18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ferda KILIÇ

Ferda KILIÇ

Web sitesi adresi:

Cumartesi, 05 Ağustos 2017 15:22

TE­ŞEK­KÜR’DEN DE ÖTE…

TE­ŞEK­KÜR’DEN DE ÖTE…

Akbük kül­tür ve Çevre Der­ne­ği’nin ya­kın­da ola­ğan genel ku­ru­lu var.

Ama sa­nı­yo­ruz AKÇED, geç­ti­ği­miz cu­mar­te­si ak­şa­mı tüm Akbük halkı ta­ra­fın­dan ge­ri­de kalan tüm 10 yıl için ibra edil­di.

AKÇED, geç­ti­ği­miz cu­mar­te­si ge­ce­si Akbük Çe­le­bi Res­to­ran’da 10. ça­lış­ma yı­lı­nı kut­la­dı.

Aydın ilin­de 10. ça­lış­ma yı­lı­nı ta­mam­lan ilk de­mok­ra­tik kitle ör­gü­tü ola­rak da ay­rı­ca is­ta­tis­tik­le­re geçti.

Ge­ce­nin an­la­mı­nı –ob­jek­tif bir bakış açısı ile- sor­gu­lar­sak öne çıkan baş­lık­lar bizce aşa­ğı­da­ki ana tes­pit­ler:

Her şey­den önce gece, sa­de­ce sazlı/sözlü ola­ğan bir Akbük ge­ce­si de­ğil­di…

AKÇED’in 10. Yıl Kut­la­ma­sı’na bu kadar yoğun bir ka­tı­lım olu­yor­sa demek ki,

1. Akbük'ün çevre de­ğer­le­ri­ni önem­sen­mek­te­dir ve bu de­ğer­le­ri ko­ru­ma bi­lin­ci Akbük hal­kı­nın içine iş­le­miş­tir…

2. Çar­pık ya­pı­laş­ma­ya karşı di­renç bu bi­lin­cin ay­rıl­maz bir par­ça­sı­dır.

3. Demek ki Akbük halkı rant uğ­ru­na çev­re­nin yağ­ma­lan­ma­sı kar­şı­sın­da bir cephe oluş­tur­muş­tur…

Demek ki, Akbük halkı;

4. De­ni­zin hun­har­ca kir­le­til­me­si­ne şid­det­le kar­şı­dır. Ve temiz bir de­ni­zin Akbük’ün en önem­li ser­ma­ye­si ol­du­ğu­nu far­kın­da­dır.

5. Or­man­la­rın vi­dan­jör ar­tık­la­rı ve çöp­ler­le pis­le­til­me­si­ne tep­ki­li­dir.

6. Akbük'ün en önem­li so­ru­nu­nun alt-ya­pı ol­du­ğu­nun bi­lin­cin­de­dir.

[Ge­ce­nin en önem­li öğe­le­rin­den bi­ri­si ise, Didim Be­le­di­ye baş­ka­nı Deniz Ata­bay’ın alt yapı ko­nu­sun­da Ak­bük­lü­le­re ver­di­ği müj­de­dir…]

Bi­li­yo­ruz ger­çek de­mok­ra­si, sa­hi­ci-ka­tı­lım­cı de­mok­ra­si­dir.

De­mok­ra­si, hoş­gö­rü or­ta­mın­da eleş­ti­ri [ve öze­leş­ti­ri] or­ta­mı­nın kül­tü­rel ta­ba­nı­dır.

AKÇED'in ba­şa­rı­la­rı, işte bu bi­linç­li öz­ve­ri or­ta­mın­da doğ­muş ve ge­liş­miş­tir.

AKÇED et­kin­li­ği­nin, Akbük hal­kı­nın artan kat­kı­sı, yerel yö­ne­tim ile iş­bir­li­ği ve hoş­gö­rü çer­çe­ve­sin­de daha da ar­ta­ca­ğı­na ina­nı­yo­ruz. Be­le­di­ye baş­ka­nı Sn Deniz Ata­bay’ın kut­la­ma ge­ce­sin­de yap­tı­ğı ko­nuş­ma­da bu kül­tü­rel çiz­gi­nin somut iz­le­ri­ni gör­dük. Se­vin­dik, mutlu olduk.

