21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Cuma, 08 Eylül 2017 15:41

2 Buçuk Milyon İşçi Çalışıyor

2 Buçuk Milyon İşçi Çalışıyor

Didim’de  iki kafadar üretime katkısı olduğunu, ürünlerin verimi artırdığını duydukları solucan yetiştiriciliği ve elde edilen gübrenin ekonomik değeri olduğu öğrendikten sonra Didim de 250 bin solucanla başladıkları işi 9 ayda 2 buçuk milyona çıkardılar.

Didim’de kiraladıkları metruk evde kendi imkanlarıyla izolasyonunu  yapıp aldıkları 9 boğumlu Kırmızı California  solucanları buraya getirmişler, üretimi ve çoğalmalarında dikkat edilecek konularda da bilgilerini artırmışlar ve başladıkları işten 9 ay içinde 5 buçuk ton gübre elde etmişler, 2 ay sonra solucan sayısı 4 milyona çıkması beklenirken ürettikleri gübrenin de 6 tonu geçmesini bekliyorlar.

Yetiştirilmesinin emek ve özen istediği solucan gübresi elde edildikten sonra ortalama 4 lira gibi  bir fiyattan satılmaya hazır hale gelebiliyor. Didim’deki bazı küçük üreticilere gübre satışına başladıklarını belirten Ümit Önal ve Bülent Yılmaz daha büyük üreticilerin ihtiyacını karşılayabileceklerini belirterek gübrenin ürün artışını şöyle tarif ettiler. “ Solucanların organik atıkları ve hayvan dışkılarını işlemesi sonucu ortaya çıkan üründür.

Toprağın ihtiyacı olan, doğal yaşamsal maddeler içerir.  Humik maddeler hayvan gübresinden 4-8 kat daha fazladır.  Tamamen bitkilere yararlı biyolojik aktif maddeler içerir. Nemi uzun süre tutar ve gerektikçe bitkiye aktarır.  Zararlı mikro organizmalar, ot tohumları, parazit yumurtaları ve diğer hastalık yapıcı maddeler içermez.  Diğer organik gübrelere oranla oldukça az miktarda uygulanır.  Toprağa etkisi 3-5 yıl devam eder.” Dediler.

Solucan Gübresi için ansiklopedik bilgiler de şu şekilde

Solucan gübresi yaklaşık 40 yıldır başta ABD olmak üzere birçok Avrupa ülkesi tarımsal işletmeleri tarafından üretilmekte ve kullanılmaktadır.

Solucan gübresi; Kırmızı Californiya solucanı adıyla bilinen Lumbricus rubellis ve Eisenia foetida toprak solucanı türlerinin organik olarak yetiştirilmiş büyükbaş hayvanların dışkıları ve organik bitkisel materyallerin fiziksel ve kimyasal yapılarını değiştirmeleri temeline dayanarak ürettikleri bir toprak düzenleyici ve bitki besleme materyalidir.

Bu değişimde 1 m3 hacimlik hammadde içerisinde yaklaşık 250.000 adet solucan üç ay süresince işlem yapmaktadır. Solucan gübresi içerdiği yüksek düzeyde toprak ve bitki için yararlı simbiyotik(rhizobium) ve asimbiyotik (serbest ve azot fiske eden bakteriler ve mikoriza mantarları) bakteriler ile toprağın mikroflora ve mikrofaunasmasında canlılık kazandırır.

Solucanlar sindirim sistemleri içinde sentezledikleri antibiyotik nitelikli yapılar, aminoasit ve vitaminleri dışkılarına karıştırarak ortaya çıkan gübrenin biyolojik aktivitesini arttırırlar. Böylece bu gübreyle beslenen bitkilerin sağlıklı ve hızlı gelişmelerini sağlarlar. Sözü edilen bu biyolojik stimulatörler diğer hayvansal gübrelere oranla 100 kat daha fazladır. Kimyasal gübrelerde ise hiç bulunmamaktadır.

Ayrıca muhteviyatındaki humik asit ve fulvik asit bitki beslemesi için son derece gerekli olan maddelerdir.

