21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

KURSİYER KADINLARDAN BAŞKANA TEŞEKKÜR ZİYARETİ

Didim Belediyesinin Kadın emeği atölyesi kursiyerleri Belediye Başkanı Deniz Atabay’ı  ziyaret ederek kadınların emeklerinin değerlendirilmesi için gösterdiği çabadan dolayı teşekkür ettiler.

180 kadının eğitim gördüğü özellikle Doğan gurubunun marinalarına malzeme üreten dikiş atölyesinin diğer belediyeler tarafından ilgi çektiği anlatıldı ve Bodrum Belediyesinin düzenlediği bir etkinliğe özellikle ev kadınlarının emeği olması nedeniyle davet edildikleri ve  27 kadının bugün (7 Eylül 2017)  Bodrum’da Didim Belediyesi Kadın Emeği Atölyesi ürünleri ile temsil edecekleri belirtildi.

Başkan Deniz Atabay ve Belediye Meclis Üyeleri Sevinç Karataş, Ahmet Yılmaz, Ali Çağlar, İbrahim Eray ile Didim CHP ilçe Başkanı Gökmen Karataş ve Kadın kolları Başkanı Figen Çakmakgil’in de katıldığı ziyarette kadınlar kendilerine verilen destekten dolayı Başkan Atabay’a teşekkür ettiler. Atabay’da kadınlara yan yana durdukları ve dayanışma içinde oldukları için teşekkür etti ve belediye olarak bundan sonra da  bu çalışmalara devam edeceklerini söyledi. Ziyaretin ardından, kursiyer kadınlarla birlikte Belediye binası önünde toplu fotoğraf çektirdiler.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

MECLİSİN TÜM MADDELERİ OYBİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ

 

 

Didim Belediye Meclisi 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 20. maddesi gereğince Dün (6 Eylül 2017) saat 14:oo'de Belediye Başkanlığı Meclis Toplantı Salonunda toplandı.

Seda Sarıbaş, Maşallah Subaşı, Aydan Aşık Turgut, Nuh Ali Yılmaz, Onur Çağlar, Ercan Atasoy ve  Mustafa Kıray’ın mazeretli olarak katılamadığı toplantıda ek gündem maddesi olarak  maddesi olarak  Nermin Eroğlu isimli bir hayırseverin  Didim Belediyesine Cenaze aracı olması şartıyla  Ford Fiesta marka bir minibüs bağışlamak istediği maddesi eklendi. Ek gündem oy birliği ile kabul edildi.

Daha sonra MHP’li meclis üyelerinin Hisar mahallesindeki bazı yol ve sokakların üst yapılarının yapılmasının programa alınması önerisi  sokak numaraları ve mevki belirtilmediği için ayrıca görüşülebileceği önerisiyle gündeme alınmadı.

Belediye Başkanı Deniz Atabay’ın başkanlığında yapılan Eylül ayı 1. oturumunda gündem maddelerinin ilki olan Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün 21.08.2017 tarih ve 878 sayılı ‘‘Kreş ve Gündüz Bakım Evi Katkı Payı’’ konulu yazısı Plan Bütçe Komisyonuna oybirliği ile gönderildi.

Gündemin ikinci, üçüncü ve dördüncü maddeleri olan, Didim S.S. Küçük Sanayi Yapı Kooperatifinin plan değişikliği teklifinin görüşülmesi,  Didim İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün plan değişikliği talebinin görüşülmesi ve ADM Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından verilen 2 adet trafo plan değişikliği teklifinin görüşülmesi konuları  İmar komisyonuna oybirliği ile gönderildi.

Beşinci madde olarak gündeme giren hayırsever Nermin Eroğlu’nun bağışlamak istediği aracın iç donanımı Belediye tarafından yapılmak ve yalnızca Cenaze aracı olarak kullanılması şartı ile bağışladığı minibüsün bağışının kabul edilmesi  maddesi de oy birliği ile kabul edildi.

Gündem maddelerin sona ermesinin ardından komisyonlara gönderilen maddeleri görüşmek üzere 11 Eylül 2017 günü saat 14’te görüşülmesi  kararının ardından oturum kapatıldı.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

ŞAHLAR VEZİRLER, FİLLER VE ATLAR  SOKAĞA ÇIKIYOR

Türkiye'nin Her Köşesinde Satranç Rüzgarı Esecek

“SOKAKTA SATRANÇ VAR” Etkinliği Başlıyor

Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) tarafından organize edilen  “Sokakta Satranç Var” etkinliği başlıyor. Türkiye’nin dört bir yanında satranç rüzgarı estirecek proje, 11-17 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. TSF'nin tüm ülkeyi satranç tutkusunda birleştirmeyi hedeflediği etkinlik, Aydın’dan Iğdır’a Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Gaziantep’e, Şanlıurfa’dan Çanakkale’ye 81 il, 913 ilçe ve köylerde açık havada satranç müsabakası yapma keyfi yaşatacak.

