Selma Erdal

Tüm Yazıları


CUMAlar

  • 30 Kasım 2019 Cumartesi



Sıradan her hangi bir gündü, diğerleri gibi; hiç bir ayrıcalık taşımayan, hiç bir "ön" ek almayan...
Günü geldi, 12 Eylül 1980 Harekatı oldu, o da bir başka anlam kazandı; CUMA günü kutsal sayıldı ve başladı herkes birbirine "hayırlı Cumalar" demeye...
Ne de ülkeyi yönetenler başlamıştı Araplar'la elele gezmeye...
Ama yaşadığımız her sorunun,entrikanın, zorluğun arkasından, kurnaz yüzüyle sırırtan "dış güçler" var ya işte onlar; hiç kendi bildiğine bırakır mı "Ortadoğu topraklarında ILIMLI İSLAM" kimliği biçtiği, Arabın entarisinin içine soktuğu ülkeyi?... Hemen yeni bir kavram armağan etti; geleceğimiz, umudumuz, yarınlarımız olan "yükselen yeni nesle" ve onlar da başladılar "Happy Friday/yaşasın Cuma" demeye... Sanki ülkede işler yolunda, ekonomi tıkırında, herkesin keyfi yerinde, sıkmayın canınızı, takmayın kafanızı öyleyse "akalım alemlere" çünkü bugün "yaşasın Cuma"...
Oysa ülke battıkça batıyor, yüreği tık nefes atıyor, halk ekmek derdine düşmüş, yoksulluk ülkede kol geziyor (mu?). Yok canım; bize öyle geliyor ve özellikle de bizler Didim'de öyle sanıyorduk. Sebze, meyve pazarında bile, kilo ile değil tane ile alanları gördükçe ve pazarcılar "pazar arabalarını çalıyorlar, aman dikkat" diye uyarılar yaptıkça... Ama biz yaşama Didim'de bakarken, örneğin İstanbul'da meğer durum çok başkaymış. Çünkü İstanbul'da yaşayanların yalnızca "hayırlı CUMAlar'ı ya da yaşasın CUMAlar'ı" yokmuş,bir de KARA CUMA'ları varmış.
Son iki yıldır çılgınca alış-veriş yapılan o KARA CUMA;ülkemize de ithal edilmiş kapitalist düzenin efendisi ülkeden, çünkü bizimkilerin neyi eksik Amerikalılar'dan?...
Haydi bakalım, oturup durmayın yerinizde!... Bundan böyle Kasım ayının son günleri geldiğinde ve özellikle de CUMA'ya denk gelen 27-28-29 ya da 30'uncu günlerinden her hangi birisinde ki o KARA CUMA'dır, siz de hemen koşun alışveriş tapınaklarına, AVM'lere, Shopping Center'lara... Biliniz ki bir türlü aşağılara çekilmeyeo fiyatlar her üründe yarı, yarıya...
Yaşadığımız 2019 yılının Kasım ayının 30. gününe gelen son CUMA gününde, ön eki olan KARA nitelemesiye ters bir biçimde öylesine bir aydınlık, bir ışıltı vardı ki gözleri kamaştırmacasına...
Herkes AVM'lerde, iğne atsanız yere düşmez bir kalabalık var. Dükkanlar ışıl, ışıl parlıyor, satıcıların yüzleri de...Çünkü kasalarına para akıyor, nakit, kredi kartı; bankalar ne verdiyse, herkes para saçıyor.
Şaşkın gözlerle izliyoruz; hani ülkede ekonomik kriz vardı?...
Alışveriş çılgınları arasında en çok kimler vardı derseniz , yoksula "bir lokma, bir hırka yanında da şükür duası" öğütleyen dinci taifenin türbanlı, kara çarşaflı, peçeli nisaları... Gözümüz mü kaldı?... Haşa!... Ne de olsa para onlarda... Çünkü düzen de onların, dümen de...
Sıra EYT'lilere haklarını vermeye, emekçiye, emekliye zam yapmaya gelince "tasarruf, milletçe fedakarlık, özveri ve dua edin de istemiyoruz geri; bayram arifelerinde verdiğimiz sadakaları" sözleri...
Hey gidinin ülkesi!... Küreselleşme masalları eşliğinde; 12 Eylül 1980'den beri yitidikçe gerçek kimliğini; kalmadı ulusalcı kimliğin ve olmasa da cebinde binliğin, olsun kredin var, borçlan boğazına kadar!... Artık senin de KARA CUMA'n var; haydi yine iyisin...