18 Kasım 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Pazartesi, 04 Eylül 2017 19:17

Bay­ram­lık Söz­ler...

Bay­ram­lık Söz­ler...

Do­lay­lı ya da doğ­ru­dan CUM­HURİYET'in ka­za­nım­la­rı­na yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rı içe­ren ARAP­LAŞ­MA özen­ti­li bu top­lum­sal ya­pı­da; bi­le­mi­yo­rum daha neler ge­lecek ba­şı­mı­za?...

Elini sal­la­sa, el­li­si

Sa­çı­nı sal­la­sa tel­li­si

Bi­zim­ki­ne örgüt mü yok?

FETO gider, MENZİL gelir

Yeter ki kol­tuk git­me­sin...

 

LAF BOM­BA­SI "Atil­la Taş”

PAT­LAR­SA YA­NAR­SI­NIZ MI SAN­DI­NIZ?...

EN FAZLA OYNAK TÜR­KÜ­LER SÖY­LER; AR­SI­ZIN YÜ­ZÜ­NE TÜ­KÜR­MESİNİ BİLE BE­CE­RE­MEZ...

Siz asıl TBMM'de sak­la­dı­ğı­nız FE­TOŞ­ÇU­LAR'ı içe­ri­ye tıkın, hazır 3000 hır­sı­zı, kap­kaç­çı­yı dı­şa­rı­ya sa­lar­ken!...

 

 

DÜN BERABER...​BUGÜN HAR­BE­DER...

Kış­la­lar da, ce­za­ev­le­ri de doldu, bo­şal­dı gün­le­ri...

Haydi çözün bu kar­ma­şık bil­me­ce­mi...

El­bet­te ki çöz­dü­nüz siz onu...​Ah, ah nasıl da FETOŞ ve mü­rid­le­ri yü­rü­tüp gi­di­yor­du ki ül­ke­yi...​Neyse ki döndü bir fı­rıl­dak; oldu or­ta­lık AK-PAK...​Ama başka renk­le­re hiç yer kal­ma­dı...​Gerçi bi­ri­le­ri kur­tar­dı pa­ça­sı­nı...​ama gü­ven­le tüt­tü­re­mi­yor kim­se­cik­ler ba­ca­sı­nı...​Birileri öy­le­si­ne attı ki bu ül­ke­ye kan­ca­sı­nı...TÜRK unut­tu; öğün, çalış ve yal­nız­ca ken­di­ne güven de­me­si­ni

Gö­rü­nen koyu bir ka­ran­lık Kİ AY­DIN­LIK GÜN­LER İÇİN MUM­LA­RI YAK­MA­NIN GÜ­NÜ­DÜR!...

 

Darbe gi­ri­şi­mi­nin ar­dın­dan bi­ri­le­ri de­mok­ra­si da­vul­la­rı çalsa da ül­ke­de genel durum pek iça­çı­cı değil.​Genç iş­siz­li­ği gi­de­rek ar­tar­ken ve üni­ver­si­te­le­rin açıl­ma­sı yak­la­şır­ken; genç­lik umut­suz, ge­le­ce­ği­ne gü­ve­ne­mi­yor…Yıl sonu yak­la­şı­yor; memur, emek­li ge­çi­ne­me­me en­di­şe­siy­le ya­pı­la­cak zam­la­rı dü­şü­nü­yor.

Esnaf, za­na­at­kar; kay­gı­lı, bek­le­di­ği ve­ri­mi ala­mı­yor, üre­tim dü­şü­yor…Üre­tim düş­tük­çe; iş­yer­le­ri, iş­çi­le­ri­nin sa­yı­sı­nı azal­tı­yor.

Do­la­yı­sıy­la ülke ge­ne­lin­de ya­şa­yan­la­rı­mız ki onlar nü­fu­su­mu­zu oluş­tu­ran un­sur­lar, gi­de­rek mut­suz­la­şı­yor.

Bir başka de­yiş­le insan kay­nak­la­rı­mız; mut­suz ol­duk­la­rı gibi, bir de umut­suz, genç­le­ri­miz gibi onlar da ge­le­cek­le­rin­den en­di­şe­li..

Bu umut­suz­luk da, daha büyük mut­suz­luk­la­rın doğ­ma­sı­na temel oluş­tu­ru­yor ki bu du­rum­da usu­mu­za düşen, di­li­mi­ze gelen bir so­ru­dur; “nü­fus­ta ni­te­lik mi önem­li­dir, yoksa ni­ce­lik mi ?” kar­şı­laş­tır­ma­sı…

Ne yazık ki bu­gü­ne değin; ül­ke­miz­de nü­fu­sun ni­te­lik­li bir ço­ğun­luk ol­ma­sın­dan­sa, ni­ce­lik­li ya­pı­sı üze­rin­de du­rul­muş…

Cum­hu­ri­ye­tin ilk yıl­la­rın­dan;gü­nü­mü­zün AKE­GE­MEN­LERİ’ne/AK­BA­BA­LAR’ına değin nü­fu­sun sa­yı­sal çok­lu­ğu, güç­lü­lük ola­rak al­gı­lan­mış­tır.

Kuş­ku­suz ge­le­cek­ten umut­lu olmak; top­lum­la­ra mut­lu­luk verir. Ama ül­ke­miz ko­şul­la­rın­da mutlu ola­bil­mek için ki­şi­le­rin de bi­linç­siz ol­ma­sı gerekir.​Yoksa bi­linç dü­ze­yi ge­liş­miş, “ben­den son­ra­sı tufan” di­ye­me­yen so­rum­lu­luk sa­hi­bi bi­rey­ler, ya­rın­dan en­di­şe du­ya­rak…

“Bu genç ku­şa­ğa ne ve­re­bi­li­riz?” dü­şün­ce­siy­le mut­suz ve ka­ram­sar ben­lik­le­riy­le; ne kadar ve­rim­li ola­bi­lir­ler ?…

Özel­lik­le doğal kay­nak­la­rın (top­rak, su, hava, ma­den­ler gibi) ve pa­ra­sal kay­nak­la­rın yan­lış kul­la­nı­mı so­nu­cu…

gi­de­rek yok­sul­la­şan ül­ke­miz; bu genç­le­re neler bı­ra­ka­bi­le­cek­tir ?…

Aç­göz­lü­lük­le hoy­rat­ça kul­la­nı­lan kay­nak­la­rı­mız tü­ke­nin­ce;bu in­san­lar bir şey üret­me­den,üre­te­me­den ya­şam­la­rı­nı nasıl sür­dü­re­bi­le­cek­ler­dir?…

