21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Ergun Korkmaz

Ergun Korkmaz

Ergun Korkmaz

Web sitesi adresi:

Salı, 04 Temmuz 2017 14:46

DİDİM BELEDİYESPOR

DİDİM BELEDİYESPOR

Böyle bir yazıyı yazıp yazmamakta kararsızdım, ama zamanı geldi galiba.

Evet Didim Belediyespor küme düştü, Bu kadar imkanlara rağmen büyük başarı sağladı !

Deniz Atabay, Belediye imkanlarıyla elinden gelen ne varsa fazlası verdi ama, Belediyespor’un yönetimin beceriksizliği sonucu takım küme düştü, sonrası kapalı kutu. Ne olduğunu bilen ve açıklama yapacak kimse yok.

Belediyespor’un iyi gününde başkanlığını yapan Bedri Altıntaş, kötü günde istifa etti gitti. Geride kalan yönetim ise hala ne yapacağına karar vermiş değil. Şu anda Belediyespor’un başkanı belli değil. İdareten Evren Ermurat devam ettirmeye çalışıyor.

Takımı kötü günde bırakıp giden Bedri Altıntaş ile ilk gördüğüm yerde “Niye istifa ettim” diye sordum.

“Öyle gerekiyordu” dedi.

“Peki bir açıklama yapacakmısın” diye sorduğum da.

“Yakında yapacağım” dedi ama hala bir çıt yok.

Bedri Altıntaş, Genel Kurula giderken yönetime adam bulamıyordu. Görevini, Güvenini yitirmiş birinin yönetimine kimse girmek istemiyordu.

Başta ben.

Neden derseniz?

Bundan önceki yönetimde ben yedeklerdeydim. istifalar sonucunda asıla geçtim. Üç dört aylık bir sürede yönetimde kaldım. Şahit olduklarım bana yetti. Şu andaki yönetime girmemi istendiler, ama ben kabul etmedim.

Bedri Altıntaş’ın mantığı ve yönetme şekliyle, Didim Belediyespor’un bu hale düşeceği aşikar ortadaydı.

Bu durumu göremeyenler yada  bilgisi olmayanlar Bedri Altıntaş’ın yönetime girdi sonuç ortada.

Bedri Altıntaş istifa etti, peşinden bildiğim kadarı ile iki kişi daha istifa etti.

Şu anda Takım başkansız idare ediliyor.

Belediyespor idareten yöneten Evren Ermurat ile bir kaç kez görüştük, hatta sağolsun gazetemize kadar geldi. Didim Belediyespor’un durumunu sorduk haber yapacağız nedir durum dedik.

Bize “şu anda haber yapmayın bazı gelişmeler var, belediye başkanımızla görüşeceğiz netleşsin sonra yapalım” dedi.

Bizde tamam dedik.

Evren Ermurat ile görüşmemizin sonunda, yapacağımız haberle ilgisi olmayan bir duyumumuzu ilettik. Lig devam ederken oluşan bir centilmenlik dışı bir olayı sorduk.

Evren Ermurat  “Hayır böyle bir şey yok” dedi ve konu kapanmıştı.

Evren Ermurat’a sorduğumuz soruyu. Evren Ermurat, adı geçen kişiye hemen söylemiş.

Konuda adı geçen şahıs çok rahatsız olmuş. Adı geçen şahısın, yaptığı densizliği ve terbiyesizliği şimdilik yazmayacağım.

Lig devam ederken oluşan bir duyumumuzu biz hiç bir yerde dillendirmedik. Yalnızca Didim Belediyespor’un yöneticisi olan Evren Ermurat’a sorduk. Konunun muhatabından teyit almak kadar doğru bir şey olmaz sanırım.

Olay doğru olunca tabi ki, kişilerin rahatsızlık hissetmesi, tepki göstermesi, savunmaya geçmesi kadar doğru bir şey olmuyor.

Olay böyle gelişince rahatsız oldum. Konuya vakıf olan, işin içinde bulunan bir kaç kişi ile görüştüm.

Didim Belediyespor’da, spor ahlakına yakışmayacak iddia malesef doğru çıktı.

Bazı şeyleri sordukça başka başka şeyler iddialar söylenmeye başlandı, bana göre bunlarda kesinlikle dedikodudur!

Neyse giybet yapmayalım konumuza dönelim.

Takım küme düşmüş hesap veren yok.

Takımı küme düşürmüş hoca ile hala yöneticiler flört ediyorlar. Küme düşüren hoca ile önümüzdeki sene de çalışırlarsa ben şaşırmam, sizler de şaşmayın.

Takım amatöre düşmüş, önümüzdeki sezon U19'la mı, U17'yle mi sahaya çıkacak belli değil.

Takımın başkanı belli değil, Takımın hala bir idari bürosu yok. Görüşmek isteyen yöneticilerin bürosunda görüşüyor.

Geçen seneden kaç tane oyuncu kalmış bilen yok.

Açıklama yapacak kimse yok. Ama yöneticiyiz diye ortada gezen çok.

Geçen sene rakibimiz olan Karpuzlu ve Çinespor’la aynı amatör ligde oynayacağız. Bu şekilde devam ederse takımın seneye en iyi ihtimalle 3. olur.

Hiçbir şey yapamıyorsanız. İmkansızlıklara rağmen bir üst lige çıkan, Didimspor’u örnek alın.

Didim Belediyesinin verdiği imkanlarla bu takımı küme düşürenlere törenle belediye önünde plaket vermek gerekir..!

Belediyenin spora ayırdığı aslan payıyla, 3. koydan gelen gelirle, halı saha vs.vs. imkanları har vurup, harman savurmakla takım bu duruma geldi. Şimdi 3. koyu da işletmesini yok, bakalım ne olacak.

Takımın başında bir hoca varken, üstüne bir hoca daha getirip çift başlılık yaratarak başarıya ulaşılmaz.

Didim Belediyespor hakkında yaz yaz bitmez de.

Şehrin takımını bu hale getirenlere de bir şeyler yazmak da farz olmuştu. Evren Ermurat’ın hatırına bu güne kadar bekledik.

Şehrin takımını bu hale getiren yöneticiler den biraz sorumluluk sahibi olmalarını ve bu güne kadar açıklama yapmaları beklerdik.

Bu güne kadar duyduğumuz. Ben bu kadar para verdim, şu bu kadar para verdi. Maç bitmiş, hala reklam

yapanlar var.

Kıssadan hisse

İspanya'daki Serranos futbol kulübü, B takımının 25-0 kazandığı maçın ardından teknik direktörünü kovmuş.

Neden?

Kulübün yöneticilerinden Pablo Alcaide, galibiyetin centilmenliğe aykırı olduğu için. Durumu iyi yönetemediği ve rakiplerinize saygı duymanız gerekir diye. Bu skorun ardından teknik direktörümüzün ayrılması gerektiğine karar vermişler.”

Didim Belediyespor’u amaçları uğruna, araç olarak kullananların dikkatine...

 

 

Perşembe, 15 Haziran 2017 14:11

Sözüne değil, Özüne bakın.