Solucan gübresinin özellikleri 
- Granüler yapısı toprağın sütrüktürünü düzenleyip havalanmayı sağlarken su tutma kapasitesinin yüksekliği topraktaki su stresini minimize etmektedir. 
- Yapısındaki çok sayıda bakteri verildiği topraktaki zararlı bakterilerle rekabet ederek onların zararlı etkilerini ortadan kaldırır, böylece bitkilerin hastalıklara karşı direncini artırır. 
- Hava şartlarının olumsuz etkilerine(don, sıcaklık farkları vb.) karşı bitkiyi korur. 
- Kesinlikle yabani ot tohumu içermez. 
- Kaliteli, bol verimli ve raf ömrü uzun ürünler elde edilmesini sağlar. 
- %100 ekolojik ve non-toksiktir. 
- Toprağın Ph,sürtüktür, nem gibi özelliklerinin düzenlenmesini sağlar. 
- Bilhassa kimyasallarla kirlenmiş, kuvvetini ve canlılığını yitirmiş, yorulmuş toprakların ıslahını sağlar. 
- Asitli, kumlu toprakları düzenleyerek tarıma elverişli hale getirir. 
- Kokusuzdur. 
- Solucan gübresiyle yetiştirilmiş bitkilerde nitrat kalıntısı bulunmaz. 
- Suyu, havayı ve toprağı kirletmez. 
- Toprakta uzun süre kalır dolayısıyla bitkinin uzun süre besin ihtiyacını karşılar. Besin elementlerini bitkinin ihtiyacına göre tedricen bitkiye kazandırır.

Solucan Gübresi çok sayıda simbiyotik bakteri (Rhizobium) ve asimbiyotik mikroorganizmalardan azot fiksasyonu yapan bakteri (Azotobakter) ve mikoriza mantarları ihtiva eder. Bu mikro organizmalar toprak içinde bulunan ancak bitki tarafından alınamayan besin maddelerine parçalayarak bitki tarafından alınabilir forma dönüştürürler. Ayrıca azot fiske eden bakteriler havadaki azotun toprağa kazandırılmasını sağlayarak bitki tarafından alımını kolaylaştırır. Solucanların salgı maddeleri enzimler üretim süreci içinde dışkılarına karıştığında çok sayıda ve çeşitte enzim, vitamin, aminoasit, büyüme hormonu içermektedir. Bunlar ise bitkinin daha hızlı gelişmesini ve olumsuz çevre şartlarına karşı dirençli olmalarını sağlar.

Avantajları 
Bitkiler için aynı anda hem besin kaynağı hem de büyümeleri için teşvik olarak etkilidir; 
Humusu az olan toprakları iyileştirir, topraktaki faydalı mikroorganizmaları uyarır, 
Toprağın genel durumunu iyileştirir ve topraktaki organogenetik elemanlarını bitkilerin alabileceği sekle dönüştürür; 
Organik maddeleri az olan topraklar için organik azotun yüksek oranı büyük önem taşımaktadır, özellikle uzun sure mineral gübrelemeden sonra; 
Gübre özün içerdiği besleyici elemanlar daha uzun sure için toprakta kalmaktadır, bu da bitkilerce daha iyi alınmalarını sağlar; 
Hızla suda çözünür ve ziraatta kullanılan tüm ilaç ve gübrelerle uyumludur; 
Bitkilerin sağlam kok sistemi oluşması için yardımcı olur, bitkilerin stres ve patojenlere karsı dayanıklılığını artırır ve ekolojik temiz ziraat ürünlerinin üretimi için mükemmel bir gübredir.

Sebzeler 
- %30-50 yüksek verim sağlar. 
- Tohum çimlenmesi enerjisinde %40 oranında artış sağlayarak tohum maliyetini düşürür. 
- 10-15 gün erken fide oluşumu sağlar. 
- 10-15 gün hasatta erkencilik sağlar. 
- Ekolojik olması nedeniyle solucan gübresi ile beslenen sebzeler orijinal renk,aroma ve lezzete sahip olur. 
- Sulu solüsyonları yaprak ve gövdede pestisit görevi görür.

Bağcılık üzerine etkileri 
- Bitki köklerinin hızlı ve sağlıklı gelişmesini sağlar. 
- Üzümlerde erken hasat sağlar böylece kaliteli ve orijinal ürünlerin piyasaya erken girmesini sağlar. 
- Türe özgü aroma ve lezzet kazandırır.

Patates tarımı üzerine etkileri 
- %40-70 verim artışı sağlar 
- Yıl boyu toprağın besin maddesi içeriğini korur. 
- %15-45 yüksek oranda nişasta sentezlenmesini sağlar.

Meyvecilik üzerine etkileri 
- Hızlı ve güçlü fidan gelişimi sağlar. 
- %100 başarılı tansplantasyon(şaşırtma) sağlar. 
- Meyveler 10-15 gün erken hasat edilir. 
- Meyveler daha büyük,orijinal morfoloji, aroma ve lezzetli olmalarını sağlar. 
- Meyvelere ekolojik, temiz,kansorejen madde içermeyen yüksek vitamin ve besleyici değerlere sahip özellikler kazandırır.

