Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Devamı Gelecek Sayıda…

  • 23 Eylül 2018 Pazar



Alış-veriş, ekonominin merkezinde yer alır. Odağını oluşturur…
Alış-veriş insan üstüne olduğunda bu ilişkide “satılan” en önemli unsurdur…
Siyasi tarihte, sosyal etikte, günlük yaşantıda sık sık rastlarsınız bu merdiven altı alım-satım ilişkisine…
Kişisel çıkar beklentisi bu alış-verişteki umut edilen bedeldir.
Ama bazen şans yaver gitmez ve o bedele bile ulaşılamadığı görülür.
Bu durumda umut buruşur ve öylece kala/kalır olduğu yerde.
Buruşturulmuş umudun üzerine toplumun belleği çökelir, durum daha da acıklı bir hal alır.
Ve böylece yanlış hesap Bağdat’tan geri döner ve… İt ürür kervan yürür!
Satılan kişi, sadece kendisini değil, çevresindekileri de satar gözünü bile kırpmadan bu umutsuz hiç uğruna…
İki kare fotoğraf çerçevesi içine balıklama dalabilmek için neleri çiğnediğinin hesabı ile yüzleşmeye vicdanından arta kalan bakiye müsaade etmez.
İğreti bir koltuğun ucuna oturabilmek için üzerine çarpı koyduğu erdem parçacıklarını aklına getirmeye cesaret edemez.
Hani bilirsiniz, yabancı ülkelerinde tazı yarışları yapılır. Tazıları koşturabilmek için başlarının hemen önüne, ama ne kadar hızlı koşsalar erişemeyecekleri bir mesafeye çok sevdikleri bir “mama”yı monte ederler…
Ha-bre koşturur tazılar…
Amaçları hemen başlarının önündeki mamaya ulaşıp midelerine indirebilmektir. Ancak ne çare ki, onlar koştukça mama da onlarla birlikte koşar. Ve sonuçta bu yarıştan sadece koşuyu düzenleyenler yararlanır…
Tazı da önüne konan ve her dakika ondan uzaklaşan umudun peşinde koşturur durur… Koşturur durur!
Peki… Mamaya ne olur?
Bir daha ki koşuda kullanılmak üzere buzdolabına kaldırılır.
İşte, kadir bilmezlik ve ihanet sözcükleri anlatmaya çalıştığımız bu çarpık oyunun temel kavramlarıdır.
Eskiden bir Hasan Yalçın vardı, hatırlayanlar bilir…
Yiğit/özveri kaynağı/ve olağanüstü bilinçli bir yurtseverdi.
Kendi küçük, içeriği büyük bir kitabı vardı; ismi: Dönekler!..
Nedense bu yazının son satırlarına yaklaştıkça çağrışım denen muamma ense kökümüze yerleşip bize o koca adamı hatırlattı.
Bulabilsek o kitabı yeniden bastırıp birilerine bedava dağıtırdık.
Okunsun, bir kez daha, bir kez daha okunsun diye…
Bu üzülerek yazılan yazının sonuna gelirken son bir soru:
- Ahlak mı kişilikten çıkar, kişilik mi ahlaktan?
Ancak bu soruya –illaki- hem ahlaklı ve hem de kişilikli insanların yanıt vermesi gerekir.
Noktalı virgül!

Devamı gelecek sayıda.

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com