21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Selma Erdal

Selma Erdal

Web sitesi adresi:

Perşembe, 21 Eylül 2017 09:43

Yüzde 5.1 Bü­yü­me mi De­di­niz?...

Yüzde 5.1 Bü­yü­me mi De­di­niz?...

Her yıl 23 Şubat günü baş­lan­gıç olmak üzere; 7 gün sü­re­sin­ce ül­ke­miz­de VERGİ HAF­TA­SI'dır… Se­ve­riz biz tö­ren­sel gün­le­ri an­ma­yı, kut­la­ma­yı… Tö­ren­sel so­rum­lu­luk­la­rı­mız­da sınır yok­tur; tören gün­le­ri­ni aş­ma­yız da, şaş­ma­yız da… Oysa sıra ge­lin­ce so­rum­lu­luk­la­rın sür­dü­rü­le­bi­lir­li­ği­ne; işte orada beşer, şaşar in­san­so­yu… Olsa da yap­tı­rım­lar, yine de de­ğiş­mez huyu…

Geç­ti­ği­miz gün­ler­de ülke eko­no­mi­sin­de­ki bü­yü­me, al­kış­lar, söy­lev­ler eş­li­ğin­de açık­lan­dı; obez eko­no­mi­mi­zin bü­yü­me bo­yu­tu 5.1 do­lay­la­rın­da şiş­man­la­mış­dı. Üs­te­lik de bu bü­yü­me­yi, bes­len­me­yi sağ­la­yan da halk­dan top­la­nan ver­gi­ler ola­rak be­lir­til­miş­di.

Bu bağ­lam­da biz de bu üşen­me­ye­lim şu VERGİ ol­gu­su­na şöyle bir ya­kın­dan ba­ka­lım; ver­gi­den ya­kı­nan­lar­dan ül­ke­mi­zi sa­kı­na­lım…Ne de olsa en bi­rin­ci yurt­taş­lık gö­re­vi­dir vergi, eğer ki ge­liş­miş­se o ül­ke­de yurt­taş­lık bi­lin­ci…

Dev­let maddi ola­nak­la­rı ol­maz­sa; ken­di­sin­den bek­le­nen gö­rev­le­ri nasıl ye­ri­ne ge­ti­re­bi­lir ?... Bu du­rum­da vergi; dev­le­tin kendi gü­cü­ne ve ku­ral­la­ra da­ya­na­rak ger­çek ve tüzel ki­şi­ler­den is­te­di­ği maddi katkı ol­mak­ta­dır.Bu du­rum­da di­ye­bi­li­riz ki ku­ram­sal ola­rak; vergi “keyfi” ola­maz, keyfi ola­rak top­la­na­maz.

Li­be­ral eko­no­mi an­la­yı­şı için­de vergi; ki­şi­le­rin dev­let­ten sağ­la­dık­la­rı ya­ra­ra kar­şı­lık öde­dik­le­ri bedel ola­rak ta­nım­lan­mak­ta­dır. Dü­şü­nür Locke; “dev­let­çe ko­ru­nan her­kes bunun be­de­li­ni kendi mül­kün­den ayır­dı­ğı bir kısım ile öde­me­li­dir” der. Bu arada ön­ce­lik­le eğ­len­ce sek­tö­rü için­de yer alan­lar başta olmak üzere, in­şa­at, ulaş­tır­ma sek­tör­le­rin­de ça­lı­şan büyük ço­ğun­lu­ğun ku­lak­la­rı­nı çın­lat­mak is­te­rim.

Unu­tul­ma­ma­lı­dır ki her­kes ya­sa­lar kar­şı­sın­da eşit­tir. Hak­lar ve yü­küm­lü­lük­ler kim­se­nin ki­şi­sel ko­nu­mu­na, du­ru­mu­na göre de­ğiş­ti­ri­le­mez. Do­la­yı­sıy­la da vergi ya­sa­la­rı­nın koy­du­ğu öl­çü­ler kar­şı­sın­da her­kes eşit­tir. Bi­lin­di­ği gibi ver­gi­nin kim­ler ta­ra­fın­dan, ne zaman, ne kadar öde­ne­ce­ği ya­sa­lar­la be­lir­le­nir. Uy­gu­la­yı­cı­la­rın is­te­ği­ne ve tak­di­ri­ne bağlı de­ğil­dir. Ver­gi­ci­le­rin de­yi­miy­le; “kazı ba­ğırt­ma­dan yol­mak” önem­li­dir.

 

Vergi po­li­ti­ka­sı, eko­no­mi po­li­ti­ka­sın­dan ayrı dü­şü­nü­le­mez.Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin vergi po­li­ti­ka­sı, eko­no­mi po­li­ti­ka­sı­nın oluş­tu­rul­ma­sı için top­la­nan “İzmir İkti­sat Kong­re­si” ile baş­lar. Eko­no­mi­de li­be­ra­list po­li­ti­ka­la­rın ba­şa­rı­lı so­nuç­lar ver­me­me­si, 1932’den baş­la­ya­rak dev­let ka­rı­şım­cı­lı­ğı­nı ge­rek­tir­miş­tir. Bunun so­nu­cun­da da ka­rı­şım­cı­lı­ğın fi­nans­ma­nı için vergi ha­sı­la­tı­nın art­tı­rıl­ma­sı­na gi­dil­miş­tir. 1960’da baş­la­yan plan­cı­lık; ver­gi­ye, ge­le­nek­sel iş­le­vi olan kay­nak sağ­la­ma, kay­nak da­ğı­lı­mı­nı da dü­zen­le­me gö­re­vi­ni yük­le­miş­tir. Bu yıl­lar­da vergi re­for­mu ko­mis­yo­nu ta­ra­fın­dan ça­lış­ma­lar ya­pıl­mış­tır.

1970 vergi po­li­ti­ka­sı açı­sın­dan özel­lik­li bir yıl ol­muş­tur. Fi­nans­man ya­sa­sı için­de yer alan; taşıt alım, iş­let­me, gay­ri­men­kul kıy­met artış, spor toto, bina ver­gi­le­ri uy­gu­la­ma­sı baş­la­tıl­mış­tır. Bu­nun­la bir­lik­te 70’li yıl­la­rın ikin­ci ya­rı­sın­da yük­se­len enf­las­yon ne­de­niy­le ye­ni­den re­form ara­yış­la­rı­na gi­dil­miş­tir.

80’li yıl­lar­da gelir ver­gi­si oranı yüzde 40’dan baş­la­tıl­mış, yüzde 25’e dü­şü­rül­me­si de hükme bağ­lan­mış­tır. 1984’de 3065 Sa­yı­lı Katma Değer Ver­gi­si Ya­sa­sı çı­kar­tıl­mış­tır. Böy­le­ce kamu har­ca­ma­la­rı­nın kay­na­ğı ve yükü; tü­ke­tim üze­rin­den alı­nan ver­gi­le­re kay­dı­rıl­mış­tır.

Ve o gün­ler­den, bu­gün­le­re kaz­lar yo­lu­nur­ken, saz­lar ça­lın­ma­mış, ter­si­ne bolca ah’lar alın­mış­tır. Yıl­lar­ca da “as­ga­ri üc­re­tin vergi dışı bı­ra­kı­la­ca­ğı” ma­sal­la­rı an­la­tıl­mış­tır vergi yükü al­tın­da ezi­len üc­ret­li­ye, emek­çi­ye… Ya neler ol­muş­tur ye­mek­çi­ye ?...

Yurt­dı­şı­na ih­ra­cat ya­lan­la­rıy­la, “vergi iade­si” alı­nıp dev­let do­lan­dı­rıl­mış­tır…

Ül­ke­ye ege­men olan si­ya­set­çi­le­rin ken­di­le­ri ve de yan­daş­la­rı için vergi af­la­rı çı­ka­rıl­mış, ya­sa­lar de­ğiş­ti­ril­miş, vergi yük­le­ri ha­fif­le­til­miş­tir ön­ce­lik­le “bal tutan par­ma­ğı­nı yalar” bağ­la­mın­da un­la­rı akı­tan­lar, halkı aval, aval ba­kı­tan­lar için…

Lüks tü­ke­tim mal­la­rın­dan katma değer ver­gi­le­ri kal­dı­rı­lır­ken, zo­run­lu tü­ke­tim mal­la­rın­dan (başta bes­len­me-ile­ti­şim-ula­şım-sağ­lık olmak üzere ) ya­rar­lan­ma­da, kdv ara­cı­lı­ğıy­la hal­kın ka­nı­nın emil­me­si dü­ze­ni de­ğiş­me­miş­tir.

Sonuç ola­rak VERGİ ne­de­niy­le halk inim, inim in­le­til­miş­dir. Bu­nun­la bir­lik­te alı­nan VERGİLER, ülke eko­no­mi­si­ni yüzde 5.1 bü­yüt­müş­dür. Daha açık bir an­la­tım­la; halk , VERGİLER ne­de­niy­le gi­de­rek kü­çü­lür­ken, alı­nan VERGİLER ne­de­niy­le "sözüm ona" ülke eko­no­mi­si bü­yü­müş­dür. Ve acaba hiç soran, so­ruş­tu­ran, araş­tı­rıp, ko­vuş­tu­ran olmuş mudur ki ülke eko­no­mi­si şiş­man­lar­ken, acaba halk neden za­fi­yet ge­çir­miş­dir?...

Zen­gi­nin malı, zü­ğür­dün çe­ne­si­ni yorar… Dev­let ver­gi­yi biz­ler gibi sı­ra­dan yurt­taş­la­rı­na sorar…

Her bir vergi da­ire­si­nin ka­pı­sın­da da yurt­taş­la alay eder­ce­si­ne o veciz söz­ler yazar: VERGİLENDİRİLMİŞ KA­ZANÇ KUT­SAL­DIR…

Bu ül­ke­de ne üre­ti­li­yor ki, halk ne ka­za­na­cak, do­la­yı­sıy­la da vergi ile hangi ka­zan­cı kut­sa­na­cak?... Ey çok bi­len­ler kum­pan­ya­sı; sen bana ondan haber ver!...

Çarşamba, 20 Eylül 2017 14:54

İste­riz de İste­riz!...

İste­riz de İste­riz!...

MEB; 2017-2018 öğ­re­tim yılı ders prog­ra­mın­da çağ­daş, laik eği­tim­den çok uzak­lar­da ve şe­ri­atın koy­nun­da bü­yü­te­ce­ği ne­sil­le­ri ye­tiş­tir­mek için Saint Tay­yip Efen­di­nin buy­ruk­la­rıy­la tam yol ileri...

