21 Eylül 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Çarşamba, 31 Mayıs 2017 15:05

İNŞAAT YASAĞI BUGÜN BAŞLADI

İNŞAAT YASAĞI BUGÜN BAŞLADI

Turizm sezonundaki kötü gidiş etkenleri ve hava muhalefeti dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığının genelgesi kapsamında her yıl uygulanan İnşaat yasağıyla ilgili olarak Didim’de 1. 2. ve 3. bölge olarak planlanan yerler belli oldu.

Konuyla ilgili olarak Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay  15 Mayıs tarihinde başlaması gereken yasağı bu güne kadar kendi inisiyatifleriyle uzattıklarını ancak daha fazla uzatmanın olmayacağını yasağın 1 Haziran 2017  itibariyle başladığını belirtti     1. bölge olarak adlandırılan turistik tesislerin ve otellerin olduğu yerlerde inşaatın yapılamayacağını ifade ederek “Altınkum birinci bölgeye giriyor; Akbük’te de sahil kısmı birinci bölgeye giriyor. Diğer yani yolun üst kısımları 2. bölgeye giriyor. İlçemizde ise Efeler Mahallesinin üst tarafı ile Sağ-Tur’un iç kısımları 3. bölgeye giriyor, diğer yerler 2. bölge içinde kalıyor” dedi.

Atabay yaptığı açıklamada “Didim’de inşaat sektörü ve turizm sektörü birbirini destekleyerek gitmektedir. Bakanlığın  talimatına rağmen,  inşaat sektörünün talebi üzerine ve turizm sezonundaki aksaklıklar nedeniyle zaten 15 gün geç başlattığımız yasakla ilgili sektörden anlayış bekliyor ve kurallara uyacaklarına inanıyorum” dedi.

‘PARA CEZASI UYGULANACAK’

 

Bölgelerin krokisinin belediyeden görülebileceğini  belirten atabay yasağın kapsamını da şöyle anlattı; “1. Bölgede kesin sessizlik gerekiyor, hiçbir şekilde inşaat çalışması yapılmayacak.  İkinci bölgede küçük tadilatlar ve inşaat içinde çalışmalar sessiz şekilde yapılabilecek. Bu bölgede çalışmalar saat 09:00 ila 17:00 arasında yapılabilecek. Ancak gürültü konusunda kesin tavizsiz denetimler yapacağız. 3. Bölge yerleşim yerlerine uzak gürültünün olabildiğince az olması kaydıyla inşaat çalışması yürütülebilecek. Uygulamalarımızda ilk önce uyarı ve durdurma eğer devam etmesi durumunda idari  ve para cezaları uygulayacağız. 15 gün geç başlayan yasağa rağmen bitiş günü olarak 15 Ekim’i uzatmayacağız ya da erkene çekmeyeceğiz” dedi.

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 31 Mayıs 2017 15:05

TALES BULUŞMASININ ETKİLERİ DEVAM EDİYOR

TALES BULUŞMASININ ETKİLERİ DEVAM EDİYOR

2. Tales buluşmasına katılan gazeteciler gözlemlerini yazmaya başladılar. Didim Belediyesinin aavetlisi olarak Didim’e gelen gazeteciler Didim’den övgüyle bahseden yazıları ve haberlerini hafta başından beri kendi köşelerinde ve gazetelerde okurlarına duyuruyorlar.

Evrensel Gazetesi, NTV Haber Programı, Haber Türk Gazetesi ve bir çok Turizm Dergisinde adından bahsedilen 2. Tales buluşması Didim’de  bu sene yapılan ve ulusal ve uluslararası  basın yayın organlarında Didim’in adından bahsettiren 2. Büyük etkinlik oldu.

27 Mayıs günü gerçekleşen etkinlik köşe yazarlarından Yalçın Bayer, Demekki Yapılabiliyormuş” başlığıyla yazdığı köşe yazısında Didim’de buluşmanın başarısından bahsediyor ve gözlemlerini paylaşıyor. Bayer yazısını Enseyi Karatmayalım, diye bitirerek, umut vadeden bir buluşma olduğunu belirtiyor.

Yine Köşe Yazarlarından Yazgülü Aldoğan Karpuz Festivali Değil Felsefe Buluşması başlıklı yazısında Buluşmanın festival havasında geçtiği belirterek Didim’in tarihi ve Turistik dokusunun mutlaka gezilmesi gerektiği belirterek tavsiyelerde bulunmuş.

