21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Çarşamba, 13 Eylül 2017 16:41

“DİDİM İÇİN YANYANA DURALIM”

“DİDİM İÇİN YANYANA DURALIM”

Didim Ticaret Odası Başkanı Şaban Üstündağ ile Meclis Başkanı Hilmi Yıldırım Yönetim Kurulu üyesi Mekin Subaşı ile Meclis üyesi Deniz Demir’den oluşan bir heyetle  Cumhuriyet Halk Partisini ziyaret etti.

CHP İlçe Başkanı Gökmen Karataş ve Yönetim kurulu üyelerinin karşıladığı heyet, Didim ile ilgili olarak oda’nın hazırladığı başta Hastane ve Didim / Bodrum arasındaki Turizm yolunu olmak üzere 20 kadar proje ile ilgili bilgilendirme ve destek ziyareti gerçekleştirdi.

CHP ilçe Başkanı gökmen Karataş Didim’e merkezi hükümetin şaşı baktığını, ranta açık  toprak satışlarını Özelleştirme idaresi tarafından yaptırılarak Didim’in alması gereken payı bile kaçırdığından bahsetti.

Didim Ticaret Odası heyeti de bu tür siyasi bakışlar dışından Didim’in geleceği için tüm kurumları ile yan yana durulması gerektiğinin altını çizdi ve Didim gemisinde her fikirden her görüşten her inanıştan insan var ve buraya verilecek hizmetlerden herkes yararlanacak  biz olaya böyle bakarak baskı gurubu oluşturmak için projelerimizi kamu oyuyla paylaşıyoruz” dediler.

Her iki kurum da Didim için yapılacak her iyi gelişmede yan yana durma konusunda mutabakata vararak ziyaret için birbirlerine teşekkür ettiler.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 13 Eylül 2017 16:41

AMATÖR LİG BAŞLIYOR

AMATÖR LİG BAŞLIYOR

 

Didim’in iki takımı Aydın 1. Amatör küme 2. gurupta karşı karşıya gelecekler.

Bu hafta Didimspor’un maçı olmadığı için Bağarasısporla Yenihisarspor karşı karşıya gelecekler.

Önümüzdeki hafta Didim Derby’si oynanacak ve Didim’in amatör ligde iddialı iki takımı sahaya çıkacaklar.

Atatürk Stadyumu yanındaki sentetik sahanın Didimspor adına tahsis edildiğinden Yenihisarsporla Didim karşılaşmalarından bu saha Yenihisar için deplasman saha gibi işlem görecek.

Her iki takımında fikstürü şu şekilde

YENİHİSARSPOR
1.Hafta Bağrası Belediyespor
2.Hafta Didimspor (D)
3.Hafta Bay
4.Hafta Söke Gücü Spor
5.Hafta Güzelçamlı Spor (D)
6.Hafta Söke Gençlik Spor
7.Hafta Davutlar Belediye Spor (D)

DİDİMSPOR
1.Hafta Bay
2.Hafta Yenihisar Spor
3.Hafta Söke Gücü Spor (D)
4.Hafta Güzel Çamlı Spor
5.Hafta Söke Gençlik Spor (D)
6.Hafta Davutlar Belediye Spor
7.Hafta Bağrası Belediye Spor

SENTETİK SAHANIN DURUMU İÇLER ACISI

Her iki takımda hazırlıklarını ve antrenmanını sentetik sahada sürdürüyor, ancak sahanın sezona hazırlanamaması burada futbolcular için tehlike arz ediyor.

Geçtiğimiz hafta antrenmanda bir sporcunun sahanın yırtılan ve patlayan bölümünde düşerek sakatlanması şikayetlerin yükselmesine neden oldu.

Saha çizgilerinin boyanmadığı gözlenen ve özellikle kale önündeki yırtılmaların ve patlak yerlerin kale önünde gerçekleşecek olan mücadelede futbolcuların sakatlanma ihtimalini daha da yükseltiyor.

Didimspor Başkanı Kadir Akar, antrenmanlar sırasında 1 kaleci ve 2 forvet oyuncularının sakatlandığını ve bu futbolcuların 2 ay kadar sahalardan uzak kalacak olmasından dolayı kadrodan çıkarıldığını belirtti ve bu eksiklikler Belediye ve Gençlik Spor İl Müdürlüğü tarafından giderilmesini istedi.