 

Bu ne­den­le ki­tap­lar­da­ki re­sim­ler­de kız­lar tür­ban­lı amma ve lakin ya er­kek­ler?...​Onlar fesli, en­ta­ri­li değil ki...İşte bu durum hiç içi­mi­ze sin­me­di... Hemen aldık ka­le­mi eli­mi­ze, avaz ettik Saint Tay­yip Efen­di­mi­ze İSTERİZ DE, İSTERİZ diye...

 

İste­riz de, İste­riz !...

Ol­mu­yor, böyle ol­mu­yor; ade­mo­ğul­la­rı as­rı­mı­za hiç uy­mu­yor…

Değil mi ki “çağ” at­la­dık; borç­la­rı bil­mem kaça kat­la­dık…

Am­pul­le­ri­miz­le nur­lan­ma­yan­la­rı, mec­li­si­miz­den se­pet­le­dik…

Biz bu iş­le­ri in­ce­den, in­ce­ye he­sap­la­dık…

Sa­id-i Nursi’den beri sa­bır­la bek­le­dik…

Boş dur­ma­dık, arada Ku­bi­lay’ı hak­la­dık…

Ka­çır­sak da Aziz’i eli­miz­den;

Epey­ce­si­ni Sivas ce­hen­ne­min­de pak­la­dık…

Be­ce­rik­liy­dik; emel­le­ri­mi­zi us­ta­ca sak­la­dık…

En so­nun­da ken­di­mi­zi Ak’ladık…

Ama yine de ol­mu­yor, ol­mu­yor;

Cum­hu­run başı; as­rı­mı­za hiç uy­mu­yor…

Hanım kar­deş­le­re, zev­ce­le­re, ke­ri­me­le­re tür­ban

Hay yo­lu­nu­za helal olsun; bu hay­rü-ni­sa kur­ban

Yeter ki siz emir bu­yu­run; tür­ba­na da gi­re­riz, ka­fe­se de

Amma ve lakin is­te­riz; efen­di­le­ri­mi­zi gör­mek FESle

O zaman yü­rü­rüz ar­dı­nız­dan daha bir he­ves­le…

Ve de il­la­ki baş efen­di­miz; “cum­hu­run başı”nı

Sakın ola ki çat­ma­sın kız­gın­lık­la ka­şı­nı

Yarı yolda bı­rak­ma­sın, bunca yol­da­şı­nı

İlle de onu FESle gör­mek is­te­riz…

Madem ki yo­lu­muz Ara­bın yolu

Terk ey­le­dik; hem sağı, hem de solu

Ma­ba­dı­na ge­rek­mez fren­gin donu

O ha­yır­lı be­den­de, ENTARİ is­te­riz…

El­zem­dir sil baş­tan; kı­lık-kı­ya­fet ka­nu­nu

Zin­har böyle olmaz;

Ör­tün­me­li mem­le­ket­te­ki her ade­moğ­lu

FESli, ENTARİli ve il­la­ki GÜL­KO­KU­LU

Cum­hu­run ba­şı­nı as­rı­mı­za uygun gör­mek is­te­riz

Üm­met-i Tay­yi­ba­nı; al­tın­cı yüz­yı­la bek­le­riz…

Salı, 19 Eylül 2017 07:29

Vay Ca­nı­na!...

Vay Ca­nı­na!...

*Bin­dik bir ala­me­te; gi­di­yo­ruz kı­ya­me­te…

Adama ki­mi­le­ri diyor USTA, ba­zı­la­rı da diyor HASTA…

USTA mı, HASTA mı bi­le­mem ama bi­ri­le­ri­nin kum­pas­ta ol­du­ğu bes­bel­li…Bu kum­pas­ta olan­lar yal­nız­ca Türk halkı mı di­ye­ce­ğim san­dı­nız; hayır, de­me­ye­ce­ğim, ya­nıl­dı­nız…Türk halkı el­bet­te ki kum­pas­ta, bu gi­diş­le din­le­ye­me­yecek Com­par­si­ta ve işte bu ne­den­le ol­duk­ça sert ko­nu­şa­cak­tır Kasım 2019 se­çim­le­rin­de... Ama AKP’nin son ku­rul­ta­yın­da ya da kong­re­sin­de Baş­ba­kan (B)in-ali yal­nız, ya­pa­yal­nız kaldı ya…Takım tas­ta­mam to­par­lan­dı AK-BAŞ­KAN-PAT­RON’un gü­dü­mün­de ve de saray sof­ra­sın­da... Bu du­rum­da USTA ya da HASTA ön ta­kı­la­rı ve de ta­kım­la­rı bir yana adam PAT­RON işte tek ba­şı­na, bu durum tes­cil­len­miş oldu iyi­ce­si­ne… Ve son aşa­ma­da yal­nız­ca PAT­RON’un de­di­ği olu­yor­sa…Sağ­lık ta­ra­ma­sı ya­pı­lır­ken; par­ti­nin yö­ne­ti­mi­ne ge­len­le­rin de de­ğer­len­dir­me­ye alın­ma­sı ge­re­kir zan­nım­ca…Bunca di­li­ni yut­muş­luk, bunca tep­ki­siz­lik, bunca tabi olma iç­gü­dü­sü (sürü iç­gü­dü­sü de­me­ğe de dilim var­ma­dı doğ­ru­su) de­dir­ti­yor ki in­sa­na bu nasıl bir tes­li­mi­yet­çi­lik­dir, vay ca­nı­na!...

*Yıl­lar­dır her RA­MA­ZAN ayın­da; MEDYA MÜF­TÜ­SÜ ola­rak ta­nım­la­dı­ğım “kenar ma­hal­le­nin yos­ma­sı, dil­be­ri gibi” kenar ma­hal­le­nin tü­re­di ho­ca­la­rı kanal, kanal gezer te­le­viz­yon­la­rı ve de ken­di­le­ri­nin ta­nı­tı­mı­nı, rek­la­mı­nı yap­tık­la­rı te­le­viz­yon­la­rın da yar­dı­mıy­la, te­le­fon­lar ara­cı­lı­ğıy­la ve de banka he­sap­la­rı­na kredi kart­la­rın­dan geçen pa­ra­cık­lar kar­şı­lı­ğın­da din sa­tar­lar­dı.

Ga­vu­ra öfke kusan, ga­vu­ru in­san­lık­tan tepen, ama ga­vu­run icadı ni­met­le­re tapan bu gra­vat tak­ma­yan ama din satan gavat; en so­nun­da in­ter­net üze­rin­den de din, dua pa­zar­la­ma­sı­na son sürat devam edi­yor…

Ve “şe­hit­le­ri­miz için FATİHA SURESİ oku­yo­ruz. Oku­yan­lar yo­ru­ma AMİN yazıp PAY­LA­ŞIP daha fazla oku­ma­mı­za des­tek ola­bi­lir mi?” içe­rik­li post-it’ler pay­la­şı­yor.

Bi­lin­di­ği gibi bu pay­la­şım­la­rın bir ederi var; mak­sat mu­hab­bet ya da mu­ba­re­ke olsun değil, mak­sat ra­ting’lerle he­sap­la­ra para dol­sun…Be hey kur­naz; bu dil sana üç, beş söz söy­le­me­den dur­maz ve el­bet­te ki böyle mar­ta­val­la­ra kanan sen aymaz, sana da sözüm var:

İNA­NI­YOR­SA­NIZ, DUA EDERSİNİZ…

Vay ca­nı­na!...​Bu ne saç­ma­lık­dır?...

ŞEHİDLER; İNTER­NE­TE Mİ GİRİYOR­LAR ya da SEVAP YA­ZI­CI ME­LEK­LER İNTER­NET KUL­LA­NI­CI­LA­RI­NI MI İZLİYOR­LAR?…

YOZ­LUK, YO­BAZ­LIK, AH­MAK­LIK DİZ BOYU…Vay ca­nı­na!...​BU KADAR DA AP­TAL­LIK OLUR MU?…

*Biz sanal or­ta­mın ya­lan­cı­sı­yız…

Henüz 2015 yı­lı­nın Eylül ayın­da di­yor­lar­dı ki sa­nal­da, ya­nal­da, dü­şey­de, di­key­de ve de her düz­lem­de; Ulus­la­ra­ra­sı Ceza Mah­ke­me­si ER­DO­ĞAN ve EKİBİ hak­kın­da in­ce­le­me baş­lat­mış…

Doğru mu, yalan mı acaba diye so­ra­ma­sam da bi­ri­le­ri­ne di­yo­rum ki o gün­ler­den beri vat ca­nı­na!…

DÜNYA DEV­LETİ OLMA İDDİASIN­DA OLAN­LAR YAR­GI­LA­NA­CAK­LAR HA?…

YÜZ­KA­RA­SI BİR DU­RUM­DUR BU…

ELEŞTİRSEM DE RTE VE TAİFESİNİ…

ASLA ÇEVİRME­YECEK OLSAM DA AK­BA­BA­LA­RIN İDE­OLOJİ KİTA­BI­NIN SAHİFESİNİ…

KİMİN HADDİNE DÜŞ­MÜŞ DEMEK İSTERDİM ON­LA­RI YAR­GI­LA­MAK AMMA VE LAKİN YEDİ DÜ­VE­LE VE EN BAŞTA AMERİKA’YA VERİLEN ÖDÜN­LER­LE OTU­RUR­SAN KOL­TU­ĞA…HESAP GÜNÜ GELİR Mİ, GELİR…

Oysa…

KİM CÜRET, KİM CE­SA­RET EDEBİLDİ ya da EDEBİLİRDİ (ancak siz gibi had bil­mez­ler, siz gibi say­gı­sız­lar ve Ce­ma­at-el Fet­toş ile PKK bö­lü­cü­le­rin­den başka) KEMAL ATA­ÜR­KÜ­MÜZ’e DİL UZAT­MA­ĞA, ONU ELEŞTİRMEĞE, ONU YAR­GI­LA­MA­ĞA ?…

Bir za­man­lar Kur­tu­luş Sa­va­şı için hal­kı­na öncü olan Kemal ATA­TÜRK’e “bir sa­rı­şın eş­kı­ya” de­miş­tir, sonra da bü­ke­me­di­ği eli öp­müş­tür Ame­ri­ka…

Oysa sa­ye­niz­de çuval ge­çi­ril­di Tür­kün Or­du­su’nun ba­şı­na…Ve şimdi de yar­gı­la­ma söy­lem­le­ri çık­mış ay­yu­ka...

Bunca aşa­ğı­lan­ma ne­re­ye kadar?…Val­la­hi pek şaş­kı­nım sa­ye­niz­de; bir kez daha di­yo­rum ki vay ca­nı­na!...

Uma­rım ki BM top­lan­tı­sı için ya­pı­la­cak yol­cu­luk­da kim­se­cik­le­rin ba­şı­na çir­kin olay­lar gel­mez...