Çim üzerine etkisi 
- Çok güçlü,dayanıklı olmalarını ve hızlı büyümelerini sağlar. 
- Çimlerin sararmalarını engeller. 
- Çimlenme verimini artırarak tohum maliyetini düşürür.

* Solucan Gübresinin sebzelerde dikim öncesi sıraya atılması önerilir. Dikim sonrası atılması zorunluluğu durumunda fidenin yaprak iz düşümüne denk gelen toprağa uygulanması önerilir. 
* Solucan Gübresinin ağaçlarda dikim öncesi ve sonraki dönemlerde yaprak iz düşümüne denk gelen toprağa uygulanması önerilir.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

OKULLAR BAŞLARKEN SERVİS ARAÇLARIN GPS ZORUNLULUĞU GELDİ

İstanbul’da bir okulun öğrenci servisi için ihaleye giren iki firmanın elemanlarının okul bahçesinde silahlı çatışmaya girmesi  okullar açılmadan önce  servis araçları ile ilgili sorunu akıllara getirdi.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’da bu konuda yeni düzenlemeler ve yeni çalışmalar yaptıklarını belirten bir açıklama yaptı.

Aydın Büyükşehir Belediyesinde yapılan açıklamada “yeni eğitim öğretim yılına kısa bir süre kala Aydınlı öğrencilerin güvenliğine yönelik olarak servis araçları ile ilgili tüm önlemleri aldıklarını ifade etti. “

Başkan Özlem Çerçioğlu, Aydın’da okul servislerinde gerekli her türlü önlemlerin alındığını vurgulayarak, Ulaşım Koordinasyon Merkezi Kurul Kararı ile servis araçlarına GSP sistemi kurulmasını zorunlu hale getirdiklerini ifade etti.

Didimde Servis İşletmeciliği Yapan Ünal Bulut yapılan bu açıklamanın ardından okul servis işletmeciliğinin ciddi bir iş olduğunu kendilerine emanet edilen çocukların sağlıklı ve güvenli biçimde okuldan eve evden okula taşınması için tüm konforun sağlanması gerektiğini  belirtti.

Büyükşehir Belediyesinin aldığı tüm araçlara GPS cihazı takılması kararını onayladıkalrını belirti ve kendi firmalarındaki araçlara bu cihazları taltıracaklarını belirtirken, Didim’de halen 80’e yakın araçla  öğrenci taşımacılığı yapıldığını kendileri dahil tüm işletmecilere yeni eğitim öğretim yılında sorunsuz bir yıl geçirmeleri dileklerini iletti.

Başkan Çerçioğlu ; “Yeni eğitim öğretim yılında her türlü denetim mekanizmasının faaliyette olacağını ve en ufak aksaklığa izin vermeyeceğini belirten Başkan Çerçioğlu, “Ben de bir anneyim. Eğitim çocuklarımız için en önemli kavram. Bu yüzden konuya hassasiyetle yaklaşıyorum. Son zamanlarda Ülkemizde bazı servis araçlarında  yaşadığımız sıkıntıların Aydınımızda yaşanmaması için  Biz Büyükşehir Belediyesi olarak haziran ayında UKOME’den bir karar geçirdik. Bu karar doğrultusunda tüm okul servislerinde Veli bilgilendirmeyi içeren GSP sistemi ve öğrencilerimizin araçta online izlenebileceği kamera sistemini zorunlu hale getirdik. Bu sistem ile birlikte ailelere belirli bir şifre verilerek, aileler servisin ne zaman geleceğini,  çocuklarının servisten ne zaman indiğini, çocuklarının seyahat süresince içeride durumlarını anlık olarak  görebilecekler” diyerek velilere müjdeyi verdi.

Sisteme Geçmeyenin Ruhsatı İptal Olacak

Sistemin bu yıl uygulanacağını belirten Çerçioğlu, “Bu yıl servisler bu uygulamaya geçecek eğer geçmezse yasal olan tüm cezaları uygulayacağız. Hatta ruhsatlarını iptal etme noktasına kadar gideceğiz. Bu sisteme geçmeyen araçların ruhsatlarını iptal edeceğiz” dedi.

