Selma Erdal

Tüm Yazıları


Dönüp Duran Dünya

  • 24 Eylül 2018 Pazartesi


Kilo alıp verme ya da yaş ilerlemesi nedeniyle kendimize yakıştıramayıp, sonra olmasın ayıp diyerek; bir köşeye atılan ve artık giyilmeyen giysileri, ayakkabıları, bizim işimize yaramayan ne varsa..Ve de ev dönüşmesin çöp eve düşüncesiyle;koyarım bir kutuya ya da torbaya...Bırakırım belediyenin koskocaman çöp kutularının yanına...İçine de koymam ki kirlenmesinler,gereksinim duyan birisi olursa görüp,alsın diye...Bu aralar torbayı koymamla, torbanın kaybolması sanki bir anda oluyor gibi...Ben de merak ettim doğrusu; kim acaba bu "ihtiyaç sahibi" kişi?...
Geçen hafta Cumartesi günü, akşam üzeri; yine giyilmeyen giysilerle dolu bir torba koydum çöp kutusunun yanına...Girdim bahçeye, girmemle birlikte; yakındaki evlerden birisinden orta yaşlı, kır saçlı bir kadın çıktı, torbayı aldı; ben de hemen seslendim kendisine:-Eğer gereksinim varsa; bundan böyle çöpün yanına koymadan, doğrudan vereyim size,bizim kullanmadığımız ne varsa...
Ve bu arada kadının peşi sıra gelen, kadının ayaklarına dolaşan en az yedi, sekiz kedi de yanında...Kadın yanıtladı beni anında:-Ben ikinci el giysileri satıyorum, parasıyla da bu kedilere mama alıyorum.Siz buraya torbaları bıraktıkça, ben de onları alıyorum.
Kadın bu yanıtı verince bana; vay canına dedim, bakar mısın şu düzene?... Dolaylı yoldan da olsa, gerçekde kedileri besleyen benmişim.Bir de kedi kafalar saldırıp duruyor bana...Ben onlara ne anlatıyorum, onlar ne anlıyorlar o dar kafalarıyla...Ben diyorum ki yabancı sermaye ile büyüyen bir ekonomiye; girmezse yabancı sermaye, obruklar açılır, çöker ekonomi... Bu nedenle önemlidir özkaynaklarla kalkınma...Onlar anlıyor ki kedi maması için harcanan paralar, ekonomiyi çökertdi.Ben diyorum ki kedilere, köpeklere siz takıp durdukça aklınızı; görmez ya da aldırmaz oldunuz ülkede yaşananlara... Ve sonrasında da açıklıyorum neden böyle olduklarını... Diyorum ki...İşte bu kör bakışlarınızın, dumura uğratılmış düşüncelerinizin de sorumlusu; küreselleşme canavarının size "üçüncü kuşak haklar" bağlamında buyurdukları, sev dedikleri, sorumluluk duymanızı bellettikleri, ama haksızlıklara, hukuksuzluklara dur dedirtmedikleri yaşam biçimin getirdikleri...
Ne yapalım?...Bu kafalara; gerçekleri anlatmak, deveye hendek atlatmakdan daha zormuş...Zormuş da işin gerçeği kedileri benim bıraktığım torbalardaki giysiler besliyormuş.Ben bıraktıkça insanlar yararlansın diye giysileri, kadının birisi onları satıp, kedilere mama alıyormuş. Bu durumda kedileri beslemenin günahı mı, sevabı mı, her ne olduğunu bilmem ama, benim payımın çokça olduğu ortada..Ama bildiğim, bu konuda araştırma yapanlardan öğrendiğim bir gerçek var ki ortada; yaşadığımız gezegende insan eliyle ortaya çıkan olumsuzluklar sonucunda ilk önce İNSAN TÜRÜ yok olacakmış ya varsayımlara, olasılıklara göre...İşte insan türünün ardından ilk yok olacak olan da kedilermiş, ama evde beslenen, ev ortamında yaşamağa alıştırılan kedilermiş.Çünkü onlar insan eliyle beslenmeğe alıştığından; içgüdüleriyle avlanmayı, kendini beslemeği unutmuş, insanlara yaslanmış oldukları için...Çünkü insan türü yok olduğunda, hazıra alışan kedi türü; bulamadığında hazır besini, açlıkdan ölecekmiş. Bu nedenle insanın ardından ilk yok olacak olan kedilermiş.İnsan türü; karıştıkça doğal yaşamın düzenine, dengesine ne yazık ki hem kendi sonunu, hem de kedilerinin sonunu hazırlıyormuş da...Aman, bundan kedi kafalara ne?...Onların bu yaşam zincirinin halkaları koptukça; neler olacağına ilişkin kuşkuları, korkuları yok ki, güncel yaşamlarında, yarını düşünmeden, yaşayıp gidiyorlar.
