İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Demokrasi Sınavda

  • 16 Mart 2018 Cuma


Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi Saksonya- Anhalt Eyalet Meclisi milletvekili ve aynı zamanda partinin eyalet teşkilatı başkanı Andre Poggenburg, Türklere ve Türk kökenli vatandaşlara hakaret etti.
Federal İçişleri Bakanlığı’na, büyük koalisyon hükümeti programına göre İmar ve Anayurt bölümlerinin ilâve edilmesi ön görülüyor. Buna, Almanya Türk Toplumu (TGD) tepki gösterip aşırı sağa göçmenleri dışlama imkânı verebileceğini
uyarmıştı.
Hakaret cahil insanların bile sokakta kullanmayacağı bir dille, “Kimyontüccarlarının (Kümmelhändler) kendi kıçlarında birbuçuk milyon Ermeni’ye soykırım suçu var. Bu devegüdenler
(Kameltreiber) geldikleri yere Boğaz’ın (Bosporus) çok çok daha uzaklarına gönderilmelidir.”
Bu sözlerden sonra, salonu dolduran AfD parti üyelerin hep birlikte “sınır dışı sınır dışı” diye tempo tutarak alkışlamaları, tehlikenin dorukta olduğunu gösteriyor. Bir kısım zorba, şiddet yanlısı gençler, sığınmacı yurtlarını yakarken sokakta toplanan halkın alkışladığı anları anımsatıyor.
Hemen akabinde Federal Almanya Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeyer başta olmak üzere İçişleri Başkanı, diğer partilerin liderleri tehlikenin farkına varmakla yetinmeyerek, en kısa zamanda önlem alınmasını önerdiler. Bu, gizlemeden apaçık yapılan ırkçılıktır, düşünceyi ifade özgürlüğüyle hiçbir ilgisi yoktur.
Politikacıların, kanaatöncülerinin kınamasıyla birlikte Dresden Başsavcılığı, Almanya Türk Toplumu Başkanı Gökay Sofuoğlu’nun suç duyurusu üzerine inceleme başlattığını açıkladı. Suç duyurusunda bulunanların sayısı da arttı, bireyler de suç duyurusu yapabiliyor.
İkinci Dünya Savaşı ellibeş milyon insanın ölümüne sebep olmakla kalmamış Avrupa’yı yerle bir etmişti. İşte Almanya’da üçbuçuk, Avrupa’da beşbuçuk milyon Türk ve Türk kökenli vatandaşlarının büyükana ve babaları onarmaya, gelişmelerine yardıma gelip, en kötü ve zor işlerde çalışmışlardır. Şu anda bu nesil yaprak dökümünde, çoğu emekliliğini yaşamadan vefat ediyor. Halen yaşayanlar zor şartların bıraktığı izlerin etkisiyle hastalıklarla uğraşıyor.
Yıllardır Almanya’da yaşayan, bu ülkeyi kendi vatanları sayan veya ikinci vatan olarak kabullenen, burada doğan genç nesil Türklere ve Türk kökenli Alman vatandaşlara kapıyı göstermeleri, ırkçılığın buzdağının zirvesine çıktığına işaret ediyor.
Yaşlı kıta demokrasi sınavıyla karşı karşıya kalmıştır. Tepkiler yeterli değildir, son yıllarda bilhassa Almanya’da sistematik artan ırkçılığa karşı herkes önlem almalıdır. Aksi takdirde aşırı sağcılar ve sağ popülistler demokratik hukuk devletini ve özgürlükleri yok edip, kıtayı yine cehenneme çevireceklerdir.
Sosyologların ırkçılığın Doğu Almanya kökenlilerine ait olup olmadığı araştırmalı, önlemler de ona göre alınmalıdır.
Acilen yazılı, sözlü, görüntülü tüm medyada İslâm, Türk ve Türkiye düşmanlığı yapan yayınlara son verilmelidir. Sağ kesimden oy almak için seçim kampanyalarında ayırımcı, göçmenlere hakaret edilen sözlerden kaçınılmalıdır. Sanatın tüm dallarında, etnik kökenlerinden dolayı ayırımcılık yapanlara karşı çok sayıda ürün üretilmektedir. Ortaokuldan itibaren sınıflara bu tür filmleri izletitilip, sergilere götürülmelidir.