 

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 08 Eylül 2017 15:40

THK 4790 DERİ TOPLADI

THK 4790 DERİ TOPLADI

Türk Hava Kurumu (THK) Didim Şubesi kurban bayramı öncesi muhtarlarla  bir araya gelerek bu sene kurban derisi toplama konusunda yetkili olduklarını belirtmiş ve kendilerinin irtibat numaraları ve derilerin toplanıp korunması konusunda bilgiler paylaşmış, yetkisiz kişi ve kurumların deri toplayamayacağı hatırlatılmış ve bu bilgilerin  mahallelerinde duyurulması istenmişti.

Didim Belediyesi ve Kaymakamlığında görevlendirdiği araç ve elemanlarla birlikte dernek yönetiminin bizzat kendi araçları  ve emekleriyle katılacaklarını duyurmuşlardı.

THK olarak 4 günlük Kurban bayramı süresince deri toplama işlemini 24 saat esasına göre çalışarak toplayan kurum  tamamı makbuz karşılığı olmak üzere 4 bin 166 koyun, 445 dana ve 179 sığır derisi olmak üzere toplam 4 bin 790 tane çeşitli evsafta  deri toplandı, t toplanan derilerin bayramın son günü itibariyle yetkililere teslim edildiğini  söyledi.
Didim Belediyesinin ve Kaymakamlığın tahsis ettiği araçlar ve dışardan takviye edilen araçlarla birlikte 22 kişilik bir ekiple deri toplama işini yürüttüler.

6 traktör, 3 pikap, 1 kamyonetle deriler adreslerinden, belediye tarafından kendilerine tahsis edilen Cumartesi pazarındaki merkezde topladılar.

 

THK Didim Şube Başkanı Mehmet Emin Tural kurban bayramı süresince Didim Belediyesinin katkılarıyla ve şube yöneticilerinin çalışmalar yaptıklarını ve tahmin edilen kadar olmasa da yüklü miktarda deri topladıklarını belirtti ve kendilerine destek veren  muhtarlara ve Didim Belediyesine teşekkür etti.

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 08 Eylül 2017 15:40

HAYVAN SEVERLER DERNEKLEŞTİLER

HAYVAN SEVERLER DERNEKLEŞTİLER


Didim Hayvansever gurubu gönüllüleri yürüttükleri çalışmalarına resmi bir statü kazandırmak için dernekleşme kararı aldılar.

Bu kararın ardından geçtiğimiz hafta içinde kuruluş dilekçelerini ve Dernek tüzüğünü resmi olarak kaymakamlığa teslim eden üyeler artık daha mutlular.

Sosyal medya üzerinden bir araya gelen Didim Hayvan Severler grubu üyeleri  çeşitli toplantılar ve hayvan seven guruplarla çeşitli görüşmeler yürüttüler  ve tüm  hayvans everleri bir dernek çatışı altında buluşmaya davet ettiler.

Kuruluş faaliyetleri hakkında gazetemize bilgiler veren  Şengül Güz, “dernekleşme çalışması konusunda  bir fikir ortaya çıktı bizde bu konuları konuşmak ve resmi bir dernek haline gelmek istiyorduk  yaptığımız görüşmeler sonunda hazırlanan tüzük ve dernek yönetiminde  görev almak isteyen arkadaşların görüşlerini ve projelerini öğrendik, ardından yürüttüğümüz gönüllü çalışmaları resmi bir statüye kavuşturma fikri ile dernekleşme kararı aldık.” Dedi.

Didim Hayvan ve Doğa Sevenler Derneği isminde karar kılan gönüllüler Birsel Özçelik Başkanlığında derneğin tüzüğüne son noktayı koyarak hazırladıkları tüzükle birlikte resmi müracaatlarını yaptılar ve  gönüllülerle ve üye çalışmalarını yürütmek üzere  görev almak isteyenlerle birlikte Cumartesi Pazarı  karşısındaki Mutlu Cafe’de  11 Eylül Pazartesi günü saat 17’de toplanma kararı aldılar.

Dernek Başkanı Birsel Özçelik yeni katılmak isteyen hayvan severleri ve gönüllü olarak hayvanlarla ilgili çalışma yürüten tüm  Didimlileri bu toplantıya davet etti.

Bilindiği gibi Didim  Hayvan severler gurubu sokak hayvanları yararına ikinci el satışları yapıyor, ve elde edilen gelirle barınağın bazı ihtiyaçları ile kedi evlerinde ve besleme odaklarında mama dağıtımı yapıyor.

Grup her hafta buluşarak sokak hayvanlarının beslenmesi için  program çıkarıyor ve  bu toplantıda görev dağılımı yapılıyor, gönüllüler  Migros mağazaları ile HAYTAP arasında yapılan protokol gereği son kullanma tarihi geçmiş ya da yaklaşmış şarküteri ürünleri de imha etmek yerine teslim alıyor, bu yiyecekleri de uzak mevkilerdeki sokak hayvanlarını beslemek için kullanıyor.

