Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


DİRENME HAKKI.

  • 21 Mayıs 2018 Pazartesi


İkti­dar top­lum­da güçlü olan dar bir gru­bun tepe nok­ta­sı­nı tem­sil et­mek­te­dir. Te­pe­de yer alan­lar özel ko­num­lar hariç top­lu­mun bü­tü­nü­nü tem­sil etmez. Bu ne­den­le bir­lik ve be­ra­ber­lik­ten söz etmek güç­le­şir. Var­lık­ta­ki be­ra­ber­lik­ler­le yok­sun­luk­ta­ki be­ra­ber­lik eş­de­ğer de­ğil­dir. Bunun için ta­sa­da ve kı­vanç­ta bir­lik­ten söz etmek ege­me­ne hiz­met eden bir ef­sa­ne­dir. Bu durum so­run­la­rın kay­na­ğı­dır. Or­ta­ya çıkan so­run­lar hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü te­me­lin­de ve de­mok­ra­tik yol ve yön­tem­ler­le çö­zül­mez ise; va­tan­daş­la­rı bir arada tut­mak güç­le­şir. Bu so­run­la­rı çö­zecek olan ik­ti­dar­lar­dır.
“Yakın Çağ si­ya­sal dü­şü­nür­le­rin­den Ben­ja­min Cons­tant’a göre, “Kendi sı­nır­la­rı­nı aşan ik­ti­dar gayrı meş­ru­dur. İkti­dar­la­rın sı­nı­rı ise, ki­şi­nin özel ve ba­ğımsız ala­nı­nın sı­nı­rı­dır. Kişi öz­gür­lü­ğü ve gü­ven­li­ği, vic­dan, dü­şün­ce ve inanç öz­gür­lü­ğü, basın öz­gür­lü­ğü ve mül­ki­yet hakkı ik­ti­da­rın sı­nı­rı­nı oluş­tu­rur. Hiç­bir ik­ti­dar meş­ru­iye­ti­ni kay­bet­me­den bu kut­sal hak­la­rı ihlal ede­mez. . Kişi öz­gür­lü­ğü ve gü­ven­li­ği, vic­dan, dü­şün­ce ve inanç öz­gür­lü­ğü, basın öz­gür­lü­ğü ve mül­ki­yet hakkı ik­ti­da­rın sı­nı­rı­nı oluş­tu­rur. Hiç­bir ik­ti­dar meş­ru­iye­ti­ni kay­bet­me­den bu kut­sal hak­la­rı ihlal ede­mez. (Göze, 1986, 250)
Üst­te­ki alın­tı önem­li nok­ta­la­ra vurgu yap­mak­ta­dır: İkti­dar kendi sı­nır­la­rı­nı aş­tı­ğı an gay­ri­meş­ru ko­nu­ma düşer ki, bu da ya­şam­la il­gi­li hak­la­rı­nı sa­vu­nan in­san­la­rın di­ren­me hak­kı­nı işa­ret eder.
İkti­dar­la­rın sı­nı­rı, ki­şi­nin özel ve ba­ğımsız ala­nı­nın sı­nı­rı­dır.İkti­dar­la­rın sınır, ki­şi­nin özel ve ba­ğımsız ala­nı­nın sı­nı­rı­dır.
3. Kişi öz­gür­lü­ğü ve gü­ven­li­ği, vic­dan, dü­şün­ce ve inanç öz­gür­lü­ğü, basın öz­gür­lü­ğü ve mül­ki­yet hakkı ik­ti­da­rın sı­nı­rı­nı oluş­tu­rur.
4-Hiç­bir ik­ti­dar meş­ru­iye­ti­ni kay­bet­me­den bu kut­sal hak­la­rı ihlal ede­mez!
