Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Danışmak

  • 27 Ocak 2018 Cumartesi


Toplum olarak bir sorun yumağı içinde debelenip duruyoruz. Üç yanımız denizlerle, dört yanımızda düşmanlarla çevrili. Sıfır sorun diye yola çıkanların sorun yaşamadığı yakın veya uzakta olan bir ülke kalmadı. Yaygın biçimde itibarsızlaştırma eylemlerine tanık olduk. Kurgulanmış davalarla ordu paspasa çevrildi. Genelkurmay Başkanı terörist olarak suçlandı. Eğitim sistemi yaz-bozlarla yararsız hale ve hatta zararlı hale getirildi. Eğitimciler yandaşlar dışında itibarsızlaştırıldı. Sağlık alanı ile ilgili yapılmak istenenler henüz tam sonuçlandırılmadı. Şehir Hasta haneleri yandaşlara getiri aktarma aracına dönüştürüldü. Tıpkı köprüler ve hava alanı gibi.
Bütün bu halk yararına olmayan olumsuzluklar gibi anlamsız, tutarsız ve gereksiz bir ikinci boğaz projesi (Kanal İSTANBUL) var. Aslında proje gerekli ve yararlı olacak olan şeyler için kullanılır. Ancak bunun ne gerekliliğinden ne de yararlılığından söz edilemez. Ekolojik çevreyi olumsuz etkileyeceği gibi, tüm ülkeye olumsuz yansımaları olacak. Hayatında bir kez bile İstanbul’u görmeyenlerde ömür boyu borç ödemek zorunda kalacaklar.
Geleceğe dönük temel politika, farklılıkların kabulü ile başlar. İkinci aşama farklılıklarını koruyarak dayanışabilmekle devam eder. Yarınlarımızın olması ve yarınlarda farklılıklarımızla var olmamız buna bağlıdır.
Dayanışma veya uzlaşma, farklılıkların varlığını yadsıyan değil aksine kabul edendir. Birbirimizin fotokopisi olmamız gerekmiyor! Farklılıkların bir zenginlik olduğunun bilincine varmamız gerekir. Aynı yöne gidenlerin yan yana durması ve öncelikli temel sorunun çözülmesine katkı sunmasında yadırganacak bir yan yok. Temel ve öncelikli sorun dikkate alındığında bir cephenin yaratılması akılcı bir yaklaşımdır. Zaten geniş bir yelpazeden söz ediyoruz. Farklı renklerden oluşturulan demette yer alanlar kendi bütünlüğünü korumuş olacaktır ve hiçbir kesim istemediği bir şeyi yapmaya zorlanmamış olacaktır!
Uzlaşmak, dayanışmak yani bir ilkeli koalisyon oluşturmak yaşamsal zorunluluklardan biridir. Koalisyon bünyesinde farklılıkları barındırır. Ama bu farklılıklar ülke gerçekliğinin bir yansımasıdır. Bir kentte, kasabada veya köyde koşulları farklı olan insanlar yaşar. Farklılık aynı mekânı paylaşmaya engel değildir. Farklılıklarımızla birlikte bu ülkeyi sevdiğimizi ve yaşamı paylaşmamız gerektiğini unutmayacağız.
Aynı cephede olmak hep aynı düşünüyor olmak anlamına gelmez, ortak düşüncesinin olmadığı anlamına da gelmez. Ortak paydada özgürlük, demokrasi, laiklik, temel haklar ve halkların kardeşliği gibi değerler var. Ayrıca yaşamı farklı algılayıp algılatmak isteyen ve kendisini devletle özdeşleştiren bir parti var.
Ülkemizin en büyük sorunlarından biri, içeride bilgi akışının yoğun biçimde kontrol ediliyor olmasıdır. Böyle bir ortamda öncelikle gerçeklerin katledildiğine tanık oluyoruz. Daha da kötüsü kurgulanmış olaylarla istenmeyen kişilerin(muhaliflerin) hukuka aykırı biçimde suçlanmalarıdır. Özellikle gerçekleri dile getirmek isteyenler suçlanarak etkisiz kılınmaktadırlar. Bir başka olumsuzluk da dış olayların iç politikada kullanılmasıdır. Ayrıca düşünce ve ifade özgürlüğü kısıtlanmaktadır. İnsanlar kendileri ile ilgili politikaları irdeleyip eleştirme ve önerilerde bulunma hakkına sahiptirler. Bu temel hakların hukukun güvencesinde olması gerekir. Yasalar var, kurumlar ve görevliler var ise uygulanması gerekir. Birliktelik bu gerekliliği gerçekleştirmek içinde kaçınılmazdır.