Selma Erdal

Tüm Yazıları


Demokrasinin Gereği

  • 09 Mayıs 2019 Perşembe



Bir ülkede yaşayanların enflasyon rakamlarını eleştirebilmesi, Bütçe tartışmalarına katılabilmesi, seçme-seçilme hakkını kullanabilmesi;demokrasinin gereğidir.Bireylerin bu tür yurttaşlık haklarını kullanabilmeleri de yasalara, kurallara saygılı, toplum dışına itilmemiş, kamu hizmetlerinden kısıtlanmamış olmalarına bağlıdır.Her birimizin uyması gereken kurallar; yasal ve toplumsal olarak iki başlık altında toplanmıştır. Her ne kadar toplumsal kuralların, yasal kurallar gibi yaptırım gücü olmasa da, uyulmadığında toplum dışına itilmek gibi bir sonuç doğurabildikleri de bir gerçektir. Bu sonuç da bireyleri yalnızlığa iter. Burada değinmek istediğim konu yasal kurallar başlığı altında değerlendirilen trafik kurallarıdır. Trafik kuralları; fiziksel ve ruhsal sağlığı yerinde bir toplum düzeni için en çok uyulması gereken kuralların başında gelir.Örneklemek istediğim durum;Didim Ziraat Bankası'nın önündeki kavşakda bulunan trafik lambaları ve yaya geçidinde yaşanan bir olaya ilişkindir.8 Mayıs 2019 günü; anılan bankanın önündeki frafik ışıkları yayalara yeşil, araçlara kırmızı yandığında...Üzerinde Anadolu Yemek Fabrikası yazan bir araç; yaya geçidinde durdu, yayalara yeşil ışık yandığı için bir yaya da geçidi kullanıyordu. Ve aracın arkasına kavşağı hızla dönen bir minibüs geldi, sürekli korna çalarak, el-kol hareketi yaparak; trafik ışıklarına uyan aracın sürücüsünü taciz etmeye başladı. Üstelik yaya; henüz geçidin yarısındayken, minibüs sürücüsü öndeki aracın aracını sürmesi için tacizini daha da şiddetlendirdi. Minibüsün penceresinden başını çıkararak diğer sürücüye bağırmaya başladı.Işıklar değişince; yemek firmasının aracı Ziraat Bankası'nın yan kapısının önünde durdu, sürücüsü aracından indi, minibüsteki sürücüye neden kendisini taciz ettiğini sordu.Minibüsteki de terbiye sınırlarını aşarak, daha çok bağırmaya ve diğerinin üzerine yürümeye yeltendi.Olayı başından beri izleyen bir kaç kişi, minibüs sürücüne haksız olduğunu, çünkü trafik kurallarına uymadığını söylediler. Bu kez sürücü onlara dönerek;pervasızca "gidin polise şikayet edin" diyerek kabalaşmaya başladı. Halk kendisine; "gidersek, senin yaptıklarını da anlatırız" deyince de, aracını sürüp, uzaklaştı.Ne yazık ki bu ülke; giderek haksızın, zorbalıkla haklı olduğu...Saygısızlığın virüs gibi yayıldığı...Yasa tanımaz, kurallara uymaz, kaba güç yanlılarının at oynattığı bir duruma geldi.Tanrı Türk'ü koruya, amen!...Bir toplumda yayalar için yeşil ışık, araçlar için kırmızı ışık yanarken; eğer sürücüler araçlarıyla yayaların üzerine hızla geliyorsa... Geldikleri yetmezmiş gibi, bir de kurallara uyan sürücüleri de taciz ve tehdit ediyorsa...Sürücülere "kurallara uyması için trafik ışıkları gösterilmesine karşın" yine de sadistçe korna çalıp, yayalar ürkütülerek, üzerlerine araç sürülüyorsa...Bu olumsuz eylemleri gerçekleştiren sürücülerin; demokrasilerin olanaklarından yararlanmayı hak edip, etmedikleri tartışmaya açılmalıdır.Demokrasilerde iyi bilinen ve de bilinmesi gereken bir ilke vardır:-Benim haklarımın sınırları, sizin haklarınızın başladığı yere kadardır.Bunun bir anlamı da; yayalar için geçiş hakkı doğduğunda, araçlar için geçiş hakkı yoktur. Tersine durumda da sürücüler için...,Bir başka anlatımla; demokrasilerde bireylerin karşılıklı olarak saygılı olmaları durumunda, ancak ve ancak demokratik haklarının kullanımı gerçekleşebilir.Birbirlerine karşı saldırgan olduklarında değil...Burada; "Trafik kurallarına uymamakla, sosyo-ekonomik düzeni eleştirme hakkını kullanamamak arasında ne tür bir bağlantı olabilir?" sorusuna yanıt aranabilir.Elbette ki yanıtımız; karşılıklı haklar ve ödevler çerçevesinde yapılacak bir değerlendirmeye göre olacaktır.Açarsak; nasıl ki vergi vermek, "eğer bedelliyi öde-ye-mezse" askerlik yapmak, yasa ve kurallara uymak yurttaşların göreviyse...Bu görevlerini yerine getiren yurttaşlar, devletin de görevlerini yerine getirmesini ve eylemlerinden ötürü devleti yönetenleri eleştirebilme haklarını kullanabilirler.Bunun daha açık anlamı; yasa ve kurallara uyanların, demokrasinin olanaklarından yararlanma haklarının olduğudur.Yoksa tersine durumda; ilişkiler bireyleri giderek demokratik yapılanmadan uzaklaştıracaktır.İşte o durumda da bireylerin; enflasyonu, maaşlara yapılan zamları, tarımsal ürünlere verilen taban fiyatları tartışıp, eleştirmeleri de olanaksızlaşacaktır.
Burada trafik sorunlarına ilişkin bir yakınma ana izleğimizi oluştursa da...Trafik sorunlarını bir metafor olarak algılayıp; yerine seçim sandıklarının başına gelen karışık işleri koyduğunuzu varsayarak demokrasi kavramınına odaklanmalısınız demek isterim izninizle...Seçmenlerin oylarının çöpe atıldığı bir ülkede, elbette ki trafik ışıklarına, dolayısıyla kurallarına uymayan sürücüleri eleştirmek belki lüks,belki fantezi sayılır.Ama yayalara yeşil, araçlara kırmızı ışık yanarken,üstelik de İçişleri Bakanlığı'nın "yayaların geçiş üstünlüğü" bağlamında belirlenmiş kuralları varken...Yine de bunlara aldırmayan sürücüler de varken bizler ancak yakındığımızla ve bu trafik canavarlarından canımızı sakındığımızla kalırız.Sandıkları saya, saya başları dönenler, ne yazık ki böylesine kural tanımazları denetlemezler, durdurmazlar, cezalandırmazlar.Böylesi trafik canavarlarını trafikden çekmezler; yayalar da köşe kapmaca oynarlar her an ölümle...