İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


d i p l o m a n ı n d e ğ e r i

  • 29 Haziran 2018 Cuma


Diploma kelimesi temeli lâtin diline dayanan dillere yunancadan geçmiştir. Bir öğrenim derecesini başarıyla bitirene ya da bir sanatta, bir meslekte yetki kazanana verilen belgedir, eşanlamda şahadetname, icazetname kullanılır. Diplomalı insan yetkisi, başarısı belgelenmiş olan kimsedir, diplomaalı kuaför, diplomalı aşçı gibi.
Üniversite diploması olmayan milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı adayı olamaz yasası Türkiye’de konuyu gündeme getirmiştir. Diplomayı isteyen anayasa olunca gerekeni yapmayı sorumlu ve yetkililere bırakılmalıdır.
Bilmediğim bir ülkeye gelirken öğretmen okulu diplomamı bavuluma koymayı ihmâl etmemiştim. Belgenin önemini bilmeyen yoktur. Almanya’da benim bildiğim kadar iki politikacı doktora çalışmasında kopya çektiği ortaya çıktığı için koltuğundan olmuştu. Kaynak olarak isim vermek zorundaydılar.
Berlin’de bir ilke imza atan TD1 TV’de birgün Türk Sanat Müziği Konservatuarı açmak isteyen bir sanatçı tartışılıyor. Konu, yüksek müzik tahsili olmayan okul açamaz. Halbuki bahsi geçen udi sanatçısı İzmir Radyosunda görev yapmış, sanatında usta adını duyurmuş biriydi. Yüksek tahsil yaptım, diye bir iddiası da yoktu. Üç akademisyen üniversite tahsillinin tartışmasından utanç duyduğumu, derhal sonlandırmalarını telefonla bildirdim.
Neticede bu okul açıldı, yüzlerce öğrenci mezun oldu. Okulu açan rahmetli olan müdürün eşi mirasını bugün devam ettiriyor.
Yalnız Berlin’de değil, tüm Almanya’da Türk sanat müziği tanıtımını yapan bu okul şimdi şahane konserler veriyor. Alman öğrencilerin sayısı da oldukça kabarık.
Emekli Yaz tatilimi geçirdiğim Didim’de site dernek başkanı da tahsili yeterli değil, diye konu olmuştur. Okuma yazmayı askerlik yaparken öğrenmişti. Yıllardır siteye hizmet veriyor.
Herhangi bir sebeple okulunu bitirip diploma alamadan Amerika’ya giderek orada işinin eri olup, Almanya’ya dönüp şöhrete ulaşan edebiyatçı, yazar, oyuncu ve sanatçılar var.
O zaman Amerika dışa açık Dünya’dan akıllı ve yetenekleri mıknatıs gibi çekiyor, yetiştiriyor, ödülleri de ülkesine getirmeyi başarıyla yürütüyordu.
Hitler’in diploması olmaması, hatta başaramadığı için sanat okulundan ayrıldığı Almanya’da konu olmuştu. Tahsili olsaydı, bilime, tarihe edebiyata önem verirdi.
Birçok biliminsanının yurdu terketmesine sebep olmazdı, hele hele tanınmış değerli yazarların kitaplarını yahudi edebiyatı diye yaktırmazdı ve belki tarihe kara bir leke olarak geçmezdi.
Berlin’in bir ilçesinde göçmenler okula gelmiyor, diye alınan bir kadro sanat dairesine aktarılmıştı. Köy enstitüsü ruhuyla bir Türk ilkokul öğretmeni Yüksek Halk Okuluna yüzlerce göçmeni getirmeyi başardı, öğretmen arkadaşlarını çeşitli kurslar için hazırladı. Kendisi doçent olarak Almanca ders verdi. Göçmenler bölümü müdürlüğüne dilekçe verince, yüksek tahsil diploması yok, diyerek bu göreve alınmadı. Halbuki bu öğretmen kendisini çok iyi yetiştirmiş, Hür Üniversitesi Berlin nezdinde çok sayıda kurslarda sertifika almıştı. Arka plânda politik neden de vardı, bu öğretmen Türkiye aleyhinde çalışmaya izin vermezdi.
Verdiğim örnekler gösteriyor ki, bir kimsenin verdiği ürün, başarı ve emeğin değeri diplomadan aşağı olmamalıdır. Avrupa parlamento başkanlığından sonra SPD’nin Federal Almanya Başbakan adayı olan Martin Schulz meslek okulu mezunu matbaacıdır. Buna rağmen politikada başarı göstermiştir.
Friedrich Ebert (1871-1925) Weimarer Cumhuriyetinde 1919 -1923 yıllarında devlet başkanlığı yaptı. Aynı zamanda SPD’nin genel başkanıydı. İlkokul öğreniminden sonra semercilik ustası olmuştu. Yani üniversite tahsili yoktu.
Farzedelim ki, birisi mertebeye ulaşmak için üniversite diplomam var, dedi veya doktora çalışmasında kopya çektiği yıllar sonra ortaya çıktı. Bu durumda toplum değerleriyle bu kişileri zorlamış olduğu da sorgulanmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti reformları olmasaydı çoğumuz okur yazar olmıyacaktık. Bugün Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının başarılarını unutturmak isteyenler de okur yazar olamıyacaklardı.
Cumhuriyet döneminden önce zeki, yetenekli insanlar köylerde tahsil yapma şansı bulamadı. Yüksek tahsilin yok, üniversiteyi veya dengi bir okulu bitirmedin sen yazamazsın denseydi, Aziz Nesin, Nazım Hikmet Ran, Yaşar Kemal olamazdı.
Yıllardır Mavi-Didim Gazetesi’nde ve www.ha-ber.com’da gönüllü köşe yazıyorum. Merhaba gibi bazı dergilerde de Türkçe Almanca makaleler yazdım. Gazeteci arkadaşlarım benden meslektaşım, diye bahsedince seviniyorum, sen gazetecilik okulunu bitirmedin, diploman yok demiyorlar.
Bilhassa sosyal medyada cumhurbaşkanının veya herhangi bir insanın diploma sorunu kolektif olarak alay konusu olursa ayıplıyorum. Türkiye kaynaklı o kadar çok sorun var ki, bu konuyu abartmayı yanlış buluyorum. Zira daha çok önemli olan sorunlar çözüm bekliyor.
Demokrasisi ilerlemiş ülkelerde cezaevleri kapanıyor, kiliselerin bir bölümü sokakta yaşayanlara barınak olarak kullanılıyor.
Birçok insanın Türkiye’de canı yandı, sular bulanmadan durulmaz. Avrupa’da yaşayanlar Türkiye’de acı çekenlere merhem olmalıdır, buradan yangına körükle gidip, kışkırtmalara fırsat verilmemelidir.
Öğrenim elbette çok önemli, kapasitesi olan insanı geliştirebilir. Diploma da bu nedenle çok ama çok önemli. Fakat bir şahsın yeteneğini, zekasını ve karakterini gelişmesini sağladıysa ancak cemiyete ve kendine faydalı olabilir.

Hoşça kalın!