Yenihisarspor yöneticisi Ünal Bulut’ta sezon öncesi sahanın bu durumda olması bizi endişelendiriyor. Geçtğimiz hafta bir futbolumuz uzun süreli sakatlandı, kıymetli oyuncularımızı böyle ufak bir sorun yüzünden kaybetmek istemiyoruz. Sorumluların bu sorunu gidermesini bekliyoruz” dedi.

 

Geçtiğimiz sene sahada gece futbol oynamaya uygun hale getirilmesi için ışıklandırma sorunu belediye tarafından giderilmişti ve seyirci tribünlerindeki  gölgelikleri de Didimspor As Başkanı Deniz Polat  tarafından kapatılmıştı. .

Yayınlandığı yer Didim

DİDİMLİ ABDULLAH SAMSUN’DAN DÜNYA ŞAMPİYONU DÖNDÜ

Alpagu Kültür ve Sporlar Federasyonu Didim Şubesinde  Antrenör Ferhat Aydın gözetiminde yetişen 9 yaşındaki Abdullah Demir, Samsun Canik İlçesinde 12 ülkeden 230 sporcunun katıldığı uluslararası şampiyonada 39 kilo kategorisinde  çıktığı ringde 4 müsabaka yaptı ve müsabakalarda gösterdiği teknik ve azmi ile Altın Madalyaya ulaştı.

21-25  Ağustos günlerinden Türkiye kampına katılan daha sonra da 2-28 Ağustos tarihlerinde yapılan müsabakalarda  Türkiyeden birçok sporcu altın madalya sahibi oldu.

Kendi kilosunda dünya şampiyonu olan Abdullah Demir için antrenörü Ferhat Aydı, sporcumuz azimli ve disiplinli çalışmasının ödülünü  bu yaşta dünya şampiyonu olarak aldı. Dedi.

Geleneksel Türk Spor sanatlarından olan ve  A- Adalet,  L-Liyakat, P-Performans, A-Akılcı, G-Güçlü, U-Uyumlu Anlamına Gelen Geleneksel Sporun genç yaşta ve disiplinli bir şekilde yapılması halinde başarının mutlaka geldiğini söyleyen Alpagu Kültür Sporları Federasyonu Didim Şubesinin Antrenörü ve Genel Başkan Yardımcısı olan Ferhat Aydın halen kendisinin yetiştirdiği ve önümüzdeki günlerde yapılacak olan Türkiye şampiyonasına 15 kadar sporcu ile birlikte katılacaklarını belirtti ve “bu şampiyonadan da çok sayıda madalya ve şampiyonlukla dönmeyi umuyorum. Ailelerin takibinde ve kulübümüzün denetiminde disiplinli antrenman programımız neticesinde bir çok müsabık sporcu yetişe bir çalışma yürütüyoruz. Federasyon olarak gençyeteneklerin ortaya çıkması için çalışıyoruz

 

 

Yayınlandığı yer Didim

Didimli Yönetmenden Kaçış’ı BARAKA’DA Anlattı

Geçtiğimiz yıl  4 kişilik kadro ve 10 kişilik teknik ekiple Didim Belediyesi Tavşanburnu Orman kampından Yunanistan’a geçmeye çalışan bir ailenin yaşadıklarının anlatıldığı kısa film  montajı ve seslendirilmesinin ardından yarışmalarda gösterime gönderildi.

Kıs Metrajlı Filmler için açılan yarışmalarda dereceye girmesi beklenen film henüz yarışmalara katıldığı için gösterime girmedi, önümüzdeki günlerde yarışma sonuçları açıklandıktan sonra filmin Didim’de de gösterilmesi bekleniyor..

4 gün boyunca gece gündüz çeşitli sahnelerin çekildiği filmi Didimli yönetmen Barış Gördağ  çekti.

Kendisi halen İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölümünde okuyan Gördağ Bitirme projesi olarak hazırladığı filmde Didim’de yaşanan göç hikayelerini duyduktan sonra karar verdiğini söyledi.