Yerel ve Bölgesel gazetelerin buluşmayı takip eden sayılarında Didim’den bahsedilirken, Beyaz Gazete, Evrensel, Hürriyet Gazetesi haber olarak Didim’den bahsederken,  NTV Televizyonu ana Haber Kuşağında Tales Buluşmasından övgüyle bahsetti.

Önümüzdeki günlerde aylık ya da haftalık çıkacak olan bir çok yayın organında ve Turizm Dergilerinde Didim’den ve Tales Buluşmasından bahsedilmesi bekleniyor.

 

 

 

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Çarşamba, 31 Mayıs 2017 15:04

DİDİMLİLER İFTARDA BULUŞUYOR

DİDİMLİLER İFTARDA BULUŞUYOR

Didim Belediyesi ve Aydın Büyük Şehir Belediyesi ramazan ayı boyunca  çeşitli noktalarda iftar programları devam ediyor.

Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Didim Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği iftarda toplu yemek yeme etkinliğinde bugün Balat ve Akköy Mahallerinde devam edecek.

Cumhuriyet Meydanında 800 kişilik organizasyonla önceki gün dağıtılan yemeğe Aydın Büyükşehir Belediyesi Ayni ve Nakdi Yardımlar Şube Müdürü Refik Taşkır da,  Belediye Başkanı Deniz Atabay ile birlikte yemek dağıtımına eşlik etti. . İftar saati gelmesiyle birlikte ortak edilen duanın ardından iftar yemeğini Didimlilerle birlikte yiyen Atabay ve  Taşkır,  Didim Belediyesi, Büyük şehirle birlikte merkeze uzak bazı mahallelerde de ayrıca program yapacaklarını, Ramazan ayının dostluk ve kardeşliği pekiştirecek bir ay olması dolayısıyla herkese hayırlı olmasını” dilediler.

Başkan Deniz Atabay, bu organizasyonun yalnızca ihtiyaç sahiplerine yönelik olmadığını varsılı yoksulu herkesin, hep birlikte dayanışma ve hoşgörü içinde sofrayı paylaşması anlamına geldiğini belirtti .

Bu hafta sonuna kadar devam edecek programa  göre yarın (2 Haziran 2017) Akyeniköy’de, 3 Haziran 2017 günü  Yalıköy ve Denizköy’de, 4 Haziran 2017’de de  Akbük’te devam edilecek.

 

Aydın Büyükşehir Belediyesi Ramazan ayında 30 gün boyunca 17 ilçe ve çeşitli mahallelerde toplam 469 noktada iftar sofraları kuracak.

Yayınlandığı yer Didim

Dikkat (!) “ZEYTİN SAHALARI TEHDİT ALTINDA”

Zeytin sahaları Didim’inde içinde bulunduğu  zeytin ekili alanların imara açılması, daha önce 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılatılması Hakkında Kanun, 3621 sayılı kıyı kanunu,  ve 4342 sayılı Mera  Kanunlarla  korumaya alınan bölgelerde, zirai amaçlı fabrika benzeri yapılaşmanın bile mevcut arazinin %10’unu bakanlık izniyle bile geçemeyeceği yasasına rağmen hazırlanan  KHK ile  bu durumun düzenlenmesi ve kıyılar ve meraların imara açılmaya hazırlanması ile ilgli olarak TEMA vakfı görüş yayınlayarak bunun tehlikeli bir gelişme olduğunu belirtti.

“Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüzölçümünün yüzde %56’sını oluşturan mera ve çayır alanları, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek %19’a gerilemiştir” bilgisinin ve “Mera alanlarındaki bu ciddi gerileme, söz konusu tasarı ile çok daha artacaktır” Görüşünün paylaşıldığı rapor büyük bir tehlikeden bahsediyor.

TEMA Sözcülüğünden yapılan açıklamada   “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gelen yeni bir kanun tasarısı ile 24 adet kanunda ve 2 adet kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılması öngörülmektedir. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılatılması Hakkında Kanun, 4342 sayılı Mera Kanunu ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nda yapılacak değişikliklerin, başta gıda güvenliğimiz olmak üzere, çevre ve insan sağlığı, doğal hayat ve tarımsal üretimi ciddi derecede tehdit etmesinden endişe duymaktayız” denildi.

TEMA Vakfı konuyla ilgili görüşünü bir rapor haline getirdi ve ilgili makamlara ve Didim’inde içinde olduğu bu durum için Ziraat Odalarına ve Çevre kuruluşlarıyla paylaştı.  TEMA’nın hazırladığı raporda şu görüşlere yer verildi.