Önümüzdeki dönem Ticaret Odası için yapılacak seçimlerde, H. Erbaş’a destek veren Ticaret Odası üyelerinin dikkatine.
2012 yılında, Didim AK Parti ilçe Başkanı olur olmaz H. Erbaş’ın ilk işi bakın ne olmuş.
(Bu bilgiler 2012 yılında Didim basınında çıkan haberlerden alıntıdır.)
Didim Kaymakamlığı tarafından, 2012 yılında Didim Cemevi'ne yıkım ve tahliye yazısı gelince, Didim’de  siyaset gerilmiş.
Didim CHP İlçe Yönetimi. Cemevi'ne yıkım ve tahliye yazısının, H. Erbaş’ın İlçe Başkanlığını kullanarak, Kaymakamlık makamına siyasi baskı yapması sonucunda gönderildiği iddiası, Didim kamuoyu hem fikirdi.
Didim CHP İlçe Yönetimi ve Cemevi yöneticileri “Cemevi'ne yıkım ve tahliye yazısı gönderme cesareti AKP zihniyetinden kaynaklanıyor.” demiş.
Didim CHP İlçe Yönetimi “ERBAŞ AKP'DEN İSTİFA ETMELİ” başlığı ile basına yaptığı açıklama da : “ERBAŞ'ın yeniden AKP İlçe Başkanı olur olmaz ilk çomak soktuğu konu Didim Cemevi oldu. Acaba buradan ne kadar oy tahvil edebilirim bakış açısı apaçık ortada olan durumun, samimiyetsizliği, ciddiyetsizliği, dayanksızlığı, Alevi yurttaşlarımız gibi bizi de ERBAŞ'ın üretmeye çalıştığı siyaseti gülerek izlememize sebep oldu. Bu konu hakkında ERBAŞ'ı muhatap alıp, yanıt vermeye bile gerek duymamıştım ama artık bir şeyler söylemek kaçınılmaz hale geldi.
Her şeyden önce, Hilmi ERBAŞ, bilboartlara yazdığı gibi Alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerini ve sorunlarını dert edinen bir siyasetçiyse, yanlış partide siyaset yapıyor.
Bu iddiasında samimi ve ciddiyse, bir an önce AKP'den istifa etmesi gerekir. Çünkü AKP Genel Başkanı daha çok yakın bir zamanda, Karacaahmet Cemevi'ne ucube dedi bir canlı yayında. Daha önce de cemevlerine cümbüşevi dediği gibi. Buna Alevi açılımı diye kocaman bir hiç ürettiklerini de ekleyelim. Ve de, Aydın İl Genel Meclisi'ne iki kez CHP'li Meclis Üyeleri'nin önergeleriyle gelen Cemevleri'ne yardım taleplerine hayır oyu veren AKP'li İl Genel Meclis Üyelerini ve olur vermeyene Valilik Makamı'nı da hatırlatırım kendisine. Alevilerin temel talepleri olan Diyanet'in konumu, Cemevlerinin yasal ibadethane statüsü ve zorunlu din eğitimi konularında AKP'nin tavrı ortadayken, Hilmi ERBAŞ'ın söyleminin ne kadar sahte olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.  ERBAŞ Didim Cemevi ile ilgili her platformda konuşmaya çok hevesli ama hiç bunlara değinmiyor. Bu konulardaki görüşlerini de duysak… AKP sadece Didim Cemevi'nin değil, tüm yurttaki Cemevlerinin sorununu, sorunun ana kaynağı olan ibadethane statüsü olarak kabul edilmesini yasallaştırarak kökten çözebilir. Ama bunu yapmaz… ERBAŞ'ın Didim'de temsilcisi olduğu AKP zihniyeti Aleviler için; asimile etmekten, kendi Alevi tanımını dayatmaktan başka bir siyaset üretmiyor çünkü.” diye devam ediyor.
Bazı kişilerin kişisel menfaatlerinin ön plan da tutarak, siyasi görüşlerini unutmamalarını. H. Erbaş’ın geçmişinde neler yaptığını hatırlamalarını ve kiminle flört ettiklerini dikkate almalarını dilerim.
Bu kısa açıklamadan sonra, konumuza geri dönelim.
Açıklamanın bir bölümünde de, CHP İlçe Yönetimi, H. Erbaş’ın geçmişinden bazı hatırlatmalar yapmış.
“TARHAN, Hilmi ERBAŞ’ı şikayet etti!”
“AK PARTİ’DE  KARA  LEKE”
“İşte “Rüşveti’in KDV’li Belgesi”
“Didim’de AK Parti DİBE VURDU”
“SUSURLUK” gibi
“DOLANDIRICILIK SKANDALI” ve Didim Ticaret Odasında, H. Erbaş ve akrabaları hakkındaki iddiaları dile getirmiş ve “ERBAŞ AKP'DEN İSTİFA ETMELİ” demiş.
Neden?
Basın da çıkan haberler hakkında söylenenler ve iddiaları ne kadar gerçek olduğu konusunda herkes hem fikirdi.
H. Erbaş, yukarıda yazılan bu haberlerin hiç birine yalan diye bir şikayet yada dava açamadı. Çünkü sonucun ne çıkacağını iyi biliyordu.
Didim CHP İlçe Başkanlığının yaptığı açıklamaya cevaben. H. Erbaş, Didim AK Parti İlçe Başkanı olarak düzenlediği ilk basın toplantısın da, merak edilen sorular hakkında açıklamalarda bulunmuş.
“Ticaret Odası Başkanlığı ve geçmiş dönem ilçe başkanlığı görevi dönemlerinde ‘Yolsuzluk’ yaptığına ilişkin iddiaların olduğuna dair soruya “Bu konu ile ilgili söylentilerin tümü mesnetsiz iddialardan ibarettir ve iddia olmanın ötesine geçememektedir. 19 yıldır Didim’deyim, çeşitli görevlerde bulundum. Ne şahsımla ne de Ticaret Odası Başkanlığı dönemime ait. İddialara ilişkin dava veya Yargıya intikal etmiş somut bir girişim yok.” demiş.
Didim Ticaret Odasında, H. Erbaş ve akrabalarının iddia edilen olayları inceleyen. TOBB’u gönderdiği müffettişin incelemeleri bitmediğinden ve  raporun sonucu belli olmadığından ve diğer resmi makamlar hazırlık aşamasında olduğundan. O tarihte net bir cevabı olmadığından dolayı. “İddialara ilişkin dava veya Yargıya intikal etmiş somut bir girişim yok.”  cevabını vermek, H. Erbaş için 2012 yılında kolaydı.
2016 yılında Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin “2008-2012 yılları arasında usulsüz bağış alma eylemleri nedeniyle üzerlerine atılı GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK suçundan. 7 ay 15 gün hapis cezası” ile sonuçlanmış bu olaya H. Erbaş bu gün ne diyor?
Duyanınız var mı?
Yoktur.
Çünkü sorma ve hatırlatma cesareti olanınız olduğunu sanmıyorum.
Geçmişinde DP, DYP’den sonra AK Parti'de de kapı önüne koyulan H. Erbaş için. “SOL” görüşlü olduğunu iddia eden densizler var. Hatta çok daha ileri gidip ‘Didim’de sol’u toparlayabilecek tek adam” diyebilecek kadar seviyesizleşen dallamalar var.
Ben, sağ tarafa s.çtıktan sonra, sol tarafa sıvamanın yersiz ve gereksiz olduğunu düşünüyorum.
Zamanında siyasi getirisi büyük olan, Etek öpme turları kapsamında, Amerika vizesi almak ve Amerikan konsolosluğu önünde hatıra fotoğrafı çektirip face’de paylaşmak modaydı. Bu günler de, kendini solcu olduğunu iddia eden bazı Zübükler. Siyaset uğruna Ankara’ya gider, Anıtkabir de resim çektirip, Face’de  paylaşırsa. Sakın ha şaşırmayın.
Benden söylemesi...

Ticaret Odası üyelerini bilmesi gerekenler

“Ti­ca­ret Odası üye­le­ri Balık Ha­fı­za­lı mı” baş­lı­ğı al­tın­da yaz­dı­ğım ya­zı­dan do­la­yı. H. Erbaş sav­cı­lı­ğa şi­ka­yet­te bu­lun­muş. Ya­zı­m “Ha­ka­ret içe­rik­li” ymiş.

Ger­çek­le­ri sav­cı­lı­ğa şi­ka­yet eden si­ya­set­çi­nin, geç­mi­şin­de sorun, ge­le­ce­ğin­den kay­gı­sı var de­mek­tir.

 

“Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pı­lan usul­süz­lük­ler mey­da­na çı­kın­ca. Mec­lis top­lan­tı­sı­na ya­nın­da avu­ka­tı, kapı önün­de ya­la­ka­la­rı, Ti­ca­ret Odası et­ra­fın­da bir grup tipi bo­zuk­lar volta atar­ken. Ti­ca­ret Odası mec­li­sin­de teh­dit vari ko­nuş­ma­lar­la göz dağı ver­di­ği­ni o günkü mec­lis üye­le­ri iyi ha­tır­lar” mı yalan?

O za­ma­nın mec­lis üye­le­ri­nin hep­si­nin şahit olduğu olay­la­rı yaz­dım.

 

“Ti­ca­ret Odası üye­le­ri­nin dos­ya­la­rı­nı, sav­cı­lı­ğa yap­tı­ğı şi­ka­yet so­nu­cun­da mü­hür­ledip, Didim’deki es­naf­la­rı mağ­dur et­mesi” mi yalan?

“Didim Ti­ca­ret Oda­sı­nı ay­lar­ca iş gö­re­mez hale sok­ma­sı” mı yalan?

Didim de Ti­ca­ret üyesi olup da bu olayları bil­me­yen var mı?

Sav­cı­lık ka­yıt­la­rın­da hepsi mev­cut

 

H. Erbaş, Didim AK Parti İlçe Baş­ka­nı değil miy­din?

AK Par­ti­den Be­le­di­ye baş­kan adayı gös­te­ril­me­din diye, yan­daş­la­rı­nı top­la­yıp, Be­le­di­ye baş­kan adayı açık­lan­dık­tan 2 gün sonra, parti bi­na­sı önün­de zehir zem­be­lek açık­la­ma yapan H. Erbaş değil miydi?

 

“DP, DYP, den sonra AK Parti’de nasıl ay­rıl­dı­ğı­nı, diğer par­ti­ler­den is­ti­fa­ya zor­lan­dık­la­rın”da mı yalan? Si­ya­si ta­bir­le kapı önüne ko­yul­ma­dın mı?

- Si­ya­set­te öne çık­mak için eş, dost, ar­ka­daş ta­nı­maz, bozuk para gibi har­cadıkların da mı yalan?

H. Erbaş “Na­mus­lu­lar, na­mus­suz­lar kadar ce­sa­ret­li ol­ma­dık­ça, Ti­ca­ret Odası kur­tul­maz” la­fı­na ta­kıl­dıy­sa bi­le­mem.

Bun­la­rın hepsi ya­lan­sa, 30,09,2016 ta­ri­hin­de. Dosya No. 2013/102 - 2016/201 Karar No.​lu ve 2013/618 esas sa­yı­lı dos­ya­da, H. Erbaş ve di­ğer­le­ri için Söke 2. Ağır Ceza Mah­ke­me­si şu ka­ra­rı ver­miş. “2008-2012 yıl­la­rı ara­sın­da usul­süz bağış alma ey­lem­le­ri ne­de­niy­le üzer­le­ri­ne atılı GÖREVİ KÖ­TÜ­YE KUL­LAN­MAK su­çun­dan. 7 ay 15 gün hapis ce­za­sı” da mı yalan?

Bu mahkeme kararı doğru mu? Yalan mı? H. Erbaş

 

Ti­ca­ret Odası üye­le­ri, Balık ha­fı­za­lı mı?