Kendisi Didim Yalıköy Mahallesinde yetişen ve çocukluğunda Orman Kampını oyun alanı olarak kullanan Barış Gördağ’ın ailesi hala Didim’de ikamet ediyor. Kampın bir film platosu gibi olduğunu dolayısıyla fazla uğraşmadan burada çekimler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Yasadışı yollarla Yunanistan’a geçmek isteyen Suriyeli çiftin başından geçenleri anlatılan filimde kendilerine yardım eden Kamp Bekçisi ve onun kızının hikayesi olan iki ana karakterin olduğu 4 kişilik oyunca kadrosuyla ve 10 kişilik teknik ekiple birlikte çekimlerin sonuna gelindi.

Daha sonra montajı yapılacak olan film için Kültür Bakanlığına müracaat ettiklerini projeleri kabul edilmesi halinde bu filme yapım desteği verilebileceğini belirtti projesinin kendisin ilk yönetmenlik denemesi olduğunu söyledi.

 

Yurtiçi  ve Yurtdışı festivallerde Eniyi Film ve En İyi Yönetmen ödülü aldığını Azad isimli kısa filmde reji ekibinin içinde yeralan  kısa süre önce biten uzun metraj Damatlar Koğuşu filminde de reji ekibinde olan ve  23 yaşında olan Barış Gördağ’ın yönetmen olarak çektiği bir de klipi var.

Yayınlandığı yer Didim

DİDİM’İN ZEYTİNYAĞLI YEMEKLERİ BİR KEZ DAHA AKADEMİK DEĞER BULDU

Adnan Menderes Üniversitesi, Didim Meslek Yüksekokulu, Seyahat Turizm ve Eğlence Hizmetleri Bölümü Öğretim Görevlisi Aytekin Kalkan ve Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Turizm Fakültesi, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümünden  Yrd. Doç. Dr. Osman Çulha’nın  saha araştırması yaparak elde ettikleri verilerle ve tariflerle elde ettikleri makaleleri akademik değerde bulunarak  "The Journal of Academic Social Science" dergisinin Eylül 2017 sayısında yayınlandı.

Rumeli Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Eski Başkanı Muharrem Bilgin ve Emekli Tevfik Gönül,  Ev Hanımı Gül Gönül, Binnaz Doğan,  Ayşe Gönül,  Hayriye Çarıkçı,  Emine Kamacı ve  Serbest Meslek sahibi  Hasan Çarıkçı ile Emekli Öğretmen Nuray Zübeyde ile görüşülerek hazırlanan makale dergide 35 sayfa yer almış.

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Turizm Fakültesi, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümünden  Yard. Doç. Dr. Osman Çulha  çalışmalarının akademik değer görmesinden dolayı mutlu olduğunu  Çalışma sonuçlarının gelecekte benzer nitelikte yapacağınız çalışmalara ışık tutması dilediğini belirtti ve “18-20 Mayıs 2017 tarihlerinde Antalya'da 2. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu'nda sunumu gerçekleştirilen "Ölmez Ağacın" Ölümsüz Lezzetleri: Didim'de Zeytin ve Zeytinyağından Hazırlanan Yöresel Yiyecekler isimli çalışmamızın tam metni uluslararası dergi  "The Journal of Academic Social Science" tarafından yayımlanmaya uygun bulunmuştur” dedi.

Derginin 252 ile 286. Sayfalarında yer alan makalenin başlığı “Ölmez Ağacın” Ölümsüz Lezzetleri: Didim’de Zeytin Ve Zeytinyağından Hazırlanan Yöresel Yiyecekler” makaledeki konuların özeti ve  saha çalışması ile ilgili bilgiler ise şöyle;