Ya­şam­sal ola­nak­la­rı gi­de­rek yok edi­len, tü­ke­ti­len bir ül­ke­de, siz de­mok­ra­si da­vul­la­rı çal­sa­nız, dünya barış günü v.b. gün­le­ri kut­la­sa­nız

Eğer ya­şa­ya­bil­ce­ği­niz güçlü ve gü­ven­li bir ül­ke­niz, barış için­de, ge­le­ce­ği­ne gü­ven­le bakan bir ulu­su­nuz…

Üs­te­lik gi­de­rek dev­let ha­zi­ne­sin­de kal­mı­yor­sa tek ku­ru­şu­nuz ve de fıt­ra­tı­nız­da düş­man­la­rı­nız­ca üze­ri­ni­ze sı­kı­la­cak bolca kur­şu­nu­nuz varsa…

Barış kav­ra­mı bel­lek­le­ri­niz­den, bi­lin­ci­niz­den si­li­ne­ce­ği gibi, söz­lük­le­ri­niz­den de si­li­nir gider. Böy­le­si ko­şul­lar­da ne Kur­ban Bay­ra­mı (özel­lik­le de ül­ke­de akar­ken her gün kan) ne de Dünya Barış Günü coş­kuy­la kut­la­na­ma­ya­cak­dır.

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Pazartesi, 04 Eylül 2017 19:16

Kayserili kurnazlığı sanki

Kayserili kurnazlığı sanki

Her seferinde Temel’den anlatacak değiliz ya. Biraz da Kayserili ’den söz edelim. Uyanıklığına diyecek söz bulamadığım Kayserili fıkrası gibi oldu hayatımız. Bir gün Amerikalı iş adamı kalkıp ülkemizde arazi aramak ve orada binalar yapmak için gelmiş. Araştırma esnasında Kayserili ile tanışmış. Kayserili ona devletin arazisi olan yerleri göstererek, buraların çok değer kazanacağını ve istediğin anda ucuza alabileceğini söylemiş. Peki buraların tapusu kimde diye sorduğunda Amerikalıya cevabı kaçamak olmuş. Bu ülkenin bütün sınırları içindeki her yer devletindir. Bana parayı verdiğin anda sen merak etme, gereğini zaten sana yaparlar. Sen paradan haber ver.

Şimdi biz istediğimiz kadar nutuk atalım. Ey vatandaşlar, sakın ha kendinizi üzmeyiniz. Atatürk Hava Limanı asla rantiyeye bırakılmayacak. Burası tamamen ormanlık alan ve yeşil alan olarak kalacaktır. Kimsenin şüphesi olmasın. Şimdi buralar üçüncü alanı bekleme molasında. Yani ihtiyacımız olan üçüncü hava limanı yapıldığında, hani üç havalimanına ihtiyaç vardı diye sakın ağzınızda gevelemeyin. Bu önceden hesaplanan planın bir parçası sadece.

Yeni havalimanı açılır açılmaz, eskisinin hükmü belli ki ortadan kalkacak. Bunun açık örneği ortada duruyor. Havalimanı ve devletin kontrolünde olan kurumların yakınında özel kişilere ait yer olmaz. Bu mümkün değil. Hem güvenlik açısından, hem de o alanların devlet tarafından ranta teslim edilmemesi açısından koruma altında tutulur. Peki bu arazilerin içinde neler var bilen var mı? Söyleyelim bir kere daha. Bu arazilerde kapatılan devlete ait arsa ve binalar yeni imar yasaları sonucunda, bu araziler içinde bulunan bazı binaların özele devri söz konusu. Burada bulunan arazilerin büyük bölümü bu çıkarılan yasa ile rezidans, özel okul ve benzeri diğer konumlarda binalar ile birilerinin cebine girecek olan ranta tabi olduğu ortaya konuldu.

 

Şimdi ne olacak diye soranlar iyi takip etmelidirler. Buranın çevresi birilerine verildiği andan itibaren gerisi daha sonra gelecektir. Nasıl mı? Çok basit ve kimsenin müdahale etme şansı bile olmadan. Geleceğin zemini şimdiden hazırlanarak. Atatürk Orman Çiftliğinde yaşananlar gibi aynen. Zaten ileride denilecek söz hazır görünüyor. Siyasetçinin biri çıkacak ve diyecek ki; buranın etrafında bir çok rezidans ve yüksek binalar var. Burada altı minareli ve minareleri en yüksek olan cami burada. Hava sahasın burada tehdit oluşturmaktadır. Hava limanı için gerekli uygunluk bilirkişi raporlarında mevcut olup, buranın acilen havalimanı konumundan çıkarılarak, halkın güvenliği açısından bina ve rezidans yapımı için satışına, geri kalanının yabancı sermaye gereksinimi için müttefiklerimizin isteği ön planda kalmak kaydıyla satışı uygun görülüyor diyerek meçhule doğru giden bir yol oluşacaktır. Ben görür müyüm bilemem ama , yaşı genç olanlar bunu göreceklerdir. Belli mi olur bir gün bakmışsınız bir arap şeyhi gelip buraya tüm ailesini içine alacak bir binayı dikerek, etrafını dikenli tellerle çevirip burası Suudi toprağıdır. Kimse izinsiz giremez derse hiç şaşmayın. Şimdi siz kurban olun Kayseriliye.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Pazartesi, 04 Eylül 2017 19:09

Didimde bayramlaşma “Hoş anlar”

Didimde bayramlaşma “Hoş anlar”

Bayramlar anlamlıdır. Anlamını kavramak ve anlamına uymak kaydıyla ister dini ister ulusal bayramlarımız hepsi  halkımızın milli manevi duygularını diri tutmaya onları yaşatmaya katkı sunarlar. Bir sonraki nesillere ışık tutarlar.

Özellikle Akp iktidarı ulusal kurtuluş savaşı onun önderi Gazi Mustafa Kemali ve milli duygularımızı ulusal bayramlarımızı güdükleyerek yeni nesillere ulaşmaması için iki ileri bir geri eylem ve söylemleri ile hem de takiyye yaparak. Ümmetçi bir yönetim anlayışını ulusumuza şırıngalamaya çalışıyorlar. Bunun sonu da vahabi anlayışın toplumda yer etmesidir. Ancak Cumhuriyet ve onun kazanımları süreç içinde buna asla müsaade etmeyecektir.

