İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Cuma Gençleri

  • 17 Ekim 2020 Cumartesi



Yaklaşık bir yıl önce on üç yaşında bir öğrenci, İsveç Meclis Binası önünde tek başına oturma eylemine başlar. Amacı çevreyi doğayı koruma için kanun yapmalarını zorlamak, hükümeti var olan ve yürürlüğe girecek kanunları uygulamalarına etki etmekti.

Greta Thunberg’in tek başına başlattığı protest eylemi önce İsveç’te taraftar buldu, sonra üye ülkelerde, daha sonra tüm Avrupa ülkelerinden diğer kıtalara yayıldı.

Her hafta cuma günleri ön üç on yedi yaş arası gençler okula gitmiyor, sokak gösterileri yapıyor. Devletleri idare edenler, öğretim görevliler, okula gitmeyen öğrenciye yasalar ceza getirir, diye tartıştılar. Fakat akım ve arzu çok tutarlı dayatma olunca izin verildi.

Ellerinde cep telefonu, internetten başını kaldırmayan “Z” nesli için yere trafik lâmbası inşa ettiler. Trafikte kazalar önlendi. Bu nesil politikayla ilgilenmez, geleceklerine bakmayan ilgisiz oldukları önyargısı büyüklerin zihninde yer etmişti.

Birdenbire gençlik öyle bir uyanış gösterdi, ki büyükleri şaşkına döndü. Avrupa Birliği Parlamentosu, olan kanunların neden uygulanmadığını konuştu.

Her ülkede sokak gösterilerini organize eden gençler görev aldılar. Büyüklerin aklına dahi gelmeyecek, çok anlamlı pankartlarla sokak gösterilerini yapıyorlar.

Geleceğimizi sattınız, gezegenimizi tükettiniz, nefes alamıyoruz, zehirlenmeden yenecek gıda kalmadı, diye yazıyorlar.

Sokak gösterilerine Korona virüs dolayısıyla ara vermişlerdi. Eylül ayında üç önemli kurala uyarak, tekrar başladılar, hijyen mesafe ve maske.

İklim ısındı, bu nedenle buzullar eriyor. Çevre bilim insanlarına göre para severler, bu sisteme davam ederlerse yeryüzünde kara parçanın üçte biri su altında kalacak. Okyanuslar taşınca denize yakın Sydney, Hamburg, Londra gibi metropoller dahil birçok şehir su altında kalacak.
Denizde yaşayan canlılar suyun kirlenmesinden dolayı ölüyor, türler tükeniyor. Ölen canlıların midelerinden plastik parçaları çıkarılıyor.
Kimyasal gübreler etkisiyle yer altında biriken içme suyunun kalitesi düşüyor, zehirli insan sağlığına zararlı madde içme suyuna karışıyor.
Aşırı sıcaklık ve kuraklık orman yangınlarına sebep oluyor. Yangınlar atmosferin kirini artırıyor.
Özel uçaklarıyla uçan zengin sınıfı, sayıda az ama paralı olduğu için ülkelerin politikasına etki ediyor. Çevre koruma kanunları uygulaması geri tarihe atılıyor, uygulanmıyor. Böylece kirlenme devam edecek. Aracı olan, reklâmdan geçimini sağlayanlar doğa kirliliğini görmezden geliyor, sistemin değişmesine engel oluyor, frenliyorlar.
Dr. Susanne Götze, Annika Joeres ülkelerin doğayı koruma kanunlarını saymışlar, 1200 kanun sayarak, derleyerek ülkeleri idare eden sorumlulara çağrıda bulunarak, örnek almaları için beş başlıkta yazarak öneriyorlar. Çok etraflı açıklıyorlar, ben kısaltarak yazıyorum.
1. İklime zarar veren, kirleten davranış ve maddeleri daha pahalı yapmak. Araba kullanma, kalorifer elektrik harcamaları, plastik malzemeleri. Örnek ülkeler, İsveç ve İsviçre.

2. Daha az et yemek. Bir Alman yılda altmış kilo et, altmış kilo salam sucuk yiyor. Sebze ve meyve yemek hem sağlıklı hem de doğaya daha az zarar veriyor, örnek ülke Çin.

3. Kömürle enerjiye son verip yenilenen enerjiye geçmeyi geciktirmemek. Rüzgâr ve güneş enerjisi, örnek ülkeler; Belçika, Fransa, Portekiz, Avusturya, Finlandiya.

4. Önce gereç alet, plastik yapılınca çöpü yok etmek, doğayı daha çok kirletiyor. Avrupa çöpünü az gelişmiş veya gelişmemiş ülkelere gönderiyor. O ülkelerde çevre bilinci daha az geliştiği için insan sağlığına zararlı olduğu gibi, doğayı kirletiyor. Elektronik aletleri tekrar tamir edecek şekilde inşa etmek. Yani çöpü azaltmak, yiyecekleri paket ederken dikkat etmek, örnek ülkeler; İsveç Japonya, Vanuatu.

5. Trafikte yayalara öncelik tanımak, daha fazla bisiklet yolları açmak. Toplumda politikacıların örnek olması gerek. Devleti idare eden siyasetçilerin yaptığı toplantılar manzarası, doğası güzel mekanlar. Az konvoyla, belli bir mesafeden sonra tren ve otobüs kullanarak halkı temsil edenler, halkla birlikte olabilir. Bülent Ecevit, korumalarını atlatarak belediye otobüslerine binerdi. Berlin ve Brüksel’de işine bisikletle giden çok sayıda Milletvekilleri var. Örnek ülke Danimarka.

Çevreyi koruma, deniz ve atmosferi kirletilmemesi için doğa bilim insanları yıllardır uyarıyorlar. Sorumlular, karar mercileri duymak istemiyorlar. Zengin işverenleri küstürerek seçilememe korkusundan kendilerini kurtarmalarına gençler belki de yardım edecekler.

Greta son konuşmasında panik yapalım, ki büyükler çabuk karar versin, acilen çare bulsunlar, dedi.

Bu doğru değil, panik içinde sel, yangın, depremde hazırlıklı olunmazsa zarar fazla oluyor. Covid 19 başlayınca epidemi olan ülkelere duyarsız kalan BATI, pandemide panik yaptı. Başında doğru kurallar koyamadı. Halbuki alınan önlemler hem sağlığı koruma hem de ekonomiyi durma noktasına getirmeyebilirdi.

Para severler parayı yiyemeyeceklerini anlayınca geç kalınmış olunur. Arzum iklimin ısınması, atmosferin, denizlerin, toprağın kirlenmesi önce durdurulmasıdır.

Şimdilik İnsanların başka gideceği gezegen yok. Çocuklara gençlere nefes alma imkânı verilmesi artık şart olmuştur.
Son doğayı koruyan ölmeden, son ağaç kurumadan, son akarsu zehirlenmeden, son balık avlanmadan, önlem alınmalıdır.
Hoşça kalın!


Mutlaka okunması gereken bu kitap:
Susanne Götze, Annika Joeres, Die Klimaschmutzlobby, Wie Politiker und Wirtschaftslenker die Zukunft unseres Planeten verkaufen. Piper Verlag GmbH, München 2020
ISBN: 978-3-492-07027-0