Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Çürümek

  • 06 Ocak 2019 Pazar


Çürümek denince Ahmet Telli’yi anımsamamak olası değil. “Tuz koktu” vurgusunu aşan bir söylem. “Su Çürüdü!” Bunun içinde özgürlüklerden yoksunluk var, duyarsızlık var, ezerek sindirmek ve yok etmek var. Yalnızlık var, karanlık var, duyarsızlık var, yoksunluklar var, kaba güç var, kanunsuzluk var. İnsanı yalnızlığı ile tutsak alan bir hücre var. Şimdi bu hücrenin kapsamı genişlerken, tutsakların yalnızlıkları artıyor. Sadece çürüyen su değil. Devletin tüm sistemleri bu genel çürümeden kendine düşen payı almakta.
Eğitim sistemi insan çürütme işlevini, örgütlü cehaleti yaratarak sürdürüyor. Cehalet güçsüzlük iken; örgütlü cehalet yıkıcı bir güce dönüştürülüyor. Sağlık sistemi hastayı insan olarak görmek yerine sadece bir müşteri olarak görüyor. Sağlıkta çürüme normal yaşamları tehdit eder gelmiş. Hizmet sadece bedelini ödeyenler için üretilmekte.
Hukuk aracılığıyla yığınsal hukuksuzluklar tezgâhlanıyor. Ergenekon, Balyoz ve Casusluk adı altında açılan davalar hukuksuzluğun boyutlarını gösteriyor. İddianame hazırlanmadan yapılan tutuklamalar ceza boyutunu aşıyor. Yargıya güvenin azalması devlet olgusunu tartışılır hale getiriyor. Yasalara uymamak en beklenmedik noktalarda ortaya çıkıyor. Özellikle denge ve denetleme sistemleri etkisiz hale getirilince, çürüyen yapıda beklentiler yıkılıyor!
Çürüme, yararlılığını yitirmek bir yana, yaşam için zararlı olma halidir. Bu halleri görmesi gerekenler gerçekleri görmeyip ve gerekli önlemleri almıyor ise; işte o zaman su çürümektedir(!) Ahmet Telli’nin aynı adı taşıyanünlü şiirinin son bölümünü değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum:

“Suyum, bir litrelik karton süt kutusu içinde. Yetmiş iki gündür
sakındığım ve hergün ancak bir kere dudaklarımı
değdirdiğim... Dilimi bir köpek gibi değdirdiğim. (Dilin suya
dokunuşu... Bir süngerin denizi yutuşu yani. Bir çölün seraba
kesilmesi bir an için.) Her gün ancak bir kere değdiriyorum
dudaklarımı suya. Dilimi kaçırıyorum artık. Sünger, bütün
vantuzlarını birden uzatmasın diye... Bataklıktaki suyun da bir
su yanı vardır. Çürüyen bir bedenin bile dayanılabilir
kokusuna. Kutuda kalan son bir yudum su, bu bile değildi
artık. Küstü, öldürdü kendini su...
Su çürüdü...
Adımdan gayrısını bilmiyorum “(AHMET TELLİ)
Çıkara dönük, akılcı olmayan yatırımlar ülkenin potansiyellerini hızla tüketmiştir. Her şeye karşın israf hız kesmeden devam ettirilmektedir. İşsizlik ve yoksulluk yığınları kuşatıyor. Üretmeden tüketmeyi sürdürüyoruz. Kayırma işlemleri en büyük duyarsızlıklarla sürdürülüyor. Ne var ki; devlet olanaklarıyla(bizim ödediğimiz vergiler) zenginliğe kavuşanlar şimdide kazandıklarını güvenceye almak için ülkeyi terk ediyorlar. En azından yönetenler bu gerçeğin ışığında değerlendirmeler yaparak; ülkenin bu en büyük sorununu çözmek için gerçekçi önlemler almak zorundalar. Bedeni saran çürüme onu yok edecektir. Bu yok oluşa seyirci kalacak mıyız?