CHP ve onun kadroları ister ulusal ister dini bayramlar hiçbir ayırım gözetmeksizin kutlayarak değerlerimizi korumaya yaşatmaya devam ederler.

Bunun en güzel örneğini son dönemde yaşadığımız iki bayramda görüyoruz. DİDİM’DE TÜRKLERİN ZAFER LE İMTİHANI 30 AĞUSTOSU VE MÜBREK KURBAN BAYRAMIMIZI CHP ÖRGÜTLERİ COŞKULU BİR ETKİNLİKLE KUTLADILAR.

Didim CHP örgütü ilçe başkanından belediye başkanına ilçe yönetiminden kadın kollarına gençlik kolları temsilcileri Aydın il yönetim kurulu üyesi ve coşkulu bir CHP kadrosuyla bayramın ikinci günü ilçe binasında buluşarak birbirlerinin bayramını tebrik ettiler. Güzel bir duygu, hoş anlar insanın CHP de her gün bayram olsa diyesi geliyor. Öyle ya herkes birbirine sevecen, herkes birbirine sıcak. Diler ve umarım ki ilçe seçimi arifesinde bu hoşgörü ortamı devam eder. Kendi içindeki dayanışma halkımız tarafından destek görmektedir. O nedenle CHP deki bu bayramlaşmaya katılan ve katkı sunan herkes takdiri hak etmektedir.


Bugün bayram
Erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi


Bugün bayram
Erken kalkın çocuklar
Giyelim en güzel giysileri
Elimizde taze kır çiçekleri
Üzmeyelim bugün annemizi

Bugün bayram
Çabuk olun çocuklar
Annemiz bugün bizi bekler
Bayramlarda hüzünlenir melekler
Gönül alır bu güzel çiçekler

Nice bayramlara

 

Hasan Sani GÜNEŞ

Yayınlandığı yer Hasan Sani Güneş

BARIŞ HEY­KELİ DOSTLUK ATEŞİ İLE AÇI­LDI VE BARIŞ SEM­BO­LÜ ZEYTİN DİKİLİDİ

Al­tın­kum Yalı Cad­de­sin­de ger­çek­le­şen yü­rü­yüş ile baş­la­yan Fes­ti­val bu yıl 4.dü­zen­le­nen Ulus­la­ra­ra­sı Halk Oyun­la­rı Fes­ti­va­li­ne ka­tı­lan ekip­le­rin gös­te­ri­le­ri ile baş­la­dı. Gös­te­ri­le­rin ar­dın­dan baş­la­yan yü­rü­yüş Al­tın­kum Yalı Cad­de­si’ndeki Po­se­dion Hey­ke­li önün­de baş­la­yıp Ay­te­pe'de sona erdi.

Yü­rü­yü­şe CHP De­niz­li Mil­let­ve­ki­li Kazım Ars­lan, Didim Be­le­di­ye Baş­ka­nı Deniz Ata­bay, Yu­na­nis­tan Leros Be­le­di­ye Baş­ka­nı Ko­li­as Mic­ha­li­es, Leros Be­le­di­ye­si mec­li­si üye­le­ri CHP İlçe Baş­ka­nı Gök­men Ka­ra­taş, Parka yer­leş­ti­ri­len Barış Hey­ke­li­nin eser sa­hi­bi Hey­kelt­raş Eray Okkan CHP Didim İlçe yö­ne­ti­ci­le­ri, halk oyun­la­rı ekip­le­ri ile va­tan­daş­lar ka­tıl­dı.

Yü­rü­yü­şün so­nun­dan Ay­te­pe'deki Barış Park ala­nı­na ula­şan Di­dim­li­le­re bir ko­nuş­ma yapan Be­le­di­ye Baş­ka­nı Deniz Ata­bay 22 yıl önce baş­la­yan fes­ti­val­le per­çin­len­di­ği gibi barış kenti ol­du­ğu­nu ifade ede­rek “Tür­ki­ye’de her kent barış ken­ti­dir fakat son yıl­lar­da oy­na­nan oyun­lar sa­vaş­la­rı art­tı­rı­yor. Ül­ke­mi­zin içe­ri­sin­de ve dı­şa­rı­da olay­lar ve si­ya­si çal­kan­tı­lar ba­rı­şa darbe vu­ru­yor. Biz 'Yurt­ta Sulh Ci­han­da Sulh' diyen Mus­ta­fa Kemal Ata­türk’ün ev­lat­la­rı­yız. Bugün çok an­lam­lı, hey­kel­de an­lam­lı. Biz Ege De­ni­zi­ni Mus­ta­fa Kemal Ata­türk’ün de­di­ği gibi bir barış gölü ha­li­ne ge­tir­mek is­ti­yo­ruz. Leros bizim kar­deş ken­ti­miz ve bu hey­ke­lin ay­nı­sı Ekim ayın­da Leros’a ko­yu­la­cak ve bu iki hey­kel bir­bi­ri­ne ba­ka­rak bize ba­rı­şı ha­tır­la­ta­cak, ik­ti­dar­lar savaş is­te­ye­bi­lir ancak halk savaş is­te­mi­yor" dedi.

 

Kar­de­şim Deniz'in ça­lış­ma­la­rı­nı des­tek­li­yor ve be­ğe­ni­yo­rum di­ye­rek söz­le­ri­ne baş­la­yan Leros Be­le­di­ye Baş­ka­nı Mic­ha­lis Ko­li­as; "Didim’de bu­lun­mak­tan çok mem­nun ol­du­ğu­nu" söy­le­di ve "Didim’de olmak mutlu ol­duk­la­rı­nı. yıl­lar önce baş­la­yan bu fes­ti­va­lin ilk baş­la­dı­ğı günü de Be­le­di­ye mec­li­sin­de ol­du­ğu için ha­tır­la­dı­ğı­nı be­lir­te­rek bu fes­ti­va­li baş­la­tan yet­ki­li­ler te­şek­kür etti ve fes­ti­va­lin baş­la­ma­sın­da rol alan za­ma­nın be­le­di­ye Baş­ka­nıy­la bir­lik­te Didim'e gel­dik­le­ri­ni söy­le­di. Baş­kan her iki ta­ra­fın dost­lu­ğu­nun yıl­lar­ca sü­re­ce­ği­ni ve ken­di­le­ri­nin de buna katkı sağ­la­ya­ca­ğı­nı söy­le­di. Baş­kan Mic­ha­lis Ko­li­as; Ekim ayın­da Leros’ta açı­la­cak hey­ke­lin açı­lı­şı­na tüm Didim hal­kı­nı davet etti.