Rakip turizm kentleri ile kıyaslandığında, Türkiye’nin turizm kentlerinden biri olan Didim, turizmde hak ettiği ilgiyi görememektedir. Didim’de deniz, kum, güneş ve tarihi çekiciliklere ek olarak, Akdeniz üçlüsünden biri olarak kabul edilen ve kültürel izleri tarihöncesi çağlardan başlayıp günümüze kadar uzanan zeytin ve yağından hazırlanan yöresel yiyecekler ön plana çıkartılarak, yöresel yiyeceğin ekonomik, kültürel, sosyal ve çevresel faydalarından yararlanılabilir. Bunun için öncelikle zeytin ve zeytinyağından hazırlanan yöresel yiyeceklerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı Didim’de zeytin ve zeytinyağından hazırlanan yöresel yiyecekleri belirlemektir. Bu amacı gerçekleştirmek için Didim’e Balkanlar’dan gelerek yerleşen yöre sakinlerden veriler, nitel veri toplama tekniklerinden yararlanarak toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, yöre sakinlerinin mutfak kültürünün ana unsurunu zeytinyağı oluşturduğunu ve çorbalar, salatalar, ot kavurmaları, hamur işleri, ana yemekler, tatlılar ve mezeler  Alanya Alaaddin Keykubad Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen II. Uluslararası Sosyal Bilimler Sempozyumu'nda sunulmuştur.”

Yard. Doç Osman Çulha makale ile ilgli olarak son olarak; “ “Ölmez Ağacın” Ölümsüz Lezzetleri: Didim’de Zeytin ve Zeytinyağından Hazırlanan Yöresel Yiyecekler The Journal of Academic Social Science Yıl: 5, Sayı: 52, Eylül 2017, s. 252-286 253 gibi birçok yemeğin zeytinyağı ile hazırlandığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, destinasyon imajını geliştirmek isteyen yöneticilere fayda sağlayacaktır” dedi.

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 13 Eylül 2017 16:39

Kreş’te Hazırlıklar Tamam

Kreş’te Hazırlıklar Tamam

Didim Belediyesinin Kadın Emeği Değerlendirme Atölyesi ile birlikte yapımı tamamlanan ve iç tefrişatı ve hukuki durumu netleşen Kreş yönetmeliği  ve katkı payı konusunda Belediye Meclis kararları da oy birliği ile alınan kreş 18 Eylül günü tüm okullar ile birlikte başlıyor.

Didim Belediye Meclisinin 11 Eylül günü yapılan ikinci oturumunda aylık ücretinin 500 TL olarak belirlendiği kreş ve gündüz bakım evi en çok  80 öğrenci kapasiteli olacak.

Konuyla ilgili bir basın bildirisi yayınlayan Didim Belediyesi kreşle ilgili şu bilgileri paylaştı;  “Bölgenin en çok saygı duyulan ve tüm paydaşlarının değer verip özen gösterdiği bir Kreş ve Gündüz Bakımevi olmak” vizyonuyla yola çıkan Didim Belediyesi Kreş ve Gündüz Bakımevi hazırlıklarını tamamlayarak 18 Eylül 2017 Pazartesi günü Milli Eğitim Bakanlığı okulları ile birlikte Eğitim ve Öğretim hayatına başlayacaktır.
Başta büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde ailesine ve milletine bağlı, değerlerine sahip çıkan, kendini ve etrafını tanıyan, ne yapacağını bilen, kendini ifade edebilen, düşüncelerini paylaşabilen, karar vermeyi öğrenen, fikir ve projelerini sunabilen, güçlü bir kişiliğe sahip sağlıklı bireyler olarak yetişkinliğe ulaşmalarını amaçlayan bir misyonun sıkı takipçisi olacaktır” denildi.

Açıklamanın son bölümünde ise okulun bazı özellikleri şöyle anlatıldı; “Özenle oluşturulan sınıflar, son teknik mutfak araçları, çocukların dünyasını geliştirecek oyuncaklar ile Didim’de örnek bir Anaokulu olarak tam gün eğitim verecektir ayrıca; zorunlu anasınıfı çağındaki 54- 66 aylık çocuklar için özel sınıf oluşturulmuştur.

Her on çocuğa bir öğretmen düşecek şekilde sınıflar düzenlenerek, aşçılık diplomalı mutfak personelimiz ve uzman temizlik ekibi ile çocuğa saygılı, güler yüzlü kadrosuyla kayıtlarına devam etmektedir.”

 

Yayınlandığı yer Didim

HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ;BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

*ONLAR BİR ARAYA GELDİYSE EĞER...​VARSAYA­LIM Kİ AY­LAR­DAN RA­MA­ZAN...​ONLAR BAŞ­LA­YIN­CA SÖZE... ÜSTELİK DE GÜL­DÜ­RE, DÜ­ŞÜN­DÜ­RE; KİMDE KALIR Kİ CAN ?...