Sonuç ola­rak, AKÇED’in 10. Yıl Kut­la­ma­sı’na ka­tı­la­rak biz­le­re des­tek­le­ri­ni esir­ge­me­yen Be­le­di­ye Baş­ka­nı­mız Sayın Deniz Ata­bay’a, CHP Didim İlçe Baş­ka­nı Sayın Gök­men Ka­ra­taş’a, Vatan Par­ti­si İlçe Baş­ka­nı Sayın Bü­lent Boyer’e, Cum­hu­ri­yet Ka­dın­la­rı Der­ne­ği Akbük Şu­be­si baş­ka­nı Sayın Ayşıl Hak­sal’a, Me­and­ros Der­ne­ği baş­ka­nı Sayın Başak Ka­ma­cı Budak’a, Didim Çevre Plat­for­mu bi­le­şen­le­ri­ne, Aydın Ta­bip­ler Odası Baş­ka­nı Metin Aydın’a, Didim Be­le­di­ye Mec­lis üyesi Ali Çağ­lar’a, TEMA Aydın tem­sil­ci­li­ği adına Hay­ri­ye Kösem’e, Zi­ra­at Mü­hen­dis­le­ri Odası Aydın Şube Bal­ka­nı Mah­mut Nedim Barış’a, Didim Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ergun Korkmaz ve Yönetim Kurulu üyesi Erdem Özden’e, Akbük’ün de­ğer­li site ve ko­ope­ra­tif baş­kan­la­rı­na… Ve gerek fi­ilen 10. Yıl Kut­la­ma­mı­za biz­zat ka­tı­lan ve ge­rek­se elekt­ro­nik or­tam­da biz­le­re des­tek­le­ri­ni ile­ten baş ta­cı­mız ve var­lık ne­de­ni­miz Sayın Akbük hal­kı­na bir kez daha te­şek­kür eder; Akbük’ü seven, çevre du­yar­lı­lı­ğı olan her­kes­ten, ve her ke­sim­den des­tek, eleş­ti­ri ve [tü­zü­ğü­müz doğ­rul­tu­sun­da] öne­ri­ler bek­le­di­ği­mi­zi… Arz ede­riz.

Say­gı­la­rı­mız­la…

Ferda Kılıç

Akbük Kül­tür ve Çevre Der­ne­ği Baş­ka­nı

Perşembe, 27 Temmuz 2017 11:48

10 AKÇED YILININ HESABI VE BİR TEŞEKKÜR

10 AKÇED YILININ HESABI VE BİR TEŞEKKÜR

Akbük Kültür ve Çevre Derneği tam 10 yıl önce bir tutam aydınlık insanla yola çıkmıştı.

Temel amaç, Akbük’ün rant uğruna çevre değerlerine sırtını dönüp, karanlığa sürüklenmemesiydi.

Bindiğimiz dalı kesmemekti temel ilke, kestirmemekti…

Başarılı olabilindi mi?

Bir ölçüde, kısmen…

Ama dik duruldu!

Gönüllülük esası ile didindi durdu AKÇED’liler…

İlk önce yadırganan bu ödünsüz çalışma tarzı ve bu garip insanlar bir süre sonra, yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı güven yarattılar gönüllerde, taht kurmaya başladılar, güven verdiler, güven aşıladılar.

AKÇED yönetim kuruluna emek veren kişiler, hiçbir siyasi makamın, “köşe-başı”nın meraklısı olmadılar; adayı, heveslisi hiç olmadılar…

Zordur bu çizgiyi sürekli bir biçimde sürdürmek.

Çıkar tatlı şeydir.

Makam, mevki, öne çıkma ihtirası insani duygulardır; beşeri tutkulardır. Ama kanmadılar; şaşmadılar.

- Beşerdir şaşar, sözünü yalancı çıkarttılar.

Kadrolar aynı mı kaldı?

Hayır kalmadı.

Gelenlere eyvallah dendi, gidenlere gülü güle… Ve dostça el sıkışıldı her dönemeçte… Ama onlar dönmediler, pervane olmadılar. Hiçbir siyasi partinin arka bahçesi, hiçbir siyasi odağın adamı ve “yandaş”ı olmadan sürdürdüler özverili çabalarını.

En yüce değer yargıları; sorumluluk duygusu, ülke çıkarı, kamu yararı ve çevre değerleriydi. Bir de kültür sorunu… Ama bu kulvarda (maalesef biraz) geride kaldılar, dürüstçe itiraf ediyorlar.

Bu ilkeleri sürdürmekte yaprak dökümü olmadı mı?.. O da oldu. Ama Akbük’ün deli kış rüzgarları dökülen yaprakları süpürdü, geçti gitti.

Eksikler var mı?