Sosyal Medya üzerinden bir araya gelen gurup artık ellerindeki malzemelerin çoğalmasıyla birlikte bir depo tutarak gelen  ikinci el irinleri bu depoda toplamaya gayret ediyor ve Pazar yerlerinden kurudukları stant dışında tuttukları depoda da satışlara devam ediyorlar.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

5 liraya bile itiraz eden müşteri var

Abidin ve Ayşe Şahin 10 yıl önce İstanbul Gazi Osmanpaşa'dan Didim'e gelerek yerleşmişler. Atatürk Bulvarı'ndaki Kardeşler Pasajı'ndaki dükkanda terzilik yapıyorlar. Abidin Şahin, Didim'i seçme nedenlerini şöyle anlattı:

 

"Eşimin ailesi Didim'e yerleşmişti. Biz de onların yanına tatile geliyorduk. Burayı sevdik ve yerleştik. Bu dükkanı kiraladık ve  eşimle birlikte çalışmaya başladık. Genelde giysi tamiratı yapıyoruz. Fermuar, paça kısaltma, elbise, etek, pantalon daraltma, genişletme gibi. Yazın elbise siparişi almıyoruz. Kışın işimiz daha az olduğu için sipariş alabiliyoruz. Bu sezon işimiz iyi değil. Hatta geçen seneye göre bile kötü. İlk geldiğimiz zaman yeniydik. 3-4 yılımız kendimizi tanıtmayla geçti. Güven kazanmak kolay değil. Maddi olarak zor günler geçiriyoruz. Pasaj içindeki bu dükkanın kirası 1000 lira. Didim emekli kenti olduğu için pazarlık yapan müşterilerimiz var. 5 liraya bile itiraz ediyorlar. 2-3 lira masanın üstüne bırakıp gidiyorlar. Kiraya her sene zam geliyor ama biz hiç zam yapamıyoruz. Zaten müşteri 5 liraya bile itiraz ediyor. 10 yıl  önce 3 liraya yaptığımız iş için şimdi 5 lira istiyoruz o da müşteriye çok geliyor. Bazen sağlık sorunlarımız oluyor ama devlet hastanesinde çoğu zaman doktor bulamıyoruz. Aydın'a, Söke'ye havale ediyorlar. Çalışıyoruz, nasıl gidelim? Burada terzi malzemesi bulmak da zor. Malzemeci 2-3 ayda bir uğruyor, ihtiyacımızı alıyoruz. Ama bazen acil malzeme ihtiyacımız oluyor o zaman da İzmir'e gidiyoruz."

Yayınlandığı yer Didim
Cuma, 08 Eylül 2017 13:36

Ağus­tos Ayın­dan Ka­lan­lar

Ağus­tos Ayın­dan Ka­lan­lar

ATA­TÜRK'ün Türk Tarih Ku­ru­mu'na çö­ken­ler; bi­li­niz ki Os­man­lı'yı ARAP kurdu di­ye­cek­ler, TÜRK'ü hadım edip, harem ağası ilan ede­cek­ler!...

 

AFGAN;buz­ka­şi oy­na­dı­ğı Rus'u yen­di­ği gibi,Ame­ri­ka­lı'yı da ters yüz etti.

Artık buz­ka­şi­yi oğ­lak­la değil;Rus ya da Ame­ri­kan ce­set­le­riy­le oynar...

 

Vatan Şaş­maz...

Vatan sa­sir­mış işte.. .Kadın olun­ca şu tes­ti­si şu yo­lun­da kı­rıl­mış der­si­niz erkek olun­ca dut yemiş bül­bül olur­su­nuz.​adam bal gibi ji­go­lo işte...​sonuc pa­ra­nın in­ti­ka­mi...

 

30 Ağus­tos Zafer Bay­ra­mı'nı kut­la­ya­cak mı, kut­la­ma­ya­cak mı diye pa­pat­ya falı açar­ken biz

Vatan Şaş­maz'ın şaş­kın ya­şa­mı; gün­de­mi de­ğiş­tir­di...

Ce­na­ze tö­re­ni ve son­ra­sı için 3 gün yas...30 Ağus­tos Zafer Bay­ra­mı iptal edi­lir­se sakın şa­şır­ma de­dirt­di bana...