Zeytinlikler, meralar ve kıyılar tehdit altında

1) Zeytinlik sahanın tasarıdaki tanımına göre; bir dekar alanda 15 ağaçtan daha az ağacın bulunduğu sahalar, zeytinlik sahası dışında tutularak, Kanun’un zeytinlik alanlar için öngördüğü korumacılıktan mahrum bırakılmaktadır.

Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) açıklamasında da değinildiği üzere, ülkemizde geleneksel olarak daha önce kurulmuş zeytinliklerde bir dekar alandaki ağaç sayısı 10-12 arasında değişmektedir. Tasarı ile zeytinlik saha için 15 ağaç sınırı getirilmesi kadimden beri zeytinlik olan, yaşlı ağaçların bulunduğu sahalarda önemli sorunlara ve telafi edilemez tahribatlara yol açacaktır.

Tasarı, zeytinlik sahalarda her çeşit hayvan otlatılmasını yasaklarken, zeytin alanlarının yok edilmesine izin verilmesi çelişki oluşturmaktadır. Tasarıda “Yatırımları yapanların bu faaliyetlerini izin amacına uygun, çevre ve zeytinlik sahalarına zarar vermeyecek şekilde yürütmekle yükümlü olduğu” belirtilse de bu durum uygulamalarda çok farklı sonuçlanacaktır. Çünkü herhangi bir zeytinlik sahaya tesis yapılırken ağaçların korunması mümkün olmayacaktır.

2) Tasarıda yer alan en sorunlu düzenlemelerin, 3573 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişikliklerle ilgili olduğu görülmektedir.

i) Tasarıda zeytinyağı fabrikaları ile tarımsal işletmelerin yapımı ve işletilmesinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın (GTHB) iznine bağlı olması zorunluluğu devam etmektedir. Ancak "bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir" ifadesi sorunludur. Taslağa göre zeytinlikler Bakanlıklarca alınacak kararla kamu yararı güden tüm yatırımlara tahsis edilebilecektir. Taslağı hazırlayan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sadece tasarıyı kendi ilgi alanına giren endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, organize sanayi bölgeleri ve sanayi siteleri ile sınırlı da tutmamaktadır. Aksine “Bakanlıkların” denilerek kapsam daha da genişletilmektedir.

ii) Zeytinlik Sahaları Koruma Kurulu: Tasarıda zeytinlik sahası bulunan her ilde valinin başkanlığında dokuz kişiden oluşan zeytinlik sahaları koruma kurulu tanımı yer almaktadır.

Kurulun ziraat odaları ve ziraat fakültesi dışındaki üyeleri, Valinin emrinde yer alan çeşitli Bakanlıkların; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığının İl Müdürlükleridir. Kurulda bunlara ilave olarak Ziraat Fakültesi, Ziraat Odaları ve GTHB Araştırma Enstitüleri`nden birer üye yer almaktadır.

ZMO'nun 25.05.2017’de yaptığı açıklamasında dikkat çektiği gibi tasarıda bu kurulun dokuz kişiden oluşacağı belirtilmektedir. Ancak her ilde ziraat fakültesi olmadığından, bu kurula katılan sayısı yedi, sekiz kişi de olabilir. Ayrıca taslakta sadece araştırma enstitüsü ifadesi yer almaktadır. Ülkemizdeki bazı araştırma istasyonları doğrudan konuyla ilgili oldukları halde, kurulda yer alamayacaktır. Kurulda zeytin üreticisi ve onların kuruluşları ile çevre ve ekosistem ile ilgili gönüllü sivil toplum kuruluşlarının da yer alması, çevrenin korunması ve arazinin kullanımında “katılımcılık” esaslı temel düzenlemeler içeren 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3. ve 9. maddelerinin de gereğidir. Kurulların içinde yer alacak zeytincilikle ve toprakla ilgili çalışan kurumların bu doğrultuda genişletilmesi gerektiğine inanıyoruz.

iii) Tasarıda, zeytinlik sahaları koruma kurulunun görevleri hakkında da sakıncalı düzenlemeler yer almaktadır. Bu kurulun yetkisi, yatırım taleplerine ilişkin görüş bildirmekle sınırlandırılmaktadır. Görevleri arasında yatırım izinleri verilmesi yer almamaktadır. Tasarıda yatırım izinlerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verileceği, Bakanlığın bu yetkisini, gerektiğinde valiliklere devredebileceği öngörülmektedir. Bakanlığın, izin yetkisini valiliklere devretmesi durumunda, valilikler kendi başlarına izin verebilecektir. Kurulun yatırıma ilişkin görüşünün bağlayıcılığının bulunmamasının ve valiliklere bırakılacak yetki devrinin sorunlu olduğuna inanıyoruz.