- Tonla!

Tamamlanabilir mi?

- Sanıyoruz.

Ama şunu biliyoruz ki, başarısız olsalar bile asla, yılıp pes etmediler ve yönlerini şaşırıp, dön baba dönmediler…

Dürüstlük, özveri, sorumluluk duygusu ve karşılıksız çalışma…

Hiçbir şeyi eksiksiz ve tam olarak başaramamış olsalar bile (her şeye rağmen) bu kadar süre boyunca bu yüce değerlerin ayakta tutulabilmiş olması önemlidir.

Zaman zaman hedef alınan yöneticilerine, çeşitli baskılara ve bel-altı darbelere rağmen bayrağı yere düşürmediler…

Bu nitelikli demokratik kitle örgütünün başkanı olarak, 10. çalışma yılımızı şerefimizle kutlarken bütün çalışma arkadaşlarıma, değerli Akbük halkına çalışmalarımıza destek veren resmi ve gayri resmi tüm makam, kurum ve birimlere selam olsun diyorum; teşekkür ediyorum.

 

Akbük Kültür ve Çevre Derneği Başkanı

 

Ferda Kılıç

Cumartesi, 15 Temmuz 2017 12:18

AKBÜK KOYU NİÇİN KİRLİ?

Akbük ko­yu­nun ger­çek adı Man­dal­ya Kör­fe­zi.

Man­da­li­na ağaç­la­rı ile kaplı bir kı­yı­nın önün­de uza­nan züm­rüt de­ni­zi ile cen­net­ten bir köşe…

Sonra biz sey­yah­lar ge­li­yo­ruz.

Ve yavaş yavaş, de­ni­zin de, kı­yı­nın da, “içine edi­yo­ruz…”

Bu sü­reç­te, doğal ola­rak, adı de­ği­şi­yor Man­dal­ya Kör­fe­zi’nin: Akbük Koyu olu­yor.

Gör­kem­li man­da­li­na ağaç­la­rı teker teker yok edi­li­yor ve o ter­te­miz deniz, açık bir ka­na­li­zas­yon olma yo­lun­da is­tik­rar­lı adım­lar at­ma­ya baş­lı­yor.

Bütün bu ge­liş­me­nin tek bir ne­de­ni var: Çevre kat­li­amı! Pis­lik, ben­cil­lik, “bana ne”cilik…

Yaz ay­la­rın­da de­niz­de­ki bu pis­li­ği ya­ra­tan en önde gelen neden, gezi tek­ne­le­ri­nin pis su­la­rı­nı de­ni­ze boca et­me­le­ri­dir. Ve açık ger­çe­ğin gör­mez­den ge­lin­me­si­dir!

Bu ger­çek, tüm yet­ki­li­ler ta­ra­fın­dan açık ola­rak bi­lin­mek­te­dir.

Ön­ce­lik­le, Akbük Li­ma­nı bil­mek­te­dir bu hun­har­lı­ğı.

Ama duy­gu­sal iliş­ki­ler, bu re­za­le­tin önüne ge­çil­me­sin­de­ki en önem­li en­gel­dir.

Li­ma­nı yö­ne­ten irade, üs­tü­ne üst­lük, Didim Be­le­di­ye’sinde önem­li bir ko­num­da­dır.

Be­le­di­ye Mec­li­si üye­si­dir.

Be­le­di­ye En­cü­me­ni üye­si­dir.

Yani, bu çevre kat­li­amı­nı ön­le­yecek en yük­sek katta kol­tuk sa­hi­bi­dir.

Ama gelin görün ki, çark­lar Akbük’de başka türlü iş­le­mek­te­dir…

Li­ma­na ya­naş­mış tek­ne­si için­de “ça­lış­ma ruh­sa­tı” başta, her türlü yasal iz­ni­ni ala­rak ça­lı­şan ve aynı za­man­da güler yüzü ve hiz­met ka­li­te­si ile tüm Ak­bük­lü­le­rin tak­dir ve be­ğe­ni­si ka­zan­mış olan “ba­lık-ek­mek”çi ba­cı­mız asil he­def­tir…

Ancak, bu gü­ze­lim züm­rüt koyu la­ğı­ma çe­vi­ren li­ma­na bağlı bazı tek­ne­ler her ne­den­se ıska ge­çi­len bir un­sur­dur.

