Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Deli deyip geçmeyin sakın

  • 03 Temmuz 2018 Salı


Delinin biri, ismi bende saklıdır. Bir gün yaşadığı kasabada kendisini tanıyan herkese karşı bir düşüncesi belirmiş. Karısın avucuna paraları sayarken, “Benim verdiğim paraya sakın acıma. Bol miktarda un, şeker, pirinç, et al. Onlarla kavurma, etli yemek, pilav, helva ve tatlı yap. Bol miktarda yemek yap” demiş. Hanımı şaşırmış. “Hayrola efendi, bu ne yemeği böyle. Bayram değil seyran değil. Birinin düğünü derneği var desem, öyle bir şey de yok.” Hanımına çıkışmış. “Sen dediğimi yap. Gerisine karışma sakın. Ben şimdi belediyeye gideceğim ve oradaki memurdan rica edip öldüğümü anons ettireceğim. Sende bu yemekleri gelenlere ikram et. Sakın ha bir şeyi eksik etmeyesin.”

İki katlı evin bahçesi kurulan yemek masalarının etrafında toplanan kasaba halkı, bir yandan üzülürken, bir yandan da yemekleri götürmüşler. O sırada içlerinden biri kafasını yukarıya doğru kaldırınca, bizim deliyi pencerenin arkasında perdenin kenarından gelenlere bakıyormuş. Onu gören kişi, masanın kenarına çıkarak, “Arkadaşlar, beni dinleyin. Aslında bu sahtekar ölmemiş. Bizi boşa çağırtmış. Gelin kendisini evinden indirip soralım demişler.
Birkaç kişi eve girerek, koluna taktıkları deliyi bahçeye indirmişler. İleri gelenlerden biri yanına giderek, “Yahu, ne derdin vardı da bizleri buraya kadar topladın be kardeşim. Herkesin işi gücü vardı. Derdin ne ki, öldü diye anons verdiriyorsun.” Cevap vermiş; “Ben ölmeden önce, bu kasabada kim seviyor, kim sevmiyor anlamak için anons yaptırdım. Gelmeyenlerden hesabım var, hakkımı onlara helal etmiyorum” demiş.
Bunca söyleşi ve seyahatlerimin ardından, bir çok dost ile tanışma fırsatı yakaladım. Her ilde tanıştıklarım ile sohbetlerde bulundum. Bazıları ise, beni seçim çalışmaları döneminde arayıp fikrimi sordular. Bazıları bulunduğum yerde fikir alışverişi yaptı. Bildiklerimi anlattım. Ekonominin bu günkü durumundan söz ettim. Çocukların geleceğinden bahsettim. Yaşamın gereksinimi olan parasızlıktan söz ettim. Tarımdan, fabrikalardan, vergilerden, yol ve köprülerden konuştuk. Çocuklarının dertlerini anlatarak onlara bilgimi aktardım. Bulunmayan ilaçlar hakkında bahsettim. Sağlık koşullarının bu günkü durumunu anlattım. Aklıma gelmeyen bir çok konuda konuştuk her biriyle. Ne oldu diyeceksiniz. Olanlar oldu. Birileri var ki, seçim öncesinde bunca bahsettiklerimi kulaktan alıp diğerinden çıkarmış. Birde beni arayarak, “hocam ben tekrar şuraya attım” demesi şaşırttı. Ben şimdi bu kişilere nasıl hakkımı helal ederim.