 

Vatan'ı par­ça­la­yan­la­rı unut­tuk, Vatan Şaş­maz'ın der­di­ne düş­tük...Öy­le­si­ne ki ki­mi­le­ri ci­na­ye­ti iş­le­dik­den sonra in­ti­har eden ka­dı­nın sanal ad­res­le­ri­ne "neden öl­dür­dün"? diye yaz­mış­lar...

Güler misin, ağlar mısın bunca ap­ta­lı bu ülke nasıl ba­rın­dır­mak­ta diye?...​Bun­la­rın her biri Reha MUH­TAR olmuş:))))

Yur­dum in­sa­nı de­dik­le­ri bu işte...

O yur­dum in­sa­nı­dır ki Çakır için mev­lid oku­tup, Ka­nu­ni'yi sav­cı­lı­ğa şi­ka­yet et­miş­dir Mus­ta­fa'yı boğ­durt­tu­ğu için... GDO'lu ve fos­fat­lı ek­mek­le bes­le­ne, bes­le­ne ve de AK­BA­BA­LAR'ın yö­ne­ti­min­de/de­ne­ti­min­de böyle oldu bu ke­ra­ta­lar..​Hoş­gör agası...

 

Sonuç ola­rak Vatan Şaş­maz...Gün­de­mi şa­şırt­mış ve de kim bilir ne­le­ri gö­zü­müz­den ka­çırt­mış­dır?...

 

 

Türk Bü­yü­ğü VATAN ŞAŞ­MAZ'a son görev ya­pıl­dı,top­lum­sal kir­len­me bağ­la­mın­da yap­tı­ğı hiz­met­le­rin­den ötürü...

Neyse top­ra­ğı bol olsun...

Yaşar Alp­te­kin'den sonra; ji­go­lo­lu­ğun ta­ri­hi­ni ya­za­cak büyük adam kim der­se­niz?...

Kadın ol­say­dı; su tes­ti­si su yo­lun­da kı­rıl­dı der­di­niz...

 

29 Ağus­tos 2017 günü yine İstan­bul'da yağ­mur vardı ama Maz­har-Fu­at-Öz­kan şar­kı­sın­da­ki gibi değil; ara­ba­la­rı, ev­le­re yu­tar­ca­sı­na akan sel­le­riy­le kor­ku­tu­cu bir yağ­mur vardı...

 

Av­ru­pa'dan, Asya'ya geç­tik, yağ­mur­dan kaç­tık...

Vatan için ağ­lı­yor­du yer, gök derse artiz ta­kı­mı...​Ak­lı­nı­za ül­ke­miz gel­mez; bi­li­yo­rum...

İstan­bul yağ­mu­ru­nu;GÜNEŞ tu­tul­ma­sı­na da bağ­la­ya­bi­lir­ler,V. Şaş­maz için göğün ağ­la­dı­ğı­na da...​Ama kü­re­sel iklim de­ği­şik­li­ği vs düş­mez us­la­rı­na...

 

*Kör Niko'nun mey­ha­ne­si

CHP Ça­nak­ka­le'de ken­di­ni mi, yoksa va­ta­nı mı kur­ta­ra­cak diye sor­gu­lar­ken; bir mey­ha­ne mu­hab­be­ti sardı or­ta­lı­ğı...​Bursa'nın Arap Şük­rü­sü, İstan­bul'un Çiçek Pa­sa­jı biz­le­re baba ya­di­ga­rı­dır da Kör Niko'yu bil­mez­dik.​Meğer ken­di­si; Ada­na­lı­yık, Al­la­hın ada­mı­yık kö­ken­liy­miş.

Bah­çe­li aile lo­kan­ta­sı, par­don Tay­yi­ban des­tek­çi­si parti baş­ka­nın­dan öğ­ren­dik; mey­ha­ne kül­tü­rü­mü­zü ge­liş­tir­dik sa­ye­sin­de Allah razı olsun iki ci­han­da da...

Pas­cal bizi dis­ko­ya gö­tür­me­di ama bilin ba­ka­lım kim KÖR NİKO'nun mey­ha­ne­si­ne gö­tü­recek?...

Kur­ban ka­vur­ma­sı ya­nın­da rakı; hadi iyi­yiz...​Bah­çe­li aile lo­kan­ta­sı­na da­vet­li­yiz...

 

*Dün­ya­nın du­ru­mu:

 

AK­BA­BA­LAR'ın Fatih İlçe­sin­de­ki tı­fıl­la­rı­nın sürü başı demiş ki:

- Dünya düz­dür...