Oğlum anlatıyor...Amerika'da Cumhuriyetçiler seçimleri nasıl kazanıyor biliyor musun?...Demokratların ilgileneceği, hassas oldukları, bam teline dokunan konulara ilişkin yapay bir olay yaratıp ya da söz söyleyip; kızdıryorlar onları...Sonra demokratlar çıkıyorlar sokaklara, protesto gösterileri için...Onlar enerjilerini; kedi-köpekler, cinsel kimliğinden dönenler ya da çevre sorunlarına ilişkin sorunlar nedeniyle gösterilerde harcarken...Cumhuriyetçiler durmaksızın seçimlere yönelik çalışıyor; kapı, kapı dolaşıyor,halkla birebir ilişki kurup, onlara "Great America" üzerine düşlerini, düşüncelerini anlatıyor, seçimleri kazanıyor. Sonra da kedi-köpek-eşcinsel hakları diye sokaklarda gezen Demokratlar; ülkeyi Cumhuriyetçiler'e kaptırdık diye vızıklanıyor.
Ne kadar da bilinen, ne kadar da tanıdık bir yöntem bizler için değil mi?...Küresellemenin mucidi ülkenin, bütün dünyaya öğrettiği küreselleşme kuramının; yaşama geçirdiği eylem biçimi...Tam tamına ülkemizde de 2002'den beri uygulandığı gibi...YENİ CHP'liler demokrasi havarisi geçinip, halkın kullandığı dilden uzak söylemleriyle, entel-dantel söylevleriyle , çağdaş-uygar-ilerici-demokrat... Ama seçimlerde ülkeyi ev, ev,kapı, kapı dolaşan, garibana, yoksula, toplumsal sıralamada yok sayılana ulaşan AKP; seçim yarışında oluyor ipi göğüsleyen, yarışı kazanan...Bir de Suriyeliler'den gelen bonus oylar...AKP için ömür boyu iktidar garantisi...
Aman aldırmayın siz bana; bakın dalganıza, kedilerinizi, köpeklerinizi , eşcinsellerinizi ve Cumartesi Annelerinizi sevin, onlara söz söyleyenlere sövün, gerekirse dövün... 1980 öncesinin solcuları, devrimcileri gibi Meyhane köşelerinde; ülkeyi değil ama kedileri,köpekleri, eşcinselleri kurtarın "onların da yaşama hakkı var" diye vereceğiniz beyanatlar eşliğinde...Halk mı, ulus mu, ülke mi, hukuk mu, ekonomik bozulma mı,etnik kimliklere ayrıştırılıp, dinsel bağnazlıklarla ötekileştirilip, yaratılan pek çok sorunla çözülme mi?...Boşverin...Siz kedilerinizi besleyin...Besleyin diyeceğim de meğer kedileri besleyen asıl benmişim; yoksul yararlansın diye koyduğum giysi torbalarını kapıp, ikinci el diye satan kurnaz kadının aracılığıyla...Nasıl bir Dünya ama?... Kendi döngüsünde, düzeninde dönüp duruyor; bildiği gibi dengelerini kuruyor.Bu arada Amerika'dan birebir bilgi aldığım oğlum; bilim insanı da orada...Yoksa Amerika'ya ve Amerikalılar'a bir düşkünlüğüm yok; Amerikalılar'dansa kedi ve köpekleri daha çok severim aslında...Ama siz yine de koyun şunu o güzel kafacıklarınızda bir kenara...Kıyamet söylenceleri bir yana; bilimsel olarak Dünyamız'ın "insanın yanlış eylemleri sonucunda" bir yokoluş sürecine girdiği gerçeği duruyor karşımızda...Bu sürecin en önemli alametlerinden birisi de KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ...Bir başka NUH TUFANI daha yaşayabilir insanlık; bu yanlış tutum ve davranışlarını değiştirmezse...İşte yaşanan bu olumsuz süreçde sona gelindiğinde; ilk önce insanlar yok olacakmış. Ve ardından, insanların hemen ardından da kimler mi yok olacakmış?...Öncelikle kediler...Evlerde beslenen, bir bebek gibi, bir çocuk gibi bakılan kediler...Üstelik de açlıkdan öleceklermiş. Neden mi?...Doğalarına, yaradılışlarına aykırı bir biçimde yaşadıkları için; insanların evlerinde yaşarken hazıra alıştırıldıkları için, içgüdüsel avlanma yeteneklerini unutup,insan eliyle beslenmeğe alıştıkları için...İnsanların ardından; önce kediler yok olacaklarmış...Sokak kedileri değil elbette ya da doğal koşullarda yaşayan kediler de değil; evlerde barınanlar...İster inanın, ister inanmayın ama şu yaşadığımız düzene, seçimlerde oyların sayılmasına, seçimler sonucunda kimilerinin keyifden, kimilerinin de öfkeden bayılmasına katkıları olan şu trafo kedileri var ya...Onlar bile yaşayacaklarmış; kendi başlarının çaresine bakabildikleri için...Ama evlerde yaşamaya alıştırılan kedicikler; sahip ve sahibelerinin ardından, öteki dünyaya çabucak gideceklermiş...Ben demiyorum, bilim insanları diyor; oturup, araştırmışlar,bu sonuca varmışlar...Olsun, ne olursa olsun; yeter ki bu ülkede öncelikle kedilere, sonra köpeklere ve bittabii ki eşcnsellere ve Cumartesi Anneleri'ne sizin destekleriniz olsun...Bu konuların dışında, olan bitenler de bizim derdimiz, kaygımız olsun. Biz kedi,köpek, eşcinsel-cumartesi anneleri yerine; ülkemiz, ulusumuz için ağlarız da, güleriz de...