 

22 Yıl önce Didim'de fes­ti­va­lin baş­la­dı­ğı dö­ne­min Be­le­di­ye Baş­ka­nı Meh­met Soy­sa­lan'ı ko­nuş­mak için davet eden Deniz Ata­bay bu fes­ti­va­lin te­me­li­ni atan Soy­sa­lan'a te­şek­kür etti. Didim Eski Be­le­di­ye Baş­ka­nı Meh­met Soy­sa­lan fes­ti­va­lin o gün­le­rin savaş ve si­ya­sal or­ta­mın­da zor ol­ma­sı­na rağ­men baş­la­dık­la­rı­nı be­lir­te­rek bu gün­le­re gel­me­sin­den gurur duy­du­ğu­nu söy­le­di ve savaş ye­ri­ne ba­rı­şı seçen halk­lar adına ya­şa­sın halk­la­rın kar­deş­li­ği di­ye­rek ko­nuş­ma­sı­nı bi­tir­di.

Daha sonra Yu­na­nis­tan'dan gelen ko­nuk­lar ve Didim Be­le­di­ye Mec­lis üye­le­ri ile Hey­kelt­raş Eray Okkan'ın da ka­tı­lı­mıy­la gök­yü­zü­ne ba­rı­şın sem­bo­lü beyaz gü­ver­cin­ler bı­ra­kıl­ma­sı­nın ar­dın­dan Leros ekibi Didim Be­le­di­ye Baş­ka­nı Deniz Ata­bay'a barış gü­ver­ci­ni tab­lo­su he­di­ye etti ve ar­dın­dan park ala­nı­na ba­rı­şın sem­bo­lü zey­tin ağaçı di­kil­di.

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 04 Eylül 2017 09:01

ELİF PARKI AÇIL­DI

ELİF PARKI AÇIL­DI

10 Ekim An­ka­ra Kat­li­amın­da yi­ti­ri­len Didim'de ya­şa­yan Elif Kan­lı­oğ­lu'nun anı­sı­na Elif Kan­lı­oğ­lu/10 Ekim Barış Parkı geniş bir ka­tı­lım­la açıl­dı.

Yeni Ma­hal­le 877. so­kak­ta açı­lan par­kın açı­lı­şı­na Elif Kan­lı­oğ­lu’nun an­ne­si Öznur Dur­muş Kan­lı­oğ­lu, ba­ba­sı Ümit Kan­lı­oğ­lu, abisi Emre Kan­lı­oğ­lu, ku­ze­ni Avu­kat Turan Taş­kın Özer, Didim Be­le­di­ye Baş­ka­nı Deniz Ata­bay ve Be­le­di­ye Mec­lis üye­le­ri, CHP Didim İlçe Baş­kan­la­rı, Emek Par­ti­si Didim İlçe Baş­ka­nı, KESK Eş Genel Baş­ka­nı Aysun Gezen, Emek Par­ti­si (EMEP) Genel Baş­ka­nı Selma Gür­kan, EMEP MYK Üyesi Le­vent Tüzel, DİSK Genel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Celal Poy­raz, TMMOB Tem­sil­ci­si Meh­met Sa­rı­ca, Eği­tim Sen Ör­güt­len­me Sek­re­te­ri İsmail Sağ­dıç ve EMEP Mer­kez yö­ne­ti­ci­le­ri, 10 Ekim Barış ve Da­ya­nış­ma Der­ne­ği, Eği­tim Sen Aydın Şube Baş­ka­nı, Elif Kan­lı­oğ­lu’nun ak­ra­ba­la­rı ve Didimlilerin katılımıyla yapıldı.  Didim Be­le­di­ye­si Mec­li­sin­den alı­nan ka­rar­la oluş­tu­ru­lan park ala­nın­da 11 Ekim deki Gar kat­li­amın­da ölen­le­rin re­sim­le­ri ser­gi­len­di ve açı­lı­şa özel ik­ram­lar ya­pıl­dı, açı­lış sı­ra­sın­da Çel­list Yakup Kı­va­rak’ta bir re­si­tal verdi.

Açı­lı­şın ar­dın­dan duygu ve dü­şün­ce­le­ri pay­laş­mak üzere ilk ola­rak Elif Kan­lı­oğ­lu’nun ba­ba­sı Ümit Kan­lı­oğ­lu kür­sü­ye davet edil­di. Baba Kanlıoğlu ko­nuş­ma­sı­nı “Par­kın yapım aşa­ma­sın­da emek veren mi­ma­rın­dan iş­çi­si­ne her­ke­se te­şek­kür ede­rek baş­la­dı. Baba Kan­lı­oğ­lu, An­ka­ra’da kat­le­di­len 102 in­sa­nın öz­gür­lük, de­mok­ra­si ve barış ta­le­biy­le alan­da ol­du­ğu­nu ve “Biz 10 Ekim’de de gör­dük ki bizde barış ve öz­gür­lük ta­le­bi ya ölüm­le ya da ce­za­ev­le­riy­le kar­şı­lık bu­lu­yor, ama umu­du­muz hiç­ bir zaman bit­me­di, bit­me­yecek. Tüm yıl­dır­ma ça­ba­la­rı­na bugün bu­ra­da­ki ka­la­ba­lık cevap olmuş oldu. Elif’imi­zin par­kı­nın mü­ca­de­le­ye ve genç­le­re kat­kı­sı ola­ca­ğı­nı dü­şü­nü­yo­rum. Bu­ra­yı yap­tık, açtık ama yine aynı umut­lar­la hep bir­lik­te kork­ma­dan, yıl­ma­dan ya­şa­tı­la­ca­ktır" dedi..

 

10 Ekim Barış mi­ti­gi­ni dü­zen­leyen 4. Si­vil­ Top­lum Ör­gü­tü olan KESK'in Eş Genel Baş­ka­nı Aysun Gezen'de "10 Ekim Mi­tin­gi’nin ger­çek­leş­ti­ri­le­bil­me­si için büyük be­del­ler öden­di­ği­ni" söy­le­di ve “Bu­gün­ler­de ül­ke­nin OHAL ve KHK'larla yö­ne­til­di­ği­ni söy­le­yen Eş Baş­kan Gezen; " Baskı po­li­ti­ka­sı gün geç­tik­çe ar­tı­yor, zam­lar hal­kın be­li­ni bü­kü­yor. Bugün bir kez daha gör­dük ki 10 Ekim’de ya­şa­mı­nı yi­ti­ren ar­ka­daş­la­rı­mız bizim için sa­yı­lar­dan çok daha önem­li­dir" dedi ve "Bu park­ta Elif’in gü­ver­cin ka­na­dın­da­ki su gibi yüzü kar­şı­mız­da. Biz bir­bi­ri­mi­ze sım­sı­kı sa­rı­la­rak güzel gün­le­ri ge­ti­re­ce­ğiz.” di­ye­rek söz­le­ri­ni bi­tir­di.