Etikinlikle ilgili basın açıklaması yapan "Haydi satranç severler, sokaklarda şah mat mücadelesine" diyen TSF Başkanı Gülkız Tulay, "Satranç Ülkesi Türkiye"de, satranç sevgisinin hızla büyüyor, Satranç sporu barış, centilmenlik, analiz, mücadele ve strateji demek. Dünyaya farklı pencerelerden baktıran bir bilgelik sporu. Sadece turnuvalar, şampiyonalar yetmez, bu sporu her an her yerde yapılan bir spora dönüştürüyoruz” dedi.

Başkan Gülkız Tülay; “2015 yılında başlattığımız  ‘Sokakta Satranç Var’ etkinliği ile her yıl Türkiye’nin dört bir yanında satrancı kapalı mekanlardan açık havaya taşıyoruz. Satranç sevdalılarını buluşturduğumuz bu etkinlik büyük ilgi görüyor ve çok keyifli görüntüler ortaya çıkıyor.” Dedi ve Eğitim yılı öncesinde herkesi sokaklarda satranç oynamaya davet ettiğini belirtti.

Didim Satranç ilçe temsilcisi Şükrü Görkem Gençsoy’da gazetemize yaptığı açıklamada “Didim’de satrancın sevildiğini ve başarılı satranççıların yetiştiğini biliyoruz, dolayısıyla bizde Didim’de şahları vezirleri, filleri ve atları alıp sokaklarda sinerji yaratacak bir etkinlik yapmayı hedefliyoruz. Federasyonun belirlediği şartlarda, Altınkum’da, Cumhuriyet Meydanında, Orman Kampında bu etkinliği yapabiliriz, İl Temsilciliğimizle görüştük hazırladığımız projemizi paydaşlarımıza sunmaya hazırlanıyoruz kabul edilirse tüm satranç severleri sokaklara bekliyor olacağız” dedi.

FESTİVAL HAVASINDA GEÇECEK

TSF tarafından 2015 yılından bu yana organize edilen “Sokakta Satranç Var” etkinliği ile satranç, parklara, meydanlara, plajlara, piknik alanlarına, bahçelere, dağlara, ormanlara, tarihi ve kültürel mekanlara taşınıyor.  7’den 70’e herkesin ilgisiyle karşılaşan etkinlik, geçtiğimiz yıllarda Nemrut Dağı’ndan, Aspendos’a, Akdamar’dan Konya Ovası’na, Efes Harabeleri’nden Balıklı Göl’e kadar renkli görüntülere sahne oldu. Türkiye'yi satrançla buluşturacak projenin bu yıl da yoğun katılımla festival havasında gerçekleşmesi bekleniyor.

TSF'nin her şehirde farklı yer ve mekanda hayata geçireceği etkinliklere katılmak isteyenler, saat, mekan gibi detaylara TSF il temsilciliklerinin internet sayfalarından ulaşabilecek.  Ayrıca satranç tutkunları bir hafta boyunca dilediği her yerde satranç oynayarak da projeyi destekleyebilecek. Satranç sevgisini yansıtan renkli görüntüler ve fotoğraflar, katılımcılar tarafından il, ilçe belirtilerek #sokaktasatrançvar etiketi ile Facebook, Twitter ve Instagram hesaplarından  paylaşılabilecek.

TSF HAKKINDA

Türkiye Satranç Federasyonu’nun (TSF) temel görevleri arasında satranç sporu ile ilgili etkinlikleri düzenlemek; Türkiye’yi uluslararası faaliyetlerde temsil etmek; müsabaka, kamp, çalışma ve diğer faaliyetleri yürütmek; uluslararası kurs, seminer, panel, sempozyum ve spor organizasyonları düzenlemek; uluslararası müsabakalara iştirak edecek milli takım sporcuları ile teknik kadroyu seçerek, seçilen takımların müsabakalara hazırlanmalarını ve katılmalarını sağlamak; başarılı sporcuların yetişmesi için gerekli tedbirleri almak ve ödüllendirmek yer almaktadır. 81 il ve 500’ü aşkın ilçede örgütlü TSF’ye kayıtlı 770 bin 153 lisanslı sporcu bulunurken, Türkiye lisanslı sporcu sayısı bakımından dünyanın üst sıralarında yer almaktadır. TSF bünyesinde ayrıca 1926 satranç kulübü, 185 eğitim merkezi, 82 bin 832 antrenör, 8 bin 496 hakem bulunmaktadır. Türkiye'de 11 Büyükusta (GM), 2 Kadın Büyükusta (WGM), 17 Uluslararası Usta (IM), 4 Kadın Uluslararası Usta (WIM), 57 Fide Ustası (FM), 9 Kadın Fide Ustası (WFM), 25 Usta Adayı (CM) ve 22 Kadın Usta Adayı (WCM) olmak üzere 147 unvanlı satranç sporcusu bulunmaktadır. Satranç sporunda Türkiye 2002-2017 döneminde 142 altın, 117 gümüş, 126 bronz olmak üzere toplam 385 madalya kazanmıştır. Türkiye, 1998-2016 döneminde 60 dolayında uluslararası satranç karşılaşması etkinliğine ev sahipliği yapmıştır. 2005 yılında MEB ile imzalanan protokolünün ardından satranç ilkokullarda seçmeli ders olmuş, müfredat içinde yer aldığı 2005-2014 yılları arasında okullarda yaklaşık 15 bin satranç sınıfı açılmış, 3 milyon öğrenci satrancı seçmiş ve 91 bin 500 adet satranç takımı dağıtılmıştır. TSF’nin 2005 yılından beri ana sponsoru Türkiye İş Bankası olup, 2007–2017 döneminde okullardaki “Türkiye İş Bankası Satranç Sınıfı” sayısı 18 bin 181’e ulaşmıştır. TSF hakkında detaylı bilgiye http://www.tsf.org.tr/ internet adresinden ulaşılabilir.