Vefat eden ko­ca­sı­nın ar­dın­dan na­mu­su ve yoğun emeği ile ek­me­ği­ni taş­tan çı­kar­tan bir in­sa­na zulüm edil­mek­te… Ama, açık­ça ya­sa­la­rı çiğ­ne­yen çevre düş­ma­nı ba­zı­la­rı­na göz yu­mul­mak­ta, yu­mul­ma­ya devam edil­mek­te­dir.

“Ren­gin “Kum­ba­lı Ba­lık-Ek­mek,” Akbük’ün sü­sü­dür, ver­di­ği yaşam mü­ca­de­le­si ile onu­ru­dur.

Ama Akbük koyu, hele hele yaz gün­le­rin­de her geçen gün daha da fazla kir­le­til­mek­te ve kir­le­til­me­si­ne göz yu­mul­mak­ta­dır.

Hele hele o “bazı” tek­ne­ci­ler, hala bin­dik­le­ri dalı kes­tik­le­ri­ni fark ede­me­miş­ler­dir.

Ama biz­ler her şeyin far­kın­da­yız.

Ren­gin kar­de­şi­mi­zin üs­tü­ne üs­tü­ne gi­dil­me­si­nin asıl ne­de­ni­nin de…

KISA SÜRELİ SAĞNAK AKBÜK

SAHİLİNİ NEDEN TESLİM ALDI?

 

Didim Belediyesi Akbük sahilinde yapısal bir düzenlemeye gitti… Masa başında projeler yapıldı, harekete geçildi biz yaptık oldu zihriyetiyle Akbük’ün gözbebeği sahiline kazma vuruldu.

Ama proje herhalde uzunca bir masanın başında yapılmış olmalı ki, masa-başı hesap, çevre koşullarına uymadı.

Ve doğa bildiğini okudu…

Pazartesi, 22 Mayıs 2017 10:21

BİR ŞEY DEĞİL…

BİR ŞEY DEĞİL…

Didim CHP ilçe örgütü Akbük’de bir tören düzenleyerek, referandum çalışmalarında gösterdikleri gayret ve etkinlikler için Akbüklülere teşekkür etmiş…

Bu önemli nezaket karşısında söyleyecek tek sözümüz var:

- Bir şey değil!..

Bilindiği gibi Akbük’deki referandum çalışmaları Cumhuriyet Kadınları Derneği Akbük Şubesi ile Akbük Kültür ve Çevre Derneği’nin öncülüğünde oluşturulan bir platform aracılığı ile yürütülmüştü…

Akbük Demokrasi Platformu adı verilen bu birliktelik düzenli ve sürekli olarak etkin bir çalışma ortaya koymuştu.

Akbük’de ev ziyaretleri yapılmış, sitelere temsilciler atanmış, Akbük Pazarı’nda “hayır” masaları açılmış, bildiriler bastırılmış, CHP’nin broşürlerinin dağıtımına ortak olunmuş, etkin ve özverili bir biçimde çalışmalar sürdürülmüştü…

Hatta CHP Milas örgütü ile ilişki kurularak Kazıklı ve Gürçamlar köylerinde dahi çalışılmıştı.

İşte bütün bu çalışmaların sürdürülmesine ve örgütlenmesine öncülük eden her iki dernek adına CHP Didim CHP İlçe Başkanı Sayın Gökmen Karataş’ın nazik “teşekkürlerini” sevinçle karşıladığımızı ve bir kez daha “bir şey değil” dediğimizin bilinmesini isteriz.

Ancak… Acaba… Bu iki Akbüklü dernek böyle bir ‘teşekkür toplantısı’na bir zahmet davet edilemez miydi?

Hiç değilse dernek başkanlarına bir çağrı yapılamaz mıydı?

Demokratik kitle örgütlerinin önemini ve değerini bu aşamada hatırlatmanın bir değeri olmadığı biliyoruz; bu aşamada hatırlatmayı ise, fuzuli buluyoruz…

Ama gönül bu… istiyor; arzu ediyor.

Bilinç bu… Toplumsal muhalefetin en doğruyu yapmasını talep ediyor…

İnsan bu… Günlük ve anlık hataları en aza indirgemiş, muhalefet cephesinin tüm unsurlarını hoşgörü içinde kucaklayıp içine sindirebilen, kişisellikten uzak bir halk-cephesinin inşasını becerebilecek bir yapılanmayı özlüyor…

Mavi Didim Gazetesi’nde yer alan “teşekkür haberi’ni okurken fotoğraf karelerini ibretle izledim…

“Hayır” çalışmalarına bir kez dahi katılmamış olan bir takım kişilere davetler gönderilip, teşekkür edilmesi bir kez daha içimi burktu. Hele hele bu kişilerin bazılarının geleceğe yatırım yapma düşünceleri içinde vitrine çıkma hesaplarını görünce içimdeki burukluk acıya dönüştü…

Acı, alnımda düşüncelere ve dudaklarımda gülümsemeye dönüştü…

Ve derken, beynimin içinde bir takım çağrışımlar dolaştı:

Hey gidi koca Orhan Veli, dedim gülümsememe…

Ne yazmıştı; nasıl da yazmıştı o satırları.