Didim Ti­ca­ret Odası seçim ça­lış­ma­la­rı baş­la­dı.

Ti­ca­ret Odası üyesi olan her­ke­sin aday olma hakkı var da, bir ta­ne­si var ki, ne yüzle aday an­la­mış de­ği­lim.

Ön­ce­den Ti­ca­ret Oda­sın­da baş­kan­lık yap­mış. Son­ra­sın­da baş­kan adayı çık­ma­mış ama mec­li­se se­çil­miş. Yan­lış ha­tır­la­mı­yor­sam, 37 top­lan­tı­nın 33'üne ka­tıl­ma­mış. Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pı­lan usul­süz­lük­ler mey­da­na çı­kın­ca. Mec­lis top­lan­tı­sı­na ya­nın­da avu­ka­tı, kapı önün­de ya­la­ka­la­rı, Ti­ca­ret Odası et­ra­fın­da bir grup tipi bo­zuk­lar volta atar­ken. Ti­ca­ret Odası mec­li­sin­de teh­dit vari ko­nuş­ma­lar­la göz dağı ver­di­ği­ni o günkü mec­lis üye­le­ri iyi ha­tır­lar.

İler­le­yen gün­ler­de teh­ditle­ri­nin de kendi gibi boş ol­du­ğu or­ta­ya çıktı.

Son­ra­dan Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pı­lan usul­süz­lük­ler mey­da­na çı­kar­mak için ev­rak­lar in­ce­le­ni­rken. Ev­rak­la­rı in­ce­len­me­lerini en­gel­le­mek için. Oda­’nın bütün ev­rak­la­rı­nı sav­cı­lık ka­na­lıy­la top­lat­tı­rıp, tor­ba­la­ra dol­du­rup mü­hür­let­tip sa­vcı­lı­ğa ta­şıt­tı­ran. Ev­rak­la­rı ta­şı­nır­ken res­mi­ni çek­ti­rip ga­ze­te­ye haber yap­mak için Ti­ca­ret Oda­sı­nın ka­pı­sın­da gece 12‘lere kadar ga­ze­te­ci bek­le­ten. Didim Ti­ca­ret Oda­sı­nı ay­lar­ca iş gö­re­mez hale sokan, Oda­yı işlem ya­pa­maz hale ge­ti­ren, es­na­fın bütün iş­le­ri­ni al­tüst eden biri. Ti­ca­ret Odası se­çim­le­rin­de, üye­le­ri­n içine çı­ka­cak yüzü ol­ma­dı­ğı için, oy kul­lan­ma­ya Salonun arka ka­pı­sın­dan girip, arka ka­pı­dan çıkan biri, bu gün Ti­ca­ret Oda­sı­na aday. Didim’in gel­di­ği du­ru­ma bakın, kim­le­re kaldı.

Çok değil 5 sene önce, Ti­ca­ret Oda­sı­nı hacı baba tek­ke­si­ne çe­vi­ren kişi hala ken­di­ne des­tek­çi bu­la­bi­li­yor ise. Ti­ca­ret Oda­sı­nın şu an­da­ki du­ru­mu­nu faz­la­sıy­la hak edi­yo­ruz de­mek­tir.

Siz­le­re 2012 yı­lın­da Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pı­lan usul­süz­lük­ler­le il­gi­li süreç devam eder­ken, yaz­dı­ğım köşe ya­zım­dan kısa bölüm.

 

Tarih : 04.09.2012

Ti­ca­ret Odası'nın AĞA­BA­BA­LA­RI’na

“Didim Ti­ca­ret Odası ça­lı­şan­la­rı­nın işten uzak­laş­tı­rıl­ma­sı son­ra­sın­da AK Parti İlçe Baş­ka­nı H. ERBAŞ’ın Ti­ca­ret Odası Mec­lis Top­lan­tı­sı'nda işten uzak­laş­tı­rı­lan ak­ra­ba­la­rı­nı sa­vun­mak amacı ile kanun mad­de­le­ri­ne çı­ka­rı doğ­rul­tu­sun­da çar­pı­ta­rak, ya­nın­da ge­tir­di­ği avu­ka­tı ve çanta do­lu­su ev­rak­lar­la mec­li­se kon­fe­rans ver­di­ği.

H. ERBAŞ, Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı Ufuk DÖVER’in baş­kan­lı­ğı­nın meşru ol­ma­dı­ğı ge­rek­çe­si ile Mec­li­se, Yö­ne­ti­me ve Sav­cı­lı­ğa şi­ka­yet etti.

Bazı mec­lis üye­le­ri ve yö­ne­tim ku­ru­lu üye­le­ri­nin de üye­li­ği­nin düş­tü­ğü­nü de iddia et­miş­ti.

Bu yap­tık­la­rı H. ERBAŞ’a yet­me­miş, hı­zı­nı kes­me­miş de­va­mın­da Ti­ca­ret Odası üye­le­ri­nin ta­ma­mı­nın dos­ya­la­rı­nı, sav­cı­lı­ğa yap­tı­ğı şi­ka­yet so­nu­cun­da mü­hür­let­miş, Didim’deki es­naf­la­rı mağ­dur et­miş­ti.

Neden yap­mış­tı?

Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pı­lan usul­süz­lük­ler, daha fazla gün yü­zü­ne çık­ma­sın diye.

Bu olay­lar­la il­gi­li gelen Müf­fet­ti­şin ya­za­ca­ğı ra­po­run so­nu­cu me­rak­la bek­le­ni­yor­du. Aylar sonra rapor ta­mam­lan­dı ve AK Parti İlçe Baş­ka­nı H. ERBAŞ’ın id­di­ala­rı ve söy­le­di­ği her şey FİYASKO ile so­nuç­lan­dı.”

Bütün bu olay­lar devam eder­ken. H. Erbaş AK Parti İlçe Baş­ka­nı idi. (Yani Tay­yip Er­do­ğan’ın Didim tem­sil­ci­siy­di)

Bu gün ba­kı­yor­su­nuz, Her yer­den des­tek al­dı­ğı ya­la­nı ile or­ta­lar­da gezip du­ru­yor. Her zaman yap­tı­ğı gibi pi­re­yi deve gös­ter­me­ye ça­lı­şı­yor.

Özel­lik­le de CHP’den des­tek al­dı­ğı­nı her yerde üs­tü­ne basa basa söy­lü­yor­muş.

Bir kaç CHP’li, H. Erbaş’ın si­ya­si geç­mi­şin­de neler yap­tı­ğı­nı unu­tup des­tek ve­re­bi­lir.

Se­ne­ler­ce CHP’ye ağ­zı­na ne ge­lir­se say­dı­ra­cak­sın, AK Parti Be­le­di­ye Baş­kan aday ola­cak­sın. AK Parti İlçe Baş­kan­lı­ğı ya­pa­cak­sın. FETÖ’cu­lar­la Ame­ri­ka’ya git­mek için vize ala­cak­sın. Ti­ca­ret Odası Baş­kan­lı­ğı yap­tı­ğın dö­nem­de, usul­süz­lük den ak­ra­ba­la­rın yar­gı­la­nıp ceza ola­cak. Si­ya­set yap­tı­ğın dö­nem­de De­mok­rat Par­ti­’den, Doğru Yol­’dan, AK Par­ti­’den ka­pı­nın önün ko­yu­la­cak­sın. AK-Ye­ni­köy Be­le­di­ye­sin­den yap­tı­ğın işler yü­zün­den ka­pı­yı gös­te­re­cek­ler. Ondan sonra Ti­ca­ret oda­sı­na aday çı­ka­cak­sın.

Oh, ne ala Didim.

Ti­ca­ret Odası Baş­kan ada­yı­yım diye bas bas ba­ğı­ran H. Erbaş, Gök­men Ka­ra­taş ile gö­rüş­me talep etmiş. AK Parti’nin ka­pı­nın önüne koy­du­ğu yani ihraç et­ti­ği biri ile, CHP İlçe Baş­ka­nı­nın gö­rüş­me ta­le­bi­ne evet de­me­si ne kadar doğru?

Üs­te­lik bu kişi yıl­lar önce DP ve DYP’den ve en son ola­rak da AK Parti’nin ihraç edi­len biri ile ya­pı­yor­san kül­lü­yen yan­lış.

Gök­men Ka­ra­taş’in üs­tün­de si­ya­si bir kim­lik ol­du­ğu için, ben bi­rey­sel gö­rüş­tüm di­ye­mez.

H. Erbaş, Vegan Fes­ti­va­lin­de Be­le­di­ye Baş­ka­nı ile aynı ma­sa­da yemek ye­me­si­ni, mil­le­te nasıl an­la­tı­yor­sa. Didim es­na­fı CHP’nin H. Erbaş’a tam des­tek ver­di­ği­ni ko­nu­şu­yor.

Yani H. Erbaş’a göre ye­mek­te iş bit­miş, Gök­men Ka­ra­taş ile gö­rüş­me­si te­fer­ru­at gibi gö­zü­kü­yor.

H. Erbaş gö­rüş­tü­ğü ki­şi­ler­den, olum­suz so­nuç­la­rı­nı bile, her yerde olum­lu an­lat­ma­yı si­ya­set bel­le­miş biri. Si­ya­set­te öne çık­mak için eş, dost, ar­ka­daş ta­nı­maz, bozuk para gibi har­car.

