Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Doktor yakında muska yazacak

  • 09 Şubat 2019 Cumartesi


İnsan sağlığı en önemli konudur. Anayasamızda da belirtildiği gibi, insan sağlığı devletin görevidir. Devletin görevi olarak kimler kabul ediyor, etmiyor beni hiç ilgilendirmiyor. Bildiğim tek şey, insan sağlığı için gerekli tüm unsurların eskilere döndüğüdür. Neredeyse doktorlar artık hastalara muska yazacaklar. Bunları yazarken bilerek yazıyorum. Bazı siyasiler şimdi bu yazımdan sonra beni yalancılıkla itham edeceklerinden eminim. Gidip eczacılara sorsunlar. Ama öyle yandaş falan değil. Dini bütün olanlara kurana el bastırarak, diğerlerine yemin ettirerek. İlaç sektörüne ve depolara sordursunlar. İlaç neden yok, ilaçlar neden piyasaya verilmiyor diye. İlaç sektörü gerekli desteği alabiliyor mu diye. Benim köküm ilaççı beyler ben kül yutmam.
En önemlisi tansiyon ilacı. Piyasada yok. Muadili hiç yok. Yerine geçecek ürün yok. Başka ne yapılabilir bilen yok. Ne zaman piyasaya verilecek belli değil. Felçli hasta olmasından dolayı başka ürün etki etmiyor. Felçli hastaların kullandığı asıl ürünler piyasada yok. Ne zaman verilir bilen yok. Ya kanser hastaları ne alemde sormak lazım. Hangi ilacım biterse nereden ve nasıl temin edeceğinden kimsenin haberi yok. Nörolojik hastaların kullanacağı ürünler arasında psikolojik ürünler de var. Önceden yazılabilen ürünleri şimdi bir yönetmelik ile kaldırdılar. Bu ürünleri sadece psikiyatristler yazabilir diyor. Psikiyatristin olmadığı yerlerde ne olacak bilen yok. Her psikiyatrist hasta gelince ürün yazmıyor. Buda işin başka boyutu. Uzman hekim bile yazamıyor.
Bir hemşire beni geçen gün uyardı. Hocam eğer o ilacı bulamıyorsan, vakıflara git, orada tanıdığınız varsa size bulabilirler. Kim bu vakıflar dediğimde bana çok acı bir gerçeği anlamama yardımcı oldu. Üstelik bu hemşire arkadaş başı kapalı bir kardeşimiz. İnancı öyle ama işin ne olduğunu açıkça bana ileten biri oldu. Yani yandaş oralara kayıtlı olursa istediği ve piyasada olmayan ilacı temin edebiliyor demek istedi. Homurdananların sesini duyar gibiyim. Önemli bir konunun altını çizmekte yarar var. Hasta ve yakınları bazen ilaç bulamadığında eczacılara kabahat buluyor. Eczacılar ilacı üreten kişi değil. Onlar üretilen ilacı satanlar. Yani bir ticarethane. Ona ilaç verilirse satar. Yoksa hasta gibi oda beklemek zorundadır. Asıl bu ilacın sıkıntıya düşmesinde sebep olanlar sağlık konusunda başta duran bizleri yönetenlerdir. Bununla kalmıyor beyler. Ben yaşadığım için biliyorum. Hastaneye yakınınız yatıyor ve ona refakat eden biri var. Eskiden hastaneler kendi yemeklerini mutfağında üretirdi. Kontrolü de gayet iyi olurdu. Şimdi verdiler yemek şirketlerine. Verdiler vermesine de yemek ihalesini kazanmak için atılan taklaları ben yine bilen biriyim. Yağ yerine içine su koysa da kurtarmıyor maliyetini. Bu kişi nasıl kendisini amorti edecek bilen var mı? Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye işin peşini bırakanlar oldukça bu işler düzelmez. Olan hastanede yatan garibana oluyor. Personel sayısı az olan yemek şirketi, cebine ne kadar fazla cukka indirecek onun derdinde. Sayı az olunca, yemekleri önceden tepsilere koyup soğuk yemeği dayıyorlar hasta ve yakınlarına. Gariban köyden varoştan gelen hasta gık mı çıkarabilir. Afiyetle yiyor yemeğini. Soran yok, eden yok, şikayet yok. Sömürü istemediğin kadar çok. Birde işin farklı bir boyutu var. Hastaya her gün konumuna göre yemek verilir. Dağıtılan yemek hastanın yemeği ile refakatçinin aynı olursa şüphe uyandırır. Yaptığım araştırmada, kalp damar hastası olan hastanın yemeği refakatçıyla aynı. Yani tuz var, şeker var, hasta ölsün gitsin. Bu niye biliyor musunuz? Ucuz etin yahnisi. Refakatçi uyanık olmasa var ya, hasta ayvayı erkenden yedi. Öyle hasta ziyaretlerini yapmakla oy istenmiyor. Hatırlatmak istedim.