*Kam­yon­la­rın ar­ka­sın­da sıkça gö­rür­dük şu söz­le­ri:

-AĞZI OLAN KO­NU­ŞU­YOR

Ve biz­ler de ül­ke­miz­de, dün­ya­mız­da ya­şa­nan olum­lu, olum­suz “olay, olgu, olu­şum” her ne varsa; on­la­ra iliş­kin sü­rek­li ko­nu­şu­yo­ruz ger­çek or­tam­da…

Ve el­bet­te ki sanal ya­şa­mı­mı­zı sür­dür­dü­ğü­müz; Ame­ri­ka’daki DEEP BLUE bel­le­ği­nin sun­du­ğu şu sanal ka­mu­sal dün­ya­mız­da da sü­rek­li ko­nu­şu­yo­ruz, ya­zı­yo­ruz ve her ko­nu­da “bi­lir-bil­mez” öy­le­si­ne ah­kam­lar ke­si­yo­ruz ki sanki tüm so­run­lar çö­zü­lecek söz­le­ri­mi­zin ar­dın­dan…

Ve biz­ler de öy­le­si­ne et­ki­li, güçlü birer ka­na­at ön­de­ri­yiz ki dü­şün­ce­le­ri­mi­zin ya da dü­şün­ce­siz­lik­le­ri­mi­zin iz­dü­şü­mü o muh­te­şem söz­le­ri­miz­le; bi­çim­len­di­re­ce­ğiz va­ro­lan ve de ya­kın­dı­ğı­mız şu dü­ze­ni is­te­di­ği­miz yönde…

Sanal dün­ya­mız­da, sanal ya­şı­yo­ruz ve öyle sa­nı­yo­ruz işte…Ve el­bet­te ki bütün bun­lar­la avu­tu­yo­ruz ken­di­mi­zi ege­men­ler izin ver­di­ği sü­re­ce... Oysa öz­gür­lük ala­nı­mız da san­sür haz­ret­le­ri­nin çek­ti­ği du­var­lar­la sı­nır­lı…Vay ca­nı­na!...​Ko­nu­şan Tür­ki­ye de­ni­len top­lum­sal yapı böyle mi ol­ma­lıy­dı?...

Pazartesi, 18 Eylül 2017 10:20

KASIM 2019 SON­RA­SI­NA ÖN­GÖ­RÜ­LER

KASIM 2019 SON­RA­SI­NA ÖN­GÖ­RÜ­LER

Ka­mu­sal alan­da ya da sanal or­tam­da; her­kes gön­lün­de yatan as­la­na iliş­kin pay­la­şım­lar­da bu­lu­nu­yor…Ki­mi­si bir­lik­te ol­ma­sı ola­nak­sız par­ti­le­re; AKP’ye karşı it­ti­fak oluş­tur­sun­lar diye çağrı çı­ka­rır­ken, bir baş­ka­sı da bu ola­sı­lık­la­ra çomak so­ku­yor…Bu arada AK-BA­BA­LAR hiç boş dur­mu­yor; bil­di­ği yolda yü­rü­yor, sin­si­ce oy kar­şı­lı­ğın­da va­ad­ler verip, rüş­ved da­ğı­tı­yor…

Kuş­ku­suz si­ya­sal mü­nec­cim­lik yok eti­ke­tim­de; ka­nım­ca gö­rü­nen köy kla­vuz is­te­mi­yor, ama bu gi­diş­le AK-BA­BA­LAR yine tü­ne­ye­cek­ler asır­lık çı­na­rı­mı­za bi­le­si­niz…

Bu du­rum­da yine bal­kon poz­la­rı ve daha da şid­det­li ola­cak doz­la­rı zafer ko­nuş­ma­la­rı­nın…

“BAL­KON KO­NUŞ­MA­SI TAMAM…

YAHUDİLER’E SÖV­GÜ­LE­RE DEVAM…

YA­KIN­DA KARA YA DA KAH­VE­RENGİ GÖM­LEKLİLER MUADİLİ ÇE­TE­LER DE SA­LI­NIR SO­KA­ĞA…

SI­RAY­LA GİRERİZ TOP­RA­ĞA…İLERİ DE­MOK­RASİDE; İYİ İLER­LE­ME­LER…” diye yük­se­lecek ses­le­ri­mi­zi daha bu­gün­ler­den duyar gi­bi­yim.

Ve ulu­sal­cı ya da mil­li­yet­çi, sanki yü­rü­dük­le­ri yol ben­zer­miş gibi gö­rün­se de ne CHP, ne de MHP; bu­luş­ma­ya­cak­lar aynı ül­kü­de, aynı amaç­ta, aynı ide­al­de…Kül­li­yen sı­nıf­ta ka­la­cak­lar; belki de TBMM’de yer bile bu­la­ma­ya­cak­lar…

Ve çok uzak­lar­dan , Ok­ya­nus öte­sin­den 7 Ha­zi­ran’da HDP’yi des­tek­le­yen CE­MA­AT; daha bir ge­tir­miş ola­cak ka­na­at “iyi ki bun­la­rı değil de; Ame­ri­ka’nın oyun­ca­ğı PKK’nın, HDP kuk­la­sı­nı des­tek­le­dim ve şimdi de AK­ŞE­NER kı­zı­mın ar­ka­sın­da du­ra­yım" di­ye­cek­dir bi­le­si­niz…

CHP’nin ve MHP’nin oy­la­rı­na göz dik­sin diye ku­ru­lan HEPAR ne ola­cak der­se­niz, bi­li­niz ki ata­ma­ya­cak­lar yine depar, ulu­sal­cı oy­la­rı böl­mek­ten başka bir iş­lev­le­ri ol­ma­ya­cak P(Y)AMU­KOĞ­LU pa­şa­la­rı­nın ön­der­li­ğin­de…Bal-kay­mak sü­re­cek­ler AK-BA­BA­LAR’ın ek­me­ği­ne…Eğer ki AK­ŞE­NER ab­la­la­rı­nın pe­şi­ne düş­mez­se,yan­la­rın­da duran her kim varsa...

Ve el­bet­te ki Dev­let BAH­ÇELİ; yine MEH­TER TA­KI­MI GİBİ…

İKİ İLERİ, BİR GERİ…AK­BA­BA­LAR'ın kotuk değ­ne­ği ola­rak var­lı­ğı­nı sür­dü­recek...​On­la­ra da di­ye­ce­ğiz; Kasım 2019 se­çim­le­ri zat-ı ali­ni­ze mü­ba­rek olsun...

Ve TAYYİBAN ye­ni­den te­şek­kür­le­ri­ni bil­di­recek mil­le­ti­ne…En başta SOMA’da can ve­ren­le­rin, PKK te­rö­rün­de dö­kü­len kanda bo­ğu­lup, şe­hid­lik mer­te­be­si­ne ula­şan­la­rın aile­le­ri­ne da­ğı­tı­lan taz­mi­nat­lar kar­şı­lı­ğın­da ulaş­tı­ğı ik­ti­da­rı için min­net­tar­lık­la­rı­nı bil­di­recek…Ve bil­has­sa Su­ri­ye­li asa­lak­la­ra da özel te­şek­kür­le­ri­ni su­na­cak...​Ve şu an yan­da­şı olan ta­ri­kat­la ik­ti­da­rı­na daha bir güç ka­ta­cak...

Ve daha ön­ce­ki se­çim­ler­den der­si­ni al­ma­mış olan­lar;yine Ok­ya­nus öte­si­ne umut bağ­la­ya­rak, gizli ya da açık CE­MA­AT sev­gi­le­riy­le Ce­ma­at-za­de olma umut­la­rıy­la yola çı­ka­cak­lar ve Ce­ma­at-ze­de ola­rak hal­kın kar­şı­sın­da iyi­ce­si­ne ufa­la­cak­lar.

On­la­ra da di­ye­ce­ğim ki;

“ARŞİMET KAL­DI­RA­CIY­LA DÜNYA’YI OY­NA­TABİLİRDİ AMA…

CE­MA­AT’İN KAL­DI­RA­CI, CHP VE MHP’Yİ KAL­DI­RA­MA­DI…

AMERİKAN VİAG­RA­SI ALIP, 2015 se­çim­le­rin­de ya­ta­ğa HDP ile giren Ce­ma­at, bu kez 2019 Kasım'ında AK­ŞE­NER kı­zı­nın sır­tı­nı sı­vaz­la­ya­cak bi­le­si­niz.

Ve yine ço­ğun­luk keş­ke­ler eş­li­ğin­de; “O, ONU DES­TEK­LE­SEYDİ…BU, ŞU­RA­DA ŞUNA YAR­DIM ET­SEYDİ…” diye ya­kı­na­cak…

Ve ben de yanıt ve­re­ce­ğim on­la­ra:

-BI­RA­KIN BU ARİSTO MAN­TI­ĞI­NI, HA­LA­MIN BI­YIK­LA­RI OL­SAY­DI, AMCAM OLUR­DU SÖY­LEM­LERİNİ…

BA­ŞA­RI­YA GİDEN HER YOL MÜ­BAH­TIR DİYE SES­LENİYOR TAAA 15. YÜZ­YIL­DAN MAC­HI­AVEL­LI… AKP DE MADDİ VE DE MANEVİ HER YOLU DENEDİ (PKK’ya karşı TÜRK­ÇÜ­LÜK bile yaptı)…BU SEÇİMİN SO­NU­CU EN BA­ŞIN­DAN BELLİYDİ…

BUN­DAN BÖYLE YA­PI­LA­CAK İŞ;BÜTÜN PARTİLERİN KA­PI­SI­NA KİLİT...​EY HAL­KIM ; kal­ma­dı sen­den yana bu ül­ke­ye umut, BUN­DAN BÖYLE DE­MOK­RASİ KAV­RA­MI­NI İYİCE UNUT!...

Neyse; siz al­dır­ma­yın benim söz­le­ri­me, dal­ma­yın bu ka­ran­lık res­min içine… Bu ön­gö­rü­le­rim­den do­la­yı; utan­dır­mak için beni,”haydi canım sen de…bak işte de­di­ğin çık­ma­dı… Oy­la­rı­mız­la; AK-BA­BA­LAR koca çı­na­ra tır­ma­na­ma­dı” diye vurun yü­zü­me…Bi­li­niz ki bu utan­cı şeref diye ta­şı­ya­ca­ğım yü­re­ğim­de…Yeter ki utan­dı­rın beni…

Haydi; var mı­sı­nız beni ve benim gibi dü­şü­nen­le­ri utan­dır­ma­ğa?…AK­BA­BA­LAR'ı tü­ne­dik­le­ri koca çı­na­rın dal­la­rın­dan in­dir­me­ğe var mı­sı­nız?...