Yasada, kurula ilişkin bir diğer sakıncalı durum ise kurula zeytinlik sahalarının geliştirilmesi, korunması, verimli kullanılmasına yönelik, inceleme, değerlendirme ve izleme yapılması görevi verilmesidir. Çünkü kurulda yer alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığının İl Müdürlükleri’nin zeytin ile ilgili hangi yetkinliklerinin bu görevin yerine getirilmesi için öngörüldüğü anlaşılmamaktadır.

Ayrıca tarım ithalatı içinde en yüksek kalemlerden birinin ham yağ ve yağlı tohumlar olduğu bilinmektedir. Zeytin alanlarının daraltılması bu kalemlere ilişkin ithalatın daha da artmasına sebep olacaktır.

3) Tasarının öne çıkan bir diğer sakıncalı hususu da meralarla ilgilidir. Tasarının 30. maddesinde, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan istisna maddelerine bir ek daha yapılması mera alanlarının daraltılmasına sebep olacaktır. Eklenen madde ile endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler ile yerleşim alanları içerisinde bulunan sanayi sitelerinin ve münferit sanayi işletmelerinin yerleşim yeri dışına çıkarılması ve gerekli arazi ihtiyacının karşılanması için meralar tahsis edilebilecektir.

Yem ithalatı, tarım ithalatında önemli kalemlerden biridir. Bu nedenle mera alanlarının daraltılması bir çelişki olarak görülmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında 44 milyon hektarla ülke yüzölçümünün yüzde %56’sını oluşturan mera ve çayır alanları, 2014 yılı verilerine göre 14,6 milyon hektara inerek %19’a gerilemiştir. Mera alanlarındaki bu ciddi gerileme, söz konusu tasarı ile çok daha artacaktır.

Ayrıca, tasarının 26. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nda da değişiklik yaparak, kıyılarda sağlık tesisleri ve endüstri bölgelerinin yapılmasının önünü açmaktadır. Bu durum ekolojik açıdan hassas ve değerli kıyı ekosistemlerinin tahrip edilmesine neden olacaktır.

Yukarıda belirttiğimiz sebeplerle, zeytincilik, meralar ve kıyılar başta olmak üzere, doğal varlıklarımızla ilgili düzenlemelerin "Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"ndan çıkarılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, karar vericileri tasarıyı, sürdürülebilir yaşam ilkesi çerçevesinde gözden geçirmeye davet ediyoruz.

3573 sayılı Kanun’un değişiklik yapılması planlanan maddeleri aşağıdadır.

1) 3573 sayılı Kanun, Madde 9 (mevcut hali)

“Dekar başına on beş ağaçtan fazla ve on ağaçtan aşağı olmamak üzere yabani zeytinlikleri aşılı bir hale getirmeyi taahhüt edenlere Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasınca, mevzuatı dairesinde ve kanunun 10, 28. maddeleri hükümlerine göre, ağaç başına bir liraya kadar kredi verilir.”

2) 3573 sayılı Kanun, Madde 20 (mevcut hali)

“Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.

Zeytinlik sahaları daraltılamaz. Ancak, belediye sınırları içinde bulunan zeytinlik sahalarının imar hudutları kapsamı içine alınması halinde altyapı ve sosyal tesisler dahil toplam yapılaşma, zeytinlik alanının % 10'unu geçemez. Bu sahalardaki zeytin ağaçlarının sökülmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının fenni gerekçeye dayalı iznine tabidir. Bu iznin verilmesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerinin ve mahallinde varsa ziraat odasının uygun görüşü alınır. Bu halde dahi kesin zaruret görülmeyen zeytin ağacı kesilemez ve sökülemez, İzinsiz kesenler veya sökenlerden ağaç başına ikimilyon liradan beşmilyon liraya kadar hafif para cezası alınır. Kesilen ve sökülen ağaçlar müsadere edilir.

Bu Kanunun yayımından önce zeytinlik alanlarına ilişkin kesinleşmiş imar planları geçerlidir.”

 

Yayınlandığı yer Didim

Ülkü Ocakları Muhtar Mehmet Emin Öztürk’e Emanet


Geçtiğimiz gün  yapılan bir törenle Didim Ülkü Ocakları Başkanlığı görevi    Muhtar Emin Öztürk’e devredildi.

