandaşlarına) dağıtacak, bu borçları da tıpkı Osmanlı’nın borçları gibi vatandaşlar ödeyecek!

Cumhuriyet raporunun devamı şöyle: “Böyle bir sürecin, AKP ve şoven milliyetçiliğin ağzında bir sakıza dönen “beka” sorunundan çok farklı, çok daha gerçek bir “beka” sorununu, toplumsal ilişkilerin dokusunu çözmeye, toplumun değerlerini çürütmeye başlayarak gündeme getirmesi kaçınılmaz: Gerçekten de rapor, boşanmaların yüzde 38, fuhuşun yüzde 790, çocukların cinsel istismarının yüzde 434, kadına yönelik şiddetin yüzde 1400, cinayetlerin yüzde 261, cinsel tacizin yüzde 449, tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 285, uyuşturucu bağımlılığının yüzde 678 arttığını gösteriyor!”
Siyasi olarak baskın seçim yapma girişiminin nedenlerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
1-Normal süresi içinde yapılacak seçimleri kaybedeceklerini görüyorlar.
2-İyi Partinin seçime girmesini engellemek istiyorlar.
3-Ekonomik yıkımın(Deprem benzetmesi Tayyip Erdoğan’a ait) olumsuz etkilerinden kaçmak için.
4-Erken seçim, yönetememenin kaçınılmaz sonucudur. Her üç gençten biri işsiz, 6 milyonun üstünde işsizimiz ve 16 milyonun üstüne yoksulumuz var.
5-Muhalefeti hazırlıksız yakalama ve muhalefetin seçime katılımını güçleştirme.
6-OHAL koşullarında ve devlet olanaklarını kullanarak seçim sonuçlarını lehine çevirmek(!)
Siyasi partilerin demokratik koşullarda yarışmasından söz etmek mümkün değil. Bir eşitsiz yarış planlanırken, vatandaşların özgür iradeleri çarpıtılmaktadır. 12 milyon dolayında vatandaşa farklı adlar altında devlet yardımı yapılmaktadır. Bu kişilerin eşleriyle birlikte toplamı 22milyonu geçiyor. Bu yardım veya katkılar devlet bütçesinden yapılmaktadır. Bu yardımlar sanki AKP’nin lütfuymuş gibi yansıtılıyor. Ayrıca AKP seçim kaybederse bu yardımların kesileceği gibi büyük bir yalanla kitleler tutsak alınıyor(!) Bu olay ilgili kişilere parti yetkililerince açıklanmalıdır. Celladının bıçağını yalayanları uyandırmak gerekli ve öncelikli bir görevdir.