Selma Erdal

Tüm Yazıları


Deprem

  • 08 Ağustos 2019 Perşembe


Ülkede ekonomik, toplumsal, siyasal ve de uluslararası alanda pek çok sarsıntı ya da deprem yaşanırken ve ülkenin yaşadığı en büyük deprem felaketi 17 Ağustos'un yıldönümü yaklaşırkan... Önce İzmir ve ardından 2 saat sonra Denizli sallandı.Ne yazık ki ülkemizi yönetenler; 60'lı yıllarda ilkokul 4. sınıfta öğretilmeye başlanan TÜRKİYE BİRİNCİ DERECEDEN DEPREM KUŞAĞI ÜZERİNDEDİR içerikli bilgileri ve deprem sonucu yaşanan kayıpların acılarıyla belleklerimizde tazeliğini korurken...Yalnızca çok katlı yapılaşmaya izin vermekle kalmayıp... Bir de Kanada maskeli İngilizler'e (ki o İngilizler; Türkün ve ATATÜRK'ün ezeli ve ebedi düşmanıdır) ülkemiz topraklarını depreştirip duruyor. Nasıl ki bazen de Qatar maskesi takıyorlar, bu kez de Kanada maskesi... Ama biliyoruz ki hepsinin altından çıkıyor İngiliz Tacı; düşünce takkesi...Bununla birlikte siyasal akrabalıklar bir yana, İngiltere'de; Sanayi Devrimi'ne paralel başlatılan kömür madenciliği nedeniyle açılmış obrukların,depremlere benzer kayıplara neden olduğu bilinmektedir. Nasıl ki Zonguldak ilimizde maden kömürü ocaklarının sonrasında oluşan göçükler ve çöküntüler sonrasında deprem benzeri kayıpların yaşandığının bilinmesi gibi....Buna karşın; bizim Tarih bilmez, dolayısıyla yaşananlardan ders almaz yönetenlerimiz... Ne yazık ki Coğrafya da bilmez; toprağın, doğanın çokça elleşilmesi, eşinilmesi sonucunda pek çok kayıpların yaşanabileceğini düşünemez (ya da bilse de "paraya taptıkları ve de toprakları yabana sattıkları için") düşünmez, aldırmaz.Daha dünlerde yaşanan Erzincan depremini; Irak'a atılan bombaların tetiklediğini ya unutur ya da "aklı ve hafsalası almadığı için" umursamaz ki buna da cahil cesareti denir.
Şu güzelim ülkede,her geçen günle birlikte, gidiyoruz bir felakete, belki de kıyamete...Siyanürle altın arayacak (İngiliz Sömürgesi) Kanadalı'nın; tarım topraklarımızı kirleteceği, akarsularımızı, göllerimizi, yeraltı su kaynaklarımızı zehirleyeceği kaygısı, endişesi, tasası egemenlerin içlerine düşmez, yeter ki bu işlemler sonucunda dolsun "kişisel" kasası...Hep yazıyoruz; günümüzün egemenleri "evde bulgur varken, tarlada pirinç aramaya gidenler" gibi... Eğer Kazdağları'nda görünürde ALTIN, gerçekteyse altının altında, altından da değerli başka elementler varsa... Duble yolları, köprüleri, en büyük hava alanlarını yapan egemen güç; neden sen çıkarmıyorsun bu ALTIN'ı ya da her ne varsa altının altında saklı olanı?...Bunun yerine; Doğu Akdeniz'de gemilerle gösteri yapıp, halkın gözünü boyamaya kalkışıyorsun?...
ATATÜRK'ü saymazsınız...ATATÜRK'ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin kuruluş değerlerine, temel ilkelerine aldırmazsınız...Ve bu devletin uluslararası nitelikteki önemli başarısı olan LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI'nı, geçersiz kılmak isteyen yedi düvelin değirmenine su taşırcasına işler yaparsınız...İşte onlar da Osmanlı'nın son dönemlerinde olduğu gibi; Türk'ü yok sayarlar uluslararası rant pastasını bölüşürken, üstelik de o pasta özünde Türk'ün iyeliğinde olması gerekirken...
Depremler; hem Fiziki Coğrafya'da yaşanan depremler, 8 Ağustos 2019 günü İzmir ve Denizli'de yaşanmasına karşın, ülkenin neredeyse yarısında etkisinin duyulması gibi... Hem de toplumsal depremler; halkın yaşadığı yokluk, yoksulluk, işsizlik, açlık gibi...Ve siyasal depremler; hem içeride yaşanan "anti-demokratik yaşam koşullarının giderek yurttaşları boğması",hem de dışarıda yaşanan "uluslararası alanda saygınlık yitimi, yok sayılma, tanınmama, değersiz görülme, aşağılanma" olumsuzlukların halkın güvenini ve güvenliğini örselemesi gibi...
Ekonomi Bilimi'nde ülkeler sınıflanırken; gelişmiş, azgelişmiş (ya da iyi niyetli söyleyişle gelişmekte olan ülkeler) ve geri kalmış ülkeler ayrımı yapılırdı. Ülkemiz Türkiye de azgelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler arasında yer alırdı.Sakın kanmayınız gelişmiş 20 ekonomi içinde yer aldığımıza ilişkin toplantılara katıldığımıza... Şu dünyada Gelişmiş 7 ülke vardı da... Uyuyan Dev Çin; birden şahlanınca, Gelişmiş 8 oldular, kendi aralarında dünyamızı paylaştılar. Yaşadığımız ekonomik koşullar bağlamında; Gelişmiş 20 ekonomi içinde bizim işimiz ne diye bir soru düşerse usunuza... Derim ki bu gelişmiş 8 ülkenin, ürettiklerini pazarlamak için, üstelik de "tüketim sayrılığına tutulmuş" açık pazarlara, AVM'lerle bezenmiş topraklara gereksinimi var ya... İşte bu nedenle çağırmaktalar ülkemiz gibi diğer 12 ülkeyi de bu toplantılara... Yapılanlar... Bal gibi kandırıkçılık bir bakıma...Halkının karnını doğru dürüst doyuramayan... Tarlasında ürün, fabrikasında üretim olmayan... Yer altı ve yerüstü doğal kaynaklarını kendisi değerlendiremeyen... Gelişmeden yoksun bırakılmış sömürge ülkelerde olduğu gibi tüm olanakları; yabancı sermayeye peşkeş çekilen... Bir düşünün bakalım böyle bir ülke; nasıl olur da Gelişmiş 20 ülke arasında yer bulur kendisine?...Üstelik de ara sıra fiziksel depremler yaşansa da topraklarında... Her gün toplumsal depremler yaşandığı yetmezmiş gibi, anti-demokratik yaşam koşulları nedeniyle bir de yanardağlar infilak ederken halkının ruhunda...Gören, bulan, tanıyan var mı; hangi ülkeymiş bu böyle Gelişmiş 20 Ekonomi arasında boy gösteren?...
Velhasıl 8 Ağustos 2019 günü; ülkede sallanmayan yer kalmadı.Ne demişlerdi 17 Ağustos 1999 Depremi sırasında?...-İzmit'teki Atatürkçü denizciler ve onların başları açık gezen eşleri nedeniyle deprem oldu.Bugün ülkede Atatürk'ün Ordusu'ndan bir zerre kalmadı. Üstelik ülkeyi Dindar bir hükümet yönetiyor. Dün öyleyse, bugün böyle... Ey derin hocalar; söyleyin bize, neden deprem oldu?...Vallahi kafam karıştı... Lahavle... vs...