Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Çözüm önerileri

  • 28 Mayıs 2018 Pazartesi


Halka ait olan ülkenin varlıkları yabancı ağırlıklı olan özelleştirmelerle elden çıkarılınca ülke ekonomisi üretimden yoksun fakat her alanda tüketen bir ekonomiye dönüştürülmüştür. Atatürk’ün 15 yılda ülkeye kazandırdığı 46 tesisi AKP 15 yılda sattı. Üretim yok, yatırım yok, tasarruf yetersiz ve planlama yok. Bu sürdürülemez durumdan çıkış için:
“BirleşikHaziranHareketi, Türkiye’nin ana gündemini oluşturan ekonomik kriz ve bu krizin çıkışına ilişkin önerileri de içeren bir forum düzenledi. “Acı Reçeteye Hayır” (Akt: Burcu Cansu) Formda çözüm önerilerini şöyle sıraladılar; Bu önerileri kısa alıntılarla okurlarıma sunmak istiyorum:
Çıkış yolu, demokratik planlama temelinde öz kaynaklara dayalı üretim ekonomisinde aranacaktır.
Tek çözüm, öz kaynaklara dayalı demokratik planlama temelinde üretim ekonomisidir.


Gelir ve servet dağılımı adaletsizliklerine son vereceğiz.
Türkiye ekonomisinin bugünkü sorunları, finansal sorunlardan ziyade, yapısal sorunlardır. Yapısal sorunlardan biri, Türkiye’yi devasa bir şantiyeye dönüştüren inşaat ve betonlaşma faaliyetleridir. Yandaş şirketleri palazlandıran rant-talan ekonomisi artık limitlerine dayanmıştır. Konut rant aracı olmaktan çıkarılmalıdır.


Dijital teknolojiyi de yakalayarak sanayileşeceğiz.
Türkiye tarımına kooperatifleşmeye ağırlık veren bir anlayışla sahip çıkacağız.
“Acele kamulaştırma” kararlarıyla toprak gaspı, şirketler adına bizzat devlet tarafından yapılmaktadır. Gıdanın şirketlerin kontrolüne son vermek, gıda egemenliğimizi ve tarım arazilerimizi korumak, küçük aile tarımını geliştirebilmek için:
»Üreticileri tükenme noktasına getiren neoliberal tarım politikalarına son verilmelidir.


Toprağı suyu havasıyla ekolojik bir memleket hedefliyoruz.
Sendikalaşma ve grev yasakları dâhil emekçilerin önündeki tüm engelleri kaldıracağız.
Emekçilerin hayatları sömürü koşulları derinleştikçe hiçe sayılmaktadır. Kar hırsı ve patronları koruyan politikalar, güvencesiz istihdama yol açmakta ve iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği için kamunun denetimi arttırılmalıdır.


Eğitim ve sağlık olmak üzere temel kamu hizmetleri bir haktır ve ücretsiz olacaktır.
Rant amaçlı, keyfi kamu harcamalarına son verilmelidir. Eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetleri ücretsiz olmalı, katkı-katılım payı ve GSS prim uygulamasına son verilmelidir. Dolaylı vergiler minimum düzeye indirilmelidir. Vergi, adaletsizliğin değil, adaleti tesis etmenin bir aracı olmalıdır. Kamu harcamaları, kamu yararı ilkesi doğrultusunda rasyonelleştirilmelidir.


Özelleştirmelere son verilecek, özelleştirilen kuruluşlar koşulların izin verildiği ölçüde kamuya kazandırılacaktır.
AKP iktidarda olduğu süre zarfında 60 milyar dolardan fazla özelleştirme gerçekleştirmiş, kamusal varlıkları satmıştır. Özelleştirmeler, ülkenin yoksullaşması ve yağmalanması, emperyalizme ve dışa bağımlılığın artması demektir. Özelleştirmeler, kamunun tasfiye edilmesi ve emekçilerin güvencesizliğe itilmesi demektir.


Çözüm, üretenlerin yönettiği bir ekonomidir.
Bu sistem çözüm üretemez durumdadır. Sistem içi çözüm arayışları nafiledir. Türkiye’nin içine sürüklendiği krizden emekçiler lehine çıkışın tek yolu, halkın örgütlü ve birleşik mücadelesidir.
AKP iktidarına HAYIR diyoruz. Emekçiler kendi örgütlülüklerini mahallelerde, işyerlerinde geliştirdiği ölçüde çözüme yaklaşacaktır. Bunun için tüm emekçileri, işçileri mahallelerde, iş yerlerinde birleşmeye, Meclisleşmeye çağırıyoruz. Haziran Hareketi, Meclisleriyle birlikte bu çarpık düzene HAYIR diyor. Çözüm, merkezine halk iktidarını alan, emeğin kamucu programıdır. Üretenlerin yönettiği bir ekonomik model inşa etmekten başka çözüm yoktur. “Acı Reçeteye HAYIR diyoruz.”