Erdogan Şahin

Tüm Yazıları


Didim'e Fetö Taktiği mi…

  • 14 Eylül 2020 Pazartesi


Kenan Evren öldü ama 12 Eylül uygulamaları ve yasaları yaşıyor…
Fetö 15 Temmuz darbe girişiminde başarılı olamadı ama bir takım uygulamaları, kumpas ve taktikleri bazı kesimlerce kullanılmaya devam ediyor…
Önce bir suçlu seç ve kafana göre ona bir suç uydur. Sonra görüntü avına çık, görüntü bulamazsan da yeni teknikleri kullanarak yeni görüntüler yarat… Daha sonra da belirli kanallar yoluyla bunları yayınla… Ele geçirdiğin yargı organlarında da bu masum insanları yargıla…
FETÖ, yıllardır bu taktikleri kullandı ve çok sayıda insanın canını yaktı. Balyoz, Ergenekon gibi kurgulanmış davalarda onlarca askerimiz hapislerde çürüdüler, onurları kırıldı, intiharlara sürüklendiler…
Bazı çıkar çevreleri, Fetö taktiklerini kullanmaya devam ediyor… Önce çıkarlarına dokunanlara, tekerlerine taş koyanlara yöneliyorlar, bu kişi ve kişiler hakkında gizli çekimler yapıyorlar… Geçmişlerini tarıyorlar. Neticede o kişi ve kişileri toplumda rencide edici, siyasi yönden bitirici kurgu kasetleri hazırlıyorlar… Bunu, yönlendirdikleri sosyal medya, televizyonlar ve gazeteler aracılığıyla da topluma yayıyorlar…(Fetö kasetleriyle çoğu siyasetçinin siyasi yaşamının bitirildiği gibi)
Bugünlerde Didim ilçemizde de bu tür bir kaset konuşuluyor…
Didim kamuoyunda ve Ulusal düzeyde bu konu konuşulurken ve tartışılırken; birden haberlere “Didim Belediye Başkanı Atabay’ın tutuklandığı haberleri geçildi… Kaynaklar aynı kaynak, havuz medya diğer bir ifadeyle yandaş denilen medya bu haberi gazetelerinde, televizyonlarında ve sosyal medyalarında yayınlamaya başladılar… Çünkü A. Deniz Atabay kendi partilerinden değildi ve Didim’de haksız çıkar sağlamaya yönelik girişimlere karşı da bir duruş sergiliyordu… Haliyle, bir telefon trafiğinden sonra gerçekleri öğrenmiş olduk. Deniz Atabay’ın tutuklanması diye bir şey yoktu ve Deniz Atabay görevinin başındaydı…
Anlı şanlı medya grubu bu yanlış haberi niçin ve neden verdi. Bu yanlı ve yanlış tutumuyla çoğu dürüst yayın kuruluşlarını da yanlış haberi vermeye sürükledi…
Bunun tek bir açıklaması var… Her zaman yaptıklarını yaparak, çıkarlarına karşı olduklarını düşündükleri kişi ve kurumları yalan haberlerle karalayarak toplumun zihninde bir algı yaratmayı ve savcılara da bu yönde bir işaret vermeyi amaçlıyor olmalılar…
Ülkemizde ne yazık ki mahremiyet alanları hep işgal altında… Eline bir kamera geçiren gazeteciliğe soyunuyor ve kendi siyasi anlayışına, çıkar ilişkilerine göre ava çıkıyor… Neticede ellerinde bir koz olduğunu düşünerek, kişilerden kurumlardan çıkar sağlamak için şantaja girişiyorlar… Karşılığını bulamazlarsa çeşitli kanallarda kasetlere bir takım ekler ve değişimler yaparak yayınlıyorlar… Öncelikle kişilerin özel yaşamına bir müdahale olan bu gibi durumlarda asıl yargılanması gerekenler bu tür gerçek veya kurgu kasetleri yayınlayanlar olması gerekirken nedense bu yapılmıyor… Kasetlerin içeriği daha çok ilgi çekiyor… Bu durum böyle olunca sağınızda solunuzda her an çeşitli çekimlerle karşı karşıya kalıyor olabiliyorsunuz…
Didim konumu gereği geniş arazi yapısının konut yapımına uygunluğu nedeniyle yapılaşmanın çok fazla olduğu bir ilçemiz… Hazine arazilerinin çokluğu da bazı rantiyeci grupların iştahını kabartıyor… Büyük İnşaat firmaları da, daha fazla kazanma hırslarıyla imara aykırı yapılar dikerek kanunsuzluklarını belediyeye onaylatmak istiyorlar…
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi ilçemizdeki inşaat firmaları, emlakçılar, bulunduğumuz yerelde siyasete daha fazla ilgi göstererek bir şekilde kendileri veya adamlarını belediye meclisine girdirmeye çalışıyorlar… Amaç belli inşaat işlerinin isteklerine göre yürütülmesi bazı imara uygun olmayan durumları gözden kaçırmayı başararak daha fazla çıkar sağlamak… Atabay’ın başına gelenler de; ilçemizdeki büyük bir inşaat firmasının imara aykırı yapısına dur demesinden kaynaklanıyor… Dur değil de devam denseydi, Didim’in gündeminde böyle bir haber olmayacaktı. Biz de her şeyin yasal yollarla gerçekleştiğine inanmaya devam edecektik…
Sapla samanın, özel yaşamla gazeteciliğin, çıkar ilişkileri ile gerçekliğin, yalanlarla gerçeklerin çıkar uğruna birbirine karıştırıldığı bir ortamda ne yazık ki sağlıklı bir toplum oluşamıyor… Toplumsal güven ortamları zedeleniyor, herkes birbirine kuşkuyla bakar hale geliyor… Tüm bunlara bir de siyasi kirlilikler ve yozlaşmalar eklenince işimiz iyice zorlaşıyor…