“Dev­le­tin var­lık ne­de­ni de bu doğal hak­la­rı gü­ven­ce­ye al­mak­tır. Doğal hak­lar dü­şün­ce­si, aynı za­man­da bu hak­la­rın dev­le­te karşı da gü­ven­ce­de ol­ma­sı­nı ön­gör­mek­te­dir. Çünkü top­lum­da ik­ti­da­rı kul­la­nan ve kont­rol eden dev­let, bu büyük gücü nede­niyle hak ve öz­gür­lük­ler için bir teh­li­ke oluş­tur­mak­ta­dır. Ancak dev­le­tin meş­ru­luk te­me­li, li­be­ral gö­rü­şe ve sos­yal söz­leş­me­ye göre, hak ve özgür­lükleri gü­ven­ce al­tı­na al­mak­tır. Yani dev­let, bir ki­şi­nin ya da bir gru­bun başka bir ki­şi­nin öz­gür­lük­le­ri­ni çiğ­ne­me­si­ni en­gel­le­yecek; buna ek ola­rak üstün gü­cü­nü, bi­re­yin hak ve öz­gür­lük­le­ri­ni kı­sıt­la­ma­da kul­lan­ma­ya­cak­tır.” (Şay­lan, 2003, 79; Gül­soy, 2000, 283-287)(tbb der­gi­si ba­ro­bir­lik.​org.​tr)
Zul­mün ol­du­ğu yerde isyan yok ise, orada insan da yok­tur(!)
Her top­lum­da yö­ne­ten­ler ile yö­ne­ti­len­ler ara­sın­da ya­zı­lı ve ya­zı­lı ol­ma­yan an­laş­ma­lar var­dır. Özel­lik­le ana­ya­sa­lar bir top­lum­sal söz­leş­me­dir. Bu ko­nu­da ya­şam­sal hak­la­rı gü­ven­ce­ye alan yasal gü­ven­ce­ler mev­cut­tur. Yö­ne­ti­me iliş­kin top­lum söz­leş­me­sin­de yö­ne­ten­ler yet­ki­le­ri­ni aş­tık­la­rın­da açık ve örtük söz­leş­me­ler bo­zu­lur. Böyle bir du­rum­da yü­küm­lü­lük­ler or­ta­dan kal­kar ve di­ren­me bir hak ola­rak gün­de­me gelir.
Di­ren­me hakkı: “İkti­da­rın, halkı kanun dışı yö­net­me­ye sap­ma­sı ha­lin­de, hal­kın da buna kanun dışı di­ren­me hak­kı­dır.(TBB Der­gi­si.​ba­ro­bir­lik.​org.​tr)
1961 Ana­ya­sa­sı baş­lan­gıç bö­lü­mün­de di­ren­me hak­kın­dan söz eder. Ana­ya­sa ve hukuk dışı dav­ra­nış­la­rın ol­ma­sı hali meş­ru­lu­ğun kay­bol­du­ğu­na işa­ret eder.
Ya­şa­ma iliş­kin temel hak­la­rın gü­ven­ce­si ya­sa­lar, ku­rum­lar ve yö­ne­ten­ler­dir. Özel­lik­le yö­ne­ten­le­rin bu gü­ven­ce­le­ri yok say­ma­sı, temel hak­la­rın gü­ven­ce­si olan di­ren­me hak­kı­nı gün­de­me ge­ti­rir.
“De­niz­de­ki dal­ga­la­rı, esen rüz­gar­la­rı dur­du­ra­maz­lar, evden eve, so­kak­tan so­ka­ğa, şe­hir­den şehre en­ter­kon­nek­te di­re­ni­şi en­gel­le­ye­mez­ler. Ya­şa­ma hakkı gasp edil­di­ğin­de ha­yat­ta kal­mak için di­ren­mek meş­ru­dur.”( Melih Pek­de­mir-BİRGÜN)
Sözün özü şu; di­ren­mek­ten vaz­geç­mek önce hak­la­rın­dan, son­ra­da ya­şa­mın­dan vaz­geç­mek­tir!