H. Erbaş Di­dim­de­ki par­ti­le­ri har­ca­ya har­ca­ya bi­tir­di. Sıra geldi CHP’li­le­re.

H. Erbaş’ın geç­mi­şi­ni göz ardı edip flört eden­ler, fa­tu­ra­sı­nı öde­me­yi de göze al­mış­tır her­hal­de.

Önü­müz­de­ki se­çim­ler­de Ti­ca­ret Odası üye­le­ri “Na­mus­lu­lar, na­mus­suz­lar kadar ce­sa­ret­li ol­ma­dık­ça, Ti­ca­ret Odası kur­tul­maz” di­ye­rek ti­ca­ret oda­sı­nı ba­ba­sı­nın çif­li­ği gibi kul­la­nan ve gö­ren­le­re ya hesap so­ra­cak. Ya da “Biz aynı tas, aynı ha­mam­dan mem­nu­nuz, dur­mak yok yola devam” di­yecek.

Konu çok uzadı, şim­di­lik bu kadar yeter, ya­za­cak­la­rım bit­me­di seçim sü­re­sin­ce takip edin. Didim’de bir Yo­ran­lı Ka­ma­cı’nın, bir de H. Erbaş’ın ma­ce­ra­la­rı bit­mez.

Salı, 07 Mart 2017 16:50

Köy gö­rün­dü gibi

Köy gö­rün­dü gibi

“Gö­rü­nen köy kı­la­vuz is­te­mez” der­ler ya.

Son gün­ler­de ge­li­şen olay­la­ra ba­kı­lır­sa Köy gö­rün­dü gibi.

Önce, Didim Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pı­lan, Emlak Ko­mis­yo­nu top­lan­tı­sın­da Didim Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı Şaban Üs­tün­dağ’a top­lan­tı­ya ka­tıl­dı­ğı halde kür­sü­de yer ve­ril­me­me­si.

Son­ra­sın­da, Ku­şa­da­sı Ti­ca­ret Oda­sın­da, Aydın Va­li­si Sayın Ömer Faruk Koçak baş­kan­lı­ğın­da ger­çek­le­şen Aydın İli Tu­rizm Ta­nı­tım Pat­for­mu top­lan­tı­sı­na. Be­le­di­ye Baş­ka­nı A. Deniz Ata­bay, Aydın Vali Yar­dım­cı­sı Ömer Faruk Günay, Ku­şa­da­sı Kay­ma­ka­mı Mu­am­mer Aksoy,Didim Kay­ma­ka­mı İsken­der Yön­den, Aydın Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı Özlem Çer­çi­oğ­lu, Ku­şa­da­sı Be­le­di­ye Baş­ka­nı Özer Ka­ya­lı, Kül­tür Tu­rizm İl Müdür v. Nus­ret­tin Debre, Aydın Müze Mü­dü­rü Yıl­maz Akkan, Ku­şa­da­sı Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı Ser­dar Ak­do­ğan, Tur­sab Ku­şa­da­sı Byk Baş­ka­nı Gök­han Aydın,Ku­şa­da­sı Otel­ci­ler Der­ne­ği Baş­ka­nı Ta­cet­tin Özden,Aydın Tu­rist Reh­ber­le­ri Odası Baş­ka­nı İsa Le­vent Gür­çav­dı ve Didim Tu­rizm Alt­ya­pı Bir­li­ği Baş­ka­nı Se­vinç Ka­ra­taş ka­tıl­dı. Didim Ti­ca­ret Odası davet edil­me­di.

 

İl Tu­rizm Ta­nı­tım Plat­for­mu­nun 2. Top­lan­tı­sı Didim’de Ti­ca­ret Oda­sın­da ya­pıl­ma­sı bek­le­nir­ken. D-Ma­rin’de Yat Kulüp’te ya­pıl­dı.

Aydın Va­li­si Ömer Faruk Koçak’ın baş­kan­lık et­ti­ği 2. top­lan­tı­ya, Vali Yar­dım­cı­sı Ömer Faruk Günay, Didim Kay­ma­ka­mı İsken­der Yön­den, Ku­şa­da­sı Kay­ma­ka­mı Mu­am­mer Aksoy, Aydın Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı Özlem Çer­çi­oğ­lu, Didim Be­le­di­ye Baş­ka­nı Ahmet Deniz Ata­bay, Ku­şa­da­sı Be­le­di­ye Baş­ka­nı Özer Ka­ya­lı, Aydın İl Kül­tür Tu­rizm Müdür Ve­ki­li Nus­ret­tin Derbe, Aydın Tu­rist Reh­ber­le­ri Odası Baş­ka­nı İsa Le­vent Gür­çav­dı, Didim Tu­rizm Alt­ya­pı Hiz­met Bir­li­ği Baş­ka­nı Se­vinç Ka­ra­taş, TUR­SAB Didim Byk Üyesi Ku­şa­da­sı Sevim Atil­la, Didim Ti­ca­ret Odası Üyesi ve St­ra­te­ji Ko­mis­yo­nu Baş­ka­nı Hik­met Atil­la, TUR­SAB Ku­şa­da­sı Byk Baş­ka­nı Gök­han Aydın ve Fah­ret­tin Çiçek, Ku­şa­da­sı Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı Ser­dar Ak­do­ğan, sivil top­lum ku­ru­lu­şu tem­sil­ci­le­ri ve daire amir­le­ri ka­tıl­dı. Didim Ti­ca­ret Odası davet edil­me­di. Didim Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı yine yok.

Didim için çok önem­li olan, İl Tu­rizm Ta­nı­tım Plat­for­mu top­lan­tı­la­rın da niye Didim Ti­ca­ret Odası dış­la­nı­yor?

Didim de 3 bin­den fazla üyesi olan bir ku­ru­mu. Bir kaç ki­şi­nin yap­tık­la­rı için, cid­di­ye al­ma­mak, dış­la­mak, hiçe say­mak ne kadar doğ­ru­dur?

Didim Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı Şaban Üs­tün­dağ’ın FETÖ üye­li­ğin­den açı­lan da­va­da sanık ol­du­ğu ve sanık ola­rak yar­gı­la­na­ca­ğı hu­su­sun­da ha­ber­ler çıktı.

Son­ra­sın­da Şaban Üs­tün­dağ. 2. Ağır Ceza Mah­ke­me­si­nin 2016/278 sa­yı­lı dos­ya­sı ile devam eden ve de ka­mu­oyun­da FETÖ da­va­sı ola­rak bi­li­nen da­va­nın sa­nı­ğı da de­ği­lim ta­nı­ğı da de­ği­lim. Fe­tul­lah­çı Terör Ör­gü­tü üye­li­ği­ne iliş­kin so­ruş­tur­ma­lar­dan hak­kım­da ayrı ayrı ta­kip­siz­lik ka­ra­rı seh­ven ya­zıl­dı­ğı­nı iddia edi­yor ve bu har­be­le­ri yapan ga­ze­te­le­re, der­hal ha­ber­le­ri­nin dü­zel­me­le­ri­ni, özür di­le­me­le­ri­ni aksi halde hak­la­rın­da ivedi ola­rak yasal yol­la­ra mü­ra­ca­at edip, taz­mi­nat da­va­sı açı­la­ca­ğı­nı söy­lü­yor.

Ga­ze­te ola­rak biz bu ko­nu­da yayın yap­ma­dık, Şaban Üs­tün­dağ’ın ba­sı­na ne ya­pa­ca­ğı bizi il­gi­len­dir­mez de. Yan­lız Şaban Üs­tün­dağ tav­si­yem. Eline Ko­vuş­tur­ma­ya yer ol­ma­dı­ğı­na dair al­dı­ğın o belge ile ba­sı­na fazla ho­roz­lan­ma­ma­sı­nı tav­si­ye ede­rim.

Mavi Didim Ga­ze­te­si­ne, Ekim ve Kasım 2016 ta­rih­le­rin­de benim iki ve Ömer Vela’nın yaz­dı­ğı bir ya­zı­dan sonra. Didim Ti­ca­ret Odası hak­kın­da so­ruş­tur­ma baş­la­dı­ğı­nı bil­me­yen yok. Öz­gü­ses ga­ze­te­si bu ko­nu­da “KAY­MA­KAM ÜS­TÜN­DAĞ’I SO­BE­LEDİ “ ba­şı­lı­ğı al­tın­da haber yaptı. Bence bu baş­lık cuk otur­muş.

Didim Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı Şaban Üs­tün­dağ bu konu da niye açık­la­ma yap­mı­yor. Diğer konu için eline al­dı­ğı “Ko­ğuş­tur­ma­ya yer ol­ma­dı­ğı” ka­ra­rı­nı il­gi­li il­gi­siz her yere gön­der­me­yi bi­li­yor. TOBB’un, FETÖ/PDY ile il­gi­li Ti­ca­ret Oda­sı­na gön­der­di­ği ya­zı­ya is­ti­na­den. Kay­ma­kam­lı­ğın Odaya gön­der­di­ği ce­va­bı ya­zı­yı niye pay­laş­mı­yor­su­nuz?

Yazı kay­bet­ti­niz mi?

Ya da yok mu et­ti­niz?

 

Aydın 2. Ağır Ceza Mah­ke­me­sin­de, Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı­nın ve 2 yö­ne­tim Ku­ru­lu üye­si­nin sanık ola­rak adı ge­çi­yor. İnan­dı­rı­cı değil ama, Didim Ti­ca­ret Odası Baş­ka­nı bu da­va­ya yan­lış­lık­la ya­zıl­dı diye ta­kip­siz­lik ka­ra­rı almış. Peki diğer iki yö­ne­tim ku­ru­lu üyesi ne ola­cak.