İŞTE YİNE ÖYLE BİR ANDA HACİVAT’LA KA­RA­GÖZ; BU KEZ BU­LUŞ­TU­LAR 12 EYLÜL ANI­SI­NA…

Ha­ci­vat (H): A benim Ka­ra­gö­züm na­sıl­sın?...

Ka­ra­göz(K): Senin de ço­cu­ğun asıl­sın…

H: Ka­ra­gö­züm ne di­yor­sun böyle ?... Ra­ma­zan üstü ya­kı­şır mı bu söz­ler sana ?..

K: Her 12 Eylül’de ağ­lı­yor bin­ler­ce ana… Bir de di­yor­sun ki ya­kı­şır mı bu söz­ler ?... Bil­mez misin ki her 12 Eylül’de ci­ğe­rim sız­lar…

H: Ne olmuş Eylül’ün 12’siyse ?... Biz­ler du­acı­yız ka­za­sız, be­la­sız at­la­ta­lım her 11 Eylül’ü diye…

K: Ha­ci­cav­cav yine beni an­la­maz­dan ge­lir­sin, ben ağ­lar­ken sen gü­ler­sin ?...

H: Neden ağ­lar­sın be Ka­ra­gö­züm ?... Nedir se­sin­de­ki bu hüzün ?...

K: Ah be Ha­ci­vat; ne tez unut­tun… Hal­bu­ki o gün­ler­de sen de biz­ler­le saf tut­tun… Demek ki sen biz­le­ri uyut­tun, şimdi umur­sa­mı­yor­sun 12 Eylül’ü… Ba­şı­mı­za ke­sil­din 11 Eylül bül­bü­lü…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; o gün­ler ge­ri­de kaldı, in­san­lık çoook başka yer­le­re yol aldı…


K:Ame­ri­kan em­per­ya­liz­mi­ne di­re­nin diyen sen; oldun Ame­ri­kan uşağı… Elin­de çelik ka­şa­ğı; de­ri­mi yü­zen­ler­den ya­na­sın… Umu­run­da bile değil; benim içim oluk, oluk ka­na­sın…

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; kaldı mı artık en­di­şe, korku Ame­ri­kan ege­men­li­ğin­den ?... Aç gö­zü­nü de bak; bugün Mao’nun Pekin’inde, Lenin’in Mos­ko­va’sında bile Cola içi­li­yor… Da­ra­cık blue-je­an’li Rus kız­la­rı, er­kek­ler için özel se­çi­li­yor…Ko­mü­nist dü­ze­nin üret­ken ka­dı­nı, üre­ti­len de­ğe­re dö­nüş­tü…Senin Trab­zon uşak­la­rı;“Na­ta­şa” aş­kıy­la ya­ta­ğa düştü…Bütün bun­lar niye mi ?...

K: Hah işte; dur ba­ka­lım orada… Baş­la­ma yine “Yeni Dünya Dü­ze­ni; Kü­re­sel­leş­me” ma­sa­lı­na… Bil­mek­te­yim ben de, olsam da bu kadar cahil; 12 Eylül 1980 bu baş­lan­gıç için ilk delil… Ondan sonra atıl­dı “kü­re­sel­leş­me” diye bir kav­ram or­ta­ya, bir za­man­lar Ame­ri­kan ege­men­li­ği­ne di­re­nen senin Alt­mış­se­kiz­li­ler; teker, teker ta­kıl­dı bu ol­ta­ya..

H: Aman Ka­ra­gö­züm ne de­mek­te­sin?... Biz ay­dın­la­rın hak­kı­nı ye­mek­te­sin?...