Ar­dın­dan kür­si­ye gelen Emek Par­ti­si Genel Baş­ka­nı Selma Gür­kan ise "10 Ekim sa­ba­hı ba­rı­şı ge­tir­mek için yola çı­kan­la­rın hak ve öz­gür­lük­ler mü­ca­de­le­si­nin önem­li bir par­ça­sı ol­du­ğu­nu ve bu ne­den­le ege­men güç­le­rin mü­ca­de­le­nin se­si­ni kıs­mak için böyle bir sal­dı­rı­ya göz yum­du­ğu­nu" be­lirt­ti. EMEP Eş Baş­ka­nı Gür­kan “Fail iki ki­şi­den iba­ret de­ğil­dir. Şimdi dava gö­rü­lü­yor bil­gi­ler ve bel­ge­ler gös­te­ri­yor ki hü­kü­met, ik­ti­dar, ser­ma­ye o kat­li­amın or­ta­ğı­dır. Bugün IŞİD’le bağ­lan­tı­sı olan­lar so­kak­lar­da ge­zi­yor­sa, so­rum­lu­lu­ğu ik­ti­dar­da arı­yo­ruz" dedi ve “Pat­la­ma­lar ol­duk­ça bizim oy­la­rı­mız ar­tı­yor” di­ye­re ge­liş­me­le­ri de­ğer­len­dir­di.

Son gün­ler­de­ki ge­liş­me­le­r hakkında da "Şimdi yine ope­ras­yon ha­zır­lı­ğı için­de­ler. 10 Ekim’de so­rum­lu­lu­ğu­muz neyse bugün de gö­rev­le­ri­miz aynı. Bom­ba­lı sal­dı­rı­lar devam eder­ken ku­tup­laş­ma­lar ar­tı­yor. Çünkü hü­kü­met kendi si­ya­si çı­ka­rı­nı bu pat­la­ma­la­ra bağ­lı­yor. İkti­dar­da­ki­ler bugün ken­di­le­ri­ni gü­ven­ce al­tı­na ala­bil­mek için Tür­ki­ye’de yine iç ça­tış­ma­la­rı ve ku­tup­laş­ma­la­rı ka­nat­mak­tan geri dur­ma­ya­cak." de­ğer­len­dir­me­si yapan Gür­kan "Bugün ‘15 Tem­muz’lara ye­ni­den hazır mıyız, kefen giy­me­ye hazır mıyız?’ diye so­rul­du­ğu­nu söy­le­di ve Bu so­ru­la­ra barış, öz­gür­lük, de­mok­ra­si ve in­san­ca yaşam için mü­ca­de­le ede­rek cevap ve­re­cek­le­ri­ni, ik­ti­da­rın bas­kı­cı ve kan­dan bes­le­nen po­li­ti­ka­la­rı­na, tek adam re­ji­mi­ne ve fa­şiz­me karşı, ina­dı­na de­mok­ra­si, barış, öz­gür­lük di­ye­rek ka­zan­ma­ya ça­lı­şa­cak­la­rı açık­la­ma­sı­nın ar­dın­dan eme­ğin hak ve öz­gür­lük­le­ri­nin ka­za­nıl­dı­ğı bir mü­ca­de­le ze­mi­nin­de iler­le­ye­ce­ğiz ve bu mü­ca­de­le­le­ri­mi­zi or­tak­laş­tı­ra­ca­ğız" dedi.

10 Ekim Barış mi­tin­gi dü­zen­le­yi­ci­si olan DİSK'in Genel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Cemal Poy­raz “10 Ekim’de DİSK, KESK, TMMOB, TTB ola­rak çağ­rı­cı­sı ol­du­ğu­muz ey­le­min şiarı ‘Biz bu ül­ke­de in­san­ca ya­şa­mak is­ti­yo­ruz' idi biz­ler eme­ğin sö­mü­rül­me­si­ne karşı, emek­çi­nin ve iş­çi­nin hakkı için barış ta­le­bi için nice ar­ka­da­şı­mı­zı kay­bet­tik ama yıl­ma­ya­ca­ğız, mü­ca­de­le­miz sü­recek” di­ye­rek söz­le­ri­ni ta­mam­la­dı

Tür­ki­ye Mimar Mü­hen­dis­ler Odası (TMMOB) adına ko­nu­şan Meh­met Sa­rı­ca da “Daha fazla barış daha fazla öz­gür­lük de­me­ye devam ede­ce­ğiz. Kork­ma­ya­ca­ğız ve asla vaz­geç­me­ye­ce­ğiz. 102 in­sa­nı­mı­zı kat­le­den so­rum­lu­lar bir an önce bu­lun­ma­lı ve yar­gı­lan­ma­lı" gö­rü­şü­nü pay­laş­tı.

KESK'e bağlı Eği­tim Sen Ör­güt­len­me Sek­re­te­ri İsmail Sağ­dıç söz­le­ri­ne bu par­kın açı­lı­şın­da emeği ge­çen­le­re te­şek­kür ede­rek baş­la­dı. "O gün kat­le­den­ler bugün emek­çi­ler biat etsin diye ihraç edi­yor­lar. O gün kat­le­di­len­le­rin çığ­lı­ğı olan barış aka­de­mis­yen­le­ri biat et­me­di, öğ­ret­men­le­ri, aka­de­mis­yen­le­ri ihraç et­ti­ler ama biat et­me­di­ler. Ya­şa­mak ve ya­şat­mak is­ti­yo­ruz de­me­nin kar­şı­lı­ğı bu oldu" dedi ve 17 Eylül’de Kar­tal Mey­da­nı’nda laik, de­mok­ra­tik, bi­lim­sel eği­tim mi­tin­gin tüm ka­tı­lım­cı­la­rı davet ede­rek” sözlerini ta­mam­la­dı.

