Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


DİRİLİŞ

  • 29 Temmuz 2020 Çarşamba


İşlevsizleşen veya etkisizleşen şeylerin ardıl yaşamları için kullanılan bir söz. Yaşamsal fonksiyonların kaybedilmesi ile ortaya çıkan farklı durum. Yaşamı sürdürememe halinden, yaşama uyarlanmak diriliş olarak adlandırılır. Dirilişe gerek duyulduğunda, ortada bir yetmezliğin olduğu kesindir. Yetmezlikten sorumlu olanlar, sıradanlardanlar değil yönetenlerdir. Yönetmek için, yeterli öngörüye sahip olmak gerekir.
Yeni bir rejimin (kuruluş)inşa edilebilmesi için her şeyden önce haklı ve tutarlı bir öyküye ihtiyaç vardır. Kuruluş öyküsünün en azından toplumun genel çoğunluğu tarafından kabul edilmesi ve izleyen süreçte içselleştirilmesi gerekir. Devletin ve cumhuriyetin kuruluşunda Türk halkıyla birlikte ülkenin sahibi olan öteki gruplar, kurtuluş mücadelesine fiilen katılmışlardır. Katılımcılar için kurtuluş, kuruluşun dayanağı olmuştur. Yeni kurulan cumhuriyet, öncelikle tüm vatandaşlarını “kul” olmaktan kurtararak; özgür ve çağdaş bireyler olmalarını sağlamıştır. Egemenlik hanedandan alınarak halka verilmiştir. Bunun için; “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denmiştir. Kuruluşu izleyen süreçlerde, bu sözün gerekleri yaşamın her alanında yerine getirilmiştir. Eğitimde, sağlıkta, ekonomide, tarımda, sanayide, ulaşımda büyük ve çağdaş atılımlar yapılmıştır. Anayasal, yasal ve kurumsal bir devlet, demokrasi ve laiklik temelinde, liyakatli yöneticiler eliyle yerine getirilmiştir.
Atatürk’ün yönettiği on beş yıllık süreçte Osmanlıdan kalan borçlar ödenmiş ve yabancılara bırakılan tüm varlıklar geri alınmıştır. O yokluk ve yoksulluk koşullarında, ülke ölçeğinde üretim yapan fabrikalar kurulmuştur. Fabrikalar sadece ekonomik açıdan değil; sosyal, siyasi ve kültürel açıdan da halkımıza önderlik ederek hizmetler sunmuştur. Ayakları üstünde dikilen ulusumuz, kendi yağı ile kavrularak ve kendine yetebilen bağımsız bir ülke olmuştur.


1940’lı yılarda İkinci Dünya Savaşının olumsuz etkileri bazı sorunların çözülememesi ile birlikte sorun biriktirmeye başlamıştır. Bu süreçle birlikte kendine yetememe başlamış; dışa bağımlılık adım adım yaşanmıştır. Çok partili sürece geçişle birlikte; “Küçük Amerika” olma saplantısı, siyasi,ekonomik ve askeri bağımlılığı getirmiştir. Yardım adı altında ülkenin gelişme damarları kurutulmuştur. Giderek seçenekleri azalan iktidar, gerici unsurlara daha çok ödünler vererek ve baskıyı artırarak iktidarını korumaya çalışmıştır. Bu gidiş, kaçınılmaz olarak duvara toslayarak kendi varlığını sonlandırmıştır.


Kazanmayı öğrenenlerle kaybetmeyi öğrenenlerin aynı yer ve zamandaki birlikteliğine tanık olunmuştur. Bu sınıfsal olgu, kurulu sistem aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu sistemlerde de varlık sürdürme temelli soluklanma anları vardır. Rahatlama süreçlerinde sınıf atlama örneklerine tanık olunduğu gibi; daralma dönemlerinde sınıf kaydı silinenlerde olmuştur(!)


Allah’a inanmak; hak, hukuk ve adaletten yana olmaktır. Zengin olmak ise; çeşitli yöntemlerle sürdürülen bir eylemler bütünüdür. Farklı bir biçimde ifade edilirse, yaşama ideolojik yaklaşımdır. Bu yaklaşımda; hakkı tanımamak, hukuku görmezden gelmek, adaleti kendi çıkarı olarak görmektir. Zenginleşmek, tek başına başarılacak bir olgu değildir. Ancak, başkalarının birikimlerine bir biçimde el koymakla olanaklı gözükmektedir(!) Eşitsiz ilişkilerde hep kazanan tarafta olmakla olanaklıdır zengin olmak. Paylaşımda kayrılan kesimde yer almakla olanaklıdır zengin olmak. Halka ait olan kaynaklardan kişisel çıkarı için yararlanma ayrıcalığına sahip olmaktır. Doğayı tahrip ederek kişisel çıkar sağlamak zenginleşmenin yollarından biridir.


El konan, yağmalanan veya tırtıklanan hiçbir şey helal olamaz! Zenginler, alınlarının akıyla kazançlarının hesabını vermeliler. Hiçbir hesap ahirete bırakılmamalıdır. Zora dayalı kazanımların korunması için uygulanan sistem değişikliklerinin toplumdaki karşılığı, sürdürülebilirliği taşıyacak düzeyde değildir. Buradaki tercihte, ülke mi gözetilecek, yoksa aracılar mı sorusuna net ve açık bir yanıt verilmelidir. Aracıların (bir avuç) çıkarı ile ülke çıkarı çatışıyor ise; bu durumun uzun süre sürdürülebilirliğinin olmadığı görülerek gerekenönlemler alınmalıdır!

...