Selma Erdal

Tüm Yazıları


Din Savaşları

  • 13 Ekim 2018 Cumartesi


Suudiler besbelli ki bir cinayet işlediler; Dünya kamuoyunda kafaları karıştırıp, ülkemiz hakkında önyargılar oluşuturup, olağan Arap yavşaklıklarıyla diyorlarki TÜRKİYE GÜVENLİ DEĞİL...Ve bizim ülkemizin egemenleri de hala bu şerefsizler için "din kardeşlerimiz" diye yaklaşımda bulunuyor.Türkler İslam dinini seçtiğinden beri; kraldan çok kralcı, İslam'a,Peygamber'ine yönelik bir saldırı olduğunda da en önde gelen savaşçı olmaktadır bilindiği gibi...
Örneğin; günümüzden neredeyse on yıl öncesinde... Belçika'da yayınlanan bir karikatür nedeniyle; neredeyse en çok sesini yükselten Türkiye olmuşdu.Sen durduk yerde İslam Peygamberi’ni aşağılamaya kalkış, tepkiler alınca “basın özgürlüğü” savunmasına geç; İslam’a inananlardan (sözlü, yazılı, cinayetli) tepkiler gelince de “medeniyetler çatışması” kavramından söz etmeye yeniden başla… Bu durumda da adama sormazlar mı; “Şu Hazreti Musa ya da Hazreti İsa ve de Hazreti Muhammed; aynı topraklarda, daha açık bir söyleyişle Ortadoğu olarak adlandırılan topraklarda doğmadılar mı ?... Bu dinlerin çıkış yeri aynı topraklar değil mi ?... Bu dinlerin yayıldığı kültür, aynı kültür değil mi ?... Ve dinlerin doğduğu topraklardaki o ilk insanların ırkları bile ortak değil mi ?... Sen Batı topraklarında yaşayan bir toplum, bir kültür, bir gelenek olarak; Ortadoğu’da doğan dinlerden birine inanıyorsun diye, yine bu topraklarda doğan-gelişen-yayılan başka bir dine de inanmadığın/o dinin inananı olmadığın için karşı çıkıyorsun, o dini- o dinin peygamberini- o dine inananları aşağılamaya kalkışıyorsun, üstelik de sıkça..Niye?...Sen inanıyorsun diye; Hazreti İsa’nın yaydığı din daha mı yüceldi ?...Sen Batılı olarak bu dini doğduğu topraklardan, Vatikan’a taşıdın diye; Tanrı’nın buyrukları dışında bir şeyler mi eklendi, Ortadoğu’da doğuşundakinden başka konuma ve koşullara mı getirdin Ortadoğulu Hazreti İsa’nın dinini de; “medeniyetler çatışması” diye bir tartışma konusunu attın ortaya, her an Dünya barışını bütünüyle bozmaya, Dünya’yı kana boğmaya hazır bekleyenler için gerekli koşulları hazırlamak uğruna ?...
Kendini-kültürünü, Ortadoğulu’dan üstün gören Batılı; Tanrı’nın buyruklarına kendinden bir şeyler katmışsa...Ki Hazreti İsa’dan sonra dört ayrı İncil’den söz edildiğine göre; belki de Batı’nın kendi çıkarları doğrultusunda İnciller yazdıkları da tartışılabilir ama dedim ya ben ne din uzmanıyım ne de azmanı… Bu konularda ahkam kesmeğe kalkışarak; yıllar sonra ben de Danimarkalı karikatürcülerin, karikatürlük durumlarına düşmek istemem…Yaptıkları bir kahramanlık gösterisiymişçesine ortaya çıkmış olan bu sözde kahramanlar; çizdikleri karikatürlere gelen tepkilerden sonra, büyük bir korkaklıkla nasıl da saklanmışlardı, o düşünce özgürlüğü savaşçıları… Oysa gerçek düşünce özgürlükçüleri; Dünya barışı için söylem ve eylemde bulunurlar, her an patlamaya hazır bir bomba gibi duran Dünya barışının piminin çekilmemesi için emek vererek…Ama nerede günümüzde