 

Dünya düz­dür diyen ger­zek ko­nu­yu Va­ti­kan'a bile da­yan­dı­rı­yor.Oysa Ki­li­se; Dünya dö­nü­yor dedi diye Galie Ga­li­leo'yu ölüme mah­kum et­miş­di.

 

USA'da 2029 yı­lın­da chip'le,150 yıl ya­şa­ma­mı­zı sağ­la­ya­cak araş­tır­ma ya­pan­lar ve bizde ay­dın­lı­ğa öf­ke­si­ni kusa, kusa düz dün­ya­da ya­şa­yan­lar...

 

USA'da bilim diyor ki ya­şa­dı­ğı­nız son sa­ni­ye­ler bil­di­ği­niz dün­ya­ya iliş­kin, öyle bir de­ği­şim ya­şa­ya­cak­sı­nız ki...

 

Ne ya­şa­dı­ğı­nız olum­suz­luk­la­rı, ne de bun­la­ra neden olan­la­rı...​Bu de­ği­şim son­ra­sın­da anım­sa­ma­ya­cak­sı­nız...

Her şey başka bir düz­lem­de, dü­zen­de...

Yoksa AK­GENÇLİK bun­la­rı bir yer­ler­de duydu da,bi­linç al­tın­da yatan ce­ha­let ma­sal­la­rıy­la ör­tüş­tür­dü...​Ve dün­ya­nın düz­lü­ğü üze­ri­ne zır­va­la­dı...

Akıt­ma suyla de­ğir­men, kakma çivi, sokma akıl, dog­ma­lar

Ve ku­ram­lar ileri sür­me­ğe kal­kış­mış­lar.

Oysa kaçın;RO­BOT­LAR sizi tut­sak ala­cak­lar...

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Cuma, 08 Eylül 2017 13:35

U N U T U L A N D E D E L E R

İlter Gözkaya-Holzhey Berlin, 21 Ağustos 2017

eMail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

U N U T U L A N    D E D E L E R

Gelecek yıl Birinci Paylaşım Savaşı’nın sona erdiği yüzüncü yılı çeşitli etkinliklerle anılacak.

Savaşlar bitince insanlar iş ve aş derdine düşer, tarihte olaylar yazılmamışsa kalıcı olmaz. Yalnız tarihçiler değil, tarihle ilgilenen, ders çıkarılması gerektiğine inanan herkesi şaşırtan olaylar cereyan eder. Bu kadar yıkım, milyonlarca sivil ve askerin öldüğü savaştan yirmi sene sonra yine İkinci Cihan Savaşı’na nasıl sürüklendi, sorusu yüzyıl sonra bugün Avrupa’yı meşgul ediyor.

Böylece ticaret birliği gibi başlayan Avrupa Birliği birinci prensibi barış oluyor. Bugün birliğin geldiği nokta, İngiltere’nin ayrılma kararı kafaları oldukça karıştırıyor.

Türkiya, ülkeyi İkinci Paylaşım Savaşı’ndan koruyan İsmet İnönü’ye olan minnettarlığını dahi ortaya koyup, düşünme, tartışma ve geçmişte emeği geçen devlet büyüklerini anma fırsatını bulamıyor. Zira gündem süratle değişiyor, Türk halkının en az yarısı güncel şaşırtıcı haberleri kavramakta zorlanıyor.

Olağan üstü olaylar bazan tarihe, geriye bakmaya zorluyor insanları, tarihçiler araştırmaya geç kaldıklarını hatırlıyorlar.

Monique Soupart adında bir fransız kadın, Paris’te  1966 senesinde hastalanarak acil kana ihtiyacı oluyor. Hastanede elimizdeki fransızlardan alınan kanlar uymuyor, deniyor. Ölüm döşeğinde torununu kurtarmak zorunda kalan babaanne gizli kalan sırrını açıklıyor. Savaş esnasında büyükbabasının bir hintli askerle ilişkisi olmuştu.

Savaşta toplam birbuçuk milyon hint askeri Avrupa’da, Mezopotamya ve Afrika’da hayatını kaybediyor. Belçika ve Fransa’da 140.000 hintli asker Almanya’ya karşı savaşıyor. Sömürge ülkesi İngiltere onların olmadığı bir savaşta çarpışmaları için müslüman askerleri ileri sürüyor.

Harpten sonra savaştığı ülkelerde sağ kalanlar hakkında hiçbir istatiğe ulaşılamıyor. Evlilik dışı doğan çocuklara yaşadığı ülkenin dilinde adlar veriliyor. Olağan bir durum olmazsa kaynayıp çoğunluk toplumunda kayboluyor.

