Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Dolar sanki Akbük pazarında dolaşıyor

  • 23 Eylül 2018 Pazar


Adamın yuh sana pazaryeri diyesi geliyor. Bu hafta güneş başsıma pek geçmedi ama, elim ve avucum ateşten yandı. Bu pazarın ateşi. Sebze ve meyvenin ateşi. Çakal bazı pazarcıların, toptancıların ortaya koyduğu ateş. Adamın yeter gari diyesi geliyor.
Alışveriş sırasında gördüklerim şaşırttı. Fiyatlar sanki dolara endeksli fırlamış gidiyor. Aslında buna belediyelerin kendi inisiyatiflerini kullanarak, fiyatların kontrol altında tutulması gerekir diye düşünüyorum. Bir tek balık satışlarında artışın olmaması, aklıma garip duyguları getirdi. Demek ki, hala dolar denize düşmemiş. Okyanus ötesinin yaptığı sansasyon denilse de, deniz yoluyla değil, hava yoluyla gittiği ve suya değmediği bir gerçek.
İki Karadenizli İstanbul’a gelmişler. Çalışmak için iş ararken biraz dinlenmek istemişler. Bankta oturup denizi seyrederlerken, martının biri denize pike yaparak tekrar havalanmış. Temel demiş ki, martı suya değdi. Dursun ise, değmedi demiş. Bunun sonu kavgaya kadar gitmiş. Değdi, değmedi değdi derken, her ikisinde de kafa göz yarılmış. Neyse vatandaşlar tarafından ayrılarak gelen polislere teslim edilmişler. Karakolda; “Siz hemşerisiniz. Hiç olur mu böyle şey. Ayıptır yaptığınız” diyerek barıştırmışlar. Daha sonra tekrar aynı yerde oturmaya başlamışlar. Yine martı ve yine tartışma. “Ula Temel martı aslında değmemişti ama neyse” derken yeniden kavga başlamış.
Bu ülkenin bu tür kavgaları bitmez. Pazarda aynı Temel ile Dursun gibi, tezgahın önünde tartıştılar. Biri bu fiyatların sebebi hükümet derken, diğeri köylüye yükledi suçu. Köylü mal üretmiyor. Pazara gelmeden toptancıdan alıyor malı. Kendi malı gibi istediğine satıyor diyordu. Neyse tartışmayı araya girerek bitirdiler. İkisi de aynı tezgahtan alacaklarını almıştı. Beni gülme tuttu. Size anlatmaya çalıştığım Temel ile Dursun’un fıkrası aklıma geldi. Martı misali fiyatları hükümet yapsa ne olur, köylü yapsa ne olur. Olanlar ortada. Bunun olması için zamanında yetki sağlayanlar bu işin sorumlusudur.
Bundan sonra ne olacak sorusu şimdi gündeme gelmelidir. Yani işin ne olduğu değil de ne olacağına bakılmalıdır. Burada bizlerin seçtiği yerel yöneticilerimiz bu işlere el atmalıdır. Ne yapabilirlerse o kadarı kardır. Burada yaşayanların çoğu emeklilerden oluşuyor. Pazarcı esnafı ise, emekli kavramından yoksun bir şekilde pazara uğrayanı bankaların sahibi, fabrikatör, barajların müteahhidi ile karıştırarak, onları bir güzel kazıklıyor. Henüz geçen günlerde yazdığım bir yazımda, bir çok üründe etiket olmadığını yazmıştım. Henüz bir çözüm olmadığını gördüm. Hiç olmazsa Pazar kurulduğu günlerde zabıta bollaştırılarak Pazar yerinde dolaşmalı ve fiyatları kontrol etmelidir. Burada yaşayan çoğu insanın sizlere özveri ile oy verdiğini unutmamak lazım diye düşünüyorum.