K: Ben hak yemem Ha­ci­vat… Ye­di­ğim kuru soğan, es­va­bım bir kat… De­ği­lim de senin gibi avu­kat; kü­re­sel­leş­me ya­la­nı için…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; dur ben sana an­la­ta­yım kü­re­sel­leş­me­yi…

K: Bırak Ha­ci­vat Çe­le­bi; temiz ka­lan­la­ra el­leş­me­yi…

H: Aman Ka­ra­gö­züm neler de­mek­te­sin ?... Yeni Dünya Dü­ze­ni’ni yan­lış bel­le­mek­te­sin…

K: Sen de en ve­rim­li tar­la­la­rı bel­le­mek­te­sin; ır­ga­ta da kal­mak­ta çorak top­rak…

H: Dinle Ka­ra­gö­züm an­la­ta­yım sana doğ­ru­su­nu; ku­rut­ma mu­hab­bet ku­yu­su­nu… Sen yan­lış bil­mek­te­sin…

K: Ah be Ha­ci­vat; beni hep cahil bul­mak­ta­sın… Sen biraz sus, biraz da ben an­la­ta­yım şu kü­re­sel­leş­me­nin an­la­mı­nı; or­ta­ya dö­ke­yim senin ya­la­nı­nı… So­rar­san şu kü­re­sel­leş­me­nin an­la­mı­nı; say ki ge­ze­ge­ni­miz Dünya, tek bir ülke… Söy­le­nen­se koca bir yalan ezi­len halka… Tas­ta­mam­dır; sı­nır­la­rın kalk­ma­sı demek… Böy­le­ce ko­lay­ca sö­mü­rül­sün diye emek… Kuş­ku­suz sı­nır­lar kalk­tı; ama kim­le­re?... Yüz­ler­ce yıl­dır, utan­ma­dan Dün­ya­mız’ı ke­mi­ren­le­re…

H: Dinle beni bir yol Ka­ra­gö­züm, as­ma­da bı­rak­ma­dın üzüm…

K: O benin işim değil; varı, yoğu sö­mür­mek sizin işi­niz… Daha yeni kı­rıl­dı di­şi­niz… Ben gi­bi­le­re ge­lin­ce; değil ül­ke­nin sı­nır­la­rı­nı aşmak, evi­mi­zin du­var­la­rın­dan dı­şa­rı­ya ta­şa­mı­yo­ruz… Ra­ma­zan gel­me­den, zam­la­rı geldi… Den­ge­si bo­zu­lan yok­sul halk; ağ­la­mak­tan­sa saf, saf güldü…

H: Aman be Ka­ra­gö­züm; kü­re­sel­leş­me mi neden oldu bu zam­la­ra ?...​Bil­mi­yor musun bu yaz yine geldi ül­ke­ye “kü­re­sel ısın­ma”?...


K: Ön­ce­le­ri de “bu kış ül­ke­ye ko­mü­nizm ge­lecek” diye halkı uyut­tu­nuz, şimdi de her sorun için “kü­re­sel ısın­ma”yı suçlu bul­du­nuz…Biz­le­ri de iyice ahmak bil­di­niz…

H: Söy­le­me böyle Ka­ra­gö­züm; bu kadar da sal­dır­ma, her duy­du­ğu­na al­dır­ma… 1980’ler­den bu yana; çağ at­la­mak­ta­dır Tür­ki­ye…

K: 21. yüz­yıl­dan, 6.yüz­yı­la mı ?... İki ile­ri-bir geri, meh­ter adımı gibi… Meh­ter bile hiç de­ğil­se bir adım öne yürür, sizin at­la­dı­ğı­nız çağda; her şey çürür…

H: Aman Ka­ra­gö­züm; sen ne de­mek­te­sin ?... Yoksa bu Ra­ma­zan da oruç mu ye­mek­te­sin?...


K: Bu­lur­sam bir dilim ek­mek­le, bir baş soğan, hele bir de içecek bir yudum su… Ba­ka­rım çev­re­me; var mı baş­ka­la­rın­da açlık kor­ku­su ?... Diz de çök­mem kim­se­nin sof­ra­sı­na; Tür­kü­sü’nü çı­ğır­mam onun, çünkü bin­mem ki ara­ba­sı­na…

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; sen iyice aymaz ol­muş­sun, kim­se­le­ri say­maz ol­muş­sun… El, etek öp­mek­le dudak aşın­maz, tır­nak ol­ma­yın­ca sırt ka­şın­maz…

K: Sen değil miy­din bize; “zin­cir­le­ri­niz­den başka kay­be­decek ne­yi­niz var?” diyen ?... Zin­cir­le­ri­mi yi­tir­me­dim henüz ama; yi­tir­dim genç­le­ri­mi, umut­la­rı­mı, on­la­rın ya­şa­ya­ma­dı­ğı güzel ya­rın­la­rı…Üs­te­lik hiç de doy­mu­yor be­be­le­ri­min ka­rın­la­rı…

