Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Diktatörlük bir günde oluşmaz

  • 10 Mayıs 2018 Perşembe


İnsan, toplumsal bir varlık.
Toplum içinde gruplaşan ve böylece de kendisine korunmalı/emniyetli/ve konforlu bir çevre oluşturmaya çalışan bir yaratık…
Ama elde edilmeye çalışılan bu kazanımların da [ayrı ve kendine özgü] bedelleri var…
Örneğin bir topluluk, kendisini oluşturan bireylerin tek başlarına almayı göze alabilecekleri risklerden çok daha fazlasını sırtlayabilir. Bu olguya psikologlar “risk kayması” diyorlar.
Grup üyeleri, grup tarafından değerli bulunmayı [umarlar ve] isterler.
Grubun tutumu bir yöne doğru eğilim göstermiş ise; üyeler, daha uç tutumlar sergileyerek grup üyelerinin tümünün onayını almaya çalışırlar; [daha keskin] çabalar harcayarak, daha aşırı pozisyonlar sergileyebilirler...
Ayrıca bir grubun üyesi olmak, bireysel sorumluluğun yükünü hafifletir. Gurup üyeleri, gurup kararlarının doğruluğuna kendi kişisel kararlarından daha fazla emindirler…
Bu inanç, gurubun üyelerine sağladığı dayanışma hissinden kaynaklanmaktadır.
Grup kararları çoğunluk tarafından alındığı için, üyelerin yanlış yaptıklarını düşünme ihtimalleri de azalmış olmaktadır.
Ayrıca üyeler, gurubun kendilerine ilettiği güven duygusu yoluyla ulaştıkları iyimserlik atmosferi içinde bir “zarar görmezlik” yanılsaması geliştirebilirler…
Bu psikoloji, grup içindeki bireyleri;
a. grupta mevcut olan uygunsuz olguları göz ardı etmeye,
b. bir amaç uğruna her şeyin meşru olabileceği [Makyavelizm] düşüncesine saplanmaya,
c. kötü olarak kabul ettikleri düşman gruplara karşı basmakalıp görüşler geliştirmeye,
d. grubun aldığı kararlara aykırı olabilecek kişisel düşüncelerini gruptaki öteki bireylerden saklamaya
Böylece kişi, kendi-kişisel sorgulama yeteneğini rafa kaldırmaya başlar.
Ve böylece de ortaya büyük riskler taşıyan “görüş birliği yanılsaması” çıkar…
Bu nitelikteki bir yanılsamanın çukuruna düşen grup üyeleri, son olarak da, grubun görüşleri ile uyuşmayan gerçekleri gruptan gizleyerek diğer üyeleri “korumaya” çalışırlar.
Tabii burada sözü edilen “koruma”nın ne anlama geldiği ve neye hizmet ettiği düşündürücü bir gelişmedir.
Sözünü ettiğimiz bu toplumsal olgular demokrasinin yeteri ölçüde gelişmediği ya da yurttaşların eğitim seviyelerinin yeterli bir düzeye henüz ulaşmadığı toplumlarda bazı önemli aksaklıkların ortaya çıkmasına neden oluşturmaktadır:
A. Örneğin lider pozisyonundaki kişi, bir danışma kurulu ya da yönetim kurulu veya bakanlar kurulu oluştururken, kendisinden daha akıllı, daha kültürlü ve daha üstün kişileri tercih etmemeyi seçebilir.
Çünkü bu tür toplumlarda liderler, öz/saygılarını [ve karizmalarını] korumak için etraflarına düşük “profilli” yandaşlar biriktirme eğilimindedirler…
B. İkinci aksaklık, topluluk bireylerinin lidere yaranma ve onu memnun etme arzusundan kaynaklanır. Bu arzu kitleselleştiğinde tek adamlık olgusunun kaynağını oluşturur. Gurubun üyeleri lidere tabi ve bağımlı kişilerden oluşunca, liderin tutumu daha da aşırılaşır ve gün geçtikçe üyeler de bu aşırılaşan tutuma intibak eder… Ve gelişme, karşılıklı tetiklemelerle hızını artırdıkça artırır. Bu tam bir zincirleme kısır döngü olgusudur.
Etrafındaki yandaş birikintisini toplumun kendisi olarak kabullenen lider, zaman geçtikçe yapıp/ettiklerinin halk üzerindeki etkisini ölçemez duruma gelir ve giderek tek-adamlığı da aşar ve ortaya tam anlamı ile bir diktatör çıkar.
Görüldüğü gibi diktatörler bir günde oluşmaz…
Durup dururken ortaya çıkmaz.
Lider ile yandaşlar arasında zaman içinde meydana gelen ve süreklilik arz eden reaksiyonlar zincirinin sonucunda ve sözünü ettiğimiz zemin ve koşullarda oluşur.
Tıpkı Hitler Almanya’sında olduğu gibi, aynen Musolini İtalya’sında olduğu gibi, Franko İspanya’sında ve Güney Afrika Birliği’nde yaşananlar gibi…
Öyle ya da böyle, bir şekilde yürürlüğe sokulan “yeni” Anayasamız işte bu zemin ve koşulların yazılı metin haline dönüştürüldüğü bir sürecin tarihi belgesidir.
24 Haziran’da toplum olarak ya bu sürecin uçurumuna yuvarlanacağız; ya da yaratılan zemini çiğneyip, demokrasiyi ve sosyal hukuk devletini yeniden inşa etmenin yoluna gireceğiz…

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com