13 Aralık 2017

RSS Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious

Perşembe, 07 Aralık 2017 17:31

DİMAS KAYMAKAMI KADROSUNA KATTI

DİMAS KAYMAKAMI KADROSUNA KATTI

Didim Masterler (DİMAS) takım Kaymakam Türközü ziyaret ederek takım Forması hediye ettiler.

Takım oyuncuları ve antrenörleri Alirıza Özdemir VE TAKIMIN SPORNSORU Cuma Subaşı ile birlikte Kaymakam Türköz’ü makamında ziyaret eden DİMAS ekibi Kaymakam Mehmet Türköz’e 20 numaralı ve adının yazdığı formayı hediye ederek kendisini maçlara davet ettiler.

3 Aralık Dünya Engelliler gününde akülü sandalye eden DİMAS ekibine duyarlılıklarından dolayı tebrik eden Kaymakam Türköz, sporun her yaşta yapılabileceğini ve bir yaşam biçimi haline gelmesi gerektiğini belirterek takımın Didim’de yapacağı karşılaşmaları izlemekten memnun olacağını belirtti.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 07 Aralık 2017 17:31

KETEM TIR DİDİM’DE

KETEM TIR DİDİM’DE

Aydın İl Sağlığı Müdürlüğü’nün yürüttüğü “Mobil KETEM Taraması” kapsamında 40-69 yaş aralığındaki kadınlarda meme ve rahim ağzı kanseri ile  30-65  yaş gurubundaki kadın ve erkeklere barsak kanseri taraması yapacak olan  tam donanımlı  KETEM TIR’ı 4 Aralık 2017 Pazartesi günü Didim’e geldi.

Sağlık Bakanlığı Aydın Didim Toplum Sağlığı Merkezi binasının bahçesinde 1 ay boyunca bulunacak olan sağlık tırının içerisinde 40-69 yaş arası olan ve son 2 yılda mamografi testi yaptırmayan Didim ve bölgesindeki kadınlarda Meme Kanseri olup olmadığını tespit etmek amacıyla Mamografi ve Rahim Ağzı kanseri ücretsiz olarak yapılacak.

04.12.2017 Pazartesi gününden beri  hizmet vermeye başlayan araçta kontroller saat 09.00’da başlayacak saat 16’ya kadar devam edecek.

Günde 50 kadına bakılacağı ve ücretsiz olarak yapılan testlerden özellikle  40 yaşından sonra her kadının 2 yılda bir mutlaka yaptırması gereken önemli bir test.

Didim ve çevresinde yaşayan, 40-69 yaş aralığındaki bütün kadınların listesi sağlık ocaklarından alınarak  her birini tek tek arayıp randevu oluşturulacak. Mamografi testi yapıldıktan 20 gün sonra, testi yaptıranlar kendi aile hekimlerinden test sonuçlarını alabilecekler. Mamografinin de yanı sıra; aynı gün içerisinde 30-65 yaş aralığındaki kadınlara Rahim Ağzı Kanseri taraması ve 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklerde de Kalın Bağırsak Kanseri taraması yapılacak.

Randevu almak isteyenler  0256 811 23 03 telefonla merkeze  gitmeden sıra alabilecekler.

 

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 07 Aralık 2017 17:30

CHP’DE YILMAZ’DA ADAY

CHP’DE YILMAZ’DA ADAY

CHP Didim İlçe konferansına 2 gün kala Belediye Meclis Üyesi Ahmet Yılmaz dün parti binasında bir basın açıklaması yaparak aday olduğunu açıkladı.

İlçe Başkanı Gökmen Karataş’ın 9 ARALIK GÜNÜ Didim’de yaşanacak demokrasi şölenimizde bir arkadaşımız daha hizmete talip oldu her iki adaya da başarılar diliyorum diye başladığı konuşmasından sonra Didim Belediye Meclis Üyesi Ahmet Yılmaz aday olduğunu söyledi ve sözü Ahmet Yılmaz’a verdi.

Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay’ında katıldığı toplantıda Yılmaz öz geçmişini anlattı ve CHP gençlik kollarında başlayan siyasi hayatında verilen görevleri yerine getirdiğini  ve zor günlerde hep meydanlarda ve alanlarda olduğunu belirtti.

Yılmaz’ın kabalık partililerin olduğu toplantıda 2014’te meclis üyesi seçildiğini  ve o günden beride partiye hizmete devam ettiğini söylediği açıklamasında ülkenin zor günler geçirdiği bu günlerde herkesin elini taşın altına koymasını düşündüğü içinde birlik ve beraberlik gerektiği için aday olduğunu söylediği açıklamasında  partililerin desteğinden guru duyduğunu da söyledi.

2019’da yapılacak seçimlere doğru bir ekiple  girilmesi gerektiğine inandığını ve gençlerle ve kadınlarla birlikte  çalışacağı sözünü de Veren Ahmet Yılmaz  hiç kimseyi dışlamadan birleştirici ve bütünleştirici bir güç olarak partisini iktidara taşıyacağına yürekten inandığını da ekledi. Cumhuriyet Halk Partisinin yerel de iktidarı perçinlemek için birlikte mücadele etme sözü verdi.

 

Sözlerin: “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucusu olduğu partimiz ve Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde ve sizlerin yoldaşlığında özgürlük, demokrasi ve adalet mücadelesinde yolumuz açık olsun” diyerek bitirdi.

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 07 Aralık 2017 17:30

DİDİM BELEDİYESPOR GELECEĞE YATIRIM YAPIYOR

DİDİM BELEDİYESPOR GELECEĞE YATIRIM YAPIYOR

Didim Belediyespor Altyapı takımlarının başarıları ilgi ile izlenirken Yönetim Kurulu Üyesi Evren Ermurat son 3 yıldır Didim Belediyespor alt yapı takımlarının başarılarının tesadüf olmadığını yönetim olarak Didim’in kendi çocuklarından oluşacak geleceğin takımını oluşturmak için özellikle önem verildiğini, Takımın antrenmanlarını sürekli takip ettiklerini de belirtti.  Evren Ermurat sporcuları sosyal medya üzerinden de arkadaşça iletişim halinde olduğunu arkadaşça sürdürdükleri bu ilişkinin başarıya yansıdığını da söyledi. Geçtiğimiz günlerde alt yapı takımlarının krampon, dizlik ve forma eksiklerini de giderdiklerini belirterek alt yapıdaki sporculara ne kadar önem verdiklerini gösterdiklerin de söyledi ve 100 kadar genç sporcuyla,  bünyesindeki U19 – U16 ve U14 takımların İskender İbrahimağaoğlu, Mustafa Külle ve Sedat Baş’a teslim eden Didim Belediyespor takımların başarılarının tesadüf olmadığını disiplinli çalışma ve hocaların kaliteli antrenman programına bağlı olduğunu belirtti.

Tüm çocukların hem aileleri ile hem okulları ile görüşerek antrenman programı yaptıklarını belirten İkinci Başkan Evren Ermurat: “birkaç yıl sonra bu  takımlarımızdan en az 5-6 tane sporcu A takımda oynayacak durumda olacaklar. Gençlerimizin başarılarını da dikkatle ve önemle takip ediyoruz ve bundan sonra altyapı takımlarımıza özellikle büyük bir bütçe ayıracağız, çünkü bu takımların Didim Belediyespor’un geleceğini oluşturuyor” dedi.

Altyapı Takımlarından U 19 ‘un  halen antrenmanlara düzenli olarak çıkan 25 sporcusu var.  Geçtiğimiz hafta Sökegücü’nü 4-1 yenen takımın bu Cumartesi günü saat 11’deki maçının da önemli olduğu söyleyen antrenör İskender İbrahimağaoğlu yetişen gençlerden yetişip statüsü uygun olanlardan A takımda oynayan sporcuları olduğunu ve şimdiki takımdan da önümüzdeki yıllarda A takıma oyuncu verebileceğini belirtti. Kendilerini İskender Paşa’nın askerileri olarak nitelendiren takımda özgüven, moral ve motivasyon oldukça yüksek.