Ülkü Ocakları binasında yapılan devir teslim töreni ile  3 senedir başkanlık görevini yürüten, yeni döenmde Aydın Ülkü Ocakları yönetimine giren  Mehmet Uçkaç , Aydın Ülkü Ocakları Başkanı Emre Özbey’in yürüttüğü devir törenle görevini devretti. .  Yapılan konuşmalarından sonra  Kuran ve Türk Bayrağı teslimi ve öpülmesi seremonisinin ardından  yeni Didim Ülkü Ocakları Başkanı Efeler Mahallesi muhtarlığı görevini de yürüten Mehmet Emin Öztürk oldu.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Salı, 30 Mayıs 2017 15:29

Randevunun Ardından

Randevunun Ardından

İkinci kez düzenlenen Tales buluşmasında klasik haber dışında gözlemlerimizi siz okurlarımızla paylaşalım.

Buluşma günü başlayan yağmur katılımcı sayısını %100 düşürdü, 2000 kadar olduğu tahmin edilen izleyici sayısı daha fazla sayıya ulaşabilirdi, görülen o ki sempozyum yerine geç saatlerde konseri dinlemeye gelenler vardı. Son saatlerde konseri dinlemeye gelenlerin gayet şık kıyafetlerle gelmeleri dikkat çekiciydi.

Programın saatinin geç başlaması sebebiyle ilk konuşma hakkı verilen Boğaziçi Üniversitesinden  Prof Dr Betül Tanbay’ın geçen sene Türkiye Matematik Derneği Başkanı iken artık Avrupa Matematik Derneği Başkanı olduğunu öğrenildi. Tanbay’ın çocuklarla diyaloğu bilim kadını olarak hassasiyetini gösterdi.

Kaymakam İskender Yönden toplanmanın ilk saatlerinde Milet’e gelerek Jandarma komutanı Gürhan Kabakçı ile güvenlik denetlemesi yaptılar.

Simultane çevirinin yapılacağı alanın anfinin içinde kalması kulaklıklara her iki sesinde gelmesine  neden oldu.

Buluşmanın en renkli isimleri Hindistan'dan Budizm'in ileri gelen temsilcilerinden Thupstan Paldan,  Konfüçyus Enstitüsü Eşbaşkanı  Prof Dr Liu Quiang oldu, her iki katılımcıdan  Budist Rahip Thupstan Paldan en çok ilgi çeken isim oldu.

Gösteri yapan folklor gurubunun içinde olan Belediye Başkanı Deniz Atabay’ın oğlu Ali Atabay’ın sempatik görüntüleri dikkat çeken başka bir durumdu.

Didim Sempozyumu görüntülemek için gelen ekibin Didimli gazetecilere saygısızlık etmesi ortamı kısa süreli gerdi.

Buluşma öncesi Didim Derneği tarafından düzenlenen zeka yarışmasına 4 kişilik ödül olmasına rağmen toplam katılımcının 4 kişi olduğu ve 2 kişinin doğru cevap gönderdiği öğrenildi.  Zeka yarışması sonuçları açıklanırken  ve belge töreni sırasında TURAD Başkanı Bahattin Yücel’in gergin davranışları DİTAB Başkanı Sevinç Karataş ve Başkan Atabay ile tartıştıkları gözlendi.

Konuşmacılara ayrılan sürelerin yetmemesi üzerine programı koordine eden ekibin küçük notlarla konuşmacıları uyardığı gözlendi.

Kocaeli Üniversitesinden Doç. Dr. Meriç Bilgiç’in hem son konuşmacı olması hem de anlatım dilinin akademik olması  seyircilerin dikkatinin dağılmasına sebep oldu. Doç. Bilgiç bu duruma tepki gösterse de konuşmasının sonunda kendisinin de itiraf ettiği gibi dinleyicilerin  tümünün felsefeci olmadığı anlaşıldı.

Didim’e davet edilen 10 kadar yaygın basın temsilcisi  gazeteci de sempozyumu dışardan izleyerek değerlendirmelerde bulundular ve  sempozyumun bitmesinin ardından ertesi gün, ulusal bir çok yayın organında 2. Tales Buluşması haberleri yayınlanmaya başlandı. Yerel gazeteciler de etkinlik bitene kadar haberlerini temsilcisi oldukları gazeteler anında yetiştirebilmek için  çaba sarf ettiler.

