Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Çünkü Klavyede “Del” Tuşu Var…

  • 17 Nisan 2018 Salı


Köşe yazısı yazmak, karanlıkta yumruk sallamaya benziyor.
Karşıyı görmüyorsun, Önünü de, arkanı da...
Sadece yazıyor, düşünceni-duygunu toplumun içine hoyratça fırlatıyorsun.
Savurduğun düşünceler birisine isabet etse de, bilmiyorsun o kişinin kim olduğunu, düşüncenin neresine ve nasıl ulaştığını…
Bir düşünceyi dibini göremediğin bir karanlığa gönderiyorsun.
O karanlığın içinden yankılanan sesi de duymuyorsun, nefesi de.
Bir duyguyu, en kıymetli varlığını savuruyorsun boşluğa... Çıt yok!
Ve böylece ıssız bir kalabalığın içinde yürüyorsun: Sabırla, inatla, inançla...
Niçin sabır?
Niçin inat?
Niçin inanç?
Sadece sorumluluk duygusu ile açıklanabilir mi bu üç öğenin varoluşu?
Ama yazmadan edemiyorsun.
Tek somut gerçek bu.
Ötekiler soyut, belli belirsiz, hatta neredeyse “sanal...”
Belki de, hesaplaşma kavramı ile açıklanabilir bu somut gerçek, belki de...
Belki, “kendi”ne doğru tırmanma eyleminden satırların arasına sinsice gizlenen bir kaçıştır “köşe”... Yazmak!
Sosyal-siyasal-güncel meselelerin, basit-yavan-tek boyutlu gerçeklerin ve şunun ve bunun arkasına saklanmaktadır, belki de…
Yani örneğin, sanki mesela; falan ve filan gibi...
Konuşurken, düşünce ve duygularınızı karşınızdaki kişinin yüzü ve vücut diline göre ayarlayabiliyorsunuz; bir bakıma kendinizden ödün veriyorsunuz. Sözlerinizi sosyal ortamın baskısı-muaşeret kuralları-var olan koşullar ve günün gündemine göre gözden geçirip, ortama göre düzenleyebiliyorsunuz; yani… sansürden geçiriyorsunuz.
Ama yazarken böyle değil!..
Sadece “kendiniz” adı verilen bir fenomenle “baş/başa”sınız.
Kendi düşüncelerinizin ve duygularınızın sarmalında tek başınasınız.
Kendi başınızı, yüreğinize egemensiniz. Düşüncelerinizi, her türlü duygunuzu dilediğiniz gibi satırlara yükleyebilirsiniz.
Yani özgürsünüz.
Bir siz bir de klavyenin tuşları.
Öfkenizi ayarlayabilir, sevinçlerinizi çimdikleyebilir, coşkularınızı sere serpe, [dilediğiniz gibi] yaşayabilirsiniz.
Çünkü klavyenin üzerinde “del” yazan bir tuş var...
Yaşarken yok.
Yaşamanın geri vitesi yok...
Yaşamak şakaya gelmez demiş, ünlü şairimiz.
Ona göre, büyük bir ciddiyetle yaşayacakmışız,
“Bir sincap gibi, mesela...”
Yani?
Bundan sonrasını herhalde biliyorsunuzdur.
İşte öyle!

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com