 

Yayınlandığı yer Didim

KAYMAKAM YÖNDEN’E CUMHURİYET MEYDANINDAN UĞURLANDI

2014 yılı Eylül ayında Didim’de göreve başlayan Kaymakam İskender Yönden  geçtiğimiz ay yayımlanan  İçişleri Bakanlığı "Mülki İdare Amirleri Yaz Kararnamesi" ile Bursa’nın Kestel Kaymakamlığı’na atanmıştı. Kaymakam Yönden bazı resmi kurumlara veda ziyaretlerinden bulundu ancak veda etmek istediği kurum ve kuruluşların yanısıra görev yaptığı süre içinde Didim’de ziyaret ettiğiğ bir çok Didimli ile vedalaşmaya yetişemeyince  aldığı bir kararla Kent meydanında toplu bir buluşma ile  Didim’e veda etti.

Bursa’nın Kestel Kaymakamlığı’na atanan İskender Yönden için, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen veda toplantısına  İlçe Garnizon Komutanı Albay Çetin Gülseven, Belediye Başkanı Ahmet Deniz Atabay, Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Çoban, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Gürkan Kabakçı, İlçe Emniyet Müdürü Serkan Demircioğlu, siyasi parti ilçe başkanları, Belediye Meclisi üyeleri, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Kaymakam YUöneden2in Didim’de göreve başladığı süre birlikte görev yaptığı Garnizon Komutanı Albay Çetin Gülseven Yönden’le uyum içinde çalıştıklarını, kendisini işini iyi yapan bir bürokrat  ve devlet adamı olarak tanımanın dışında dostluklarının da olduğunu söyledi  ve yeni görev yerinde başarılar diledi ve  denizci usulü “Yolunuz hep açık ışıkla dolsun Rüzgarınız bol pruvanız neta olsun” dedi.

Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’da birlikte çalıştıkları süre içinde klasik bir bürokrattan çok çalışkan bir memur olarak gördüğünü söylediği Kaymakam İskender Yönden’e  birlikte çalıştıkları süre içinde ki yapıcı yardımcı  tavırlarından dolayı teşekkür etti ve yeni görev yerinde başarılar diledi.

Atabay’ın ardından Didimliler  veda konuşması yapan  Kaymakam Yönden  veda programına katılan herkese teşekkür etti. Didim’de güzel dostlar kazanmaktan duyduğu memnuniyeti belirtti.

Yönden; , “Ben mesleği yaparken çok zevk alıyorum. Biz halkın hizmetkarınızız. Ben kapıma gelen her insanı mutlaka ayakta karşıladım ve ayakta uğurladım. Çünkü kapıdan içeriye giren Ali babamdı, kapıdan içeriye giren Gülcan annemdi. Ben herkesi öyle gördüm ve öyle görmeye devam edeceğim. Bu bana çok şey kazandırdı. Onun için Didim’de yaşadığım bu 3 yıllık süreçte bunun tadını alarak yaşadım” dedi.

Gönlünden geçenin Kent Konseyinin projesi olan 83. İl Didim’in gerçekleşmesi  olduğunu da belirten Yönden Didim’i bir konut sahibi olmak isteyecek kadar çok sevdiğini de söyledi

Kaymakam Yönden eşi Dr. Ayşenur Yönden’i de yanına alarak sürdürdüğü konuşmasında  “Bizim nazımızı çeken, bize katlanan, bizim her türlü sıkıntımızı ve sorunumuzu kendi sorunu gibi kabul eden, bunun içinde elinden gelen her şeyi yapan sevgili eşim Ayşenur’a çok teşekkür ediyorum. Sabahleyin işteki sıkıntımızı ve yorgunluğumuzu kendisi çalışıyor olmasına rağmen benimle beraber, benden daha fazla dert edinen eşime ben hem bu dünyada, hem de öbür dünyada borçluyum. Allah yokluğunu göstermesin bana. Bana 2 tane çocuk verdi, Elif ile Ali Efe. O kadar mutluyuz ki, Allah herkese nasip etsin” dedi.

Kaymakam Yönden konuşması sırasında ziyaret ettiği Şehit ve Gazi ailelerinden ve Didim Halkından helallik istedi.

Konuşmaların ardından Didim Ziraat Odası Başkanı Bahattin Gökdemir, Didim Su Sporları Derneği Başkanı Haydar Çaylak ve Didim Kent Konseyi Başkanı Osman Ayyıldız, Kaymakam İskender Yönden’e plaket ve çiçek hediye etti.