Ne kadar basit, ne kadar özlü, ne kadar da gerçekti yaptığı tespit:

Neler yapmadık bu vatan için…

Kimimiz öldük,

Kimimiz nutuk söyledik…”

 

Ferda Kılıç

Akbük Kültür ve Çevre Derneği Başkanı

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

 

 

 

 

 

Cuma, 12 Mayıs 2017 07:49

O BAYRAK YERE DÜŞMEMELİ!

O BAYRAK YERE DÜŞMEMELİ!

Muhtemelen gözünüzden kaçmıştır…

Küçük bir haber, “tek sütun, beş-on satır…”

Ama içeriği büyük, geniş, derin, feci…

Anlamlarla yüklü, okuyun okuyabildiğiniz kadar.

Olayın boyu, boyunuz kadar…

Bilincinizin kavrayabildiği ölçüde önemli, evet!

Okuyun:

“Antalya'nın Finike ilçesine bağlı Alacadağ Mahallesi sınırlarındaki Kızılcık Yaylası'ndaki çiftlik evinde yaşayan ve bölgedeki sedir ormanlarında faaliyet yürüten mermer ve taş ocaklarına karşı açtığı davalarla tanınan Ali Ulvi Büyüknohutçu (61) ve eşi Aysin Büyüknohutçu (61) önceki gün akşam saatlerinde vahşi bir cinayete kurban gitti…”

İşte böyle…

Ancak bu haber, bir polisiye vakıa değildir.

Üç kuruşluk çıkarları uğruna yemyeşil bir ormanı kesip biçebilen, dereleri kurutabilen, doğayı katledip; elde ettiği parayla da tüketim toplumun kuyusuna düşüp, komplekslerini doyurmaya kalkışan sosyal-magandaların öyküsüdür…

Zavallıların arabesk süsler ile üstü örtülmüş cakasıdır!

Bu zavallıların karşılarında ise, bilinç vardır, doğa sevgisi vardır, yürek vardır… Kısaca, insan olmamızı sağlayan değerler; daha kısası, insanlık vardır.

Bu vahşi cinayetten üç-beş gün önce Büyüknohutçu çiftinin evinde yangın çıkartılıyor… Düpedüz kundaklanıyor insanların yuvaları…

Aldırmıyorlar.

Yasal mücadelelerini sürdürüyorlar.

Kundaklamanın faillerini biliyorlar zaten…

Savcılığa gidip, “malumu ilan” eden suç duyurusu dilekçelerini veriyorlar.

Doğaya ve doğayı koruyan evlerine karşı sürdürülen vahşete karşı hukuka… Sadece hukuka dayanarak savaşıyorlar “vahşi” çıkar kabileleri ile…

Mücadele bayrağını ellerinden düşürmüyorlar.

Ve sonunda cenazeleri [bazı incelemeler için] Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılıyor.

Neyi inceleyecekler doktorlar bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey var:

- Bu bayrak yere düşürülmemelidir!

Bu ülke bu vahşi magandalara terk ve teslim edilmemelidir…

Bu mücadele, bir bayrak yarışıdır.

Bu yiğit insanlardan o bayrağı devir alıyor ve beynimizin ve yüreğimizin üstünde dalgalandırıyoruz.

Haydi!

 

Cumartesi, 22 Nisan 2017 16:49

AKÇED 10 YAŞINDA…

AKÇED 10 YAŞINDA…

Nerelerden gelindi, ne badireler atlatıldı, tüm [derin] çukurların üstünden atlandı ve bugünlere ulaşıldı…

Evet… Akbük’de bir tutam aydınlık-yürekli-özverili insanın bir araya gelmesi ile oluştu Akbük Kültür ve Çevre Derneği…

Bugün gerilere doğru başımızı çevirdiğimizde aradan tam 10 kocaman yıl geçmiş olduğunu görüyoruz.

