Selma Erdal

Tüm Yazıları


Cumhuriyet ve Tarımsal Yapı

  • 23 Ekim 2018 Salı


Bilindiği gibi yeni gelen haftanın ilk Pazartesi gününde; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız'ı kutlayacağız...Dolayısıyla yaşadığımız bu haftanın günleri; Cumhuriyet Haftası...Olsa da birilerinin öfkesi,kini, kavgası, tafrası...Biz Cumhuriyet Bayramımız'ı bu gezegen var oldukça hep kutlayacağız...Her türlü ayak oyunları, Cumhuriyetimiz'e kurulmuş tuzaklar olsa da... Çankaya'dan sonra, Ankara'yı da ATATÜRK'den ve O'nun Cumhuriyeti'nden uzaklaştırmak isteyenler olsa da...Kafalarındaki başkent olarak düşledikleri İstanbul'da RECEPTION düzenlemeğe kalkışanlar olsa da...Biz bu yurdun hangi köşesinde olursak olalım; yüreğimizde Cumhurbaşkanlığı konutu Çankaya, başkentimiz de sonsuza dek ANKARA olacakdır.
Seçim alanlarında; "Aç bıraktınız milletimi, aç" diye bağıranlar...Ki onlar buğday ambarı ülkeyi bıraktılar tam, takır...Tarımsal topraklarımız artık değil bakir...Bu ulusun EFENDİSİ köylü; olmuş köle, yoksul, fakir...Toprakların üzerinde buğday başakları yerine, gökdelenler yükseldiği için...Oysa Cumhuriyet'in ilk yıllarında; TARIM en birinci işkoluydu ülke geçiminde...Bereket vardı toprağında yetişen arpasında, buğdayında, yoncasında, çimeninde, çiminde...Çünkü...Cumhuriyet'in ilk yıllarında tarımsal üretimin arttırılması için gerekli önlemler alınmışdır.Bunların en önemlisi topraksız köylüye toprak sağlama amacıya yapılan yasal düzenlemelerle, tarımı vergilendiren AŞAR'ın kaldırılmasıdır.Bu dönemde; Hükümetin bütün özendirme çabalarına karşın tarımda geleneksel yöntemler sürdürülmüş, modern araç ve gereçlerle, yeni yöntemlerden yararlanma yoluna gidilmemişdir. Tarım makinaları; öncelikle Ankara olmak üzere, ülkenin daha çok Güney ve Batı Bölgeleri'nde kullanılmaya başlanmışdır.Hükümetin ülke ekonomisini iyileştirme çabalarının en önemli göstergesi olan BİRİNCİ İZMİR İKTİSAT KONGRESİ'nde de, ileriye dönük olumlu kararlar alınmışdır. Misak-ı Milli'den (Ulusal Antlaşma), Misak-ı İktisadi'ye(Ekonomik Antlaşma) geçiş amacıyla, Atatürk'ün Ulusal Bağımsızlık'dan sonra, EKONOMİK BAĞIMSIZLIK'ı kazanmaya yönelik düşüncelerinin ürünü olarak bu kongre toplanmışdır.Kongre ülkenin tüm illerinden gelen toplam 1135 delegeli;ticaret, çifçi, sanayi ve amele(işçi) guruplarınca oluşturulmuşdur. Kongre sonunda kabul edilen kararlar yazanağında;"Çiftçi Gurubunun İktisadi Esasları Reji Meselesi" bölümünde önemle vurgulanan konu da "tarımsal eğitim" düşüncesinin yer almasıdır. Tarımda yeni teknolojinin ve yöntemlerin kullanılmasını amaçlayan bu düşüncenin ürünü olarak ZİRAAT OKULLARI'nın kurulması, köylülerin eğitilmesi oy birliğiyle kabul edilmişdir.Yine bu kongrede;"Ziraatde Makina Meselesi" bölümünde tarımda makinalaşmayı yaygınlaştırmak ve dolayısıyla üretimi arttırmak için; sergi ve yarışmalarla, Anadolu toprağına uygun tarımsal araç ve makinaların üretimini özendirme yönünde kararlar alınmışdır.Bu arada tarım makinalarının bozulması durumunda; SANAT OKULLARI'nda bunları tamir edecek ustaların yetiştirilmesi gerekliliğiyle eğitim kurumlarından yararlanma yolunda oy birliğiyle kararlar alınmışdır.
Cumhuriyet yönetimi Osmanlı'dan Ziraat Bankası ile birkaç tarım okulu ve birkaç kooperatif devralmışdır. Bununla birlikte; özellikle köylüyü tefecinin elinden kurtarmak için kamu kuruluşuna dönüştürülen ZİRAAT BANKASI ile sayıları arttırılan TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ aracılığıyla köylüye tarımsal kredi sağlanması amaçlanmışdır. Bu kooperatifler yalnızca kredi sağlama yönünde değil, aynı zamanda tarımsal ürünleri işleme ve pazarlamaya yönelik çalışmalar yapmışlardır. Bu dönemde tarım teknolojisini geliştirmek amacıyla,bazı kuruluşlar da oluşturulmuşdur. Bitkisel tohum ve hayvan ırklarını ıslaha yönelik istasyonlar ile sulama ve toprak ıslahına yönelik DEVLET SU İŞLERİ ve TOPRAK-SU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ bu dönemin kuruluşlarıdır. Yine de tüm bu uğraşlara ve özendirmelere karşın; tarımsal üretim ancak "geçimlik" düzeyde olmuş, dış pazara yönelik ve ülke ekonomisine katkıda bulunabilecek üretim sağlanamamışdır.Ekili alanlar da tüm tarıma elverişli alanların ancak altıda birini oluşturmuşdur. O dönemde ulaşım ağının yetersizliği,tarımsal ürünlerin pazara ulaşamaması nedeniyle ürün artışına da olanak sağlayamamışdır.Bu artış ancak demiryollarının geçtiği yörelerde ve deniz kıyılarına yakın yerlerde, pazara ulaşımkolaylığı nedeniyle gerçekleşebilmişdir.Dönemin tarım ürünlerini etkileyen en önemli etken de doğa koşulları olmuşdur.Mevsimlerin özellikle iç kesimlerde kurak geçmesi durumunda sulama ağının henüz oluşturulmamış olması nedeniyle, güç dönemler yaşanmışdır. Buna karşın Güney ve Batı yörelerinde tarımsal makinaların kullanılıyor olmasıyla birlikte iklim koşullarının elverişliliği tarımı olumlu yönde etkilemişdir.
Emperyalistlere, sömürgeci ülkelere karşı verilen bağımsızlık savaşının ardından, yokluklarla kurulan TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'nde; bunca zorluklara karşın tarımsal üretim özveriyle yapılmış, yabana avuç açılmamış, halk aç kalmamışdır.Bugün yabandan; arpa, buğday, mercimek, nohut satın alan bir ülke durumuna getirilmiş bir ülkenin egemenleri... Hiç bir zaman ATATÜRK'ün Cumhuriyet Hükümeti ile boy ölçüşebilir mi?...Dedeleri, gebeleri, bebeleri; yabanın GDO'lu zehirlerine teslim edenlerle, Anadolu'nun toprağından aldığı ürünle ulusunu besleyenler hiç aynı kefeye konulabilir mi?...
Atatürkümüz'le, Cumhuriyetimiz'le, O'nun Devrimleri ve İlkeleriyle ve de O'nun ülkemizin geleceğine yönelik yatırımlarıyla, yaptıklarıyla kıvanç duyuyoruz, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız'ı coşkuyla kutluyoruz...Bu böyle biline!...