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Eylül 2017 13:55

ZEYTİN VERİMİ YÜKSELDİ

ZEYTİN VERİMİ YÜKSELDİ

Didim Ziraat Odası Başkanı Bahattin Gökdemir’in Neşesi Yerinde

Didim Ziraat Odası Başkanı Bahattin Gökdemir bu yıl Didim’in zeytin rekoltesinin her yılın üstünde ve yüksek çıkacağının tespit edilmesinden dolayı mutlu olduğunu söyledi.

Gökdemir bu sene çevremizde gelişen doğal felaketler, zamansız yağan yağmurlar ve ardından yaşanan dolu  ve gece ile gündüz arasında çok yüksek ısı değişimleri benzeri doğa olaylarının bu yıl Didim’de yaşanmaması ve zeytincilik yapan çiftçilerin teknik ve iyi tarım uygulamaları ile beklenenin üstünde zeytin hasadı yapacaklarını belirtti.

Didim’de şu anda 1 buçuk milyon sayısı tespit edilmiş zeytin ağacı bulunduğunu, bazı evler ve bahçelerdeki kayıtsızlarda eklenirse daha yüksek sayıda  zeytin ağacına sahip olan Didim’in artık sanayisi ve gelirinin yüksek bir bölümü Zeytincilikten  kaynaklanıyor.

Bu kadar yüksek rekolteye bu sene Didim’e hizmet verecek olan 7 tane zeytin yağı fabrikasının yetmeyebileceğini de belirterek hem sofrada hem de yağlık zeytin tarımı artık Didim’in neredeyse tek geçim kaynağı oldu” dedi.

Gökdemir;  Didim bölgesi zeytinlerinden elde edilen yağlar içinde etiketlerinden ve  gıda güvenliği sertifikalarından kullandıkları zeytinlerin Didim yöresinden elde edildiği bilgisi ile şu ana kadar 25 kadar firmanın tescil edildiğini belirtti.

Didim Bölgesinde, Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile daha önce yapılan uygulama bahçesi sonuçlarında ortaya çıkan Didim’in iklim koşullarına uygun zeytin çeşidi olarak belirlenen Gemlik sofralık zeytinin tüm ülkede bilindiğini, bunun yanı sıra Domat ve Manzalina türü yeşil zeytin türünün de sofralık olarak ekonomik değer olduğunu , Didim ve Aydın yöresinin zeytini olan Memecik zeytininin yağlık zeytin olarak  bölgenin kendi ağacı olmasından dolayı da bu yıl rekor düzeyde bir hasada ulaşılacağını umduğunu söyledi.

Didim Ziraat Odası Başkanı Bahattin Gökdemir, henüz alım fiyatları açıklanmamış olmasına rağmen Didim’in avantajının erken olgunlaşıp bölgede 20 gün erken hasat edilen Didim zeytini de tüccar tarafından tercih edilmesi bakımından daha yüksek fiyata alıcı bulduğunu açıkladı ve çiftçinin bu kadara uğraşması ve teknik ve iyi tarım uygulamalarına rağmen Zeytine ve zeytinyağına geçen yılı verilenle aynı kalan 80 kuruşluk desteğin çiftçinin emeğini korumayacağını  daha yüksek oranda bir destekleme ile her geçen gün daha fazla üreticinin zeytin yetiştiriciliğine yöneleceğini tahmin ettiğin belirterek verilen desteği eleştirdi.

 

Didim Tarımsal havzasında bazı ürünlere verilen destek için “çok güzel olmuş” diyen Gökdemir, “Didim’de arpa, buğday, pamuk, yem bitkileri ve zeytinyağı gibi ürünlere  destek veriliyor.  Pamuk 36 tl mazot, gübre 4 tl ve kütlü pamuk 80 krş zeytinyağı 80 krş mazot ise 9 TL gübre ise 4 tl gözüküyor. Burada zeytine az verilmiş  girdiler ve masraflar yükselmesine rağmen geçen yılki rakamda kalınmış. Buranın üzerinde hakikaten durulmalı zeytin tarımının zor ve pahalı olduğunun zeytin konseyinin bakanlığa anlatması gerekiyor” dedi ve  bu konuda genel merkez düzeyinde girişimlerde bulunacaklarını söyledi.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Eylül 2017 13:54

AYDINLILAR ANITKABİR’E ÇIKIYOR

AYDINLILAR ANITKABİR’E ÇIKIYOR

Ankara’da faaliyet gösteren 07 Eylül 1992 günü kurulan Aydınlılar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği

25. yılını kutluyor.

Kutlamalar çerçevesinde, Aydın ve ilçelerinin düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümünde Aydın’ın kurtuluş günü olan 7 Eylül 2017 Perşembe günü Anıtkabir’de dernek tarafından Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Kurtuluş Savaşında büyük kahramanlıklar göstermiş efeleri anma töreni gerçekleştirilecek.

Anıtkabir’deki törenin, saat 14:00’de Atatürk’ün mozolesine çelenk konulması ve Anıtkabir Özel Defterinin imzalanması ardından kendisi Aydınlı olan  Dr. Personel Albay Sayın Fatih Özkurt’un anlatımı ile Anıtkabir müzesi gezilecek.

Bunun yanında yine aynı gün akşamı saat 19:00’da Ümitköy’de faaliyet gösteren Aydınlı işletmeciye ait olan  ait Künar Restoranda Aydınımızın ve ilçelerinin kurtuluşu şerefine Akşam Yemeği düzenlenecek.