böyle insanlar?...Evet, Batı; Hazreti İsa’nın dinine kendinden bir şeyler katmışsa, Tanrı’nın buyruklarının dışında, kendi çıkarları doğrultusunda söylemler eklemişse... Bu nedenle de Ortadoğu topraklarında Hazreti İsa’nın ardından peygamber olarak gönderilen Hazreti Muhammed’i ve ona inananları karalama girişimlerinde bulunuyorsa... Kuşkusuz bu girişimleri “din adına “değil, Batılı düşünce adına, Batılı sömürü düzeni adına yapmaktadır. Dolayısıyla Tanrı’nın buyruklarının dışında, insan isteklerine göre biçimlendirilmiş bir “Hıristiyanlık” da din olarak değil; olsa, olsa “felsefi düşünce” olarak tanımlanabilir.
Ortadoğu topraklarında doğan; Musevilik, İsevilik ve İslamiyet…Ortadoğu Peygamberleri; Hazreti Musa, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed…Ama İsevilik; Kudüs’den, Vatikan’a taşınınca “medeni” olduğundan, “medeniyetler çatışması” doğdu ... Acaba?...
Bunca din içerikli sözü niye mi ettik değerli okur?...Şu şirin ilçemiz Didim'de; dönen din içerikli dolaplar nedeniyle...Bu dolapların neler olduğunu da Değerli kardeşimiz Ergun Korkmaz'ın 12 Ekim 2018 günlü yazısından birlikte okuduk...Meğer Didim'de neler yaşanıyormuş?...Yıllar öncesinde Prof. Dr. Zekeriya Beyaz; televizyon yansılarından Didim'de yaşanan olumsuzlukları dile getiriyordu. 20'lik kara yağızların, ninesi yaşındaki kadınlarla evlendiklerini; ulusal ve dinsel kimliklerini yitirdiklerini anlatıyordu. Ne olduysa oldu; adamın sesini kıstılar, doğru söyleyeni dokuz köyden kovdular, adamı günah keçisi ilan ettiler. Ama onun en az 15 yıl öncesinde televizyon yansılarından anlattığı olumsuzluklar, meğer Rahip Brunson olayı ile ilişkili imiş.Nasıl da ortaya çıkıverdi üzerine örtülen, görmezden gelinen gerçekler?...1999 Kocaeli depreminden beri; akademik çevrelerde KÜRESELLEŞME kavramı tartışılırken, deprem sonrasında ülkemize sözde yardım amacıyla gelen EVANGELISTLER'in varlığından, depremzedeleri Hristiyanlaştırma çabalarından hep söz edilirdi. Daha sonraları pıtırak gibi Bursa, İzmir, Ankara ve pek çok kentde, "apartman kiliseler" türedi. Protestan inancını yayan kiliseler ki onların bir mezhebidir Evangelistler... Üstelik en başta TRUMP olmak üzere, genelde Evangelist'dir Amerikalı Cumhuriyetçiler.Ne yazık ki ülkemiz üzerine oynanan oyunlarda kullanılan örgütler arasında yalnızca PKK, FETÖ yok, bir de din maskeli yıkıcı EVANGELISTLER var ya...İşte en tehlikelisi de onlar.Özellikle ortak paydamız Hacı Bektaşi Veli, gönlümüzdeki sevgili Ali ve onlardan öğrendiğimiz hoşgörü Anadolu Müslümanlığı'nın temeli diye yakın saydığımız ALEVİ KARDEŞLERİMİZ; meğer kimlerle yakınlaşmışlar ne acıdır ki...Elbette ki ANAYASAMIZ'a göre de, Uluslararası İnsan Hakları Belgesi'ne göre de; herkes inanç özgürlüğüne sahiptir.İstediği dine inanır ya da hiç bir dine inanmaz.Herkesin özgür seçimidir inanç konusu...Ama din maskesi altında, dilim varmıyor ama çıkılıyorsa "vatan hainliği" yolculuğuna, girişiliyorsa bu ülkenin düşmanlarıyla işbirliğine; işte buna hoşgörü gösteremeyiz canlar!...