TOBB’un, Didim Ti­ca­ret Odası baş­kan­lı­ğı­na gön­der­di­ği, 02.09.2016 tarih ve 16732 sa­yı­lı ya­zı­sı­nı bir kez daha ha­tır­la­yım “15 Tem­muz'dan sonra Fe­tul­lah­çı Terör Ör­gü­tü (FETÖ) ta­ra­fın­dan hain darbe gi­ri­şi­mi­nin ar­dın­dan FETÖ/PDY'ye yö­ne­lik ope­ras­yon­lar kap­sa­mın­da, büyük te­miz­lik ya­pıl­ma­sı ama­cıy­la, Güm­rük ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğın, Oda­lar, bor­sa­lar ve or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri­ne gön­der­di­ği di­lek­çe­ler­de. Oda, borsa ve or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­le­ri baş­kan­la­rı­nın ve üye­le­rin, üye­lik­le­ri­nin dü­şü­rül­me­si için mev­cut ya­sa­la­rın ye­ter­li ol­ma­dı­ğı­nı, Güm­rük ve Ti­ca­ret Ba­kan­lı­ğı'nın oda ve bor­sa­la­ra 20 Eylül'e kadar süre ta­nı­dı­ğı öğ­re­nil­di ve Ba­kan­lık, oda ve bor­sa­la­ra gön­der­di­ği ya­zı­da, FETÖ/PDY bağ­lan­tı­sı bu­lu­nan üye­le­rin is­ti­fa­ya zor­lan­ma­sı is­te­miş.

Güm­rük ve Ti­ca­ret Ba­ka­nı, oda ve bor­sa­la­ra sızan Fe­tul­lah­çı Terör Ör­gü­tü men­sup­la­rı­nı ayık­la­ma­ya devam ede­cek­le­ri­ni açık­la­ma­sı­nın ar­dın­dan. Gev­şek­lik his­se­dil­me­si du­ru­mun­da Ba­kan­lık ola­rak dev­re­ye gi­re­bi­le­cek­le­ri­ni” ifade etmiş.

Bu ya­zı­ya is­ti­na­den. Didim Ti­ca­ret Odası baş­kan­lı­ğı­nın, TOBB’a gön­der­di­ği ce­va­bı ya­zı­da. “02.09.2016 tarih ve 16732 sa­yı­lı ya­zı­ya is­ti­na­den, oda­mız bün­ye­sin­de ya­pı­lan araş­tır­ma ne­ti­ce­sin­de ola­ğa­nüs­tü hal ka­ra­rı­na mes­net teş­kil eden olay­lar­la, doğ­ru­dan veya do­lay­lı ola­rak iliş­ki­si bu­lun­du­ğu dü­şü­nü­len terör ör­güt­le­ri­ne üye­li­ği veya bun­lar­la ir­ti­ba­tı bu­lu­nan mes­lek ko­mi­te­si, mec­lis, di­sip­lin ku­ru­lu ve yö­ne­tim ku­ru­lu üyesi olup ol­ma­dı­ğı­na dair her­han­gi bir bulgu bu­lu­na­ma­mış­tır.

Şuan eli­miz­de­ki bil­gi­le­re göre ola­ğa­nüs­tü hal ka­ra­rı­na mes­net teş­kil eden olay­lar­la il­gi­li ola­rak mah­ke­me ka­ra­rı ile hak­kın­da tu­tuk­la­ma ka­ra­rı, tu­tuk­suz yar­gı­lan­ma­sı­na ka­ra­rı ve gö­zal­tı ka­ra­rı olan Mes­lek Ko­mi­te­si, mec­lis, di­sip­lin ku­ru­lu ve yö­ne­tim ku­ru­lu üye­miz yok­tur.” diye cevap ve­ri­yor.

Bu ce­va­bı ya­zı­ya ba­kın­ca, Didim Ti­ca­ret Oda­sın­da FETÖ/PDY’li kim­se­nin ol­ma­dı­ğı or­ta­ya çı­kı­yor.

Didim Ti­ca­ret Odası Mec­li­si sus­tu­ğu­na göre, (sus­mak kabul etmek de­mek­tir.) Sizce DOĞRU MU?

 

Emlak Ko­mis­yo­nu ve Didim Günü Bir­lik Evler De­net­le­me top­lan­tı­sın­da Didim Ti­ca­ret Odası baş­ka­nı dış­la­nı­yor, kim­se­nin sesi çık­mı­yor.

Aydın İli Tu­rizm Ta­nı­tım Pat­for­mun­dan, Didim Ti­ca­ret Odası dış­la­nı­yor, kim­se­nin sesi çık­mı­yor.

TOBB’un, Didim Ti­ca­ret Oda­sı­na gön­der­di­ği ya­zı­sı hak­kın­da ola biten mey­dan­da, kim­se­nin sesi çık­mı­yor.

Mah­ke­me ka­rar­la­rı or­ta­la­ra dö­kül­müş, kim­se­nin sesi çık­mı­yor.

Ti­ca­ret Odası baş­ka­nı ve yö­ne­ti­min­de­ki­le­rin, FETÖ/PDY’den do­la­yı gün­ler­ce ifa­de­si alı­nı­yor, kim­se­nin sesi çık­mı­yor

Ya­kın­da Didim Ti­ca­ret Odası se­çim­le­ri var. Didim Ti­ca­ret Oda­sı­na se­çi­le­bil­mek için gü­rül­tü kir­li­ği yapıp ko­nu­şan­lar, ne­den­se bu ko­nu­da sus pus­lar.

Her si­ya­si gö­rüş­ten ki­şi­le­rin bu­lun­du­ğu Didim Ti­ca­ret Odası Mec­li­sin­de ki, CHP’li ol­duk­la­rı­nı iddia eden ki­şi­le­re de misli misli helal olsun..! Didim Ti­ca­ret Oda­sın­da olup bi­ten­le­re ses­siz kal­mak­la, arka çık­mak ara­sın­da bir fark var mı, bey­ler?

Ko­nu­nun özeti.

Didim Ti­ca­ret Odası Yö­ne­ti­mi. İçi­miz­de FETÖ/PDY’li varsa, TOBB’a ne?

Didim Ti­ca­ret Odası mec­li­si de. İçi­miz­den Yö­ne­tim Ku­ru­lu üye­le­ri­ni biz seç­tik. FETÖ/PDY’li varsa size ne? der gibi, bu kadar olup bi­te­ne ses çı­kar­ma­ma­la­rı­nın ar­ka­sın­da ne ya­tı­yor bi­lin­mez ama. Geç­ti­ği­miz oda se­çi­min­de kim­le­ri mec­li­se seç­ti­ği­ni­ze iyi bakın, Oda üye­le­ri. Önü­müz­de ki se­çim­ler­de, kim­le­re oy ve­re­ce­ği­ni­zi şim­di­den karar verin.

İlk hata yan­lış­lık­tır.

İkinci hata sa­lak­lık­tır.

Not : Di­dim­Ti­ca­ret Odası Yö­ne­tim Ku­ru­lu ve mec­lis üyesi Ömer Vela bu ko­nu­da, aylar önce Ga­ze­te­mi­ze yaz­dı­ğı yazı ve geçen ay Kay­ma­kam­lı­ğa ver­di­ği di­lek­çe ile ge­re­ken ne varsa kendi adına yap­mış­tır.

 

Pazartesi, 09 Ocak 2017 12:07

Millet deliye hasret, Biz akıllıya hasret

Millet deliye hasret, Biz akıllıya hasret

 

Celal Kılıçdaroğlu’nu kullananların kurguladıkları tiyatrolar bitmek bilmiyor.

“Söke’den Didim’e yürüyeceğiz”

“Eski adliyenin önünden, belediyeye yürüyeceğiz”

“Ölüm orucu tutacağız”

“Çadır kuracağız”

“Denize gireceğiz”

“Tramp’ı (ABD başkanı) tebrik etmek için  aradım cevap vermedi”

Hepsi fiyasko ile sonuçlanan bir sürü yalan, dolan.

Niye?

Celal Kılıçdaroğlu’nun. Didim Belediyesinden istediği çay bahçesini alamadı diye yapılacak iş değil herhalde.

 

Bütün bu işleri  kendilerine sorsanız. Sebebini  FE-TÖ’cu Erkan Karaaslan’ın Didim Belediyesi ile olan ilişkisi. Halbuki Erkan Karaaslan ile telefonla bire bir kanki kanki konuşan, büyükşehir belediye başkanından randevu talep edebilecek kadar yakın olan kendileri.

İşin aslını Didim’de bilmeyen kalmadı.

Birinin intikam, nefret ve siyasi hesapları.

Öbürünün. İkiz kulelerden dolayı usulsüz işleri.

Diğerler asalaklarında, sınırsız istekleri sonucu, tüm Türkiye ye rezil kepaze olduk.

Beyaz Tv’de ve Yaygın basında Didim’i karalamaktan başka bir şey yapmayan usulsüzlükler topluluğu. Bu kişiler hakkında açılmadık dava kalmadı. Hakaret den yedikleri ceza kalmadı.

En sonun da Celal Kılıçdaroğlu’nun çocukları Didim’e gelip babalarına veraset altına alınması için davası açtılar.

