Selma Erdal

Tüm Yazıları


Dillere Düşenler

  • 03 Ağustos 2020 Pazartesi


Kamyon arkası yazılarındaki basma kalıp sözler gibi toplumsal yapının durumu, bir başka deyişle "ağzı olan konuşuyor" gündeme düşen ne varsa ve ahkam kesiyor bilir kişi tavrıyla... Olsun; bu da bir gelişmedir. Çünkü daha dünlere kadar "tepkisiz toplum" yaftası yemiş bu halk için bu durum da bir aşamadır geleceğe yönelik daha akılcı düşüncelerin açığa vurulması bağlamında...

Biz de şöyle bir bakarsak toplumun dillendirdiği konulara; örneğin 65 yaş üstü yurttaşların henüz 24 saat boyunca, özgürce sokağa çıkamadıkları sorunsalı... Neredeyse gelişmiş hiç bir ülkede ve özellikle de büyük agamızın ülkesinde böyle bir uygulamanın olmadığı gerçeği karşısında; ülkemizdeki 65 yaş üstü yurttaşlarımıza yönelik bu kısıtlama bir bakıma insan haklarına aykırı bir durum olarak değerlendirilmekte idi. Ki Kurban Bayramı öncesinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bayram sonrasında 65 yaş üstü büyüklerimize saat sınırlamasıyla ilgili iyi haberlerimiz olacak demişti.
Bir düşünelim bakalım acaba niye?...
Bu bağlamda "çorbada tuzum" ya da "bu özgürlüğün kazanılmasında benim de payım var" diye havalara giriyor ya kimileri... İşte bu açıklamalar da konunun en gülünç yanı ve de komedisi...
Ah be cancağızlarım; bu ülkede kim takar ki (kendi yüksek sesinden başka) her hangi birinin sesini/sözünü?...
Ola ki bir milyon İngiliz gezgini geleceğine ilişkin açıklamalar yapılmamış olsaydı İngiliz yetkililerince; kim vermeyi düşünürdü 65 yaş üstü yurttaşlarımıza sokağa çıkma iznini saat 20.00 sonrasına?...
Ama en çok para harcama olasılığı olan emekli İngilizler ki onlar 65 yaş üstü yetişkinlerdir. Eğer yasaklanırsa 65 yaş üstü bireylere, saat 20.00 sonrası sokağa çıkmak, bu durumda nasıl para harcayacak İngiliz moruklar?...
Onlar İngiliz, onlar gezgin, onlar para makinası olarak değerlendirilerek özgürce dolaşırsa gecelerde, ama bizler içerde... İşte bu durumda oluşan çifte standart; onlara nasıl açıklanacak?... Üstelik böyle bir uygulama "ileri demokratik bir ülke" koşullarıyla nasıl bağdaştırılmış olacak?...
Biliniz ki İngiliz gezginlerin yüzü, suyu hürmetine; vurmuştur piyango 65 yaş üstü yurttaşlarımıza; bağışlanacak 24 saat sokaklarda gezebilme özgürlüğü pek yakında...

Son günlerde başka ne düşüyor dillere?... Elbette ki CHP, daha doğrusu Dersimli Kemal'in boyunduruğu altına girmiş olan CHP...Bilindiği gibi 1980 sonrasından günümüze amip gibi çoğalıyor partiler; siyasal yelpazede... AKP'den ayrılanlar tarafından kurulan yeni, yeni siyasal partiler mutluluk verirken muhaliflere... Önce deli, dolu, çoğunlukla da söylediği sözleri doğru Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt MHP'den ihraç edildi derken... Ansızın Muharrem İnce'nin CHP'den ayrılıp, yeni bir parti kuracağı düştü gündeme Kurultay'ın hemen ardından... Anlaşılan odur ki Dersimli Kemal'e karşı, Selanikli Kemal'in yandaşları olduklarını ileri sürenler yeni oluşumlar için yola çıkma hevesindeler. Dolayısıyla Atatürk'ün partisini bir kez daha parça, pinçik edecekler; iyice bitirecekler. Oysa bu ülkede yeniden istikrar için "ikili parti sistemi" yerine, partiler bölünüp, sayıları çoğaldıkça; sorunlar yayılıyor daha da derine, en derine... Ama çözüm bulacak olanlar ne yazık ki çıkmıyorlar ya da çıkamıyorlar siyaset vitrinine... Kuşkusuz son aşamada bu durum yarayacak ülkenin ipini çekmek isteyenlerin işine ne yazık ki!...

Atatürk İlke ve Devrimleri ile "ümmetten, ulusa" ve de "cemaatten, cemiye" dönüştürülen bu ülke, her geçen gün gidiyor geriye, daha geriye... Bilimsel düşüncenin yerini, dinsel inanç; felsefenin yerini, batıl safsatalar alıyor. Ülke cehaletin sarmalında, her anlamda karanlıklara batıyor.
Bilindiği gibi Felsefe dediğin; düşünce bilimi... Felsefe dediğin; her olayın, olgunun, oluşumun altında neden-sonuç ilişkisini arar, her şeyin nedenini sorar. Her şeye bir anlam katar ya da kendince anlamlandırır. Ayakkabı yaparken de, bir konut ya da anıt dikerken de, günlere-aylara ad koyarken de... Her işin, eylemin, söylemin, tutum ve davranışın, geleneğin, göreneğin felsefesi vardır. Ama düşünceden, düşünenden, düşünmekten korkanların toplumunda; düşünmenin yasaklanması istenir. Soranlar, sorgulayanlar sevilmez, dışlanır. Böylesi toplumlarda Felsefe yasaklanır. Her şeyin üzeri örtülür; din adına, iman adına ve o toplumda yaşayanlara bilmek değil, inanmak aşılanır. Dolayısıyla örterler sorunların üzerini... Örterler soranların üzerine kapıları... Ve özellikle de örterler kadınları günah kılıfını, Cehennem korkusunu kullanarak...
Ve cehaletin egemenliğini sürdürdüğü bu toplumda Covid 19 belası da yayılıp gider hızla, onların arasında... Ve kimileri endişelidir, kaygılıdır, belki de telaş içindedir; oydaşları fire verecek bu gidişle diye...

Televizyon yansılarından yayılan görüntülere göre, sanırım haklılar da... Kim bilir belki de seçimleri bile etkileyebilir şu Corona salgını... Biliniz ki bu görseller karşısında "Allah'dan ümit kesilmez" diyenler de çokça halkın arasında... Böylesine kutuplaştırılmış bir toplumda; herkes bir diğerinin felaketinden yarar umar duruma gelmiş ya... Tanrı sonumuzu iyi eyleye, akıllar başlara gele, bu ülkede aydınlık bir toplumun yanı sıra, sağlıklı bir toplum da amaç edinile!...
İşte böyle; ne yazık ki ağzı olan konuşuyor, her türlü baskıya, denetime, gözetime karşın aklına gelen her şeyi konuşuyor. Umalım ki konuşanların, hem de akıllıca konuşanların sayısı artsın, artsın bu ülkede!...