H: Aç gö­zü­nü be Ka­ra­gö­züm, di­lim­de tü­ken­di sözüm; Mark­sizm değil, artık Ma­ki­ave­lizm genel ilke… Dil­le­ri­ne do­la­dı bu söz­le­ri, kır­sal kö­ken­li kal­dı­rım sür­tük­le­ri bile; “ba­şa­rı­ya giden her yol mübah”… Sense arı­yor­sun bende bir günah… Senin an­la­ya­ca­ğın şim­di­ler­de her şey sa­tı­lık… Ne­re­de­e­ee yarin ya­na­ğın­dan gay­rı­sı­nı hal­kıy­la pay­la­şa­cak alık ?...


K: Aman Ha­ci­vat Çe­le­bi; sen ko­mü­nist­li­ği iyi bi­lir­din, şimdi neler de­mek­te­sin ?... Yoksa sen de mi oldun liboş?...

H: Ne söy­ler­sen söyle be Ka­ra­gö­züm; böyle gön­lüm daha bir hoş…

K: Aman Ha­ci­vat Çe­le­bi; sen iyi­ce­si­ne ol­muş­sun sar­hoş… Demek ki sen de oldun liboş; li­boş­lar­la bir­li­ke­sin?...​Ayağı yalın, donu ya­ma­lı Ana­do­lu hal­kı­na li­be­ral libas biç­mek­te­sin ?...

H: Ah be Ka­ra­gö­züm; oldum olası kalın ka­fa­lı­sın, hal­kın için ta­sa­lı­sın… Ama bo­şu­na yan­mak­ta­sın, on­la­rın keyfi gıcır, karnı tok, sırtı pek… Bul­du­lar mı o gün yemek; “bir gün­lük bey­lik, bey­lik­tir” di­ye­rek al­dır­maz­lar… Senin gibi yeni dü­ze­ne sal­dır­maz­lar…

K: De­se­ne Ha­ci­cav­cav; hal­kı­mız tap­ta­ze av kü­re­sel ca­na­var­la­ra… Ağız­la­ra bir par­mak bal; “işte öz­gür­lük, de­mok­ra­si, li­be­ra­lizm budur” ne is­ter­sen al…

H: Unut artık seni üzeni… An­la­ma­ya çalış bu yeni dü­ze­ni…

K: Ne dü­ze­ni ?... Demek bunun için­di; 12 Eylül dü­me­ni ?...

H: İşine ge­lir­se Ka­ra­gö­züm; bun­dan sonra dümen, ah, şey, düzen böyle… Varsa sende akıl, sen de bize takıl… Nedir bu böyle; hep itil, kakıl?... Ası­la­na ağ­la­mak­tan­sa; ka­sı­la­na bağ­la­nı­rım… Met­hi­ye­ler dü­ze­rek, çö­ke­rim sof­ra­sı­na; do­yu­ru­rum kar­nı­mı, gö­bek­le­nir yağ­la­nı­rım…


K: Aman Ha­ci­cav­cav des­tur; sen ben­den uzak dur… Sö­mür­gen­le­rin ar­tık­la­rıy­la yağ­lan­mak­tan­sa; her 12 Eylül’de, ül­ke­min ba­şı­na ge­len­le­re kor ateş­ler­de yanar, dağ­la­nı­rım… Bunca söze kar­şın; işte bu­ra­da met­rey­le, arşın… Her­ke­sin usu ba­şın­da; gel­me­den yol ay­rı­mı­na iyice ölç-biç, dü­şün-ta­şın…


Bugün 12 Eylül dedik, öf­ke­mi­zi taş­lar­da bi­le­me­dik, belki had­di­mi­zi de bi­le­me­dik, belki sürç-i lisan ettik, af ola, bi­zim­ki­ler de Ka­ra­göz'ün söz­le­ri gibi gaf ola… Gü­le­lim acı­na­cak ha­li­mi­ze; ba­ka­lım so­nuç­ta ne ge­çecek eli­mi­ze ?...