Didim Belediyesi tarafından su, çay kahve ve yiyecek ikramı katılımcılar tarafından tam not aldı. Ancak boş kapların özensiz olarak sağa sola bırakılması üzerine görülmeyen kahramanlar olarak hem Didim Belediyesi Kültür Servisi çalışanları hem de temizlik ekibi işin arka planındaki belediye personelinin aksaklık çıkmaması için gösterdikleri çaba gözlerden kaçmadı.

Aydın Başak Koleji Bi-bros Nefesli sazlar gurubu  geç saate kaldıkları için kızgın olsalar da güzel bir performans sergilediler.

Ve muhteşem Final etkinliklerde Lübnanlı Sanatçı Rima Kicheich ören yerindeki akustiği de kullanarak  verdiği konserle hem dinleyenleri mest etti, hem de buluşmanın “Müzik” kısmını hakkını vererek tamamladı.

Kaymakam İskender Yönden’in konuşmasında Didim için yaptığı tanımlama olan “Didim Rüştünü İspatlamıştır” tespitinin bu etkinlikle bir kez daha kanıtlanmış oldu.

 

Yayınlandığı yer Didim

GÖKDEMİR ÇAKIRBEYLİ PAZARINA İMRENDİ

Didim Ziraat Odası Başkanı Bahattin Gökdemir geçtiğimiz hafta sonu  gözlemlemek için gittiği Koçarlı Çakırbeyli Pazarının bir benzerinin Didim’de olmasını istiyor.

Gökdemir, pazarla ilgli gözlemlerini şöyle anlattı; “ Pazar günü üç arkadaş birlikte karar verdik Aydın ili Koçarlı ilçesi Çakırbeyli köy pazarına gitmeye Aydın Büyükşehir belediyesi tarafından kurulan pazarın ismini daha önce gazetelerden okumuştum. Çakırbeyli’ye girdiğimizde köy yerleşkesinde karşılıklı kahvehaneler arsında kurulmuş olan yerel halk tarafından sergilenen ürünlerin olduğu Pazar yerini gördük. Pazarda yerel köy halkının hazırladığı yerel otlardan hazırlanmış  yiyecekler ve doğal ağaçlardan yapılmış çocuk oyuncakları, kukla vs. kısacası bu pazarda doğal ne ararsan bulmak mümkün. Küçük bir yerleşim olan Çakırbeylide kahveler, karşılıklı çay bahçeleri, geleneksel kasap, berber, bakkal, ekmek fırını, esnaf iç içe geçmiş durumda. Bu şirin köyde herkes mutlu.

Çakırbeyli halk pazarını herkes görmeli. Pazarda satılanların tamamı organik. Çok çeşitli otlar ve otlardan yapılan yemekler ayrıca nohut mayasıyla yapılan köy ekmeği de satıyorlar. Bu ekmeğin Çakırbeyli yöresine ait olduğunu söylediler. Ev kadınları  Pazar yerinde tezgahlarında pişirip servis de ediyorlar. Bunun yanı sıra köy halkı kadınlar gerçek tam buğday unundan  ısırgan otlu börek ve gözleme çeşitleri de yapıyorlar.”

Gökdemir, Ramazan günü olmasa tadına bakmak istediğini söylediği yiyecekler için de “Tatlıları da unutmamak lazım bu Pazar da dediğim gibi yok yok. Cevizli, tahinli, bademli tatlıların birçok çeşidi Pazar yerinde bulmak mümkün. Peynir, tereyağı, çökelek çeşitlerini de unutmayalım. Gerçekten eşsiz ve doğal lezzetler. Bu ürünler azar azar kavanozlara konmuş ve muhafazalı kavanozların içinde satılıyor. Oldukça hijyenik. Ev yapımı makarna çeşitleri ve ev yapımı tarhanalar da bu pazarda. Etli keşkek Pazar yerinde sıcak olarak üzerine tereyağı ile birlikte servis ediliyor. Köy yumurtası, Zeytinyağlı yöresel yemekler yine bu pazarda. Yeşil sebze ve meyve de (salatalık, biber, domates) yerli tohumdan üretilerek bu pazarda satılıyor. Kısacası bu pazarda sadece köy halkı tezgah açmış ve kendi üretimi olan organik ve doğal ürünleri sağlıklı ve güvenli bir şekilde satışa sunmuşlardır. Pazar yerinde dışarıdan gelip de ticari amaçlı açılmış bir tezgâh göremezsiniz. İnşallah ilki gerçekleşen ve çok büyük bir örnek teşkil edeceğini düşündüğüm bu Pazar saflığını ve doğallığını kaybetmez ve böyle devam eder. Şunu da belirteyim biz üç arkadaş olarak gittik ikimiz niyetliydi birimiz niyetli değildi. Niyetli olmayan arkadaşımız bizim yerimize tezgâhlardaki ürünleri tattı ve her birine istisnasız harika bir lezzet dedi. Biz de dolayısıyla her tezgahtan ürün alarak evimize gittik akşam tattığımızda arkadaşımızın ne kadar haklı olduğunu gördük.” Dedi.