Bakın onlar hiç boş dur­mu­yor­lar..​Haydi siz­ler de öz­ve­riy­le,is­tek­le baş­la­yın ça­lış­ma­ğa!...

Cumartesi, 16 Eylül 2017 10:33

Eylül'le Ge­len­ler

Eylül'le Ge­len­ler

Ozan Ahmed Arif sorar İÇERDE baş­lık­lı di­ze­le­rin­de:

- HABERİN VAR MI TAŞ DUVAR?...

Gerçi ozan, tut­sak ka­lın­ca içer­de; yal­nız­lı­ğın­dan do­la­yı ko­nu­şur taş du­var­la...​Oysa ben taş du­va­ra ben­zet­ti­ğim halk­la ko­nuş­mak is­te­dim bu ya­zım­da; yeter artık ses ver­sin­ler ül­ke­de olan, bi­te­ne, yitip gi­de­ne diye...

*Ha­be­rin var mı taş duvar?...

"Meral Ak­şe­ner AKP'yi de­vi­ri­yor, Er­do­ğan baş­kan ola­mı­yor! Bah­çe­li'ye büyük şok!" diye yaz­mış ga­ze­te­nin biri...

Ola­sı­lık he­sap­la­rı mı?...

Olur­luk bir, ol­maz­lık sıfır de­mek­dir. İsta­tis­tik; yalan söy­le­me­nin ma­te­ma­tik­sel yön­te­mi­dir. Erken se­vinç, re­ha­vet ge­ti­rir.

Ve acaba Bayan AK­ŞE­NER; Fe­to­şun kızı mıdır yoksa değil midir?...​Umut ola­bil­me­si için; kesin kim­lik ta­nım­la­ma­sı ge­rek­li­dir.

*Ha­be­rin var mı taş duvar?...

Musa'nın yav­ru­cuk­la­rı; Bolu yay­la­la­rın­da top­rak al­mış­lar, çev­re­si­ni du­var­lar­la çe­vi­rip, ka­pı­sı­na kilit vur­muş­lar. Köy­ler­de ya­yı­lan söy­len­ce­le­re göre; Tür­kün top­ra­ğın­da altın ara­ya­cak­lar­mış.

*Ha­be­rin var mı taş duvar?...

ULUS DEV­LET­LERİ YIK­MAK AMA­CIY­LA DİĞER ÜL­KE­LE­RE KÜ­RE­SEL­LEŞ­ME MUCİDİ, KENDİNE ULU­SAL­CI/MİLLİYETÇİ AMERİKAN'IN her Eylül ayı­nın 14. gü­nün­de ULU­SAL MARŞI'nın yıl­dö­nü­mü kut­la­nı­yor...

ÜLKEMİZİ,ULUS DEV­LETİMİZİ;ULU­SAL­CI/MİLLİYETÇİ YA­PI­DAN,ÜM­METÇİ BİR YA­PI­YA DÖ­NÜŞ­TÜR­MEK İSTE­YEN DAN­GA­LAK­LAR­SA İSTİKLAL MAR­ŞI­MI­ZA DİL UZA­TI­YOR

*Ha­be­rin var mı taş duvar?...

Rus kız­la­rı Türk er­kek­le­ri­ne gi­der­ken, Eylül 2012'de De­niz­bank da Rus­la­ra'a gelin git­miş­di

*Ha­be­rin var mı taş duvar?...

Bugün SİHA ile MAN­HUNT ya­pan­lar, 2014 Eylül ayın­da müj­de­ler ver­miş­di TUN­CELİ'nin adı ye­ni­den DERSİM ola­cak diye...

*Ha­be­rin var mı taş duvar?...

Doğu'dansa, Batı'da daha çok sa­yı­da; PKK'lılar, des­tek­le­yen­ler, on­lar­dan yana olan­lar...

Özel­lik­le de yaz­lık yö­re­ler­de tu­rizm, emlak, in­şa­at, ev ve beyaz eşya ti­ca­re­ti ve ku­yum­cu dük­kan­la­rı tü­müy­le on­la­rın el­le­rin­de; bir başka de­yiş­le bir Türk'e göre ol­duk­ça var­sıl­lar...

Yine de bu ül­ke­ye, bu ulusa düş­man­lar...​Her­kes bay­rak ası­yor­muş da, onlar asa­mı­yor­lar­mış... Her­ke­sin bay­rak­la­rı dal­ga­la­nı­yor­muş da on­la­rın­ki neden yok­muş?...Sü­rek­li kay­gı­la­nı­yor­lar...

Her­kes de­dik­le­ri;yö­re­nin Türk­ler'i,yö­rük­le­ri, Ne Mutlu Tür­küm" di­ye­ne söy­le­miy­le ulus bi­lin­ci­ne ulaş­mış ülke yurt­daş­la­rı...

Ve de her­ke­sin bay­rak­la­rı de­dik­le­ri de; tu­ris­tik iş­let­me­ler­de bu­lu­nan diğer ül­ke­le­rin bay­rak­la­rı, ül­ke­mi­ze konuk ola­rak ge­len­le­rin ülke bay­rak­la­rı...

Ama bun­la­rın derdi, so­ru­nu, ya­kın­ma­sı ise; "neden asılı değil pkk pa­çav­ra­la­rı?" ...

Ve on­la­rı ya­nıt­la­mak da ne­den­se hep bana mı dü­şü­yor, ne?...​Di­yo­rum ki on­la­ra:

-Bu ül­ke­nin bay­ra­ğı belli; rengi al-kır­mı­zı...Üze­rin­de ayla, yıl­dı­zı...Çok öze­ni­yor­san bay­rak as­ma­ğa; ar­ma­ğan edi­ve­re­yim bir ta­ne­cik sana...

İşte o zaman o kara, o kap­ka­ra su­ra­tın yü­re­ğin­de­ki kara da bir vu­ru­yor ki yü­zü­ne; biri baş­kan olmak için 400 kelle is­ter­ken, bu da bay­rak için en başta be­nim­ki olmak üzere 400 kelle ko­par­mak is­ter­ce­si­ne ba­kı­yor yü­zü­me...Bütün bu olan bi­ten­ler­den ha­be­rin var mı taş duvar?...

 

Yine bir son söz di­ye­lim daha; kal­ma­sın bir başka ya­zı­ya:

Ha­be­rin var mı taş duvar?... Dün­ya­nın en var­sıl­lar sı­ra­la­ma­sın­da ken­di­ne yer bu­lan­lar, bil­mi­yor­lar mı ki son durak top­rak­da­ki yatak?...

Cuma, 15 Eylül 2017 07:22

Yurt­dan Ses­ler

Yurt­dan Ses­ler

*Eko­no­mi

GDO'lu, hor­mon­lu bes­len­me alış­kan­lı­ğı olan OBEZ EKO­NOMİMİZ %5.1 bü­yü­müş. Zıp­la­sak se­vinç­le;dep­rem ya­ra­ta­bi­lir miyiz Çin­li­ler gibi?...

Be hey Tay­yi­ban!...​Ancak ken­di­ni kan­dı­rır­sın eko­no­mi­de 5.1 bü­yü­me ger­çek­leş­di diye...​Bir de AK tü­rev­le­rin­den (koyun, davar, düve) her kim varsa on­la­rı...

Ha GDO'lu bes­le­nip, ken­di­ni kan­dır­dın, ha akıt­ma suyla de­ğir­men dön­dür­dün ki Qatar'ın, onun bunun pa­ra­sıy­la ya­tı­rım yap­tın...

Ama...

Sudan'da, So­ma­li'de top­rak­lar ki­ra­lan­dı, ta­rım­sal üre­tim ya­pı­yor Ak­ba­ba­lar Hü­kü­me­ti...Ül­ke­nin top­rak­la­rı; yap-sat­çı­la­rın beleş ga­ni­me­ti...

Var mı bu yan­lış­lık­la­ra karşı bir çö­zü­mün?...​Sen bana onu anlat!...

 

*Ban­ka­lar

Yo­ba­zın if­ti­ra­la­rı dur, durak bil­mi­yor.​Kahve kö­şe­le­rin­de ko­nu­şu­lan­la­ra göre bir tek Milli Banka var­mış; o da ZİRAAT Ban­ka­sı'ymış...

İşban­ka­sı ise; Ya­hu­di­ler'inmiş...

Ne di­yor­su­nuz bu ya­lan­la­ra?...​Bu yoz, yobaz if­ti­ra­la­ra?...

Bi­ri­le­ri bun­la­rın ka­fa­sı­nı hu­ra­fe­ler­le dol­dur­mak­la ye­tin­mi­yor...

Ya­lan­la­rıy­la da kan­dı­rı­yor, al­da­tı­yor.

Ve biz­ler­se hep sus­kun ka­lı­yo­ruz, bu ya­lan­la­ra karşı et­ki­siz, tep­ki­siz...

Bi­ri­le­ri çıkıp da an­lat­maz­sa bu be­yin­le­ri du­mu­ra uğ­ra­tıl­mış ka­fa­la­ra; Zi­ra­at çok­dan sa­tıl­dı,o ne­den­le TC adın­dan atıl­dı.

O şimdi asker değil, ya­ba­nın malı.Bu ne­den­le dö­şen­mi­yor bu ül­ke­ye çi­men­den halı; çünkü KÖYLÜ bu ulu­sun EFENDİSİ değil artık.

Bu ne­den­le KÖYLÜ batık...

Ve İŞBAN­KA­SI Ya­hu­di'nin­dir diyen alık; öğren ba­ka­lım banka kimin?...

Sus ya­lan­cı;yoksa ke­si­lecek o yobaz dilin!...

İşte bak bu­ra­da ya­zı­yor; oku ba­ka­lım İşban­ka­sı kimin?...

 

http://​is­bank.​com.​tr/​TR/​hak­ki­miz­da/​ya­ti­rim­ci-ilis­ki­le­ri/​ku­rum­sal-bil­gi­ler/​or­tak­lik-ya­pi­si/​Say­fa­lar/​or­tak­lik-ya­pi­si.​aspx …

 

*Ka­dın­lar

ONLAR NE BİLİRLER; OS­MAN­LI DEV­LETİ'Nİ KURAN BA­CI­BEY­LERİ'Nİ... ONLAR TUT­TUR­MUŞ­LAR ARA­BIN YALELİNİ ANCAK KA­DI­NI DAN­SÖZ EDER OY­NA­TIR­LAR...

NE BİLSİNLER HAN'IM NE DEMEK, HATUN /KATUN NE DEMEK?... ONLAR İÇİN KADIN CARİYE, HA­LA­YIK...​HER TÜRLÜ AŞA­ĞI­LA­MA­YA LAYIK...