Avukatları Erhan Kılıç ile birlikte, Didim Adliyesine gelerek, Atilla ve Fatih Kılıçdaroğlu Medeni kanunun 405 ve 406 maddeleri uyarında babalarına vasi tayin edilmesini istediler.

Sebebi “Sosyal medyadan ve televizyonlardaki davranışlarının normal olmadığın belirten çocukları, babamızı tanıyamıyoruz, telefonlarımız cevap vermiyor görüşme isteklerimizi geri çeviriyor, kaygılıyız, geçmişten beri alkole olan düşkünlüğü de aile içinde bir sıkıntılı durumda zaten şimdi kötü niyetli kişilerle birlikte başka yollara tevessül edebilir”  dediler.

 

Celal Kılıçdaroğlu’nun çocukları Atilla ve Fatih Kılıçdaroğlu biz “Kötü niyetli kişi-lerle birlikte başka yollara tevessül edebilir, endişe ediyoruz” derken, kimleri kastediyorlar.

Süryanileri mi?

Yoranlı Kamacı’yı mı?

Ekrem Batır’ı mı?

Arif Çolak’ı mı?

Ali Sakaroğlu’nu mu kastediyorlar.

Bunların olması mümkün değil.

Bunlar Didim’in en  saygın siyasetçisi ve iş adamları var!

 

Hatta bunlardan biri, dede’den, baba’dan, kırk yıllık CHP’li olduğunu ve Selanik’den çıkan ikinci kahraman olduğunu iddia eden bile var.

Celal Kılıçdaroğlu’nun çocukları kesinlikle bu kişileri kastetmediklerine eminim.

 

Avukat Ertan Kılıç, Sulh hukuk mahkemesine verdikleri dilekçede “Celal Kılıçdaroğlu’nun akıl sağlığının yerinde olmadığını kendisinin yaşamsal faaliyetleri yerine getirebilme melekelerini kaybettiğine inandıklarını, basında ve sosyal medyada akıllı birisine yakışmayacak davranışlarda....” Bulunduğunu söylüyor.

Sizce, Celal Kılıçdaroğlu’nun yanındakilerin, akıl sağlığı ve melekeleri yerinde mi?

 

Celal Kılıçdaroğlu’nun çocukları gibi, diğerlerinin çocuklarının da, duyarlı olması Didimli’lerin tek dileği ile.

Cuma, 06 Ocak 2017 16:55

Kitlesiz, başkan adayı?

Kitlesiz,  başkan adayı?

Kamacı Restaurant da yemeklerini yiyip, rakısını içen soytarılar. çakır keyif olduktan, birazda sahipleri tarafından motive de olduktan sonra. İlk işleri iki gün evvel “Yoranlı Kamacı, Yeniden adaymış!” yazdığım face’de tarafıma saldırılarına başladı.

Nedense ben ne zaman Yoranlı Kamacı için yazı yazsam, birileri Face’de saldırıya geçiyor. Kendini gazeteci yerine koyan kişilerde Face bu yazıları yaymaya çalışıyor.

Yoranlı Kamacı’ya “”Ya bu yazılanlara sen niye cevap vermiyorsun” diye sorma cesaretinden yoksun zavallılar topluluğuna acımamak elde değil.

Etrafına menfaatçileri toplayıp, Ona buna saldıtarak siyaset yapılmaz.

Lider Cesaretli olur. Kendi hakkında yazılanlara kendi cevap verir. Taşeron ve maşa kullanmaz.

Geri de durup, korkarak siyaset yapmaz. Önde durur, önder olur.

Başkan adayıyım derken,  Adam gibi “Ben ... partisinden adayım” der.

Zübük’lüğün  alemi yok.

Size bir anımı anlatayım. Didim’de 2004 Belediye seçimlerinden 3-4 ay önce elime bir buroşür geçti. Büroşür deki kişinin ismini vermeyeceğim. Buroşürde aynen şöyle yazıyordu “Belediye Başkan Adayı .... ..... ” Partisi yok.

Aradan 4-5 gün geçti bu kişi gazeteye geldi.

“Adaylığınız hayırlı olsun” dedim.

Teşekkür etti.

“Abi sen bağımsız adaymısın” dedim.

“Hayır” dedi.

“Ee buroşür parti ismini göremedim”

“Ya partimi yok, buluruz bi tane” dedi.

Gülüştük, Çayımızı içtik, muhabbetimizi yaptık gitti.

Sonra seçimlerde bir partiden aday adayı oldu. Son gün, son saatte kadar bekledi olmadı. Sabah baktık ki, başka bir partiden aday olduğunu gördük.

Bu abimizin, seçim çalışmaları çok renkli geçti. Seçim çalışmaları esnasında elinde megafon,  arabanın üzerinde, Cumhuriyet Caddesinden geçerken. Ali Metin Pasajının önünde, AK Parti lokma dağıtıyordu “ size ancak lokma dağıtır, kendileri hamuduyla götürür” diye bağırdığında. AK Partililer bile gülüyordu.

Bu gün dediklerinin ne kadar doğru olduğu ortada.

Birileri Hazine arazilerini talan eder.

Birileri Askeri alanı talan eder.

Parti büyükleri devletin kredilerinden yararlanır.

Bu abimizin, akşam bir partide, sabah öbür partide oluşunu yadırgaya bilirsiniz ama. Nere de başlayıp, nerede bitireceğini bildi.

Seçilemedi ama. Seçilemedim diye seviyesizlik yapmadı. Ona buna saldırmadı, terbiyesizlik ve şerefsizlik hiç yapmadı.

Önceden seçimlerde bir seviye vardı, insanlarda kalite var. Şimdilerde ise bırak seçimi, seçimden yıllar sonra bile birilerinin kin, nefret, intikam bitmiyor gördüğünüz gibi.

Yoranlı Kamacı’ya gelince.

Yaptığı ihaneti unutup. CHP’nin kendisine ihanet ettiğini iddia ediyor.

CHP’nin içinde, sen bir damlasın. Bu damlanın da buharlaşıp yok olduğunun farkında olan Yoranlı Kamacı. Hırsından, sinirinden, kininden ne yapacağını şaşırmış durumda.

Bir kasede, BAYKAL’ın Genel Başkanlığı gitmiş. Senin Belediye Başkanlığını kim takar.  Kendini ne sanıyorsun?

Hakkında kaset dedikodusu çıkınca. Ne yaptığını çok iyi bildiğinden, Anında savcılığa koşup, yayın yasağı koydurdu.

Ondan sonra bana tuzak kurdular. Komploya uğradım. İhanete uğradım, falan filan, hepsi yalan.

Üç beş soytarıyı besleyince. Kendini Kral mı sanıyorsun?

Partisiz aday Yoralı Kamacı için, alehinde yazı yazanlara. Restaurant soytarıları, Face’den  insanlara seviyesizce ve aile değerlerine saygısızca saldırıyorlar.

Bu soytarılar, O. çocuğu olduklarından, aile değerlerinden haberleri yok.

Böyle O. çocukları için, Can Yücel ne güzel söylemiş.

''Bana şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz..

Lan bu kadar o. çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?''

Didim’deki siyasi ve rantçı soytarıları tarif eden çok güzel bir yazı.

 

Yattığın yer cennet olsun CAN YÜCEL.

Pazartesi, 02 Ocak 2017 13:27

Yoranlı Kamacı, Yeniden adaymış!

Yoranlı Kamacı, Yeniden adaymış!

CHP’den sonra, DSP.  Bu sefer nereden?

Toplumda karşılığı olmayan, Siyasi partilerden dışlanan. Süryanilerin ikiz kulelerinden de yer bulamayınca. Yoranlı Kamacı ve Taklacı güvercinleri hala bi şekilde kendilerine kimlik arayışı içindeler.

CHP’nin Didim’deki üyesinden, Ankara’daki Genel Başkanına kadar, istenmeyen adam ilan edilmiş Yoranlı Kamacı. Acıtasyona başladı.

Yoranlı KAMACI, basına verdiği açıklamasında,

"Cumhuriyet Halk Partisi, bizim ailemizin bir parçası”

“Didim'de CHP'liyim diyen insan sayısı iki elin parmakları kadarken ben CHP'liydim.”

“Didim'de bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ne en fazla emek veren insanlardan biriyim” diyor.

CHP’ye yaptıklarından sonra insanda biraz haysiyet olması gerekmez mi?

Aslında normal karşılamak lazım. Bu günlerde en yakın arkadaşları, Celal Kılıçdaroğlu, Ekrem Batur, Arif Çolak, Naci Şenses, Ali Sakaroğlu ve Süryaniler olunca böyle abuk subuk  açıklamayı normal karşılamak lazım.

CHP’ye yaptıklarını ne kadar çabuk unutmuş Yoranlı Kamacı. Yerel seçimlerde CHP’ye yaptığı ihaneti Tüm Türkiye biliyor. Daha düne kadar, Atabay’ı FETÖ’culukla suçlayanları, dolayısı ile CHP’lileri zan altında bırakanları, üç-beş menfaatçiği her akşam, restaurantın da yedirip içirmiyor mu?

11 katlı usulsüz ikiz kulelerin Mahkemesini kazandık diye, Rakı, puro içerek kutlama yap. Ondan sonra "Cumhuriyet Halk Par-tisi, bizim ailemizin bir parçası” de. Oha derler. Çüşşşş diyen bile olur.

Yoranlı Mümin Kamacı için.Yerel seçimlerden önce, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Bu gün partisini satan, yarın nelerini satmaz” demişti.

