Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Cümle alem aslında biliyor

  • 05 Eylül 2018 Çarşamba


Duyarlı bir insan olarak Cerattepe’ye destek vermek bir insanlık görevidir. Üstelik de işin ucunda Artvin sevdası varsa, bu sevda daha büyüyor. Bizim insanımız bu telkini okuduğunda bana, bak sen şuna yine ahkam kesmeye başladı diyeceklerinden eminim. Çünkü işlerine öyle geliyor. Cerattepe direnişi denilen bu hareket isyan etmek değil, yapılan yanlışlıklara doğruyu anlatmak için yapılan sosyal bir direniştir. Ne söylüyor buraya katılanlar? Biz Cerattepe ve onun gibilerini koruyacağız. Kimden diye söyleyenlere ise, talan edenlerden, yok edenlerden, yanlıya peşkeş çekilenlerden, doğayı yok ettirenlerden korumak için olduğunu cümle alem aslında biliyor. Fakat, işlerine gelmiyor.

Cerattepe ve diğerleri normal şartlarda yapılmaya çalışılsa kimsenin sesi çıkmayacak. Herkes ne gerekiyorsa yapacak. Hatta destek bile vereceğinden eminim. Ama nerede bu saygı ve sevgi unsuru. Baştan yitirmişiz bu saygıyı. Hep yapıldığı gibi insanlar ayrıştırılmış. Sizin taraf, bizim taraf. Zenginler fakirler. Solcular sağcılar. Esası ne biliyor musunuz? Ne sağcı ne de solcu olayıdır. Asıl konu insan olabilmekten geçiyor.
İnsan olmak ise şunu gerektiriyor. Karşı tarafı üzmeden, onların hak ve isteklerini ihlal etmeden, demokratik ve eşitlik ilkesinde düşünmekten geçiyor. Direnişe destek verenlerin bir isteği var. Doğayı katletmeyin. Meralarımıza dokunmayın. Suyumuzu kesmeyin. Yapılanlara bir bakıyorsunuz bunlardan eser yok. Ucunda yeter ki para olsun. Anında devlet kararını veriyor ve cüzi miktarlarda burası hemen şirketlere satılıyor. Şirket enayi mi? Onca cüzi para ile orayı zapt etmişken, başkalarının müdahalesine izin verir mi? Asla olacak iş değil. Etrafını hemen çevirerek, kuş bile uçurtmuyor. Burası benim diyor. Dağdan gelip bağdakini kovmaya çalışıyor.
Sadece bu konu diye düşünmeyin. Sular başka yöne akıyor. Suları kullanan köylü istediği şekilde kullanamıyor. Suyu para ile tüketiyor. Başka, dahası var. Üzerinde tabiatın gereği olan tüm canlı varlıklar tehdit altına giriyor. Sonuç olarak doğa yok olmaya yüz tutuyor. Ağaçlar ve çevre yeşillikten arınarak çölleşiyor. Daha kötüsü ise, buralar ileride kıymetli diye bir başka yabancıya satılarak yurt toprakları el değiştiriyor. Dahası mı? Anlatacak çok şey var. Memleketimin elindeki tüm değerler gittiği gibi, üretilen elektrik devlet tarafından alınarak yine oranın sahipleri olan gerçek halka el yakan cinsten enerji olarak satılıyor. Bu mu gerçek adalet?