İŞTE BUN­DAN­DIR BİZLERİN GÖ­ZÜN­DE DE­ĞER­LERİ; BEŞ PARA ETMEZ BADEM BIYIK...

Ama yine de ka­dın­la­rı izo­las­yon­dan önce;ço­cuk­la­rı ko­ru­yun da taciz,te­ca­vüz, organ maf­ya­sı eliy­le ölüm gibi zu­lüm­ler­den ko­ru­yun on­la­rı !...

 

*As­ker­ci­lik

Yok­su­lun oğlu önce İMAM HATİPLİ olur...​Kurnaz­la­rı Dan­tel Çar­şaf­lı­lar Man­ga­sı'na ka­tı­lır...​Ki­mi­si­nin de tan­ga­sı­na ba­kı­lır; as­ker­den muhaf...

Kim bilir belki de "bir Ame­ri­kan fil­mi­nin adın­dan esin­le­ne­rek" yan kom­şu­nuz bir katil midir, değil midir bi­le­mem...

Ama PKK'lı ya da IŞİD'li ve belki de FETÖŞ'cü ola­bi­lir...

Ülke ne du­ru­ma ge­ti­ril­di; vay ki vay bize!...

 

Ame­ri­kan man­da­sı ol­ma­dı bu ülke ama, or­du­su ke­sin­lik­le Ame­ri­kan man­ga­sı oldu.

Di­bin­de Kür­dis­tan ku­ru­lu­yor; herk­se su­su­yor, sal­dır de­me­dik­çe sa­hi­bi kimse kı­pır­da­mı­yor...

Or­ta­lık düş­man kay­nı­yor?...​Bu düş­man­lar­dan ül­ke­yi, ulusu kim ko­ru­ya­cak?...

 

Bu arada;

As­ker­lik­den kur­tul­mak is­te­yen­ler BE­DELLİ çık­sın diye bek­li­yor­lar­mış.Ve on­la­rın ço­ğun­lu­ğu AK­BA­BA­LAR'ın yan­daş­la­rıy­mış...

Neden mi bek­li­yor­lar der­si­niz?...

Ke­fen­le­ri­nin dan­tel­le­ri henüz iş­len­me­miş­dir de ondan...

Bu yav­şak­lar neden AK­BA­BA­LAR'ın pe­şin­de?...

As­ker­den, işden, ver­gi­den yırt­mak için el­bet­te...

 

*USA Yol­cu­la­rı

Yaz­dık; 1 sıç­rar­sın Çe­kir­ge=Zar­raf

2 sıç­rar­sın Çe­kir­ge=Halk­bank mü­dü­rü

3 sıç­rar­sın Çe­kir­ge; acaba pi­yan­go kime diye?...

Sı­ra­da Zafer Çağ­la­yan?...​Acaba kim ola­cak ar­dın­dan ağ­la­yan?...

Ve bu arada Saint Tay­yip ko­ru­ma­la­rı; artık si­lah­sız ola­cak USA'da...

Bu ko­şul­lar­da gi­di­lir mi USA'ya?...

Önce Zar­raf, Halk­bank Mü­dü­rü, der­ken eski Bakan Zafer Çağ­la­yan...Sı­ra­da­ki­le­ri ala­lım diyor Uncle SAM; ya­pa­cak on­la­rı da HAM...​Ve ül­ke­ye de­mok­ra­si ge­tir­me­ğe kal­kı­şır­sa da; sakın şa­şır­ma­ya­lım...

Ve çok ya­kın­da da Bir­leş­miş Mil­let­ler top­lan­tı­sı var....

Nasıl gi­de­cek­ler BM top­lan­tı­sı­na?... Fonda Tar­kan şar­kı­sıy­la ya Ame­ri­ka derse ; ya­ka­lar­sam muck, muck?...

 

Bu ül­ke­de durum her geçen günün ar­dın­dan daha bir kar­ma­ka­rı­şık...​Her ya­nı­mız ze­hir­li sar­ma­şık...Gök­ler­de­ki Ba­ba­mız bizi nasıl ko­ru­sun?...

Perşembe, 14 Eylül 2017 07:33

Sözler...

Sözler...
Osmanlı'da Karagöz ve Hacivat oyununda bile BEKRİ tiplemesi vardır ve Boşnakça BEKRİYA sarhoş demektir...
Rakısız Osmanlılık nasıl bir Osmanlılıktır ?...İşte bunların Osmanlılık sevdalarında bile TAKİYYE var...
Kurun çilingir sofralarını...Kurmazsanız...Osmanlı olamazsınız; özentiler...
Rakısız Osmanlılık sorunsalına karşılık; bir de Diyanet bütçesi ile NASA harcamalarını karşılaştıranlar var. Neden düşünmez ki bu karşılaştırmayı yapanlar; bu iki kurum arasında ne fark var diye?..
Bilin bakalım onların arasında ne fark var?...
NASA; ırk, din, milliyet, cinsiyet ayrımı yapmasızın akıllıları istihdam ediyor.Diyanet ise bunların karşıtlarını; APTAL olanları istihdam ediyor.
Bu aralar yine kopasıca dilleri uzanıyor kadına...Erkeğe karşı gelen kadının, eğitimli kadının CADI olduğuna ilişkin sözler düşüyor kamusal alana...Bilindiği gibi CADI ya da Anadolu'da kullanılan biçimiyle CAZI; akıllı ve bilge kadına denir. Erkeğin; aklını yenemediği kadına denir. Ortaçağ'da Hristiyanlar; böyle kadınları CADI suçlamasıyla diri, diri yakmışlardır.
Üstelik bu müslüman geçinen adamlar; İSLAM dinini akıl dininden sayarlar ve de bütün dinlerin üzerinde olduğuna ilişkin bir değerlendirme yaparlar.Yaparlar da işte Ortaçağ'daki Hristiyanlar kadar bağnaz, yoz, yobaz sözleri söylemekden de geri durmazlar.
EĞİTİMLİ KADIN; EĞİTİMLİ NESİL DEMEKDİR. Bununla birlikte YALNIZCA EĞİTİMLİ ERKEK; eğer yanında eğitimli kadın yoksaTOPLUMDA EKSİKDİR. BİR ELİN NESİ VAR, İKİ ELİN SESİ VAR...
Sakın unutmayın!...
EĞİTİMLİ KADINLAR; AYDINLIK NESİLLER YARATIRLAR...
Nawal El Saadawi MISIR'DA KADINLARA SÜNNET YAPILDIĞINI; "SIFIR NOKTASINDAKİ KADIN" ADLI ROMANIYLA DÜNYAYA anlatan kadındır.
AMA NE YAZIK Kİ MISIRLI KADIN HALA KARANLIKTA
VE BİZİMKİLER DE ARABIN ERDEMSİZLİĞİNİN PEŞİNDE, HEMEN ONLARIN ARDINDA...
HEY KIZLAR; BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR...
DEDİRTMEYİN KENDİNİZE; KADIN, KADININ KURDUDUR DİYE !...
Geçid vermeyin şu şeriatçı türbana, çarşafa,peçeye!...
Japonya depremi sonrasında Dünya'da eksen kayması olmuşdu,bu kaymanın soncunda mevsimler değişdi,günler kısaldı...
Vee "dünya düzdür" diyen AKTIFIL, 8.9 şiddetindeki Japon depremi sonrasında Dünya'nın ekseni değişmişdi ya...
8 Eylül 2017 günü yaşanan 8.2 şiddetindeki Meksika depremi nedeniyle de Dünya'da eksen kayması olur diyor uzmanlar.
Bu konuda ne düşünüyor sen gibi azmanlar?...
Senin "düz dünya" da atmış mıdır takla?...
Kabe'nin de yönü değiş midir acaba?...
Bir açıklama yapsana...
Buzullar eriyor...İklim değişiyor...Bizim AKDAVARLAR ne anlar bu sorunlardan?...Yaşanan olumsuzluklar öncelikle küresel iklim değişikliği; onunsa dünyaya bakışı düz/düzlemsel...
Ve bunca su; nereye akıp gidiyor desem, öküz duş alıyor der mi?...Meksika depremi düz dünyada da8.2 eder mi?...
Bu yaşananlar nedeniyle ortaya çıkan değişikliklere; ne der acaba "düz dünya uzmanı" AKTIFIL?...
Bildiğimiz Dünyanın Sonu diye bir kitap yazmışdı Immanuel Wallerstein...
Oysa asıl şimdi geliyor bildiğimiz dünyanın sonu...Duydun mu AKTIFIL olan, biteni?...
Bildiğimiz dünyanın sonu geldiğinde göreceksin ki AKTIFIL; düz olan dünya mı, yoksa senin beyninin kıvrımları mı?...
Ben çocuklarımı öğrenim yaşamları boyunca TURGUT ÖZAL'ın müfredatından korudum.Aklı olan ana-babalar da TAYYİBAN müfredatından korusun.
Mezarında ters dönesice Necmeddin sayesinde ilk kez CİHAD sözleri duyuldu bu ülkede; bugün de resmi ideoloji eliyle MEB müfredatına girdi.
Diyalektik kuram der ki; yokluk uzuv yaratır.
Saint Tayyip de kendine uygun ümmet/teba/mürid yaratır; MEB eliyle...
İran olmak mı, yoksa daha beteri mi?...
Nasıl olacak bu ülkenin geleceği?...
Oysa apartda bekliyor USA; senin şu ulus devletini çevirmek için kuşa...
Dün AZRAİL'in adı TERÖR'dü...Bu gidişle CİHAD olacak...
Bu topraklar kansız bir yaşam görmeyecek...mi?...
Ülkede DEVLET kalmadı ki, DERİN DEVLET'den medet umalım...
Ey Ruh pardon DEVLET; varsan ortaya çık!...
Bak Kerkük'de Alevi TÜRKMEN kan ağlıyor; bizimkilerin yüreği Çingene'nin soydaşı Arakanlı için yanıyor...Mum dibine ışık vermez mi gerçekden de ?...
Ara sıra veciz sözler de söyleriz:
Biz müslümanın hırsız olanını severiz, Cennetimiz'de ona baş köşeyi tahsis ederiz...
Çünkü hırsız dediğin; Robin Hood gibidir, yoksula bakar, varsıla çelme takar...Varsılı malı, yoksulun çenesini yorar...Bizim ülkemizin en varsılı da Myanmarlılar'a bakar ve kesin bakacak...Bu nedenle çok görmeyiniz Saint ADAM'a bunca serveti...

HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ;BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

*ONLAR BİR ARAYA GELDİYSE EĞER...​VARSAYA­LIM Kİ AY­LAR­DAN RA­MA­ZAN...​ONLAR BAŞ­LA­YIN­CA SÖZE... ÜSTELİK DE GÜL­DÜ­RE, DÜ­ŞÜN­DÜ­RE; KİMDE KALIR Kİ CAN ?...