Parti parti gezerek kendine kimlik arayan, Yoranlı Kamacı ve yanındaki taklacı güvercinleri, yerel seçimlerden sonra, DSP’ni D’sini bile ağızlarına almadılar. Seçim ertesi tek tek istifa ettiler. Dün CHP’yi satanlar, işleri bitince bu günde DSP’yi  sattılar.

Yoranlı Kamacı ve taklacı güvercinleri, yemlenecek parti arıyorlar. Bakalım bu sefer güvercinler nereyi pisleyecekler göreceğiz.

Menfaatleri için gözünü bile kırpmadan, parti satan bu taklacı güvercinler. Son meclislerinde, Menfaat ilişkileri sonucunda, 11 katlı ikiz kuleleri usulüne uydurmak için, el kaldırıp onay vererek Didim’e büyük bir görüntü kirliliği yaratmış. Sonrasında, Danıştay 1. Dairesi bu taklacı güvercinlerin verdiği kararın yanlış olduğuna kanaat getirmiş ve soruşturma izni vermişti ve yargılanmaları devam ediyor.

Yoranlı KAMACI, basına verdiği açıklamasının bazı bölümlerinde bakın daha neler söylemiş.

"Cumhuriyet Halk Partisi, bizim ailemizin bir parçası” demiş.

Aile ilişkisi konusunda, Didim’de konuşacak son kişi her halde Yoranlı Kamacı’dır. Sebebini açıklamaya gerek bile duymuyorum.

“Didim'de CHP'liyim diyen insan sayısı iki elin parmakları kadarken, ben CHP'liydim”. demiş.

Yerel seçimlerde, Özlem Çercioğlu Didim’e geldiğinde. Özlem Çercioğlu seçim otobüsü ile DSP seçim bürosunun önünden geçerken, Özlem Çercioğlu’na, Yoranlı Kamacı sevenlerinin gösterdikleri, o orta parmak, seni mi temsil ediyordu. KAMACI?

“Ben CHP'nin olduğu her yerde, kızılcık şerbeti içerim, içime atarım" demiş.

Sen ancak Süryanilerle, puro içer,  CHP ile dalga içersin.

“Orman Kampı'nın Didim Belediyesi'ne kiralanması, bizim düşüncemizdi.” demiş.

Kendi döneminde eş, dost, akrabaların kırık dökük arabalarını yüksek ücretle kiralamaktan başka ne yaptın?

Sosyal medya da, “Deniz Atabay Orman Kampını çok yüksek fiata kiraladı” diye basbas bağırıyordunuz, ne oldu?

Güzel şeyler olunca “Senin projen mi oldu?”

 

“Altınkum'daki Barış 1 ve Barış 2 kafeteryasını Didimlilere kazandırmış ve çay fiyatının 50 kuruş olanağını sağlayan bir yapı oluşturmuştuk. Ama mevcut belediye, maalesef özelleştirmeyi seçti ve belediyenin var olan kaynaklarını şirketlere devretti.” “Belediye bir ticari kuruluş değildir, halkına hizmet eden bir kuruluştur. Barış parkı, maalesef çok farklı şekilde kullanılmaktadır. Orası para kazanılacak yer değil, Halka hizmet edilecek yer olarak kurulmuştur” demiş.

1'incisi. Yoranlı Kamacı döneminde, Çay 50 kuruş, Tuvalet 1 Tl. dı.

Şimdi ise tuvalet bedava. Çay 1,5 Tl., fiyatına da kimsenin itiraz edenini görmedim. Giden 2-3 tane içmeden kalmıyor. Kamacı döneminde, hizmet sıfır, üstüne hoşaf gibi çay veriyorlardı. Daha pahalı olan yanda ki Kral Cafe’ye giderdi vatandaş.

2'incisi. Eş, dost, akraba ve belediye çalışanlarının, özellikle zabıtaların, beleş yiyip içtikleri Barış Kafe zarardaydı. Yoranlı Kamacı döneminde bu yere “Barış kafe değil, Beleş Cafe” diyorlardı.

Yoranlı Kamacı döneminde, Barış Cafe, Halkın hizmetinde değil. Yoranlı Kamacı’nın Eş, dost, akraba ve belediye çalışanlarına hizmetindeydi.

Barış Cafe’nin Yoranlı Kamacı döneminde, 30 bin Tl. Zarar yaptığını açıkladılar ve bunu haber yaptığımızı hatırlatırım, Unutanlar.

Yoranlı Kamacı’nın Didim’i nasıl eşe, dosta, akrabalarına ve belediye çalışanlarına peşkeş çektiğinin açık kanıtıdır, o zamanın adı ile BELEŞ CAFE.

 

Yerel Seçimleri kastederek “Ayrıca biz burada genel başkanlara karşı yarıştık. Yani MHP'nin ve CHP'nin genel başkanları Didim'e gelip, seçim çalışmalarına katıldı.” demiş.

Yani CHP ve MHP Genel Başkanları gelmiş DSP’nin ki gelmemiş demek  istiyor, Yoranlı Kamacı.

19 Mart 2014 günü DSP’nin de Genel Başkanı Mahsum Türker’de Didim’e gelmedi mi?

DSP’nin de Genel Başkanı Mahsum Türker geldiğini unuttun mu, yada adam yerine mi koymuyorsun?

Resme bak da, konuştuğun yalandan belki utanırsın.

Pazartesi, 05 Aralık 2016 18:41

Didim’in Siyasi Tarihini Unutanlara

Didim’in Siyasi Tarihini Unutanlara

Sermaye her zaman 'kullanışlı aptal'lar bulabilir. Çıkarları zarar gören rantçılar her yöntemi kullanarak ortalığı ayağa kaldırmaya çalışırken, geçici gündem yaratıp ortalığı karıştırabilir. İki gün sonra, şahsi ve siyasi çıkarları niçin yaptıkları ortaya çıksa da rezil olmazlar, çünkü onlar için rezillik itibardır. Bunları Türkiye’nin her yerinde az veya çok görebilirsiniz. 

Didim’de de çok daha fazla görürsünüz.

İktidarı ve rantı kaybetme korkusu, insana neler yaptırdığını görüyorsunuz.

İnsanları nasıl kullandıkları ortada.

Yürüyüş yaptırıyorlar,

Yürüyüş de Türk Bayrağını yerlerde sürükletiyorlar,

Kefen giydiriyorlar,

Ölüm orucu tutturuyorlar.

Birilerini ATATÜRK’e benzettiriyorlar, vs. vs.

 

Celal Kılıçdaroğlu, sözde Didim Belediyesinden FETÖ/PDY'den temizlenmesi amacıyla Söke'den Didim'e yürümeye kalktı.

Söke’den, Didim’e. Didim seyahat den önce ulaştı.

 

Belediyenin önüne siyah çelenk koymağa kalktı.

Rantcıları memnun edebilmek için bankamatiğin önüne koydu.

Vatandaş, Celal K.ye “Ankara’da yürüyecekmisin” gibi basit bir soru sordu. Kuklacı Ekrem Batur, Celal K.ye “cevap verme” diye müdahale etti. İplerin kimin elinde olduğunu herkes gördü.

Gelişen bu olan devamında gazeteci, “Sen basın danışmanı mısın?” sorusuna sinirlenen kuklacılar gazeteciye saldırdı.

Bu saldırının tekrarını, aynı gazeteciye, Vali yardımcısı ile görüşme sonunda Didim Kaymakamlık çıkışında da yaptılar.

Celal K. Ölüm orucuna başlayacağım dedi.

Kaymakamlık dan çıkar çıkmaz, Kamacı Restaurant da kuklacılarla birlikte. Rakı, balık yediler.

 

Celal K. CHP’den kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilince

CHP’den istifa ettiğini açıkladı.

Bu flimlerin benzerlerini, Didimliler yıllar önce izlemişlerdi.

Yıllar önce, Didim’de kefen giyip, Ankara’ya kadar yürüyüş yapmaya kalkan kimdi?

Ekrem Batur’du.

 

Yine yıllar önce, Atatürk ile kendini kıyaslatan kim di?

Yoranlı Mümin KAMACI’ydı.

 

Celal. K. bundan sonra yapabileceği tek şey var. Ya iki kulelerin inşaatında bekçilik yapar.

Ya da Kamacı Restaurant da  bulaşık yıkar. 

Büyük bir ihtimalle de geldiği yere geri döner.

 

Didim Belediyesi Belediye Başkanı A. Deniz Atabay’a FETO’cu yakıştırması yapan bu  densizlere. AK Partili gençlerin destek vermesini eleştiren CHP’liler var.

Ben de önce eleştirdim ama. Sonra düşündüm. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batıracaksın.

Didimli CHP’liler, önce CHP’ye yıllardan beri zarar verenlere, destek veren CHP’li milletvekillerine hesap sorabiliyormusunuz?

Hesabı bırak, eleştirebiliyor musunuz?

Kesinlikle hayır.

Mesela, CHP Aydın Milletvekili Lütfü Baydar’ın yıllardan beri danışmanı kim.

Yoranlı Mümin KAMACI'nın oğlu, Ramazan Kamacı.

Yoranlı Mümin KAMACI’nın CHP’ye tekrar kayıt yaptırsın, geri dönsün diye destek veren kimler?

CHP Aydın Milletvekilleri Lütfü Baydar ve Hüseyin Yıldız.

Didim CHP önce içindeki İrlanda’lılara hesap soracak.

