Musa Dinç

Tüm Yazıları


Didim / Aksayan Hizmetler

  • 09 Nisan 2018 Pazartesi


Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar

DİDİM / AKSAYAN HİZMETLER
Didim’de gözüme takılan birkaç soruna değinmek istiyorum.
Önce Didim’ deki PTT hizmetlerinden söz edeyim:
Kültür, sanat, edebiyat dergilerine aboneyim; haliyle daha ekonomik maliyetle bana ulaşması için PTT yoluyla gönderme tercih edilmek zorunda kalınıyor.
2018 yılı / Şubat’ ın 1’ de Antalya /Alanya’dan çıkan Güncel Sanat dergisi, taş patlasa bir hafta içinde bana ulaşması gerekiyor; yine 2018 /Mart’ın 3’ de bana gönderilen aynı dergi, bir hafta içinde elime ulaşması gerekirken; hani her türlü gecikmeyi de hesap ederek, ama gel gör ki; benim oturduğum sitenin görevlisi dergileri rast gele sitenin dış kapısında buluyor. Dergiler; 2- 2,5 ay gecikmeyle bana ulaşıyor. Bilimsel düşünme gereği, bu gecikme karşısında olaya biraz şüpheli yaklaşmak zorunda kaldım. Ya sitenin görevlisi arkadaş, bana geç teslim etti, ya da postaneden kaynaklanıyor, diye düşündüm. Site görevlisi arkadaş çok iyi niyetli bir arkadaşımız.
“ Musa abi; dün bırakılmış, bugün size getiriyorum. Getirmezsem şayet, kaybolurdu.”
Samimiyetine inandığım bir arkadaşımız olduğu için, bu sefer pusulayı postaneye çevirdim.
Direkt Didim PTT Müdür’ünün kapısını tıklattım.
Müdür Mehmet Bey, gayet sakin ve candan odasına buyur etti beni. Dostça yaklaşım sergileyerek, söze başladı:
“Buyur bir sorun mu var?”
“Var efendim, bir maruzatım var.”
“ Sağlık İletişim Uzmanı, emekli eğitimci, editör ve yazarım; haliyle kültür, sanat, edebiyat dergilerine aboneyim; bazen de yazar dostlar yeni çıkan kitaplarından bana gönderirler, analiz ve eleştiri yapmam için.
Ne yazık ki bana gönderilen dergiler, mektuplar vs. gibi posta gönderileri çok gecikmeli geliyor, site görevlileri duyarlı olmazsa, gönderilerin kaybolma riskleri de vardır.”
“Bakın Musa Bey, gecikmeler bizden kaynaklıyor, suçu başka bir yerde aramayın. Elimizde yeterli personel yok, ayrıca Didim çok geniş; bir ucu Akbük’ te, bir ucu Mavi şehir, Yalı köy ’de. Personelimiz yetişemiyor, onun için sorun bizden kaynaklanıyor!”
“Pekâlâ, olur mu Müdür Bey (?)”
“Ben de biliyorum, olmaz böyle durum; ama ne yapalım, bir sorun da sitelerden kaynaklanıyor.
Her sitenin giriş katında her daire için bir posta kutusu olması lazım. Eğer sitelerde posta kutusu olsa, bizim işimiz de kolaylaşır elbette.
Dört ay önce Ankara’dan tayin oldum, Çorumluyum; hizmetin aksamaması için elimden geleni yapıyorum; çabalıyorum, inanın!”
Müdür Mehmet Bey, gayet sakin ve yapıcı konuşuyordu.
PTT’ de kiralık posta kutusunu sordum.
‘Yıllık ederi 15 TL olduğunu,’ söyledi.
Bana cazip geldi. Kiralamak istedim, ama tadilat var; ancak ‘iki hafta sonra randıman alabilirsiniz,’ denildi.
Bakalım, olmazsa posta kutusu kiralayacağım.
Ne yapalım çözüm üretmek için uğraş veriyorum.
Aydın / Didim’e yerleşeli iki yıl oldu.
Sitemizin bulunduğu Çoban kuyu Caddesi’ nde asfalt yok, yazın tozdan geçilmiyor.
Sitemizin bulunduğu yerde alt yapı da yok!
Kanalizasyon olmadığı için biriken atıklar, vidanjörlerle çekiliyor.
Haliyle bu da çok kötü kokunun yayılmasına yol açıyor.
Yazın kapı ve pencerelerimizi, ne yazık ki açamıyoruz.
Kanalizasyon olmadığı halde; Aydın Büyükşehir Belediyesi, atık su bedelini de su faturalarımıza yansıtıyor.
Kış aylarında yolumuz çamur deryasına dönüşüyor.
Laf lafı açınca; “belediyemiz çok çalışıyor,” deniliyor, istediğiniz kadar çalışın, her şey ortada; biz yaşadıklarımıza bakar ve görürüz.
Ana yolun asfalt olması, vitrine önceliğin tanınmasıdır.
Site sakinleri olarak; toplam 93 imza ile Aydın Büyükşehir Belediyesi ASKİ Müdürlüğü’ne bir dilekçe verdik. ‘Sorunlar yerinde tespit edilmiş olup, gereken hizmet plan ve programa alınmıştır,’ diye bir yazı aldık, ama halen bu konuda bir icraat yok.
Bize gelen şebeke suyu da üçüncü katlara kadar çıkamamaktadır. Çıkamadığı için artezyen kuyu suyu kullanmak zorunda kalıyoruz. Artezyen kuyu suyuna da para ödüyoruz. Bu sular ne kadar sağlıklı, tartışılır. Klorlanmadan yoksun bu sular, ayrıca yosunlu ve yağlı.
Didim’de gözlemlediğim bir diğer konu da bir Sanat Sokağı’nın olmamasıdır.
Bir “Sanat Sokağı” oluşturulabilir. Yazarlar, şairler, ressamlar; sanatlarını sergileyebilecek bir atmosferi de yakalayabilir.
***