Selma Erdal

Tüm Yazıları


Diyorlar ki..

  • 10 Ekim 2018 Çarşamba


5 Ekim 2018 gecesi; sisli, isli dumanlarla kaplanınca ve de yanık kokunca Didim'in çevresi, kaygılanmışdık yine kırılasıca elin birisi makilikleri ateşe verdi diye...Sonra çıktık baktık dışarıya, dumanlar Balat yönünden geliyor...Sorduk, soruşturduk, üşenmedik araştırdık; işte bu yanık ve is kokusunun nedeni için...Diyorlar ki...Belediye topladığı çöpleri yakıyormuş ara, sıra... Ve bize de ara, sıra gelen is kokusunun nedeni yakılan çöplermiş...Oysa tek bir kibrit çakıldığında bile; soluduğumuz havadaki oksijen azalır, bunu bilir ilkokul bebeleri bile...Onların dedesi yaşındaki Didim Belediyesi'nin Başkanı nasıl izin verir böylesi bir çevre felaketine?...Çöpleri yakarak nasıl kirletirler Didim'in havasını?... Bilemezler mi, bilmezler mi çöpleri yeniden değerlendirmesini?...Bilmezler mi böylesi yakılan ateşlerle, o ateşlerden sıçrayacak bir tek kıvılcımla; Didim'in makiliklerinin, zeytinliklerinin yanarak küle dönüşebileceğini?...Sözüm ona CHP; çevre sorunları konusunda en hassas, en özenli, üstelik de en bilgili parti imiş falan...Haydi canım sen de; hepsi yalan...Göz göre, göre hem Didim ediliyor talan, hem de havası kirletiliyor ama, kime gam?...
Akbük; Didim'in asortik,fiyakalı diğer yakası...Oysa yolunmuş horoz gibi dağı, taşı, tepesi... Yapılaşma uğruna neredeyse bir tek ağaç bırakmayacaklar...İşte bu Akbük için de...Diyorlar ki...Her yeri hamam böcekleri basmış, Belediye de Akbük'e hiç bakmamış... Sözüm ona lüks restaurantlarda,lokantalarda domuz etleri satılmaktaymış...Bu domuz etlerinin kızartıldığı yağlar da sokaklara dökülmekteymiş...Bu yağlara dadanan hamam böceklerinin sayısı artmış da, artmış;domuz yağlarıyla beslendikçe böcekler azmanlaşmış, neredeyse bir parmak boyuna ulaşmışlar...Bu işyerlerini denetlemek için Belediye de hiç uğramayınca semtlerine; meydan kalmış hamam böceklerine...Hamam böcekleri yetmezmiş gibi bir de sürekli kan vermekteymiş Akbüklüler sivrineklere...Ve Belediye hiç ilaçlama yapmadığı için tedirgin oluyormuş halk mikrop kapacağı endişesiyle...

Didim, Akbük derken; bir de bakalım ülkenin geneline...Bilindiği gibi AVRUPA BİRLİĞİ giriş çalışmaları nedeniyle; bizde İDAM YOK!... Ama bizim Avrupa Birliği'ne girdiğimiz de, gireceğimiz de yok...Bununla birlikte...Diyorlar ki... Tamam bizde idam yok ama enflasyon nedeniyle AÇLIKDAN ÖLÜME MAHKUM OLMAK VAR FITRATIMIZDA...Şu yerel yönetim seçimleri yapıldıkdan sonra, yeni bir zam kasırgası gelirse...İşte o koşullarda kimsede can kalmaz; ne akıllısında, ne delisinde...Artık herkes Cennet ya da Cehennem mevkiilerinde yer seçer kendisine...
80'li yıllardan günümüze, Dünya genelinde küreselleşme kültürünün etkisiyle ve bu bağlamda Turgut Özal'ın iteklemesi ve özendirmesiyle tüketim toplumuna dönüşünce bu ülkenin toplumsal yapısı, olanı da, olmayanı da kaçırdı ipin ucunu... Sonra da birilerinin üzerine atmaya kalkışdılar bu olumsuz koşuların suçunu; İkinci Adam, Kurtuluş Savaşı Gazisi, üstelik de yolsuzlukdan yana kesinlikle kirlenmemişdir mazisi...İsmet Paşamız'a bile dil uzattılar.Yabancı sermaye ile kalkınma yarışında koşarken hızlıca, Amerikalı'nın Doları da ayaklarını dolaştırınca, işler Arap saçı gibi karmakarışık olunca, yine bir Amerikalı'dan akıl almağa kalkışdılar.Sonunda tüketim tutkusu doruklara ulaşmış bu halkı; yeniden tutumlu olmağa çağırdılar.Diyorlar ki... Halka tutumlu olması için akıl verenler, neden kendileri azla yetinmezler?... Eğer tutumlu olmak gerekiyorsa bu ülkede; öncelikle ülkeye egemen olanlar, tutumlu tavır ve davranışlarıyla örnek olmalılar bu ulusa...Aleme verip talkını, kendisi yutarsa salkımı; nasıl inandırıcı olabilir ki ülkenin egemenleri, gerçekden de ekonomiyi düzeltmek için istekli olduklarına?...Hani şu sokakdaki insan, sıradan yurtdaş; vergisini yatırıp, askerlik görevini yapıp, bu ülke için çalışan ve çalışmış olan işçi, memur, emekli, emekçi, kaportacı, tamirci...Söz birliği etmişler gibi böyle, böyle DİYORLAR...Umalım ki duysun onların sözlerini, önemli birileri...