Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Çözümler

  • 22 Ocak 2019 Salı


Çözüm, mevcut sorun veya sorunların ortadan kaldırılması için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Ortada sorunlu bir yapı var ise; ülkeyi sorunlu konuma taşıyanların da mevcut sorunların bir parçası ve hatta nedenlerinden biri olabileceği dikkate alınmalıdır. Uzun süre iktidar olmak böyle bir sorumluluk yükler. Sorunlu bir yapıda, sorunların parçası olanlar; doğru bir çözüm zincirinde çözümler setinin kendilerinin sonunu getirebileceğini gördükleri an, çözümden uzaklaşmayı yeğleyebilecekleri söylenebilir. Ancak, bu süreçte çözüm için çaba harcıyor görüntüsünü elden bırakmayabilirler. Dahası, sorunu çözüyor görüntüsü altında kendi hastalıklı geleceklerini güvenceye alma çabasına girebilirler.
MUM NE ZAMAN SÖNER?
Bir iktidar demokratiklikten uzaklaşarak, hak-hukuk ve adaleti görmezden gelebilir. Yetkililer şeffaflıktan uzaklaşarak, denetimden kaçmaya çalışabilir. Bütün bunlar için halkına yalan söylemek. Kelebek etkisi yaratacak bir yalanın ömrü, kelebek ömrü kadar kısa olabilir.
Yalanların en büyük korkusu, engel tanımayan gerçeklerin beklenmedik zamanlarda ve mutlaka ortaya çıkmasıdır. Zamanı gelen bir gerçek hiçbir engel tanımaz!
Özelleştirme dendiği zaman, genellikle mal üreten işletmeler söz konusudur. Bu işletmelerin mülkiyetinin el değiştirmesi ve özel şahısların mülkiyetine geçmesidir. Kamuya ait bir varlık daha etkili ve daha yararlı üretimin sürdürülmesi açısından el değiştirdiğinde bu işleme verilen ad özelleştirmedir. Özel şahsın, kamu yararı ile özelin çıkarlarını en uyumlu bir biçimde formüle edileceği varsayılır(somut olarak böyle bir duruma tanık olunmamıştır).
İNANÇ SARMALI.
Kişisel inançlar çıkar amacıyla kullanılmadan önce inançlar olabildiğince toplumsalmış gibi algı yaratılır. İnanç çıkar amacıyla kullanıldığında “rıza” yaratan bir araca dönüştürülür. Rızadan çıkar sağlayan ruhbanlar ve egemenlerin en başarılı oldukları alan; söylediklerine, araştırmadan ve soruşturmadan inanabilen kitleler yaratmalarıdır. Bu yola sapanlar yaptıklarının inançlarla bir ilgisinin olmadığını bilirler, onlara inananlar bunu bilmez(!) Bilmezler yığını körü körüne inandığı sürece; inançları çıkarları için kullananların güvencesi olmaya devam edecekler. İnsanlar en çok, en az bildiklerine inandıkları için yanlışlıklar ve yanılgılar yaşanır. Bin küsur yıl önce kabul gören bir inanç, tam anlamıyla anlaşılmadan ve gerektiği gibi öğrenilmeden bilmezlikler ardıl kuşaklara aktararak bugünlere gelinmiştir. En çok inananların(bilmeden, anlamadan)en çok aldatılan olmaları boşuna değildir.
Ruhbanlar üreten değil, üretilmişleri (maddi değerler) tüketenlerdir. Konumlandıkları yer bunu kanıtlar. Her koşulda egemenlerin yörüngesinde yer almışlardır. En acı olan tarafı ise, işgalciler safında yer almalarıdır ki; bunun adı vatana ihanettir!
Bu küflenmiş faşizmin densizidir ki,
Gereksizce karışır uçan kuşların uçarına!
Yaşamı yaşanılmaz kıldığı yetmezmiş gibi,
Sıçratır rezil pisliğini umutlu yarınlarımıza!