Geride kalan bu 10 yıl boyunca AKÇED’in bakışı hiç değişmedi:

Pusula hep ve sürekli olarak “Çevre Değerleri”ni gösterdi…

AKÇED Akbük’e, Didim’e, Aydın’a ve tüm ülkeye hep bu gözlüğün içinden baktı.

Çalışma, sorgulama, eleştiri ve özverili yoğun emek her zaman bu yönde hayata geçirilmeye çalışıldı…

10 kocaman yıl işte bu rotada, bu hedefe doğru ve bu didinme içinde geçti.

En temel sorun, çevre değerlerini toplumsal ortak paydanın harcına katmaktı… Bunun için ise, günün gündemini hep birlikte oluşturarak çözme yöntemi düstur bellendi ve benimsendi eylem pratiği haline getirildi.

Temel çalışma ilkeleri şöyle özetlenebilir:

Ø Çevre duyarlılığı,

Ø Halk sağlığı,

Ø Toplumsal sorumluluk ilkesi,

Ø Kültürel farkındalık yaratmak ve

Ø Gönüllülük esası…

AKÇED yönetim kurulunda istisnasız her partiden insanlar çalıştı. Ama AKÇED hiçbir zaman bir siyasal partinin arka bahçesi olmadı… bu yöndeki taleplere ve baskılara karşı omurgasını dik tuttu.

AKÇED’in hiçbir yönetim kurulu üyesi hiçbir siyasal ve idari makama ya da koltuğa aday dahi olmadı, umut dahi beslemedi… Böyle geçti günler, aylar, yıllar… Ve tarih 2017’ye geldi, dayandı.

2007 – 2017 tarihleri arasındaki süreç işte bu değerler uğruna verilen özverili mücadelenin kısa tarihinden ibarettir.

Akbük koyunu işgal eden 17 adet balık çiftliğinin bu cennet mekândan gönderilmesi, taş ocaklarına karşı verilen mücadeleler, ormanların talan edilmesine karşı sürdürülen direnç, çöpler, vidanjörler, paket arıtma tesisinin kuruluş ve çalışma aksaklıkları, bazı sitelerden fütursuzca doğaya boca edilen atık sular, sızdırmalı fosseptiklerden süzülen kirliliğe karşı mücadele… Ve benzeri yerel-somut-maddi ve feci çevre sorunlarına karşı sürdürülen amansız ve tavizsiz mücadele… İşte AKÇED’i, AKÇED yapan çizgi budur…

Ancak birileri bu ödünsüz özverili çabalamanın içeriğini bir türlü anlayamamışlardır…

Günümüzün çıkar itişmeleri arasında belirlenen değerlerden bakarak bu içeriği kavramak gerçekten güçtür.

Çevre sorunlarını dert edinerek bunları yaşamın pratiğine taşırsak ne olur?

Çok şey olur.

Her şeyden önce çevresel konular hakkında herkes bilgi dağarcığını geliştirir; bilincini biler, ortak çözüme kafa yorar ve birlikteliğin tadını çıkarır…

Her çevre sorunun çözümünü bulmak ve hele hele hayata geçirmek, tek başına AKÇED’in boyunu aşan bir derinliktir; ama…

Ama, uygulamaya ışık tutulabilir.

Çözüm önerileri yetkili mercilere iletilebilir.

Uygulamalar denetlenebilir.

Yerel yönetim birimleri ile ortaklaşa tavır sergileyip, olumlu projelere omuz verilebilir...

Özetle "katılımcı" demokrasinin, “katılan” demokratik kitle örgütü olunabilir.

Toplumsal sorumluluk zinciri yaratılıp, eylem alanına köprü kurulabilir.

Ortak aklın gündeme getireceği daha başka işlere emek harcanabilir.

 

Evet… Bütün bu saydıklarımız yapılabilir.

Peki bu saydıklarımızın her biri, tümüyle başarıyla sonuçlandırılabilmiş midir?

Tabii ki, hayır.

Başarılamayan, sonucuna varılamayan birçok eksiklik vardır.

Ve bunun da en büyük nedeni, katılımcılığa katılımın özlendiği ölçüde olmayışıdır.

Örneğin, hiç değilse bu satırları okuyanlar için özetliyoruz:

- Siz yoksanız, bir eksiğiz!

Ferda Kılıç

Akbük Kültür ve Çevre Derneği başkanı

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

 

 

Pazartesi, 02 Ocak 2017 15:27

ÇOĞALMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOKTUR

ÇOĞALMAKTAN BAŞKA ÇAREMİZ YOKTUR

Bu her zaman böyle olmuştur.