Gökdemir hafta sonunuzevk alarak geçirdiğini söylediği  pazar için; “ Aydın Büyükşehir Belediyesinin isabetli bir hizmet yapmış,   Didimlilerde Çakırbeyliye giderek bu doğal pazarı görme şansına sahip olurlar ve lezzetli yöresel ürünlerden alabilir ve orada sıcak sıcak yerinde tadabilirler. Böylelikle ailesiyle ve dostlarıyla harika bir Pazar geçirirler ve doğal Çakırbeyli pazarına destek de vermiş olur.

Ancak buna benzer pazarlar Didim’de de kurulabilir, Didim’in yakın mahallelerinde yerleşik olan ve tarımla ilgilenen onlarca çiftçi var. Ayrıca yeni yeni başlayan, hobi bahçeleri ve organik ürün kollektiflerinde yetişen ürünler bu pazarlarda aracısız olarak ve organik olmak şartıyla buralarda satılabilr” dedi.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Salı, 30 Mayıs 2017 15:26

ATIK ZEYTİNYAĞLAR SABUNA DÖNÜŞECEK

ATIK ZEYTİNYAĞLAR SABUNA DÖNÜŞECEK

Didim Mahir Özgür Damar İlköğretim Okulu çevreye saygılı projelerine bir yenisini ekledi.

Didim Belediyesi ile TEMA Vakfı Didim Temsilciliğinin ve  Mahir Özgür Damar İlköğretim Okulunun ortaklaşa yürüttüğü proje için okulda 5 Mayıs günü başlayan Atık Zeytinyağı toplama kampanyası devam ediyor.  Öğrencilerin evlerinde ve okula yakın esnafların işyerlerinde kızartmalık olarak kullandıkları zeytinyağları okulda toplanıp biriktirildikten sonra 5 Haziran Çevre Gününde okul bahçesinde düzenlenen bir etkinlikle sabun haline getirilecek.

 

Hem temiz bir çevre hem de öğrencilerin çevreyi koruma alışkanlıkları edinmesi amaçlanan projede yağlardan elde edilecek olan sabun atık yağları okula ulaştıran çocuklara dağıtılarak bir ürünün başka bir ürün haline geri dönüşümünü gösterecek olan bu proje için öğrenciler projenin başladığı günden beri yağları getirmeyi sürdürüyorlar.

Yayınlandığı yer Didim
Salı, 30 Mayıs 2017 15:26

ZER FİLMİ YÖNETMENİ DİDİM’DE

ZER FİLMİ YÖNETMENİ DİDİM’DE

Gösterime girdiği 21 Nisan 2017 gününden beri her  sinemada seyircisiyle buluşan Zer filmi yönetmeni Kazım Öz önceki gün  Didim Dicle Vizyon Sinemasında filmi Didimlilerle birlikte izledi.

, New York'ta yaşayan Jan'ın bir şarkıyı aramasının hikayesi. Jan şarkıyı aradıkça; görkemli bir coğrafya, özgün bir kültür, renkli karakterler ve bir katliamın izleri içinde bulur kendini. Yolculuk, babaannesi Zarife'nin bir ömürlük sırrını da açığa çıkarmasının hikayesi olan filim Kazım Öz’ün 8. Filmi .


Kültür Bakanlığı'ndan yapım desteği alan bir proje olan senaryosunu da Kazım Özün yazdığı filmde baş rolü Nik Xhelilaj oynuyor.   Öz’ün Fotoğraf, Uzak, Son Mevsim: Şavaklar, Fırtına ve Bir Varmış Bir Yokmuş filmlerine imza atan yönetmen ve senarist Kazım Öz'ün altıncı uzun metrajlı filmi.