Anıtkabir’deki törene katılmak isteyen Aydınlılar tören programının aksamaması için en geç saat 13:30’da Anıtkabir’deki bayrak direğinde hazır bulunacak. Törene katılacak olan Aydınlılara dernek  tarafından günün anısına sertifika hazırlanacak.

Aydınlılar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Halil Apaydın Bugün yapılacak Anıtkabir Ziyareti ve ardından düzenlenecek yemekte Ankara’da yaşayan bir çok Aydınlı bürkrat ve iş adamları ile çok sayıda öğrenciyle birlikte olmayı umduklarını ve Derneğin kuruluşunun 25. Yılı kutlanmalarına farklı etkinliklerle devam edileceğini de belirtti.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Eylül 2017 13:52

ESNAFIN SESİ

ESNAFIN SESİ

Perdeci Cihan Erel: Didim geriye gidiyor

Cihan Erel, 10 yıl önce Söke'den gelerek Didim Yeni Mahalle 823 Sokak'ta perdecilik yapmaya başladı. Erel, 10 yıl önceki Didim ile bugünkü Didim arasında ticari açıdan olumsuz yönde büyük fark olduğunu belirterek, şunları söyledi: "On yıl önce Didim'in ticaret hayatında İngilizler'in getirmiş olduğu bir canlılık vardı. Didim piyasasında İngiliz Hareketi yaşanıyordu. Hızlı bir gelişme oldu. Kuşadası, Bodrum, Marmaris gibi olacağız diye seviniyorduk. Ama özellikle emlak sektöründe İngilizler'e çok yanlışlık yapıldı. İnanılmaz komisyonlar alındı. Dolandırılan İngilizler oldu. Bunlar hep Didim turizmine olumsuz yansıdı. Didim gittikçe geriye gidiyor. Kuşadası'nda, Bodrum'da kışın hareketli bir sosyal yaşam var ama Didim'de yok. Didim'de kışın gidecek yer bulamazsınız. Sadece İngilizler değil yerli tatilciler de şikayetçi. Vatandaş geliyor 5 bin liralık perde siparişi veriyor, 100 lira kapora bırakmaya yanaşmıyor. Çünkü sütten ağzı yanmış yoğurdu üfleyerek yiyor artık. Neden? İş yaptırdığı esnafın taahhütlerini yerine getirmediğinden dolayı. Bir esnafın yaptığı yanlış hareket hepimize yansıyor."

Cihan Erel cep telefonunun dükkanında çekmediğinden, internet sorunu yaşadığından, ara sokakta esnaf olduğu için kapısının önüne park eden araçlardan şikayetçi. Erel, Didim Ticaret Odası'nın esnafa internet sitesi kurmasını olumlu buluyor. Didim'de dükkan sorunu yaşandığını da sözlerine ekleyen Cihan Erel, mal sahiplerinin kurumsal kiracı istemelerinden de şikayetçi. Erel şöyle devam ediyor: "Kışın 5 ay yatıyoruz. Kış aylarında Didim'de işsizlik had safhada. Günde 10 kişi bana gelip iş istiyor. İş yok ki hangisini alıp çalıştırayım. Didim'de maalesef esnaflık bitiyor."

Cihan Erel'in, Didim Belediyesi'nden bir isteği var: "Didim'e AVM şart. Didim'de yaşayanı özellikle haftasonları Didim'de tutmak lazım. Belediye kendisi AVM yapsın ya da yaptırsın."

 

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 06 Eylül 2017 13:51

SİZ GÜ­ZEL­LEŞ­MENİZE BAKIN...

SİZ GÜ­ZEL­LEŞ­MENİZE BAKIN...

Kıl­la­rı­nı­zı, tüy­le­ri­ni­zi yolun, kaş­la­rı­nı­zı alın; gü­zel­le­şin !... Şu ci­ci­le­ri giyin…Yük­sek to­puk­lu­lar­la gezin…Taze çi­çek­ler, baş­tan çı­ka­rı­cı ba­ha­rat­lar gibi kokun… Sürme gözlü cey­lan­lar gibi bakın…Şu mü­cev­her­le­ri takın… Tır­nak­la­rı­nı­zı ci­la­la­yın, par­la­tın ya da is­ter­se­niz kı­na­lar yakın… Siz gü­zel­leş­me­ni­ze bakın !... Üs­te­lik kim daha güzel diye ara­nız­da ya­rı­şın…

 

Es­mer­le­ri­niz olsun sa­rı­şın, pem­be-be­yaz­la­rı­nız­sa neden tenim bronz­laş­mı­yor diye ya­kı­nın ve krem­ler­le, süt­ler­le gün boyu gü­ne­şin al­tın­da te­ni­ni­zi yakın… Siz gü­zel­leş­me­ni­ze bakın !...

 

Ya­şı­nız iler­le­se de kır düş­mesn saç­la­rı­nı­za…Kı­rış­ma­sın boy­nu­nuz, ger­da­nı­nız ve oluş­ma­sın kaz ayak­la­rı göz­le­ri­ni­zin çev­re­sin­de…Yaş­lı­lık iz­le­ri be­de­ni­ni­ze bu­laş­ma­sın; kes­ti­rin, biç­ti­rin de­ri­ni­zi, çek­ti­rin, em­di­rin yağ­la­rı­nı­zı…Siz gü­zel­leş­me­ni­ze bakın !..

