Erdem Özden

Tüm Yazıları


Doğa Bizimle Konuşuyor Farkında mısınız?

  • 23 Temmuz 2018 Pazartesi


Yaşadığımız evrende bizimden önce yaşamışlar olduğu gibi şimdide bizimle yaşamak zorunda olanlar var. Doğa kendi dengesini her zaman koruyor ve kendisine kötü davrananları mutlaka cezalandırıyor.
Milyonlarca yıldır, kendi kurallarını koruyan ve ona uygun davranan doğa artık bizimle iletişim de kuruyor.
Kentleşen yaşama rağmen, torakların azalmasına rağmen ve bizimle birlikte olması gereken canlıların azalması konusunda bize uyarılar veriyor.
Bakın buralar da benimle yaşarsınız ya da ben hesabı tutuyorum size sorarım diyor.
Yaşadığımız Didim'de de bu mesajları veriyor, belki gözümüzden kaçıyor ama iyi okumak lazım bu mesajları. Doğa bize mesaj veriyor, hem de öyle subliminal falan değil açık açık ve yüksek sesle. Dinleyin bakın ne diyorlar:
Avcılar çukurunda kendi dünyasında, ağaç başında tünemesi gereken bir baykuş beton binada plastik ve metalin yuvasının yerini almasına rağmen gelip sesleniyor bize, bakın benim yerimi aldınız, yuvamı bozdunuz Bir de bana uğursuz diyorsunuz asıl yuva yıkan soyumu tüketen sizlersiniz, ben mi çağırdım sizi buraya, bari tepesinde tüneyecek 5-10 ağaç bıraksaydınız, bunu yazdım siz görürsünüz der gibi bakıyor.
Kaldırım yapıp rahat yürüdüğünüzü sandığınız bir yolda bir gelincik her şeye inat yolunuzu kesiyor.Hey hemşerim gelip basıp geçiyorsun buradan bezi eziyorsun ama sıra bana da gelecek diye.
Bir kuzu kendisinin otlaması gereken meraları işgal eden müteahhidi aramak için sokağın başına gelmiş. Benim yiyeceklerimi azaltıp rahat yaşayacağını mı sanıyorsun, bu yaptığın yollarda bunca araba çoğalınca ben anamın kuzusuyum ama senin de kuzuların yarın bir gün oynayacak yer bulamayacak ve bu yolda hayatını kaybedecek belki de, hesap günü gelince sana hatırlatırım der gibi.
Her dere kendi yatağında milyonlarca yıldır kendi yatağını koruyor, nereden akacağına kendi karar veriyor.sonra bir gün birileri gelip bu dereleri doldurup kendilerine alan yaratmak isteyince, anlaşılan sana verdiğim dersler yetmiyor, o zaman sana mesajımı dumanla vereyim oku bakalım, sen benim yolumu kesersen bende sana senin yarattığın cehennemde seni soluksuz bırakırım, dumana boğarım seni şu iş adabınla yapsana diyor.
Toprak ana kendi alanına atılan plastik ve benzeri atıkları kabul etmiyor bünyesine ve eritmiyor, kusuyor yıllardır, gidin üstümden kaldırın şu pisliklerini der gibi, sonra birileri çıkıp bunlardan para kazanmak istiyor, toprak ana yine mesaj veriyor, bu güzelim arazide bana yer bırakmadınız, gözünüzün yeşile doymasını istemiyorsunuz, alın size sizin kendinizin yarattığınız krililik, size yeşil manzara falan yok, alın attıklarını seyredin diyor.
Senelerdir bıkmadan usanmadan sofralarımızın süsü balıklarını cömertçe veren koca Menderes, kıvrıla kıvrıla akarken, önüne konan tüm bentleri aşıp kendisine meydan okuyanlara aldırmadan kıvrıla kıvrıla akmaya devam etmiş kendi yatağında, kah kurumuz azalmış, kah coşmuş azmış, ama sonunda pamuğa can,zeytine damla olmuş, yetmemiş içinden balıklar sunmuş, ben yağmur suyu ile dolarım, kaynak suyu ile akarım siz işime karışmayın demiş. Ancak ne va rki gün gelmiş bu sesi duymayanlar vermişler kirli suyu Menderesin damarlarına, o zaman kızmış Menderes ve suyuyla beslenen tarlayı çürütmüş, suyunu içeni öldürmüş, bakmış anlamıyoruz, içindeki balıkları da kusmuş, alın size balık hadi yiyin de göreyim, JES'ci beyler mi yaman Menderes mi yaman diyor.
Ege denizi sesleniyor gah dalgalanarak kızarak, bazen de yorulup çarşaf gibi yatarak, içine girene zevk vermeme kararı almış kendince, her şeyi kabul eder nasılsa derya burası deyip eline geçeni kendisine atanlar cevap hemen geliyor, ulen dengesizler ben dünyanın üçte birini oluşturuyorum siz kimsiniz ki benim evimin içine ot çöp atarsınız alın bunları çabuk kendiniz toplayın, içimden babanız çıksa yiyorsunuz ya, alın bunları yiyin teresler, o tekerleklerinde kendinize takın dingiller diye kıyıya sürüyor kendinden olmayanı.
Tavşanburnun çamlar arasında yaşayıp, dam üstü duran saksağan artık isyan etmiş gelmiş sofraya, verin ulen bana da birkaç lokma yiyecek bir şey bırakmadınız benim yaşayacağım yerde, verin haracımı bakıyım, verdiğiniz yiyecekleri lütuf sanmayın, asıl siz benim hakkımı yiyorsunuz, hem damınızın üstüne istiyor, hem de belimize kazma vuruyormuşsunuz, siz kim bana kazma vurmak kim, ya haracımı vereceksiniz ya da gelir tepenize mıçarım.