Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Demokratik bir seçim bekliyoruz

  • 10 Mayıs 2018 Perşembe


Sonunda seçim yaklaşmaya başladı. Gün yaklaştıkça da partilerin çalışmaları hızlanıyor. Herkesin merakla beklediği ve ana muhalefet partisinin Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı adayını Cuma günü açıkladığında, partililerin memnuniyeti gözlerinden okunuyordu. Yaşanan coşkuya ise gerek iktidar kanadından gerekse diğer partilerden olumlu ve olumsuz tepkiler anında yükseldi. Aslına bakarsak, hiç kimsenin kendi düşüncesi dışında, başka görüşler için tepki göstermesi , siyasetin iyice ısındığının göstergesi olsa gerek. Bazılarının içinde yaşattığı kaybetme olasılığı için ortaya çıkan serzenişi görmek mümkün olmuştur.

Aslına bakılırsa, bu demokratik bir mücadeledir. Seçim kararının alınmasından itibaren seçim günü akşamına kadar yaşananların demokrasi gerektiren kurallarda olması gerekir. Son zamanlarda yaşanan siyasetteki kural tanımayan hiddet, siyasilerden çok seçmeni gerdiği ortadadır. Geçen hafta Cuma günü haberleri akşam izlerken, en hoşuma giden eleştirinin Başbakandan geldiğini gördüm. Dediği söz hayırlı olsun oldu. Böyle olmalı diye düşünüyorum. Bunun dışındaki her söylemin kişileri gerdiği ve kutuplaştırdığının sonucunu ortaya koyuyor.
Değişik görüşlerden yükselen sese kulak verirsek, halk kelimesi sürekli kullanılıyor. Halk kelimesinin kullanılması demek, yapılacak olan seçimde halkın iktidarının göz önünde tutulması anlamına geliyor. Halk kelimesi, bir ülkenin sınırları içinde yer alan ve orada yaşayan tüm toplumun kendisidir. Aynı eşit hak ve hürriyetlere sahiptir. Aynı bayrak, aynı şartlarda hareket eden sosyal yapılanmanın tanımıdır halk. Evet, doğru olan germeden ortaya konacak çalışmalar sonucunda verilecek halk kararıdır.
Yaklaşık bir hafta boyunca esnaf ile yaptığım sohbetlerimde, insanların fikren bölündüğünü, ekonomik olarak beklentilerinin daraldığını, verilen vaatlerin artık geçici olduğunu ortak görüş olarak sundular. Bu ortak düşünce içinde en dikkatimi çeken ise, esnafın bazı günlerde siftah bile etmediği ortaya çıktı. Hatta biri aynen şu kelimeyi kullandı. “Ben bu güne kadar muhafazakar görüşüm ile hep sağ partilere oy verdim. Bu sefer size yemin ederim ki, hayatımda hiç vermediğim CHP’ye oyumu vereceğim. Sebebi ise açık ve net. Muharrem İnce için vereceğim” demiştir. Nedenini sorduğumda verdiği cevap çok manidar geldi bana. “Bu gün saat şu anda 16.30 civarı. Şu saate kadar sabahtan beri bir müşterim geldi. Sattığım para kasada. Size yemin ederim ki, kasamda sadece 45 lira var. Bu kırk beş liranın tamamı benim cebime girse ne olur. Yakında böyle giderse ben bu dükkanı ya kapatacağım ya da devredeceğim” dedi. Caddede banklarda oturanlara yanaşarak sohbete devam ettim. Tesadüfen birkaç emekli ile görüşme şansını yakaladım. “Biz neredeyse açlıktan öleceğiz. Vaat edilen paralar için üzgünüz. Çünkü bunlar seçim zamanı ancak hatırlanıyor. Verseler ne olur. Zaten verdiklerini kat kat bizim cebimizden alacaklar. Yeter ki seçim bitsin” dediler. Belediye meydanında banka oturmuş ve vakit namazını bekleyen birkaç köylü dedeyi buldum. Onların da sözleri buna benzerdi. Biri dedi ki, artık köyde değil, çarşıda çocuklarımızın yanında bir odada kalıyoruz. Evimizde köyümüzde mutluyduk. Şimdi o mutluluk yok oldu. Sığıntı gibiyiz. Gerekçesini sorduğumda aldığım cevap ülke tarımının ne hale geldiğini bana anlatmaya yetti. Bunca şartların sıkıntıyı anlattığı bir seçim öncesinde duyduklarımı önceleri hiç duymadığımı itiraf etmeliyim. Adayların kalitesi ve seçim meydanlarındaki mücadelesi, şimdiden bu seçimin çok çetin geçeceğinin kanıtı olarak görmekteyim. Kısacası, önceki seçimler gibi, iktidar partisinin rahat olacağını sanmıyorum. Tek bildiğim ve umut ettiğim, kavgasız, gürültüsüz, demokrasiye uyan bir seçim olmasıdır.
Halk kelimesi H