Her çağda ve her dönemde, her süreçte ve her yerde bu aynı kural işlemiştir:

Birileri bir şeyler yapmak istemiştir…

Başka birileri ise, sürekli kuşkular içinde kalmış; “acaba”ların peşinde kuşkularının kuyusuna sürüklenmiştir…

Ve böylece de bu birileri, atılmak istenen adımların, tırmanılmak istenen merdivenlerin önündeki belirli bir direncin sahibi olmuşlardır.

- Haydin, bir araya gelelim, bileklerimizin gücünü beyinlerimizin emeğine katalım… Haydi!

Cevap, belirsizdir…

Oysa yapılmak istenenler, gittikçe kirlenen çevremizde ve her geçen gün bıkmadan usanmadan dejenere edilen kültür ortamımızda “çevre ve kültür” değerlerimizi ayakta tutmaya çalışmaktır.

Cumhuriyet değerleri, hukuk devleti, adalet, özgürlük ve bağımsızlık çemberinde tek yürek olabilmektir.

İş-emek-ideal üçgeninde hep birlikte saf tutabilmektir.

Egolarımızı bir kenara bırakarak, öne-çıkma reflekslerimizi çöp sepetine atarak birleşmektir, kaynaşmaktır; omuz omuza olmaktır.

Bu sözler alt alta yazılınca birçok kişiye süs gibi gözükebilir. Ama asla değildir. Çünkü artık gelinen noktada başka bir çaremiz kalmamıştır.

Ya bir araya gelip, gücümüze güç katacak ya da tası tarafı toplayarak bu diyardan gideceğiz…

Orta yolumuz artık maalesef yoktur… Ya siyah ya beyaz sertliğine ulaşmıştır koşullar.

Ya temiz bir çevrede, bağımsız, laik, aydınlık bir Türkiye’yi yeniden kuracağız ya da Ortaçağ’ın karanlıklarında bölündükçe bölünüp, yok olacağız…

İçinde yaşadığımız ortamda çağrımız basit ve yalındır:

- Gelin dostlar bir olalım; ülkeyi aydınlık kılalım; gelin!

2017 yılının ilk günlerinde sizlere ulaştırdığımız bu çağrıya kulak verin.

Yeni yıl… Yepyeni bir insan olma mücadelesinin ortamını oluştursun.

Birleşelim.

Çoğalalım.

Tertemiz bir çevreye, aydınlık bir kültüre doğru ellerimizi ellerimize kenetleyip, omuz omuza olalım.

Yeni yılınızı bu düşünce ve duygularla kutlar; sağlıklı ve mutlu bir yıl dilerim.

Ferda Kılıç

Akbük Kültür ve Çevre Derneği başkanı

 

 

Cuma, 04 Eylül 2015 11:52

BİR GRUP AYDINLIK İNSAN...

BİR GRUP AYDINLIK İNSAN...


Yıllardan beri her Çarşamba akşamı Akbük Kültür ve Çevre Derneği[AKÇED]'in yazlık lokalinde aydınlık yüzlü bir grup insan yörenin sorunlarını tartışır...

Yıllardan beridir böyledir bu.

Birileri der ki;

- Tartışırlar da ne olur?

Çok şey olur.

Her şeyden önce çevresel konular hakkında herkes bilgi dağarcığını artırır; bilincini biler, ortak çözüme kafa yorar; birlikteliğin tadını çıkarır.

Her sorunun çözümünü bulmak ve hele hele hayata geçirmek, AKÇED'in boyunu aşan bir derinliktir; ama...

Ama, uygulamaya ışık tutulabilir.

Çözüm önerileri yetkili mercilere iletilebilir.

Uygulamalar denetlenebilir.

Yerel yönetim birimleri ile ortaklaşa tavır sergileyip, olumlu projelere omuz verilebilir...

Özetle "katılımcı" demokrasinin katılan demokratik kitle örgütü olunabilir.

Toplumsal sorumluluk zinciri yaratılıp, eylem alanına köprü kurulabilir.

Evet... Bütün bu saydıklarımız yapılabilir.

Ortak aklın gündeme getireceği daha başka işlere emek harcanabilir.

İşte... Her Çarşamba akşamı saat 9'dan itibaren AKÇED'in Migros arkasındaki yazlık lokalinde bir araya gelen dernek üyesi olsun/ olmasın her yetkin kişi bu yoğun birlikteliğin içinde beyin teri dökmektedir.