Savaşta esir edilen müslüman askerleri Almanya’da eğitilip, yaraları tedavi edildikten sonra bu sefer de Almanya tarafından savaşa yollanıyor. İşte o zaman Mehmet Akif Ersoy Berlin’e gönderiliyor. Müslüman askerlere iyi bakıldığını köşesinde yazması isteniyor.

Berlin hatıralarıyla ilgili tarihi yazıları okumaya merak uyandırır. O zamanla ilgili bir müze ve bir mezarlık Wünsdorf’da (Zossen-Brandenburg) var.

Osmanlı İmparatorluğu’nun izleri bu müzede görülebilir. Wünsdorf şehrinde ilk camii 1905 yılında müslüman askerleri savaşa hazırlarken inşa edilmiştir.

Gazeteci Vijay Singh, elli yıl sonra bayan Maniques’in hikâyesini yeniden yazılıp anlatılması gerektiğine inanıyor. ARTE, Alman-Fransız yapımı TV’de belgesel yayınlandı. Unutulan dedesinin ülkesi Hindistan’da askerlerin mektupları müzede derlenmiş. Böylece büyükbabasının izlerini araştırıyor ve sık sık oraya gidiyor.

Avrupa geçmişte atalarının darda kalan Avrupa’ya yardım eden tarihinde, biliminde rol oynayan sığınmacılara duvar örmeye çalışıyor. Doğu Avrupa’dan  Birliğe üye olan ülkeler açıktan tutumlarını sığınmacıların müslüman olmasına bağladıklarını söylüyor, birliğin dayanışmasını sallıyorlar.

Yaşlı kıta, İngiltere, Fransa, Belçika müslüman askerlerin savaşta kazanmalarını sağladığını, bayan Maniques’in büyükbabasını unutmuş görünüyor. Gündemde savaşların sömürgenin etkisiyle patlak verdiği derinliği konuşulmuyor.

Avrupa’da hafızaların uyanmasına göçmen müslümanlar yardım edecek. Asya ve Afrika’ya barışı ancak gücü elinde tutan Batı getirebilir. Bunu, yalnız adaletli davanarak yapabilir, duvar örmek geçici olarak engel olabilir, ama çözüm değildir.

Son yapılan bir istatiğe göre Türk ve Arap adı olan göçmenlerin Almanya’da iş ve ev bulmada çok zorluk çektiği belgeyle açıklandı. Almanya’da yaşayan göçmenler zaten deneyimlerle biliyordu, ama resmen yazıya, rapora dökülmüş oldu. Böylece çoğunluk toplum haberdar edildi. Çare olarak ta bir eyalet başbakanı adlarını değiştirsinler, Alman vatandaşlığına geçenlerin Alman adı alması mümkündür, dedi. Hatta daha ileri giderek radyoda duyduğuma göre meclis programına tavsiye olarak almış.

Bir çocuğun adı onun kimliğinden, benliğinden bir parçadır. Böyle bir teklif Alman Hıristiyan Demokrat Partisi’nin (CDU) uyumdan ne anladığını gösteriyor. Fransız, İngiliz, Polonya adlarının rahatlıkla kullanıldığı Almanya’da İslâm dinine ait olan göçmenlerin neden dışlandığını anlamak kolaylaşıyor.

Daha seçildiği gün Papa’nın Roma’da İspanyolca adını doğru söyleyen ve yazan Almanlar Türkçe ve Arapça adlara özen göstermeleri için daha yüz yıl geçecek gibi görülüyor.

Viyana önlerinde esir edilen Osmanlı subay ve askerler Avrupa tarihinde adları, dinleri değiştirilmeye zorlanmış çoğunluk toplumunda eritilerek kaybolmuştur.

İslâm devleti altın çağında bilimi muhafaza eden geliştiren Arap ve Müslüman bilimadamlarının adı Lâtince değiştirildi Avrupa Rönesans devriminin gelişmesi onlar sayesinde mümkün olduğu okullarda okutulmadı. Tarihte okutulsaydı islâmafobi belki bu kadar çabuk hortlatılamazdı.

Türk adları değiştirilirse katılım olup olmadığını anlamak mümkün olmaz. Okuyucularım, Alman televizyon yayınlarında Türk adı olursa izliyoruz, diyorlar. Mesut Özil olmasaydı Türkler de Almanlar gibi futbolda heyecan hissedemezdi.

Hoşça ve adınızla kalın, yoksa tarih noksan yazılır.

 

 

 

 

 

 

Yayınlandığı yer İlter Gözkaya-Holzhey