İŞTE YİNE ÖYLE BİR ANDA HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ; BU KEZ BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

Ha­ci­vat (H): A benim Ka­ra­gö­züm na­sıl­sın?...

Ka­ra­göz(K): Senin de ço­cu­ğun asıl­sın…

H: Ka­ra­gö­züm ne di­yor­sun böyle ?... Ra­ma­zan üstü ya­kı­şır mı bu söz­ler sana ?..

K: Her 12 Eylül’de ağ­lı­yor bin­ler­ce ana… Bir de di­yor­sun ki ya­kı­şır mı bu söz­ler ?... Bil­mez misin ki her 12 Eylül’de ci­ğe­rim sız­lar…

H: Ne olmuş Eylül’ün 12’siyse ?... Biz­ler du­acı­yız ka­za­sız, be­la­sız at­la­ta­lım her 11 Eylül’ü diye…

K: Ha­ci­cav­cav yine beni an­la­maz­dan ge­lir­sin, ben ağ­lar­ken sen gü­ler­sin ?...

H: Neden ağ­lar­sın be Ka­ra­gö­züm ?... Nedir se­sin­de­ki bu hüzün ?...

K: Ah be Ha­ci­vat; ne tez unut­tun… Hal­bu­ki o gün­ler­de sen de biz­ler­le saf tut­tun… Demek ki sen biz­le­ri uyut­tun, şimdi umur­sa­mı­yor­sun 12 Eylül’ü… Ba­şı­mı­za ke­sil­din 11 Eylül bül­bü­lü…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; o gün­ler ge­ri­de kaldı, in­san­lık çoook başka yer­le­re yol aldı…


K:Ame­ri­kan em­per­ya­liz­mi­ne di­re­nin diyen sen; oldun Ame­ri­kan uşağı… Elin­de çelik ka­şa­ğı; de­ri­mi yü­zen­ler­den ya­na­sın… Umu­run­da bile değil; benim içim oluk, oluk ka­na­sın…

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; kaldı mı artık en­di­şe, korku Ame­ri­kan ege­men­li­ğin­den ?... Aç gö­zü­nü de bak; bugün Mao’nun Pekin’inde, Lenin’in Mos­ko­va’sında bile Cola içi­li­yor… Da­ra­cık blue-je­an’li Rus kız­la­rı, er­kek­ler için özel se­çi­li­yor…Ko­mü­nist dü­ze­nin üret­ken ka­dı­nı, üre­ti­len de­ğe­re dö­nüş­tü…Senin Trab­zon uşak­la­rı;“Na­ta­şa” aş­kıy­la ya­ta­ğa düştü…Bütün bun­lar niye mi ?...

K: Hah işte; dur ba­ka­lım orada… Baş­la­ma yine “Yeni Dünya Dü­ze­ni; Kü­re­sel­leş­me” ma­sa­lı­na… Bil­mek­te­yim ben de, olsam da bu kadar cahil; 12 Eylül 1980 bu baş­lan­gıç için ilk delil… Ondan sonra atıl­dı “kü­re­sel­leş­me” diye bir kav­ram or­ta­ya, bir za­man­lar Ame­ri­kan ege­men­li­ği­ne di­re­nen senin Alt­mış­se­kiz­li­ler; teker, teker ta­kıl­dı bu ol­ta­ya..

H: Aman Ka­ra­gö­züm ne de­mek­te­sin?... Biz ay­dın­la­rın hak­kı­nı ye­mek­te­sin?...

K: Ben hak yemem Ha­ci­vat… Ye­di­ğim kuru soğan, es­va­bım bir kat… De­ği­lim de senin gibi avu­kat; kü­re­sel­leş­me ya­la­nı için…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; dur ben sana an­la­ta­yım kü­re­sel­leş­me­yi…

K: Bırak Ha­ci­vat Çe­le­bi; temiz ka­lan­la­ra el­leş­me­yi…

H: Aman Ka­ra­gö­züm neler de­mek­te­sin ?... Yeni Dünya Dü­ze­ni’ni yan­lış bel­le­mek­te­sin…

K: Sen de en ve­rim­li tar­la­la­rı bel­le­mek­te­sin; ır­ga­ta da kal­mak­ta çorak top­rak…

H: Dinle Ka­ra­gö­züm an­la­ta­yım sana doğ­ru­su­nu; ku­rut­ma mu­hab­bet ku­yu­su­nu… Sen yan­lış bil­mek­te­sin…

K: Ah be Ha­ci­vat; beni hep cahil bul­mak­ta­sın… Sen biraz sus, biraz da ben an­la­ta­yım şu kü­re­sel­leş­me­nin an­la­mı­nı; or­ta­ya dö­ke­yim senin ya­la­nı­nı… So­rar­san şu kü­re­sel­leş­me­nin an­la­mı­nı; say ki ge­ze­ge­ni­miz Dünya, tek bir ülke… Söy­le­nen­se koca bir yalan ezi­len halka… Tas­ta­mam­dır; sı­nır­la­rın kalk­ma­sı demek… Böy­le­ce ko­lay­ca sö­mü­rül­sün diye emek… Kuş­ku­suz sı­nır­lar kalk­tı; ama kim­le­re?... Yüz­ler­ce yıl­dır, utan­ma­dan Dün­ya­mız’ı ke­mi­ren­le­re…

H: Dinle beni bir yol Ka­ra­gö­züm, as­ma­da bı­rak­ma­dın üzüm…

K: O benin işim değil; varı, yoğu sö­mür­mek sizin işi­niz… Daha yeni kı­rıl­dı di­şi­niz… Ben gi­bi­le­re ge­lin­ce; değil ül­ke­nin sı­nır­la­rı­nı aşmak, evi­mi­zin du­var­la­rın­dan dı­şa­rı­ya ta­şa­mı­yo­ruz… Ra­ma­zan gel­me­den, zam­la­rı geldi… Den­ge­si bo­zu­lan yok­sul halk; ağ­la­mak­tan­sa saf, saf güldü…

H: Aman be Ka­ra­gö­züm; kü­re­sel­leş­me mi neden oldu bu zam­la­ra ?...​Bil­mi­yor musun bu yaz yine geldi ül­ke­ye “kü­re­sel ısın­ma”?...


K: Ön­ce­le­ri de “bu kış ül­ke­ye ko­mü­nizm ge­lecek” diye halkı uyut­tu­nuz, şimdi de her sorun için “kü­re­sel ısın­ma”yı suçlu bul­du­nuz…Biz­le­ri de iyice ahmak bil­di­niz…

H: Söy­le­me böyle Ka­ra­gö­züm; bu kadar da sal­dır­ma, her duy­du­ğu­na al­dır­ma… 1980’ler­den bu yana; çağ at­la­mak­ta­dır Tür­ki­ye…

K: 21. yüz­yıl­dan, 6.yüz­yı­la mı ?... İki ile­ri-bir geri, meh­ter adımı gibi… Meh­ter bile hiç de­ğil­se bir adım öne yürür, sizin at­la­dı­ğı­nız çağda; her şey çürür…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; sen ne de­mek­te­sin ?... Yoksa bu Ra­ma­zan da oruç mu ye­mek­te­sin?...


K: Bu­lur­sam bir dilim ek­mek­le, bir baş soğan, hele bir de içecek bir yudum su… Ba­ka­rım çev­re­me; var mı baş­ka­la­rın­da açlık kor­ku­su ?... Diz de çök­mem kim­se­nin sof­ra­sı­na; Tür­kü­sü’nü çı­ğır­mam onun, çünkü bin­mem ki ara­ba­sı­na…

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; sen iyice aymaz ol­muş­sun, kim­se­le­ri say­maz ol­muş­sun… El, etek öp­mek­le dudak aşın­maz, tır­nak ol­ma­yın­ca sırt ka­şın­maz…

K: Sen değil miy­din bize; “zin­cir­le­ri­niz­den başka kay­be­decek ne­yi­niz var?” diyen ?... Zin­cir­le­ri­mi yi­tir­me­dim henüz ama; yi­tir­dim genç­le­ri­mi, umut­la­rı­mı, on­la­rın ya­şa­ya­ma­dı­ğı güzel ya­rın­la­rı…Üs­te­lik hiç de doy­mu­yor be­be­le­ri­min ka­rın­la­rı…

H: Aç gö­zü­nü be Ka­ra­gö­züm, di­lim­de tü­ken­di sözüm; Mark­sizm değil, artık Ma­ki­ave­lizm genel ilke… Dil­le­ri­ne do­la­dı bu söz­le­ri, kır­sal kö­ken­li kal­dı­rım sür­tük­le­ri bile; “ba­şa­rı­ya giden her yol mübah”… Sense arı­yor­sun bende bir günah… Senin an­la­ya­ca­ğın şim­di­ler­de her şey sa­tı­lık… Ne­re­de­e­ee yarin ya­na­ğın­dan gay­rı­sı­nı hal­kıy­la pay­la­şa­cak alık ?...


K: Aman Ha­ci­vat Çe­le­bi; sen ko­mü­nist­li­ği iyi bi­lir­din, şimdi neler de­mek­te­sin ?... Yoksa sen de mi oldun liboş?...

H: Ne söy­ler­sen söyle be Ka­ra­gö­züm; böyle gön­lüm daha bir hoş…

K: Aman Ha­ci­vat Çe­le­bi; sen iyi­ce­si­ne ol­muş­sun sar­hoş… Demek ki sen de oldun liboş; li­boş­lar­la bir­li­ke­sin?...​Ayağı yalın, donu ya­ma­lı Ana­do­lu hal­kı­na li­be­ral libas biç­mek­te­sin ?...

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; oldum olası kalın ka­fa­lı­sın, hal­kın için ta­sa­lı­sın… Ama bo­şu­na yan­mak­ta­sın, on­la­rın keyfi gıcır, karnı tok, sırtı pek… Bul­du­lar mı o gün yemek; “bir gün­lük bey­lik, bey­lik­tir” di­ye­rek al­dır­maz­lar… Senin gibi yeni dü­ze­ne sal­dır­maz­lar…

K: De­se­ne Ha­ci­cav­cav; hal­kı­mız tap­ta­ze av kü­re­sel ca­na­var­la­ra… Ağız­la­ra bir par­mak bal; “işte öz­gür­lük, de­mok­ra­si, li­be­ra­lizm budur” ne is­ter­sen al…

H: Unut artık seni üzeni… An­la­ma­ya çalış bu yeni dü­ze­ni…

K: Ne dü­ze­ni ?... Demek bunun için­di; 12 Eylül dü­me­ni ?...