Ko­nuş­mak için kür­sü­ye gelen Didim Be­le­di­ye Baş­ka­nı Deniz Ata­bay, “Gönül is­ter­di ki bir arada be­ra­ber olmak bu eser­le ol­ma­sın. Ama ma­ale­sef ül­ke­miz­de­ki bu ka­yıp­lar bizi bu şe­kil­de bir araya ge­tir­me­ye zor­lu­yor" dedi ve Elif Kan­lı­oğ­lu'nun Ba­ba­sı Ümit Kan­lı­oğ­lu ve an­ne­si Öznur Kan­lı­oğ­lu'na hi­ta­ben "Biz­ler he­pi­miz sizin ev­lat­la­rı­nı­zız, yal­nız de­ğil­si­niz." dedi.

Baş­kan Ata­bay "Genç­le­ri­miz mü­ca­de­le ve ko­ru­ma ru­hu­nu kay­bet­me­sin . 80’den sonra üni­ver­si­te ve lise genç­le­ri­miz mü­ca­de­le alan­lar­dan ay­rıl­dı, di­le­ğim genç­le­rin bu alan­lar­da ol­ma­sı ve genç­le­ri­mi­zin mü­ca­de­le ru­hu­nu ye­ni­den ka­zan­ma­sı­dır" “so­kak­la­rı ve park­la­rı şe­hit­lik­le­re dön­me­me­si­ni, anma tab­lo­la­rı­na dö­nül­me­sin" sözlerini ta­mam­la­dı.

CHP Bey­lik­dü­zü İlçe Baş­ka­nı ve Elif Kan­lı­oğ­lu’nun ku­ze­ni Avu­kat Turan Taş­kın Özer ise “Ku­ze­ni­nin mü­ca­de­le­si­ne saygı duy­du­ğu­nu” söy­le­di.

Ko­nuş­ma­la­rın ar­dın­dan Barış Bel­ge­sel­le­ri Ko­lek­ti­fi adına Elif Er­ge­zen ve Elif Kan­lı­oğ­lu’nun abisi Emre Kan­lı­oğ­lu’nun ha­zır­la­dı­ğı ‘ELİF’ bel­ge­se­li gös­te­ril­di.

Yayınlandığı yer Didim
Pazartesi, 04 Eylül 2017 09:01

KAYMAKAM YÖNDEN BUGÜN VEDA EDİYOR

KAYMAKAM YÖNDEN BUGÜN VEDA EDİYOR

Kaymakam İskender Yönden Didim Protokolü ile bayramın ikinci günü Meandros Restoranda verdiği bayramlaşma töreninde,  bayram tatilinin 10 güne çıkması ve bu arada Didim'de yapılan  DAHOT'un organize ettiği Uluslararası Halk Dansları festivali, 22 düzenlenen 1 Eylül Barış Festivali kapsamında yapılan Volkan Konak konserinde yurttaşların yana yana durmasından duyduğu memnuniyeti belirti ve ziyaret edemediği dostlarıyla 5 Eylül günü Kent Meydanında görüşmek ve veda etmek istediğini belirterek Didim'de görev yaptığı sürece tüm kurum ve kuruluşlardan destek gördüğünü belirterek herkese teşekkür etti ve Didimlileri Bursa Kestel'e davet etti.

Ağustos  Kararnamesi ile Bursa Kestel Kaymakamlığına atanan Kaymakam İskender Yönden bugün saat 20.30'da Didim Cumhuriyet Meydanında tüm Didimlilerle vedalaşarak ilçeden ayrılacak.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

METİN LÜTFİ BAYDAR’DAN, CHP VE GENEL BAŞKANINA HAKARET İÇEREN PAYLAŞIMA TEPKİ


CHP Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar , Aydın’ın Nazilli İlçesi’nde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni İbrahim Öztürk’ün, CHP ve Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ağır hakaret içeren söylemlerini sosyal medyada paylaşmasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı.


Yazılı soru önergesi ile konuyu TBMM Gündemine taşıyacağını ve takipçisi de olacağını belirten CHP’li Baydar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:


Nazilli’de görev yapan ve  Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni olan bir kişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Cumhuriyet Halk Partisine ve Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ağır hakaret içeren cümleleri, kendi sosyal medya hesabından paylaşmıştır.


Öğretmenlik gibi kutsal bir mesleği yaptığı paylaşımla karalayan, lekeleyen bu kişinin öğretmenlik sertifikası, derhal elinden alınmalıdır. Böylesine tarihini bilmeyen, ağzı bozuk, saygı ve sevgiden yoksun, ne dediğini bilmeyen birine masum öğrencilerimizin emanet edilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu kişinin bırakın öğretmenlik yapmasını, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının incelenmesi gerekir.


Bu yaşanan vahim olayın perde arkasına da bakmak gerekir. Başta AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın  ve diğer Hükümet yetkililerinin iktidarlarını devam ettirme uğruna CHP ve Genel Başkanımıza karşı olan kindar , ötekileştirici, gerçek dışı söylemlerinin sözüm ona öğretmen olan bu kişinin yapmış olduğu paylaşımda etkisi olduğunu düşünüyorum. Aklından şüphe duyulacak olan bu öğretmen, “CHP ve Genel Başkanına ne kadar ağır hakarette bulunursam görevimde o kadar yükselirim” anlayışına kapılmış da olabilir. Mesele bu öğretmenin, bu anlayışa nasıl sevk olunduğudur.


Yapılan bu hakaret dolu paylaşıma ve paylaşımda etkisi olduğunu düşündüğüm kindar anlayışa “ yazıklar olsun” diyorum…


Yayınlandığı yer Didim

Hep mi Küfür?...​Bi­raz­cık da Kül­tür...

*Ame­ri­ka­lı ünlü yazar Er­nest He­min­g­way demiş ki YAŞLI ADAM ve DENİZ adlı ki­ta­bı hak­kın­da?...

-Ki­tap­ta sem­bo­liz­me iliş­kin hiç­bir şey yok. Deniz bil­di­ği­miz deniz, yaşlı adam da yaşlı adam. Ki­tap­ta­ki kö­pek­ba­lık­la­rı, de­niz­de­ki­ler­den daha iyi veya daha kötü de­ğil­ler. İnsan­la­rın ki­tap­ta bul­duk­la­rı sem­bo­lizm ör­nek­le­riy­se zır­va­dan iba­ret.