 

Ka­lır­sa­nız ya­rış­ma dışı; yaş­lı­lık, ba­kım­sız­lık, der­be­der­lik, pa­sak­lı­lık, çir­kin­lik ne­de­niy­le, “ayol bu nasıl ka­dın­lık­tır ?” ge­rek­çe­siy­le bir­bi­ri­ni­zi kıs­ka­nın… Bunca uğ­ra­şı­nı­zın ara­sın­da ola ki sı­kı­lır­sa ca­nı­nız; boy, boy ço­cuk­lar do­ğu­run…Ço­cuk­la­rı­nı­zı ve el­bet­te­ki er­ke­ği­ni­zi bes­le­mek için ha­mur­lar yo­ğu­run…

 

Sakın unut­ma­yın; “er­ke­ğin gön­lü­ne giden yol mi­de­sin­den geçer” ama siz de yer­se­niz yap­tı­ğı­nız pas­ta­la­rı, bö­rek­le­ri, son­ra­sın­da da şi­şi­rir­se­niz kal­ça­la­rı, gö­bek­le­ri er­ke­ği­niz siz­den kaçar…Tom­bul be­de­ni­niz­de­ki yağ­lar, er­ke­ği­niz­le ara­nı­zı açar; her zaman sof­ra­dan aç kal­kın… Aç­lı­ğı­nı­zı da ko­ca­nız­la se­vi­şir­ken bas­tı­rın; her gece ko­ca­nı­zın koy­nun­da yatın…

 

Dikiş, nakış, örgü…Adab-ı mu­aşe­ret, çağ­daş görgü…Olsa da ka­pı­nız­da, pen­ce­re­niz­de sürgü; çık­ma­yın olur, ol­ma­za dı­şa­rı­ya, süs­le­ne­rek, püs­le­ne­rek siz yal­nız­ca evi­niz­de do­la­şın… Top­la­şın, bir araya gelin; mi­sa­fir gün­le­ri, kon­ken par­ti­le­ri, gelin ha­ma­mı, gelin kı­na­sı, çeyiz ser­gi­si, lo­ğu­sa mev­li­di…Siz ka­dın­ca ya­şa­yın !...

 

Dük­kan, dük­kan gezin; en büyük aş­kı­nız ayak­ka­bı, öyle bu­yu­ru­yor tü­ke­tim top­lu­mu ku­ram­cı­la­rı… “ Kanlı, canlı ve de he­ye­can­lı er­kek­ler var­ken; biz ne zaman aşık olduk ayak­ka­bı­ya ?” diye öyle sa­lak­ça bir soru sor­ma­dan, ren­ga­renk, alçak ya da yük­sek to­puk­lu ayak­ka­bı­lar satın alın…Özel­lik­le de yük­sek to­puk­lu­lar, sizi daha zarif yapar, kas­la­rı­nı­zı da ça­lış­tı­rır diyen moda gu­ru­la­rı­na ina­nın…Ve düşe, kalka, zor­la­na, dar­la­na yü­rü­yün taşlı, top­rak­lı yol­lar­da ama ra­ha­tı­nı­za, kon­fo­ru­nu­za değil; ze­ra­fe­ti­ni­ze bakın…To­puk­suz­lar­la koş­tu­ra, koş­tu­ra ne­re­ye ye­ti­şe­cek­si­niz ki sanki ?...​Keklik gibi se­ke­rek, yü­rü­dü­ğü­nüz yol­la­rı aşın…Ama sakın ola ki eli­ni­zin ha­mu­ruy­la, er­kek­le­rin işine ka­rış­ma­yın !... Siz yal­nız­ca ve yal­nız­ca ka­dın­lık sal­ta­na­tı­nı­zı sür­me­ye bakın…

 

Ne­ni­ze gerek sizin; si­ya­set, eko­no­mi, çevre…Yor­ma­yın ka­fa­nı­zı böy­le­si ge­rek­siz­lik­ler­le…Sizin için oluş­tu­ru­lan gü­zel­lik­ler­le; ya­şam­dan ka­dın­ca haz alın…

Size kal­ma­mış dün­ya­yı yö­net­mek…Si­ya­si ka­rar­lar almak, eko­no­mik ku­ral­lar koy­mak, vel­ha­sıl böy­le­si yo­ru­cu iş­ler­le o güzel ba­şı­nı­zın için­de­ki kü­çü­cük bey­ni­ni­zi çü­rüt­mek… O iş­le­ri er­kek­le­re bı­ra­kın; siz gü­zel­leş­me­ni­ze bakın !...