Anaokulundan itibaren öğrencilerden gelen aşağılayıcı, kinci söz ve davranışlarda eğitici ve öğretmenler derhal ciddiye alıp, önlem almalıdır.
Aydın, kanaatöncüleri dışında Türk halkını uyandırmak gerekir, birlik olmak, birbiriyle uğraşmadan ziyade ileriye bakma başarıya götürür. En güzel cevap ilim ve bilgiyle verilir.
Berlin Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğun ve bazı derneklerin başarılı Türk öğrencilere ödül vermeleri örnek alınmalı. Radyoda dinleyip adını aklımda tutamadığım bir dönerci, karnesinde pekiyi olan, öğrencilere bedava döner veriyor. Buna benzer teşvik fikirleri çoğaltılmalıdır. Diğer bir dönerci karnnesinde pekiyi ve iyi notları olanlara döner hediye ediyor.
Yurtdışı Türklerinin reklâm bombardımanı yapan, yalnız dizi ve oyalayıcı dedikodu yayınlarından başka, kaliteli televizyon kanallarına ihtiyacı vardır.
En kısa zamanda Fransız/Alman yapımı ARTE, Alman/Avusturya/İsviçre yapımı 3SAT ve eyaletlerin yaptığı devlet kanalları gibi Alman/Türkçe bir TV kanalına ihtiyacı vardır. Türk toplumuna en iyi hitap eden görsel eğitimle mümkündür. Bütün elektronik, teknoloji araçları doğru kullanılırsa okul gibidir.
Türk yazar, aydın kanaatöncüleri, sanatçı, politikacı, sosyolog ve pedagogolardan oluşan bir komisyon böyle bir TV kanalına danışmanlık yapmalıdır.
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nde reformları Hitler rejiminden kaçarak, canını kurtaran yahudi inancında ve sosyal demokrat Alman biliminsanları ve Avrupa’ya tahsile gönderdiği Türk öğrencilerle birlikte yerine getirmiştir. Bugün ise Dünya’da saygı gören başarılı üniversiteler Paris, Berlin, Londra gibi büyük kentler Türklerin yaşadığı şehirlerdedir, yani burnunun dibinde.
Benim nesil göremiyecek, ama gelecek nesillerin başarıdan başarıya koşacaklarına, yaşadığı ülkelere bilim ve sanatın her dalında ödül üstüne ödül getireceğine canıgönülden inanıyorum.
AfD partisinin sınırdışı etmek istediği Türk halkı Federal Devlet Bakanı ve milletvekilleri, Eyalet Bakanı ve milletvekilleri, parti lideri, siyasetçi, biliminsanı, doktor, işveren, memur, öğretmen, işçi ve öğrenci olarak Alman toplumunda yerini almış yurttaşları olduğu gözönünde bulundurunca, tehlikenin boyutları daha iyi anlaşılıyor.
Türkiye’de demokrasiye, adalete ve özgürlüğe inanmış insanlar ülkeyi saygın bir ülke haline getirecektir. Avrupa’da yetişmiş biliminsanların desteğiyle güzel bir gelecek bekliyor.
Sular bulanmadan durulmaz, yurtdışı Türkleri için Türkiye hayat sigortasıdır. Türkiye Cumhuriyetini temsil eden politikacılar karar, söz ve davranışlarıyla yurtdışı Türklerin hayatına gölge düşürmemelidir.

Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak evvelâ biz, kendi benliğimize ve halkımıza bu hürmeti hissen, fikren, fiilen bütün iş ve hareketlerimizle göstermeliyiz.
Mustafa Kemal Atatürk

Almanya’nın demokrasi sınavında başarmasına her birey katkı yapmalıdır. Birileri yapsın diye beklemeden vatandaş, sivil kuruluşlar görevini yerine getirmeli. Elbette en büyük görev devleti idare edenlere, emniyet güçlerine düşüyor.

“Gelecekte demokrasinin zafer kazanması bize bağlıdır. Hak, adalet ve hürriyetimizi kurtarmak istiyorsak, şimdiye kadar olduğundan daha fazla, daha kararlı değerlerlerimizi cesurca korumak için mücadele etmeliyiz.”
Yascha Mounk

Hoşça kalın!