 

İşte bu ne­den­le; öy­kü­nün için­de de­fi­ne arar­ca­sı­na, ken­di­le­rin­ce bul­ma­ca çözüp, an­lam­lan­dır­ma ya­rış­ma­sı­na gi­ri­şir­ce­si­ne bey­ni­ni zor­la­yıp, to­to­su­nu yır­tan en­tel-dan­tel var­lık...​Oku işte ki­ta­bı;ka­rış­ma baş­ka­la­rı­nın kitap okur­ken can­lan­dır­dı­ğı düş­le­re eğer ki­ta­bın ya­za­rı bile bu söz­le­ri söy­lü­yor­sa...

 

Üs­te­lik düş­ler için ne demiş 27 Ağus­tos günü yi­tir­di­ği­miz de­ğer­li ya­za­rı­mız Mu­zaf­fer İzgü?...

-Düş kuran insan, dü­şü­nü­yor de­mek­tir.Dü­şü­nen insan da soru sorar.

 

Be hey en­tel-dan­tel var­lık; kulak ver İzgü us­ta­ya, ka­rış­ma okur­la­rın düş­le­ri­ne, engel koyma dü­şün­ce­le­ri­ne...

 

 

*Daha ön­ce­sin­de; sa­na­tın içine tü­kü­ren­ler, bu­gün­ler­de "öğ­ret­me­ni yok" ge­rek­çe­siy­le, halk eği­tim mer­kez­le­rin­de, halk oyun­la­rı öğ­re­tim ders­le­ri­ni ya­sak­la­mış­lar.

Halk oyun­la­rı yasak,Ara­bın kalça kı­vır­ma­sı free.​Bu ülke daha başka nasıl yi­ti­re­bi­lir­di ki kim­li­ği­ni?...Türk olanı;yok edi­yor bu yok ola­sı­ca­lar...

 

Bi­lin­di­ği gibi üni­ver­si­te sınav so­nuç­la­rı açık­lan­dı­ğın­da; en ba­şa­rı­sız olan­lar İmam Hatip Li­se­li­ler oldu ve ar­ka­sın­dan "se­çim­ler­de ol­du­ğu gibi" hemen bir ma­ni­pu­las­yon...​Pu­an­lar ye­ni­den he­sap­lan­dı, ki­mi­le­ri­nin canı yandı ve ar­dın­dan İHL'iler üni­ver­si­te­le­re kayıt hakkı ka­zan­dı...​Artık hoşaf üze­ri­ne bi­lim­sel sen­tez ve ana­liz­le­ri­ni ya­par­lar üni­ver­si­te dü­ze­yin­de...​Bir de ata­la­rı­mız der ki EŞEK HO­ŞAF­DAN NE ANLAR?... Onlar ho­şa­fı böy­le­si­ne bi­lim­sel ola­rak in­ce­le­yip, ir­de­le­dik­le­ri­ne göre...EŞEK olan biz­le­riz; ne ho­şa­fı, ne de on­la­rı de­rin­le­me­si­ne araş­tır­ma­dı­ğı­mı­za ve ba­şı­mı­za mu­sal­lat et­ti­ği­mi­ze göre...

Eşe­ğiz, eşek; çok ha­fi­fe aldık on­la­rı şu çok bil­miş en­tel­lek­tü­el ka­fa­la­rı­mız­la...

 

*Ne Monet’yi ta­nı­dı, ne de Pi­cas­so’nun kübik an­la­tım tar­zı­na yo­ğun­laş­tı so­kak­ta­ki adam, işçi, köylü, emek­li öge­le­rin­den olu­şan hal­kı­mız…

Rodin’in “dü­şü­nen adamı” ona yal­nız­ca Ba­kır­köy Akıl ve Ruh Sağ­lı­ğı Has­ta­ne­si’ni çağ­rış­tır­dı, si­yah-be­yaz Türk film­le­ri ara­cı­lı­ğıy­la…Durum böyle olun­ca; de­li­le­ri akıl­lı sandı, ba­şı­na taç yaptı... Şimdi ken­di­si de de­lir­di iyice ve artık bu de­li­le­re her gün bay­ram, milli iç­ki­si ayran...Üs­te­lik de baş de­li­si­ne hay­ran; ta­pı­nı­yor ona...

 

 

*Okul­lar­da neden TARİH öğ­ret­mi­yor­lar?... El­bet­te ki Ak­te­ke­ler;Tay­yi­ban'ın uy­dur­du­ğu ya­lan­la­ra kan­sın diye...

Son yıl­lar­da 29 Mayıs gel­di­ğin­de,il­ko­kul mü­sa­me­re­si ta­dın­da İstan­bul'u fet­he­di­yor Tay­yi­ban...

Ge­mi­ler kal­kı­yor Eyüp'den; Ye­ni­ka­pı'ya doğru ve için­de Tür­kün Ta­ri­hi­ni yok sayan üm­met-i Tay­yi­ban...

Ulu­bat­lı Hasan'ı yok say­dık­la­rı­nı çok çabuk unut­tu­lar; İstan­bul'u fet­het­mek için yine yola ko­yu­lu­yor­lar her 29 Mayıs gel­di­ğin­de...

TARİH bil­me­yen bir nesil ye­tiş­tir­di­ler; ger­çek­le­ri öğ­ret­mek ye­ri­ne, uy­dur­duk­la­rı mar­ta­val­la­ra ina­nan ak­ko­yun­la­ra her 29 Mayıs'da ti­yat­ro oy­nu­yor­lar.

4+4+4 dü­ze­ni­nin be­be­le­ri­ne sor­sa­lar İstan­bul'u kim aldı diye; yanıt ve­re­cek­ler­dir el­bet­te; Fa­tih-ül Tay­yi­ban diye...

Anım­sat­mak is­te­rim ki;

İstan­bul'u fet­he­den Fa­tih-ül Tay­yi­ban; beyaz atdan düş­tü­ğü için...​Eyüp'den şehir hat­la­rı­na at­la­yıp, hop İstan­bul cepte...

Ama bu­nun­la bir­lik­te, bu Türk Ulusu ver­mez ko­la­yın­dan kim­se­cik­le­re paye...​Karış­tır­ma­sın­lar sakın ola ki on­la­rı ümmet ma­ka­mın­dan bu top­rak­lar­da ya­yı­lan sü­rüy­le... Onlar ancak us dışı pa­lav­ra­la­ra ka­nar­lar; sa­da­ka da­ğı­tı­lan ta­ri­kat ka­pı­la­rın­da ge­zer­ken etek­le­ri­ni sü­rü­ye, sü­rü­ye...