 

Bunca uğ­ra­şı­nız var­ken, yine de boş za­ma­nı­nız ka­lı­yor­sa, ken­di­ni­ze ulvi ve de uh­re­vi işler ya­ra­tın…Özel­lik­le de me­na­po­za gi­ri­yor­sa be­de­ni­niz, ak­mı­yor­sa ka­nı­nız; alın eli­ni­ze kut­sal ki­tap­la­rı, öğ­re­nin orada zik­re­di­len hi­tap­la­rı, iyi­ce­si­ne çekin eli­ni­zi, ete­ği­ni­zi dünya iş­le­rin­den, öbür dün­ya­nı­za ya­tı­rım yapın, ge­re­kir­se ya­ta­ğı­nı­zı bile ayı­rı­nız er­ke­ği­niz­den, ama onun için bir ca­ri­ye de ara­yın…

 

Sakın, sakın ola ki ve de zin­har; er­ke­ğin işine ka­rış­ma­yın !... Di­le­di­ğin­ce si­ya­set yap­sın, sö­mür­sün dün­ya­yı ve dün­ya­lı­yı…Sa­vaş­lar­la kana bu­la­sın, bom­ba­lar üret­sin, üret­ti­ği bom­ba­la­rı pa­ra­ya dö­nüş­tür­mek için sa­vaş­lar tü­ret­sin…Öl­dür­sün “ya­rat­tı­ğı düş­man” ül­ke­nin; ço­cuk­la­rı­nı ve ka­dın­la­rı­nı… Sor­ma­dan, sor­gu­la­ma­dan; silin er­ke­ği­ni­zin elin­de­ki kan­la­rı ve kah­ra­ma­nı­nız ola­rak kar­şı­la­yın on­la­rı…

 

Ve siz; dün­ya­da olup, bi­te­ne değil gü­zel­leş­mek için ay­na­nı­za bakın…Üs­te­lik ay­na­nız; dün­ya­da­ki en güzel ka­dı­nın siz ol­du­ğu­nu söy­le­mek ye­ri­ne, “sa­vaş­lar ne­de­niy­le ölen, ya­ra­la­nan, sa­kat­la­nan, te­ca­vü­ze uğ­ra­yan ka­dın­lar var­ken, gü­zel­leş­mek, gü­zel­leş­me­yi dü­şün­mek senin ne­yi­ne ?” dese de, siz ay­na­nı­za al­dır­ma­yın, o bile kıs­ka­nı­yor gü­zel­li­ği­ni­zi, işte bu ne­den­le siz gü­zel­leş­me­ni­ze bakın !…

 

Ve siz­ler emek­çi ta­ife­si; İğneci Sab­ri­ye,Terzi Mu­al­la, Ber­ber Sa­ni­ye, Ağ­da­cı Emine, Ebe Ha­ni­fe, Te­miz­lik­çi Za­ri­fe uslu, uslu durun ol­du­ğu­nuz yerde… Siz­ler de ekmek yi­ye­cek­si­niz gü­zel­le­şen şu ka­dın­lar sa­ye­sin­de… Geri ka­la­nı­nız; kül­li­yen oda­lık ve ca­ri­ye…El­bet­te­ki eline kut­sal kitap alan­la­rı­nız; iki dün­ya­da da hu­ri­ye… Bunca işi­niz, uğ­ra­şı­nız var­ken; ka­rış­ma­yın er­kek­le­rin işine…Siz gü­zel­leş­me­ni­ze bakın; GÖK­YÜ­ZÜ­NÜN YA­RI­SI BİZİMDİR diye hay­kır­mak da niye?...

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Çarşamba, 06 Eylül 2017 13:51

Bilim ve irfan yuvası olduk

Bilim ve irfan yuvası olduk

Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu sağır sultan biliyor. Her seferinde temcit pilavı gibi millete korku salarak onları etkilemek kimsenin aklına gelmeyecek konu. Deprem cahil cüheylan insanların bildiği gibi safsataların getirdiği bir olay değildir. Deprem yer altındaki katmanların hareketinden kaynaklı olarak meydana gelen kırıklardan oluşmaktadır. Bunun ne zaman ne şekilde olacağı konusunda bu işin piri olan Japonya bile önlemini alamıyor. Sadece önlemini iyi binalar yaparak alıyor. Kısacası teknolojiye ayak uydurarak bu işi yapıyor. Zaten teknoloji kendileri.

Ben bizim siyasetçilerimize sormak istiyorum. Yaşadığım yerde ne zaman deprem olacak? Bana söylerlerse o zaman ben başka yere göçerek bu işten sıyırmak istiyorum. Bu memlekette şeyhi ve mollayı her şeyden üstün görenler, ancak cahil insanları bu tarz zeminlerle kandırabiliyor. Şimdi çevre bakanımız demiş ki, İstanbul’da deprem 2030 yılında olacak. Hangi ay, hangi gün ve hangi saatte olacağı hakkında ortada bir belirginlik yok. Neden daha önce değil. Yani eğer muhalefet ve iktidarın dediği gibi olursa şayet 2023 de zaten depremin alasını bu millet yaşamaya mahkum. Arada var tam tamına yedi yıl. Kim öle kim kala. Deprem bilimcileri aslında bu tür olayları tespit edebiliyor. Ne zaman nerede ve hangi şartlarda olabileceği konusunda fikir beyan ediyorlar. Bu beyanlarına göre mesleki çalışmaları ile yer hareketlerinin oluşumu arasındaki dengeyi tespit ederek tahminlerini yürütüyor. Hiçbir deprem bilimcinin bu güne kadar kalkıp medya ve basın üzerinden şu tarihte deprem olacak. Bulunduğunuz evleri hemen devlete bağışlayın. Oradaki arazileri devlete devredin. Onlar iyi müteahhidi sizlere bulur demiyor.