İsmet İnönü ne demiş "Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur." demiş.

Ben bu sözü her yazdığımda, aklıma Yoranlı Mümin Kamacı  geliyor.

İsmet İnönü bu güzel sözü, namusluların daha cesaretli olması gerektiği için söylemiş.

Yoranlı Mümin Kamacı bir zamanlar belediye başkanıydı ya. İşte o zamanlar da. Yazdığım yazının bir yerinde bu sözü yazdım diye.  Yoranlı Mümin Kamacı alınmış “namussuz” dediğimi iddiasıyla beni mahkemeye vermişti..

Mahkeme sonun da, hakim, beni haklı buldu.

Hakimin, Yoranlı Mümin Kamacı’ya üstüne alınmana gerek yok. İsmet İnönü bu güzel sözün de, namusluları kastetmiş,  demek istediğini herhalde anlamıştır.

Yoranlı Mümin Kamacı’yı, bu güne kadar taktir ettiğim tek konu budur. O günden, bu güne, Partisini değiştirdi ama, çizgisini, zihniyetini ve alınganlığını, kini ve nefreti hiç değiştirmeden devam ediyor.


DİDİM DİDİM OLALI BÖYLE REZİLLİK GÖRMEDİ...

ERGUN KORKMAZ

Deveyi bile kıskandıracak kin ve nefretle, siyasi ve ticari rantlarını, FETÖ’ya bağlamak isteyen üç beş tane çapulçunun düzenlediği tiyatroyu izliyorsunuz.

Vatandaş bu çapulçuların kurdukları tiyatroyu anladı ve kimlere hizmet ettiğini biliyor. Devletimiz hala anlayamamış olacak ki, bu kişileri muhatap alıyor.

OHAL ve güvenlik bahane edilerek, partilere ve sivil toplum kuruluşlarına protesto, yürüyüş ve toplantılara izin verilmezken. Bu üç beş çapulcuya Söke’den Didim’e kadar nasıl izin veriliyor ve Söke’den, Didim’e kadar bu kişilere koruma altına alıyor. Didim’de yapılan yürüyüş de 20 kişi yoklar, emniyet kuvvetleri bakıldığında en az 50 kişi. Yazık değil mi devletin memurlarına, üç beş rantcının yüzünden, Emniyet kuvvetlerinin yaptığı mesaiye yazık. Valilik önce bunun açıklamasını yapması lazım kamuoyuna.

Bu kişiler bu kadar korumayı görünce, kendilerini bir şey sanıp densizleşiyor. “Ölüm tehdidi var onun için emniyet güvenlik önlemi aldı” diyorlar.

Eğer ölüm tehdidi varsa, (Ölüm tehdidi palavra da) Ölüm tehdidi olan kişilerin sokakta yürümesine niye izin veriyor Emniyet.

Bu açıklamayı yapan kişilerin başına bir şey gelse, kim sorumlu?

Yürüyüşün başında Celal Kılıçdaroğlu baktığınızda, kullanıldığını anlamamak mümkün değil. Eski adliyenin önünde yürüyüşten önce hal ve tavırlarına bakıldığında, Celal Kılıçdaroğlu’na akıl veren, her işine karışan, gel deyince gelen, git şuraya otur deyince oturan Ekrem Batur’un idare ettiğini resimlere bakınca bile anlarsınız.

Celal Kılıçdaroğlu’nun bu işi kendi aklıyla yapmadığı. Ekrem Batur ne derse onu yaptığı. Ekrem Baturun’da eski garson siyasetci ve müteahitlerin ne derlerse onu yaptığını bilmeyen yoktur herhalde. Yani anlayacağınız kimin eli kimin cebinde belli değil. Bir kargaşadır gidiyor.

Celal Kılıçdaroğlu ölüm orucuna başlayacağım dedi. TIRT çıktı. Ölüm orucu yaptığı yeri soruyoruz. Yanındakiler cevaplıyor. “Güvenlik amacı ile gizli tutuyor” diyorlar. Celal Kılıçdaroğlu Didim’e ilk defa geldiğinden kaldığı yerin adresini bile bilmediğine eminim. Kaymakamlığın oradan salsan kaldığı yeri bulamaz.

Deniz ATABAY, FETÖ’cu olmakla suçlayan bu kişilere sormak lazım. Deniz ATABAY FETÖ’cu ise, Yargı gerekeni yapar.  Size ne oluyor. Daha düne kadar Erkan KARAASLAN ile kanki diye hitap edip konuşan Ekrem BATUR değil(miydi.)

 

19.12.2015 tarihinde yazdığım yazıda :

EKREM BATUR'DAN DENİZ ATABAY'A AĞIR İFADELER

Ekrem Batur ile Erkan Karaarslan arasında geçen görüşme sırasında Ekrem Batur Danışman Erkan Karaarslan'a, müfettiş ile yaptıkları bire bir görüşmeyi, soruşturmanın detaylarını, müfettişle yakınlıklarını anlatıyor; Müfettişin “Yakında Özlem Çerçioğlu'nu alacağız” şeklinde kendilerine bilgi verdiğini öne sürüyor.

Ekrem Batur, BİMER'e Özlem Çerçioğlu hakkında şikâyeti Didim Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay'ın yaptığını belirterek, Erkan Karaarslan'a Atabay ile eşi hakkında ahlâk dışı ifade ve iddialarda bulunuyor. Ekrem Batur'un Ahmet Deniz Atabay'a ve ailesine yönelik ağır ifadelere bir anda girmesi, sorunun karşı taraf yani Erkan Karaarslan tarafından yöneltildiği olasılığını güçlendiriyor.

Bunun yanı sıra Ekrem Batur Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan ve Söke Belediye Başkanı Süleyman Toyran'ın da şi-kâyetlerin arkasında bulunduklarını iddia ederek, Özlem Hanım ile görüşme sırasında iş adamın hazırlıklı gelmesini istediğini söyleyen Erkan Karaarslan'a, her soruya karşı hazırlıklı oldukları ve bunun kafa kopartmak yani konuşmada adı geçen CHP'li Belediye Başkanları'nın tasfiyesi için, “tarihi bir fırsat” olduğunu vurguluyor. Özellikle Deniz Atabay hakkında Çerçioğlu’nun Danışmanı Erkan Karaarslan'ın, “Ahmet (ORAK) Bey hazırlıklı gelsin. Deniz Atabay'ın kafasını kopartalım” dediği, Ekrem Batur'un ağzından ortamdaki şahıslara ifade ediliyor.

Ekrem Batur'un Özlem Çerçioğlu'nun Danışmanı Karaarslan'a, “Bu Aydın başka memleket, başka gezegen. Buraya gelirken poponu kollayacaksın” dediği de, konuşmalara net şekilde yansıyor.

Danışman Erkan Karaaslan’ın HDP’li gözde gazetecisi Ekrem Batur masadaki randevu aldıkları işadamına, “Ben de geleyim mi?” şeklinde teklifte bulunuyor. İşadamı tek gideceğini söyleyince Ekrem Batur, “Özlem Hanım belki sana çıkma teklif eder” vurgusu yapıyor.” diyor haber de.

Ses kaydında olup da, habere konu olmayan 3. kişi benim dikkatimi çekti.

Ses kaydını kime dinlettiysem, Mümin KAMACI dedi.

Bu ses kaydında ki 3. kişi sen misin Yoranlı Mümin KAMACI?

Eğer bu kişi Yoranlı Mümin KAMACI ise.

Yoranlı Mümin KAMACI “Seçimlere 4 gün var bütün ortamı gezen mülkiyeciler var,  Vali, Kaymakam, Savcı dinlemiyorlar. Burada AKP yok. Benim için şu oldu bu oldu diyorlardı  şimdi (bu arada “çıkırt” diye bir ses geliyor) yapsınlarda  göreyim diyor.

Ses kaydının 7.15 dakikasında çıkan bu “Çıkırt” diye ses. Konuşan kişi kendine takılan gazoz kapağını mı çıkarıyor, yoksa birilerine el hareketi ile kapak mı takıyor, sesi dinleyin siz karar verin.

Ekrem BATUR da “Aynen öyle“ diyerek onaylayarak, yağlama görevini yerine getiriyor.

Özlem Çerçioğlu’ndan alınan randevu ya gidecek olan kişiye Ekrem BATUR, “Randevuya ben de geleyim mi?”diyor. İşadamı tek gideceğini söyleyince Ekrem Batur, “Özlem Hanım belki sana çıkma teklif eder” diyor. Bu 3. kişi de “Yumurta gibi çocuğu görünce tabi eee.” “Vermese aybeder” diye seviyesizce dalga geçiyor.” diye yazmıştım, 19.12.2015 tarihinde

Evet, Erkan KARAASLAN ile konuşma aynen böyleydi 19.12.2015 tarihinde.

FETÖ’cu olan Erkan KARAASLAN’la bu kadar yakın olan bu kişiler şimdi kalkmışlar. Demokrasiyi savunuyorlar. Yetmiyor sağa sola bok atıyorlar.

Göründüğünüz gibi FETÖ’cu olan Erkan KARAASLAN ile, düne kadar kanki olanların aslında başka bir sorunu  olduğu ortada.

İster istemez insanın aklına şu soru geliyor. “FETÖ’cu olan Erkan KARAASLAN ile usulsüz işler mi çevirdiniz de, günah çıkarmaya çalışıyorsunuz?”

ERGUN KORKMAZ

Sayfa 1 / 5