El­bet­te AT'dan dü­şen­ler değil; Türk kim­li­ğiy­le yü­rek­li­ce atına binip düş­ma­nın üze­ri­ne yü­rü­yen­dir İstan­bul'u kur­ta­ran ... Önce Fatih Sul­tan Meh­med ve son­ra­sın­da da İngi­liz iş­ga­lin­den kur­ta­ran büyük adam; Mus­ta­fa Kemal Atam...

 

*Kent­da­şım, Bur­sa­lı ünlü yazar;Pınar Kür… De­miş­di ki bir za­man­lar te­le­viz­yon yan­sı­la­rı­na düşen söz­le­riy­le:

- Ro­man­cı ve şair yaz­mak için otu­rup, ilham bek­ler…Ama araş­tır­ma­cı yazar; sü­rek­li ça­lı­şır. Emek-yo­ğun ça­lı­şır. Va­ro­lan dün­ya­yı eleş­ti­rir yaz­dık­la­rıy­la…El­bet­te ki daha güzel, daha ya­şa­na­bi­lir ol­ma­sı için…

Kuş­ku­suz Pınar Kür’e hak ver­me­mek elde değil… Ya­zar­lık ya da söz söy­le­me sa­na­tı; özel bir ye­te­nek kuş­ku­suz… Çünkü ki­mi­le­ri iyi ko­nu­şur da, ko­nuş­tuk­la­rı­nı dö­ke­mez ya­zı­ya… Ve de bak­mak­la, gör­mek ara­sın­da­ki uçu­rum da gi­rin­ce sı­ra­ya; ya­zar­lık de­di­ğin kolay iş de­ğil­dir sı­ra­dan in­san­la­ra…

Ye­te­nek­le, bir de bilgi bi­ri­ki­mi bir­le­şin­ce…Kuş­ku­suz duygu yoğun ya­zı­lar, di­ze­ler değil ama dü­şün­ce ya­zı­la­rı için durum böyle…Üs­te­lik so­ru­nu gören; çö­zü­mü de üre­te­bi­li­yor­sa, işte budur yo­rum­cu­luk ya da köşe ya­zar­lı­ğı, ya da dü­şün­ce ya­zar­lı­ğı (es­ki­le­rin fikir ya­zı­sı de­dik­le­ri­ni ya­zan­lar)…

Bil­di­re­lim is­te­dik; ga­ze­te­ler­de­ki köşe yas­tık­la­rı­na…

 

*Sağ­lık­çı­la­ra göre; ne yer­sen o'sun­dur... Mo­da­cı­la­ra göre ne gi­yer­sen o'sun­dur... Ve bana göre de; ne okur­san o'sun­dur...

Do­la­yı­sıy­la oku­du­ğu­nuz kadar do­na­nır­sı­nız, oku­du­ğu­nuz kadar var­sı­nız­dır ve oku­du­ğu­nuz kadar da ya­zar­sı­nız...

Ve ben; sağ­lık için bes­le­nen...​Kadın ol­du­ğu için gi­yi­nip, süs­le­nen...​En önem­li­si de oku­yup ken­di­ni bil­gi­len­mey­le var et­me­ğe ça­lı­şan bir kadın kişi ola­rak yaz­ma­dan da du­ra­mam...

Ya­zı­la­rım­la göz­le­ri­ni­ze do­ku­nup, dü­şün­ce­le­ri­niz­de bir yer bu­la­bi­li­yor­sam ne mutlu bana...

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Pazartesi, 04 Eylül 2017 08:53

Memleketin riskleri etkili

Memleketin riskleri etkili

Bize söylenen ile yapılanlar arasında tezat görüyorum. 15 Temmuz’un hemen sonrasında, bu ülkede doların işi yok. Dolarlarınızı hemen satınız. Daha satmadınız mı diye soruların yoğunlaştığı zamanı geride bıraktık. Söylenenler bunlardı. Ya söylenmeyenlere şöyle bir bakarsak, şimdi karşımıza çıkıyor. Ülkemizdeki yatırımcıların hedeflerinin, yüksek getiri peşine düşmeleri ve doların peşinden ayrılmamaları sırrı yatıyor. Bizi dinlemeyen çok olsa da, bunları zamanında söyledik. Sürekli olarak karaladık. Anlatmaya çalıştık.

Atatürk Orman Çiftliğindeki arazinin Amerika’ya satılma işleminde biz hayır kardeşim bize Türk Lirası olarak ödeyin mi dedik. Bu arazinin satışının bile yasak olması gerekirken, bir zamanlar üzerinde konuşulan ve ülkemizde kötü adam gibi davranılan doların, şimdi böyle olacağı belliydi. Yani, doğacak çocuk b….dan belli olur derler. Biz bunu yıllar öncelimizi kaptırdığımız İMF sorunuyla zaten çoktan kat etmiştik. Şimdi ise milletin derdine çare yerine dolar ile işbirliğine davetiye çıkarıyoruz. Söylenenler neydi peki.

Bakın piyasalar neyi takip edecek diye bir haber yakaladım. Bu işin bariz görülen yanı olarak karşımda duruyor. Sözcü’nün haberine göre sizlerle aynen paylaşmak istiyorum. Çünkü bunu hep yazmış olsak da, bir zamanlar dolar bozduran makbuzunu bize getirirse yemek bedava diyen uyanık geçinenlerin aynen gözüne sokmak gerekiyor. Senin piyasada olumlu hareketinden dolayı yansımasını istiyorsan, ABD ve yandaşlarının bizlere yaptıkları ekonomik yaptırımların görünmeyen yüzünü şimdi siyasetçinizden, yani sizin kalbinizde yatan en değerli partinizin temsilcilerinden sormalısınız. Demelisiniz ki, ey benim seçtiğim vekil, ben neden doları dışlamak zorunda kaldım ve şimdi dolardan başka kelime konuşan yok. Haydi bakalım bunu açıkla diye sormak gerekir.

 

Ben anlamış değilim. Enflasyonun az gösterilmesi için yapılan atraksiyonlardan acaba bizim halkımız neleri tam olarak algılıyor? Mesela don lastiği bu ayda birinci sırada dendiğinde, millet sanki uçkuru lastiksiz kalmış ve ancak bu ay donuna lastik taktığından enflasyon farklı çıkıyor diye anlıyor. Bunu böyle anlayan da zaten ceremesi çekmek zorunda. Çeksin zaten birader. Cebine girmesi gerekirken bu tür sözler ve araştırmalarla halen 3+3 olarak cebine yansıyan maaş zammındaki basit artışa don lastiği değer biçiyorsa, buna doğmamış çocuğa don biçmek denir. Tabi anlayana.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