H: İşine ge­lir­se Ka­ra­gö­züm; bun­dan sonra dümen, ah, şey, düzen böyle… Varsa sende akıl, sen de bize takıl… Nedir bu böyle; hep itil, kakıl?... Ası­la­na ağ­la­mak­tan­sa; ka­sı­la­na bağ­la­nı­rım… Met­hi­ye­ler dü­ze­rek, çö­ke­rim sof­ra­sı­na; do­yu­ru­rum kar­nı­mı, gö­bek­le­nir yağ­la­nı­rım…


K: Aman Ha­ci­cav­cav des­tur; sen ben­den uzak dur… Sö­mür­gen­le­rin ar­tık­la­rıy­la yağ­lan­mak­tan­sa; her 12 Eylül’de, ül­ke­min ba­şı­na ge­len­le­re kor ateş­ler­de yanar, dağ­la­nı­rım… Bunca söze kar­şın; işte bu­ra­da met­rey­le, arşın… Her­ke­sin usu ba­şın­da; gel­me­den yol ay­rı­mı­na iyice ölç-biç, dü­şün-ta­şın…


Bugün 12 Eylül dedik, öf­ke­mi­zi taş­lar­da bi­le­me­dik, belki had­di­mi­zi de bi­le­me­dik, belki sürç-i lisan ettik, af ola, bi­zim­ki­ler de Ka­ra­göz'ün söz­le­ri gibi gaf ola… Gü­le­lim acı­na­cak ha­li­mi­ze; ba­ka­lım so­nuç­ta ne ge­çecek eli­mi­ze ?...

Salı, 12 Eylül 2017 10:41

Ah Şu Savaş Çığ­lık­la­rı

Ah Şu Savaş Çığ­lık­la­rı

Sözüm ona Ber­lin Du­va­rı yı­kıl­dı, soğuk savaş dö­ne­mi ka­pan­dı, demir perde ül­ke­le­ri de­mok­ra­siy­le bu­luş­tu ve blok­laş­ma son buldu… Öyle sa­nı­yor­duk; oysa nasıl da ya­nı­lı­yor­duk… Ber­lin Du­va­rı yı­kıl­dı, yı­kıl­ma­sı­na ama insan ti­nin­de­ki/ru­hun­da­ki Savaş Tan­rı­sı ARES ne yazık ki bin­ler­ce yıl­dır ol­du­ğu gibi, bu­gün­ler­de de tüm sal­dır­gan­lı­ğıy­la ve kana su­sa­mış­lı­ğıy­la dim­dik ayak­ta Uk­ray­na'nın ka­pı­sı­nı çaldı, ça­lı­yor der­ken Rusya Uk­ray­na'dan Kırım'ı kaptı.Buna kar­şın Su­ri­ye'nin son yıl­lar­da başı be­la­day­ken Uk­ray­na'ya kan kus­tu­ran Rusya'nın yar­dı­mıy­la ke­fe­ni yırt­dı.

 

ECEVİT’in ül­ke­yi Irak se­rü­ve­ni­ne sü­rük­le­me­yi­şi­nin so­nu­cu; ala­ve­re, da­la­ve­re, Kürt Memed nö­be­te mi ?... Yok; Kürt Me­med­ler’in PKK’ya ka­tı­lan­la­rı dağda eş­kı­ya, ka­tıl­ma­yan­la­rı PKK ke­leş­le­ri­nin, kal­leş kur­şun­la­rıy­la ana­cık­la­rı­nın yü­re­ğin­de sızı ve o Me­med­çik Kürt de olsa kanı aynı kan kır­mı­zı, şe­hid­lik ke­fe­niy­le kara top­ra­ğın de­rin­le­rin­de… Kürt Me­med­ler’in du­ru­mu böy­ley­se; ala­ve­re, da­la­ve­re so­nu­cun­da ne oldu öy­ley­se ?... Anım­sa­ya­lım yakın geç­mi­şi­mi­zi…ECEVİT; hasta…Ölü­müy­le; se­ven­le­ri yasta… Er­ge­ne­kon bil­me­ce­siy­le; Kemal’in As­ker­le­ri ka­fes­te… Artık kü­rek­le­ri çek­mek­te ahes­te, ahes­te o günün Tay­yip Sad­ra­za­mı ve geri plan­da Gül Pa­di­şa­hı, en geri plan­da da Ok­ya­nus öte­sin­den Big Brot­her ve kuk­la­sı bir zat gön­der­mek­tey­di mem­le­ket­te oku­na­cak fer­man­la­rı…

 

One mi­nu­te fi­ya­ka­sı yapıp, BOP diye hop­la­dık­tan sonra; eş-baş­kan­lar iş­bö­lü­mü yapdı. Teori ve pra­tik ya da Türk­çe söy­le­yiş­le kuram ve uy­gu­la­ma bağ­la­mın­da…Do­la­yı­sıy­la eş-baş­ka­nın biri (ki Big Brot­her diye bi­li­ne­ni…İşte ona; em­per­ya­liz­min ya da daha an­la­şı­lır bir ta­nım­la­may­la USA çı­kar­la­rı ge­re­ği dün­ya­nın her ne­re­sin­de olur­sa, olsun onun ya­nın­da ve onun adına sa­va­şa gir­mek için söz ve­ri­lir­se, sad­ra­zam­lık, pa­di­şah­lık mer­te­be­si­ne ve hatta baş­kan­lık ik­ba­li­ne eri­şi­lir) işte o eş-baş­kan; kuram üre­tir, diğer eş-baş­kan uy­gu­lar…Daha da açar­sak; eş-baş­ka­nın bi­ri­si plan­lar em­per­ya­list emel­le­ri­nin do­yum­suz itici gü­cüy­le…Diğer eş-baş­kan da uy­gu­lar ego­ist hırs­la­rı­nın diz­gin­le­ne­mez et­ki­siy­le…

 

İşte o gün­ler­den beri; ül­ke­miz­de de­mok­ra­si ol­duk­ça ileri… Biz­ler için kay­gı­lan­mak­ta mü­te­ma­di­yen ab­la­mız Hil­lary…. Sözüm ona her daim NATO güç­le­ri ül­ke­mi­zin ya­nın­da…Amma ve lakin Kuzey’de, Doğu’da ve daha da Doğu’da düş­man… Diyor ki; bak uya­rı­yo­rum haaa !... Dalma ve de da­laş­ma bizim ufak­lı­ğa; ede­rim yoksa seni piş­man !...

Kim mi bu ufak­lık ?...​Bir za­man­lar Os­man­lı'nın hin­ter­lan­dın­da olan Su­ri­ye... Ve dü­şü­rü­len uçak­lar, atı­lan bom­ba­lar eş­li­ğin­de; savaş çı­ğırt­kan­la­rı iş­ba­şın­da… Kü­çü­cük bir ça­tış­ma­da bile kanla do­la­cak olsa da oluk­lar; hemen oluş­tu­rul­du blok­lar… Su­ri­ye’nin ar­dın­da; Rusya, İran ve Çin…Tür­ki­ye’nin ar­dın­day­sa; “sözde” tüm NATO ül­ke­le­ri var…

Düne kadar adam­dan say­ma­dık­la­rı Tür­ki­ye için; o gün­ler­de çok kaygı duy­du­lar… Sanki iliş­ki­le­ri can ciğer kuzu sar­ma­sıy­dı…O gün­ler­de pek merak et­miş­dim olası Su­ri­ye’ye yö­ne­lik sal­dı­rı­da tank­la­ra, uçak­la­ra, ge­mi­le­re ta­kı­la­cak olan hangi ül­ke­nin ar­ma­sı ola­cak­dı?…So­nun­da kime çı­ka­cak­dı bu işin fa­tu­ra­sı?... Ne de olsa bel­le­ği­miz­de tap­ta­ze dur­mak­tay­dı Yavuz ve Mi­dil­li zırh­lı­la­rı­na iliş­kin Bi­rin­ci Dünya Sa­va­şı ha­tı­ra­sı…Neyse ki ESED ye­ni­den ESAD oldu; Su­ri­ye'de dindi savaş ka­sır­ga­sı...

 

Bu bağ­lam­da sor­mak is­te­rim ki Tür­ki­ye kimin ma­şa­sı, kimin as­ke­ri, kimin pi­yo­nu ?... Kim için sa­va­şa­cak­dı; kim yö­ne­te­cek­di bu kanlı oyunu ?...

Henüz 1920’lerde top­rak­la­rı­nı işgal et­tik­le­ri için sa­vaş­tı­ğı em­per­ya­list­ler­le; bugün “sözde” yan­daş ve onlar için ve­re­cek­di savaş ve onlar için sa­va­şa­cak­dı ama kim­ler­le ?...​Her kur­ban bay­ra­mı gel­di­ğin­de sı­nır­da kes­ti­ği ko­yu­nu bir­lik­te ye­di­ği kar­deş­le­riy­le…Ola ki savaş çık­say­dı, top­rak­lar dur­mak­sı­zın kan kus­sasy­dı...Müs­lü­man ge­çi­nen bu zevat...​ge­ti­rip de se­la­vat bay­ram­lar­da, kur­ban diye ço­cuk­la­rı­nı mı kesip yi­ye­cek­di em­per­ya­list­ler is­te­di diye ?...

 

Os­man­lı’nın ar­dın­dan ku­ru­lan Yeni Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti Dev­le­ti’nin, Os­man­lı’dan ko­pa­rı­lan ve kağıt üze­rin­de gönye ve cet­vel­le sı­nır­la­rı be­lir­le­nen ül­ke­ler­de yurt­taş­la­rı­mı­zın pek çok ya­kın­la­rı, ak­ra­ba­la­rı ve hatta öz kar­deş­le­ri kaldı… Ve bugün; savaş çı­ğırt­kan­lı­ğı ya­pan­la­rın pek ço­ğu­nun ya­kın­la­rı bu ül­ke­ler­de, kuş­ku­suz Cum-Baş­kan Pa­di­şah Efen­di­miz Haz­ret­le­ri­nin zev­ce­le­ri­nin de pek çok ya­kın­la­rı var­dır bu ül­ke­ler­de ve de ka­bi­ne­sin­den pek çok ba­ka­nın ya da mec­li­sin­den pek çok ve­ki­li­nin…Em­per­ya­list­le­rin pi­yon­lu­ğu­nu ya­par­ken, sa­va­şı­la­cak ülke; din­da­şın, ırk­da­şın, kar­de­şin…

Bu du­rum­da; kar­de­şi, kar­de­şe kır­dı­ra­cak şu Savaş Tan­rı­sı ARES’e la­net­ler yağ­dı­rıp, us­la­rı­nı baş­la­rı­na dev­şir­me­le­ri­ni öner­mek ve um­mak­tan başka ya­pa­cak bir şey de kal­mı­yor­du biz­le­re… Ve de çağrı çı­kar­mak da ge­re­kir­di BM üye­le­ri­ne… İyi ni­yet­li ka­rar­la­rı, in­san­ca duy­gu­la­rı ve bi­raz­cık da dü­şün­sün­ler ço­cuk­la­rı diye... Çünkü her sa­vaş­da teh­li­ke­de olan en çok ka­dın­lar ve bir de ço­cuk­lar...​Emperya­list hırs­lar uğ­ru­na savaş çık­tı­ğın­da; ge­lecek miydi usu­nu­za şehid ba­ba­sın­dan arda kalan Kürt, Türk, Arap Me­med­ler’in ök­sü­zü ?...