Babaanne Zarife tedavi olmak için geldiği New York’ta hastane odasında torunu Jan için Kürtçe bir türkü mırıldanınca ve devamını getiremeden hayatını kaybedince müzik öğrencisi Jan bu parçanın peşine düşer. Tabii New York’ta babannesinden ve Türkiye’den bihaber yaşayan bir gencin bir parçanın peşinden gidişini tam hallice ve samimice resmedemiyor film. Ama Jan olayların içine çekildikçe ve babannesinin rüya diye anlattığı şeylerin kendi hayatı olduğunu anladıkça filmin dokusu da samimileşiyor. Babanne ve torun arasında birden filizlenen ve onları bir sırrın içine iten detaylar var.

Yönetmen Kazım Öz filmi şöyle anlatıyor; “ Dersim isyanı da tarihin sayfaları arasına sıkışıp kalmış acılı kimlik, ölüm ve sürgün hikayelerinden. Öz bunu yaşlı bir kadının hatıraları arasına yarım kalmış bir şarkı tadında sıkıştırıyor. O şarkının peşine düşen Jan acılı bir tarihin izinde babannesinin duygularına ulaşacak hale geliyor. Tabii kimliğine ve kendi özüne dair birçok bilgi de nar tanesi gibi ortaya saçılıyor. Bazı tanıklıklar belgesel tadında, bazı algılamalar masalsı ve gerçeküstü.

Bu babannenin yarım kalan hayatına adım atan, sevgilisinden ayrıldıktan sonra yalnız kalan ve hayatına bir anlam arayan Jan’ın öyküsü. Annesini New Yorklu hekimlere emanet eden, annesi ve geçmişiyle arasına koca bir çizgi çeken babanın durumuna da eleştiri getiriyor film. Jan’ın sevgilisinden ayrılma hikayesinin filmde çok anlamı yok ama üzerinde fazla durulmamış bir detay olarak kalıyor kıyıda köşede. Jan’ın bir Kürt kızıyla bakışmasının hayata geçmeyen utangaçlığı da bu arada derede kalmanın haline işaret ediyor gibi. Tüm bu detaylar filmin yoluna su taşıyor.

Filme adını veren halk türküsü Zer aşıkların kavuşamama hikayesi. Bu kavuşamama halini yaşamın içindeki ayrılıklara, kimliklere, saklı ve gizli kalmak zorunda kalmış yaşamlara bağlıyor Öz. Filmin politik bir yanı var ama daha çok yaşama, insan kalmaya yaslanıyor ve bu da hikayeyi daha hissedilir kılıyor.

Zer bir arayış ve yol hikayesi, dediğim gibi seyirciyi bu yolculuğa katacak bir film olmuş. Film  festivalde sansür kurulunun gösterilmesine izin vermediği bölüm (ler) karartılarak seyirciyle buluştu, buna üzgünüm.”

“Didim’de de bir çok Dersimli var bu film her gösterildiği yerde seyredenler kendilerinden bir şeyler bulduklarını söylüyorlar, İlk kez geldiğim Didim’de filmimin bu kadar ilgi görmesi beni mutlu etti” diyen Didimlilerle filmi beraber izleyen Kazım Öz filmden sonra seyircileriyle bir de söyleşi gerçekleştirdi.

 

Yayınlandığı yer Didim

KORO ÖĞRENCİLERİ ŞİMDİDE ENSTÜRMAN KURSU İSTİYOR

Didim Belediyesi ile Didim Yalıköy İlköğretim Okulunun ortak projesi olan Yalıköy Çocuk Korosu öğrencileri kurs öğretmenleri Vedat Demirhan ve Okul Müdürü Özgür Şedele ile birlikte piknik yaparak katılım belgelerini aldılar.

30 Kadar ilkokul öğrencisinin devam ettiği kursun bitmesinin ardından  öğrenciler k belgeleri Tavşanburnu Orman Kampında düzenlenen piknik organizasyonu sırasında aldılar.

Çocukların müzik eğitimine de büyük katkı sağladığı anlaşılan bu kursların sona ermesine üzülen öğrenciler dün piknikte “Bağlama ve Gitar Kursu İstiyoruz” yazılı bir döviz hazırladılar.

Piknikte gönüllerince eğlenen kursiyer öğrenciler, zaman zaman da kurs boyunca öğrendikleri şarkıları ve türküleri de yine koro halinde söylediler.

Öğrenciler önceki gün düzenlenen pikniğe Barışcanlar taşımacılık firması araçlarıyla getirildi ve piknik bitiminde de yine aynı firma tarafından okullarına bırakıldı. Pikniğe katılan veliler Barışcanlar firmasına teşekkür etti.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Sayfa 1 / 15