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Çarşamba, 13 Eylül 2017 08:01

Tarım çiftçi Pazar üçgeni

Tarım çiftçi Pazar üçgeni

Keşke bir bakan da zeytinin bol olduğu yerden olsaydı. Şanlıurfalı Fakıbaba, tarım arazilerini korumaya aldığını söylemiş. Ne kadar güzel bu sözler. Keşke bunu yıllar önce söylemiş olsaydı ve ülkenin yaşamakta olduğu tarım arazilerinin yok oluşuna seyirci kalmazdık. Sayın Bakan, bu sözleriyle Urfa’daki tarımsal alanları korumaya aldığını açıkça ifade ediyor.  Buralarda betonlaşmaya asla izin vermeyeceğim diyor. Hatta bundan sonra erkek olan yolsuzluk yapsın diyor.

Benim bir önerim olacak. Bakan sayısını arttıralım. Her ilden bir vekil ilinden sorumlu devlet bakanı olsun. Kura sonucu bu göreve atanan ilinden sorumlu devlet bakanı, memleketindeki sorunları çözerek, hiç olmazsa o bölgenin gelişiminde destek sağlamış olur. Yıllarca beyaz et sektörünün en büyük payına sahip olan illerden biri olan Bolu, bu sayede eski hüviyetine yeniden kavuşur. Patatesin üretim yeri illerden olan Adapazarı, Niğde, Bolu ve Aydın yöreleri, eski köhnemiş genetiği değişmiş organizmalı yabancı tohumlardan arınarak yerine eski kaliteli patatesi nasıl da getirirlerdi. Memleketimin kendi mis gibi buğdayının üretim noktası olan Konya ovası, yeniden üretime geçerek, buğdayına kavuşur, el aleme dolar bazında paralarımızı saçarak, buğday ithal etmezdik. Memleketimizin hayvanlarının bir numaralı yiyeceği olan yonca ve arpa, bu bakanlık sayesinde kendi ürününü kendisi üreten bir şehir olurdu. Kesimlik hayvanlarımız artar, bu sayede üretimin artmasına eşdeğer, fiyatlar geri çekilir, fakir fukaranın et yemesini sağlardık.

Memleketin taşı toprağı ormanlarla kaplıyken, her geçen yıl yitirdiğimiz ormanlarımıza içimiz yanıyor. Özellikle çıkarılan yangınlarla betonlaşan turizm bölgelerimizdeki acı hepimizi yaralıyor. Başka bir sorun ise, ormanların kesilip, katledilip yerlerine başka alanlar açılması konusu. Memleketimizin özellikle Ege bölgesinin sahil şeridinde, işe yaramaz ve erken yanmaya müsait olan kızıl çamlarla ve fundalıklarla dolu. Buraların temizlenerek, hatta aradaki yanan, kıraç hale gelmiş, yok olmuş kısımlar, zeytin ağaçlarıyla yenilenerek yeni bir güzellik katılabilir. Ama bunu yapacak zihniyet henüz oluşmuş değil. Bunun yanında bu bölgenin geçim kaynağı olan ve insan enerjisine katkı sağlayan badem ağaçları ekilerek, mevsimlik işçilerle bakımı sağlansa, yeni bir istihdam oluşacak, bu sayede devletin kasasına yeni para girişi olacaktır. Biz alışmışız birilerinden yardım gelecek, biz üretmeyeceğiz, tüketici toplum olacağız. Nasıl olsa yeşil renkliler deste deste geliyor dışarıdan.

 

Memleketimizin üç tarafı deniz olan coğrafyamızda ne balık kaldı, ne de denizcilik. Bir kalan turizmdi onu da yok etmeye azmettik. Memleketimizin her bir yanı tarım arazisiydi. Bunları da tarımı yok ederek büyük başarı kazandık. Bizim kendimize yaptığımızı dünya toplansa bize yapamazdı. Biz başardık. Birlikte yürümeye devam ediyoruz bu yollarda.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Çarşamba, 13 Eylül 2017 07:56

PROF.​DR. YUSUF NERGİZ VE DİDİM SEVGİSİ

Musa DİNÇ / Sağ­lık İle­ti­şim Uz­ma­nı, YAZAR

mu­sa-din­c@​hot­ma­il.​com

 

Yayınlandığı yer Musa Dinç