Bu­gün­ler­de IRMA Ka­sır­ga­sı; Ame­ri­ka'da kent­le­ri yutsa da...​Neyse ki Rusun sö­zü­nü din­le­di­ler de şim­di­lik Su­ri­ye'de sustu tü­fek­ler...​Ve şimdi açıl­sın sınır ka­pı­la­rı;sü­rül­sün ül­ke­si­ne, ül­ke­si için sa­vaş­mak­dan ka­çı­nan Su­ri­ye'nin kor­kak­la­rı...Ül­ke­si­ne ya­ra­ma­yan, bize hiç ya­ra­maz; on­lar­dan medet uman AK­BA­BA­LAR bunu sakın unut­ma­sın­lar!...

Pazartesi, 11 Eylül 2017 09:23

Sil Baş­tan...

Sil Baş­tan...

Anım­sı­yor mu­su­nuz “man­ken­cik” diye aşa­ğı­la­nan Aysun Ka­ya­cı ne de­miş­ti?…

-Dağ­da­ki ço­ba­nın oyu ile benim oyum aynı mı?…

 

Kıza ne yo­rum­lar ya­pıl­mış­tı; 7’den, 70’e her yaş­tan…Üs­te­lik bun­la­rın ara­sın­da aka­de­mis­ye­nin­den, pro­fes­yo­nel an­lam­da si­ya­set ya­pa­nı­na, usta yazar eti­ke­tiy­le kö­şe­le­ri ka­pa­nı­na, de­mok­ra­si al­gı­sı PKK ırk­çı­sı­na des­tek, HDP’ye oy ver­mek­le öz­deş­leş­miş aydın kad­ro­sun­dan kanal, kanal ge­zi­nip halkı ze­hir­le­ye­ni­ne, GOGOL oku­mak ye­ri­ne GO­OG­LE’da sörf ya­pa­rak en­te­lek­tü­el bes­len­me­si­ni sağ­la­yan genç ne­sil­le­re ve özel­lik­le de “hayat üni­ver­si­te­li” eği­tim­siz­ler bö­lü­ğü­ne kadar ne is­ter­sen vardı ara­la­rın­da… Ve el­bet­te ki bu­lun­du­ğu dağ­lar­dan bu yo­rum­la­ra ka­tıl­mak­tan geri dur­ma­yan davar güden çoban da vardı…

Yine de sonuç ola­rak elde ne var?… Kuş­ku­suz Aysun Ka­ya­cı’nın söz­le­ri doğru; dağ­da­ki ço­ban­la, kent­te­ki bil­ge­nin oyu aynı değil el­bet­te ki…Ama ülke olun­ca va­sa­tın ege­men­li­ğin­de; ille de ete­ğin­den çekip onu, man­ken deyip ya­ta­ğa ata­cak­lar…

Kız bir dönem man­ken­lik yap­mış ola­bi­lir ama orada kal­ma­mış ki…Bir üni­ver­si­te bi­tir­miş; ken­di­ni ye­tiş­tir­miş, bil­gi­len­miş ve bir şey­ler söy­le­miş si­ya­sal top­lum­sal­laş­ma bağ­la­mın­da…Ve bir soru sor­muş,te­le­viz­yon prog­ra­mın­da:

–Dağ­da­ki ço­ban­la, benim oyum bir mi?…

 

Üs­te­lik de bu soru; onun bey­ni­nin ürünü, üre­ti­mi değil ki… Yal­nız­ca si­ya­set bi­li­mi ki­tap­la­rın­dan öğ­ren­dik­le­ri­nin dışa vu­ru­mu… Kız ne yap­mış?…Aris­to’dan beri tar­tı­şı­lan bir ol­gu­yu; ül­ke­nin oy­daş­ma ge­le­ne­ği bağ­la­mın­da gün­de­me ge­tir­miş.

Çünkü…

Bu ül­ke­de oy­daş­ma söz ko­nu­su ol­du­ğun­da; ten­ce­re ve kapak da­ğı­tı­mı ya da ayak­ka­bı­nın sağ ve sol tek­le­ri­nin du­ru­mu, hangi ka­pı­nın önüne erzak, kömür yı­ğı­la­ca­ğı­nın ko­nu­su hep sorun olmuş, bu da­ğı­tım­dan pay al­ma­nın ön­ko­şu­lu da ve­ri­lecek oy­lar­la iliş­ki­len­di­ril­miş­tir.

Çünkü…

Sos­yo-eko­no­mik ve sos­yo-kül­tü­rel dü­ze­yi yük­sek olan­la­rın; oy­daş­ma dö­ne­min­de­ki tutum ve dav­ra­nış­la­rı da yük­sek dü­zey­de olur…Ve bu gu­rup­ta­ki bi­rey­le­rin yurt­daş­lık bi­lin­ci de ge­liş­miş olur. Do­la­yı­sıy­la oy­la­rı­nı pa­zar­lık ko­nu­su et­mez­ler böy­le­si yurt­daş­lar…

Man­ken ola­rak aşa­ğı­lan­mak is­te­nen Aysun Ka­ya­cı’nın söz­le­ri­nin ardı bu söz­ler­le dol­du­ru­la­ma­dı­ğı için ve ge­nel­de de bu ül­ke­de pek çok ki­şi­nin “bi­lim­sel an­lam­da” si­ya­set bil­gi­si ol­ma­dı­ğı için kızın ne söy­le­di­ği­ni; an­la­ma­dı­lar, an­la­ya­ma­dı­lar, an­la­ya­maz­lar­dı da…Çünkü ön­yar­gı­la­rı bu man­ken kızı ya­ra­la­dı, yok saydı, yar­gı­la­dı, ka­ra­la­dı…

 

Man­ken­lik böy­le­si­ne kötü bir uğraş ise…

 

Son yıl­lar­da bir man­ken kız daha attı ken­di­ni ka­mu­sal alana; ke­ra­me­ti ken­din­den men­kul bir ka­na­at ön­de­ri gibi ko­nuş­ma­lar ya­pı­yor te­le­viz­yon ka­nal­la­rın­da…ki o da Tuğçe Kazaz…Ve ona hiç kim­se­cik­ler sal­dır­maz…Kim­se­cik­ler onu man­ken es­ki­si diye hor­la­maz, aşa­ğı­la­maz… Bir za­man­la­rın dan­sö­zü Leyla Sayar da; kart­la­ma­ya baş­la­dı­ğın­da te­set­tü­re girip, kö­şe­si­ne otu­run­ca ne­re­dey­se ka­dı­na “ev­li­ya” pa­ye­si ve­re­cek­ler­di…İşte man­ken es­ki­si Tuğçe Kazaz da ikin­ci bir Leyla Sayar va­ka­sı…Oysa her biri uya­nık­lar sil­si­le­si ki ard­la­rı­na ta­kıl­dı “uyuş­tu­ru­cu­lar kra­li­çe­si” Niran Ünsal…Bun­lar baş tacı; ör­tü­le­ri ka­pa­tı­yor her türlü ka­ra­la­rı­nı…

 

Oysa Aysun Ka­ya­cı; bir za­val­lı…

 

Çünkü…

 

O; di­ğer­le­ri gibi işin ko­la­yı­na, kur­naz­lı­ğı­na, fır­sat­çı­lı­ğı­na kaç­ma­dı, ay­dın­lık yol var­ken ka­ran­lı­ğa sap­ma­dı…

O; aklın, bil­gi­nin, bi­li­min yo­lun­da akıl­lı­ca bir söz etti, ama belki ye­te­rin­ce söz­le­ri­nin içini dol­du­ra­ma­dı…Olsun; si­ya­se­ti bi­lim­sel ola­rak bi­len­ler onun ne de­di­ğin pek ala da an­la­dı…

An­la­ma­yan­lar mı?… Ki onlar; ca­hil­ler sü­rü­sü… İşte o ca­hil­le­rin ce­ha­le­ti; onu afo­roz etti…

Ve şimdi; yine seçim ola­cak 2019 yı­lın­da, belki de erken ve bas­kın bir seçim …

Ve şimdi; her şey sil baş­tan…Ül­ke­nin ku­ru­luş de­ğer­le­ri­ne iliş­kin ne varsa her şey toz duman...​Yobazlı­ğın sığ­lı­ğın­da, ka­ran­lı­ğın kör çu­ku­run­da ülke ve ulus...

Ve bu ya­şa­dık­la­rı­mı­zın da so­rum­lu­su; el­bet­te ki oy ve­ren­ler ve on­la­rın ni­te­lik-siz­li­ği­dir biz­le­re bu so­nu­cu ha­zır­la­yan­lar...

Ve işte onlar çok ya­kın­da yine biz­le­rin yaz­gı­sı­nı be­lir­le­ye­cek­ler; daha açık bir de­yiş­le oy ve­re­cek­ler…Ba­ka­lım bu kez oy­la­rı­nı neyin kar­şı­lı­ğın­da sa­ta­cak­lar?…Ve biz­le­ri hangi kör ku­yu­la­ra ata­cak­lar?...

Bir kez daha se­çim­ler ya­pı­la­cak 2019 yı­lın­da ve belki de çok daha yakın bir za­man­da…

Ve bir kez daha her şey sil baş­tan…

Cen­de­re­ye sı­kış­ma­ya az kaldı…Haydi ha­yır­lı­sı…Aysun Ka­ya­cı’nın dağ­da­ki ço­ba­nı…Ma­hal­le­nin ka­ba­da­yı­sı ve ka­rı­sı…Te­set­tür­lü artiz, pav­yon ar­tı­ğı şar­kı­cı ta­kı­mı da diğer ya­rı­sı…PKK des­tek­çi­si aydın ge­çi­nen ülke sa­tı­cı­sı…Haydi bul ka­ro­yu, al pa­ra­yı... Bi­ti­rin Tür­ki­ye’nin işini… El bir­li­ğiy­le çekin fi­şi­ni; olsun mort !…

Sayfa 1 / 13