Bu ülkenin başına 1999 yılında iki büyük deprem geldi. Bu depremde ben çok şeyleri gördüm ve özellikle insanların zordayken nasıl sömürüldüğüne bizzat şahit oldum. Deprem günü Bolu’da olduğumdan, orada yaşananları hayretle ve kızgınlıkla izlemiştim. Adam korkudan evine giremezken, çocuklarını korumak amacıyla çadır kurmak için naylon arıyor ve metresi o zamanlar bir lira olan naylon, on liradan satılıyor. İster al ister alma. Yani insanların zaafından faydalanılarak onlara kazık atmanın yolu hem dinen hem de ahlaken normal bir şey değil. Yine o tarihte ekmek sanırım elli kuruş iken, yolda bekletilen araçlardaki yolculara ekmeği bir liradan satanları ve o zaaflarından faydalanılarak kişiler üzerinden rant elde edildiğini ne çabuk unuttuk. Hasar görmüş olan evine kendisi oturamazken, sırtını birilerine dayayarak, evinin dışını allayıp pullayıp süsledikten sonra gelen öğrencilere kiraya veren, o evlerini yurt yapan ve öğrencilerin kalmasını sağlayarak onlardan kazanç elde edenleri gördüm ve bunlardan iğrenmiştim.

Bu tür olacakların uyarılarını elbette yapmak gerekir. Doğa olaylarının sonucunda ortaya çıkabilen her türlü afetin ne zaman olabileceğini öğrenmek yerine, oralara insanın yaşayacağı modern yerlerin yapılması elbette ki örnek bir davranıştır. Fakat bir yandan bu davranış sergilenirken, diğer taraftan evlerinizi kentsel dönüşüme verin sözleriyle, inşaat rantına vermek bence deprem gecesi ekmek ve naylon satışıyla eş değerdir.

 

 

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Çarşamba, 06 Eylül 2017 13:49

MUT­LU­LUK

MUT­LU­LUK

Bir köy dü­ğü­nüy­le dünya evine yol­la­dı­ğım bi­ri­cik kı­zı­mı ar­ka­da bı­ra­kır­ken, ka­fa­mın içini tek bir soru ke­mi­rip durdu:

Acaba di­le­di­ğin­ce mutlu ola­cak mı, mut­lu­luk su­la­rın­da yı­ka­na­cak mı?

Her ölüm­lü için mut­lu­lu­ğun iki ana et­ke­ni var; ruhu kaba ve duy­gu­suz olan­lar ve bir de sağ­lı­ğı ve dü­şün­ce­si ye­rin­de ol­ma­yan­lar için mut­lu­luk diye bir şey yok­tur.

İlkçağ dü­şü­nür­le­rin­den Ho­ra­ti­us şöyle diyor:

“Ev, mal, mülk, yı­ğın­la tunç ve altın;

Ya­ra­sı­na mer­hem olmaz

Vü­cu­dun­da, ru­hun­da dert olan ada­mın.

El­de­ki ni­met­le­ri ta­da­bil­me­si için

Keyfi ye­rin­de ol­ma­lı in­sa­nın.

Ev bark neye yarar dert­li, kor­ku­lu olana

Göz­le­ri çi­pil­li olan ne yap­sın tab­lo­yu?”

Di­ye­lim şid­det­li böb­rek ağ­rı­la­rı çe­ki­yor­su­nuz. En rahat dö­şek­ler olsa bile rahat bir uy­ku­ya da­la­bi­lir miyiz?

Yine di­ye­lim, sa­ray­lar­da otu­rup mil­yon­la­ra hük­me­di­yor­su­nuz. Sahip ol­du­ğu­nuz ni­met­le­rin haz­zı­nı ta­da­bi­lecek bir ruh ge­re­kir. Biz­le­ri mutlu eden köşk­le­re, sa­ray­la­ra, mil­yar­la­ra sahip olmak değil, ha­ya­tın ta­dı­na va­ra­bil­mek­tir.

İnsa­noğ­lun­da gem­le­ne­mez bir hırs var­dır; baş­ka­la­rı­na hük­met­mek. Cez­be­di­ci bir olgu gibi gö­zü­kür, ancak baş­ka­la­rı­nı dü­ze­ne sok­mak kadar insan ya­şa­mı­nı zehir eden bir şey yok­tur. Çi­zil­miş bir yolda yü­rü­mek ve yal­nız kendi ha­ya­tın­dan so­rum­lu olmak ruh sağ­lı­ğı için büyük bir ra­hat­lık­tır. Ruh sağ­lı­ğı ye­rin­de olan bir insan için mut­lu­luk yol­la­rı so­nu­na kadar açık­tır.

Yine Ho­ra­ti­us’a dö­ne­lim:

“Miden iyi, ci­ğer­le­rin ayak­la­rın sağ­lam­sa

Kral­la­rın ha­zi­ne­le­ri, daha fazla mutlu ede­mez seni.”

Yayınlandığı yer Gündüz Murgul
Sayfa 1 / 2