Selma Erdal

Tüm Yazıları


Corona'nın Bize Ettikleri

  • 16 Nisan 2020 Perşembe



Evlerimiz, yuvalarımız; yaşamak için bizleri barındıran, koruyan elverişli koşullarımız…Özellikle de betonarme sefer taslarımız; katlarında bizleri saklayan konutlarımız… Giriş katdan, neredeyse 3. kata kadar; pencereleri, kapıları perdelerle örtülü olmasından da önemli olan, demir parmaklıklarla örülü çağdaş tutukevlerimiz, hapishanelerimiz… Haftalardır sağlığımızı korumak amacıyla evlerimizdeyiz. Biz evlerimizde sağ ve sağlıklı (hem bedensel, hem de ruhsal anlamda) kalmaya çalıştığımız dönemde; sanal özgürlüklerimize pranga vurmak isteyenler de iş başında... Bizlerden aldıkları özgürlükleri, bağışladılar katillere, tecavüzcülere, dolandırıcılara, hırsızlara... Umalım ki bu bağışlamaların olumsuz dışsallıklarının etkisi benzemesin Rahşan Affı'nın sonuçlarına; AMEN !...
Dolayısıyla...
Corona salgınında; fırsatı ganimet bilenler eliyle... Üniversite öğrencilerine af çıkmasa da... Adi suçlardan hüküm giyenler adalet hanımın şevkatini görüverince... Bundan böyle hırsızlar oldukça dışarıda “free”… Bizler bu betonarme sefertaslarında; ölü mü, yoksa diri mi, belirsiz soluklanacağız içeride… Kesinlikle "içeride" olan bizleriz; giderek Orman Yasaları’nın egemenlik alanını yaygınlaştırdığı şu insanlar aleminde…Ve iyice örtüşmekte koşullarımız “paralel evrenimiz” olan hayvanlar alemiyle…Manifestomuz; “kısasa, kısas” olarak beyan edilecektir çok yakında…Gün gelecek Kuran’a (bazılarına göre de Tevrat ve İncil) göre fetvalar verenler bile; güçsüzleşecek, ezilecek Orman Yasaları karşısında…
Ve yine bu aralar Corona tutsaklığımız sürüp giderken... En sonunda belgesel-kolik olma durumlarım nedeniyle; “paralel evren” kavramını “kendimce” içselleştirmemde oldukça yararlı olmakta… Elbette ki kendi algılama, anlama, anlamlandırma, düşleme, düşünme ya da reddetme yeteneklerim bağlamında…Hayvanlar aleminde ne varsa; elinle koymuş gibi insanlar aleminde de karşılığını buluyorsun, aramasını, görmesini becerebiliyorsan…
Örneğin; cinsel kimliklerin davranış biçimleri…Öğrendim ki tüm erkek türler, dişilerin ilgisini çekebilmek için türlü cambazlık peşinde şu hayvanlar aleminde…Üstelik de birbirleriyle sürekli kavga-dövüş… Ama üreme bölgesini, alanını,havzasını, haremini bölüş, üleş için yok öyle bir güreş…Kadınlar/dişiler için yapılan kavgayı kazanan; haremi de alır, helali de, haramı da…Yeni bir kabadayı gelip de Alfa erkeğin gücünün hakkından gelinceye, onu tepeleyip bölgeden sürünceye kadar tüm gözdeler, cariyeler onun…
Oysa insanlar aleminde kadınların işi bu kadar kolay mı?… Ne bilek güreşi, ne de boks maçı… Erkekler vitrine çıkıyor ki kimisi göğsünün şişkinliğiyle, kimisi cüzdanının şişkinliğiyle…Kuşkusuz yabanıl yaşamda olduğu gibi yine dişi cins, yine kadın seçici ama bakışları kendine çevirtene, çekene, erkeklerin kutbu olana değin; kadınlar arası yarış da pek kızgın, kızışkın… Süslen, püslen, giyin, kuşan…İncecik ol; yağlarından kurtul, kurtul da... Eee; bu aralar kolay mı ince kalmak?... Kek, krep, poğaça derken ekmek yapmağa bile başladık. Kendimizi tombik yaptığımız yetmezmiş gibi sanal ortamda "siyasal eleştiriler yerine" yemek tarifleri paylaşmağa başladık. Başladık ki ulusça aydınlığa, çağdaşlığa yol alamasak da bu gidişle hepimiz buluşacağız diyetisyenlerin kapısında... Corona'dan gitmesek de kalp krizi, şeker, tansiyon nedeniyle umalım ki düşmeyiz Ölüm Meleği'nin kollarına; Amen !..