Bir de bunların dışındaki kalabalıklar var...

Onlar, yan çay bahçesindeki "keskin" müziği dinleyerek tatil yapan tatilcilerdir.

Onlar, evlerindeki televizyon ekranının karşısında dizi bağımlılıklarını kuyusuna düşmüş tatilcilerdir.

Onlar, sahil boyunun kayalıklarına oturup bira içen ve geride kalan şişeleri denize atan tatilcilerdir.

Onlar, yoğun bir çalışmayla geçirdikleri kış aylarının yorgunluğunu sessiz bir dinlenme ile bertaraf etmeye çalışan tatilcilerdir.

Onlar, hiçbir şey yapmadan öylesine oturan ve oturdukları yerde en az enerji harcayarak göbeğini kaşıyan tatilcilerdir.

Ve onlar, henüz AKÇED'in adresine ulaşamamış ve kendilerine ulaşılamamış insanlardır.

İyi tatiller Akbük...

Hayırlı günler tatilci dostlar...

Biz buradayız!

Bizler, her Çarşamba akşamı AKÇED'in Migros arkasındaki yazlık lokalindeyiz; haberiniz olsun...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çarşamba, 26 Ağustos 2015 07:55

LÜTFEN SAYIN ÇERÇİOĞLU...

LÜTFEN SAYIN ÇERÇİOĞLU...

Akbük Kültür ve Çevre Derneği[AKÇED], adından da anlaşılacağı üzere bir kültür ve çevre derneğidir.

2007 yılından beri Akbük yerelinde sürdürdüğü mücadelelerle de rüştünü fazlasıyla ispat etmiş bir demokratik kitle örgütüdür.

Hizmette temel alınan ilkeler ise;

Çevre duyarlılığı,

Halk sağlığı,

Toplumsal sorumluluk ilkesi,

Kültürel farkındalık yaratmak ve

Gönüllülük esasıdır.

Yaşanan her türlü çevresel sorunun değerlendirilmesinde bu beş ilke birlikte ele alınır ve bu esasların doğrultusunda bir çözüm üretmeye çalışılır.

İçinde yaşamakta olduğumuz süreçte Akbük'de yaşanan ciddi sorunlar vardır.

Bu sorunların en başında ise, Paket Arıtma Tesisi kapasitesinin ihtiyaçları karşılamamasının yarattığı çevre sorunudur.

AKÇED, söz konusu tesis yapılırken defalarca ve ısrarla planlanan kapasitenin Akbük'ün özellikle yaz nüfusu için yetersiz kalacağını ileri sürmüştür. Fakat o günkü yöneticilere derdini anlatamamış, üstüne üstlük, "şer odakları" yakıştırması ile karşılanmıştır.

Ama bugün... Maalesef, takke düşmüş ve kel gözükmüştür!

Akbük son derece ciddi bir halk sağlığı riski ile karşı karşıyadır.

Arıtma tesisinin yetersiz kalışının sonu-cunda, fosseptikler taşmakta ve vidanjörler çevreye atık boşaltma felaketini [ama, bu kez haklı olarak] sürdürmektedirler.

Akbük, bir turizm cenneti olma yolunda yürüme hedefi olan Ege'nin incisi bir yöredir.

Ama Akbük, atık sularını güzelim ormanlarına boca etmek zorunda kalan bir çaresiz-zavallı konumuna indirgenmiştir...

Bu duruma derhal, hemen ve acilen bir son verilmelidir.

Çünkü sorun, sadece bir turizm sorunu ve kentsel gelişme meselesinin çok üzerindedir.

Sorun, halk sağlığının taşıdığı ciddi risklerdir. Halkın, salgın hastalıklarla, ölümcül so-nuçlarla karşı karşıya bırakıldığı tehlikeli bir mecradır.

Yarın, bu sonuçlar ortaya çıktığında sorumluluğu belirlemek hiç de güç olmayacaktır.

AKÇED, görevi ve üstlenmiş bulunduğu toplumsal sorumluluğunun bir gereği olarak sorunu masanın üzerine koymakta ve yetkilileri göreve çağırmak-tadır.

AKÇED'in bu yol da bir de talebi bulun-maktadır:

Sayın Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun kendilerini kabul ederek, masanın üzerindeki sorunu birlikte değerlendirme isteği...

Lütfen Sayın Başkan, dinamik bir sivil toplum örgütünün bu talebini geri çevirmeyiniz.

Sayfa 1 / 2