U16 takımının 20 kadar düzenli antrenmana çıkan öğrencisi bulunan Antrenör Sedat Baş 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyetleri bulunduğunu 8 puanları bulunduğunu ve geçtiğimiz hafta 1-0’lık galibiyetin ardından bu hafta cumartesi günü saat 13’de Genç Efeler takımıyla oynayacakları maçı da alarak guruptaki iddialarına devam edeceklerini belirterek, Didim Belediyespor2un geleceğinin bize emanet edildiğin biliyoruz, alt yapı takımlarına önem veren kulüpler her zaman başarılı olmuşlardır, şimdiki yönetimin bizlere verdiği destekle takımlarımızdaki sporcularımızı A takımın favori sporcuları haline getireceğiz” dedi.

 

Mustafa Külle’ye emanet edilen U14 takımı da geçtiğimiz hafta Aydın Alyıldız takımını  4-2 yenerek gurubundaki hak ettiği yere yükseliyor. Altyapı takımlarının üst gurubu olan Akademi liginde 3. Sırada oldukların Bu hafta Nazilli Yıldızspor’la oynayacakları maça hazırlandıklarını söyleyen tecrübeli öğretmen Mustafa Külle ikinci yarıda yeni takviyelerle Didim Belediyespor’un son dönemdeki altyapıya verdiği destek ile geleceğin sporcuları yetiştirdiğini belirtti ve 50 kadar öğrencisi olduğunu, öğrencilerinin aileleri ile sürekli iletişim halinde olduğunu ve ders başarılarından da memnun olduklarını gördüğünü söyledi.

Yayınlandığı yer Didim

DİDİM TİCARET ODASI İZMİR TURİZM FU­ARIN­DA

Tür­ki­ye'nin tu­rizm ala­nın­da­ki en önem­li bu­luş­ma­la­rın­dan biri olan 'Tra­vel Turkey İzmir' Tu­rizm Fuar ve Kon­fe­ran­sı 07 - 10 Ara­lık 2017 ta­rih­le­ri ara­sın­da Fuar İzmir’de ger­çek­le­şi­yor.

Ku­rum­lar arası iş­bir­li­ği ile ha­zır­la­nan Didim Stan­dı­na kat­kı­da bu­lu­nan Didim Ti­ca­ret Odası adına fuara Yö­ne­tim Ku­ru­lu Baş­ka­nı Şaban Üs­tün­dağ, Baş­kan Yar­dım­cı­sı Meh­met Ur­gan­cı, Mec­lis Üye­le­ri Vey­sel Ece, Ali Hik­met Atil­la ve Nihat San­dık­çı ka­tıl­dı.

Didim Ti­ca­ret Odası fuara ay­rı­ca 7 Ara­lık Per­şem­be günü il­çe­miz­de fa­ali­yet gös­te­ren tu­rizm­ci­ler, fuarı gör­mek is­te­yen va­tan­daş­lar ve Didim Mes­lek Yük­se­ko­ku­lun­dan öğ­ren­ci­ler de dahil olmak üzere yak­la­şık 100 ki­şi­nin üc­ret­siz ula­şı­mı­nı sağ­la­dı.

Tür­ki­ye’nin tu­rizm ala­nın­da­ki en önem­li bu­luş­ma­la­rın­dan biri olan, T.C. Kül­tür ve Tu­rizm Ba­kan­lı­ğı hi­ma­ye­sin­de dü­zen­le­nen Tra­vel Turkey İzmir Tu­rizm Fuar ve Kong­re­si, geç­ti­ği­miz yıl 38 ül­ke­den 1179 ka­tı­lım­cı firma ve 77 ül­ke­den 38.587 zi­ya­ret­çi ile bir kez daha dik­kat­le­ri üze­ri­ne top­la­ma­yı ba­şar­mış­tı.

Sek­tö­rün ba­şa­rı­lı or­ga­ni­zas­yo­nu Tra­vel Turkey İzmir, her yıl artan yerli ve ya­ban­cı ka­tı­lım­la­rıy­la bü­yü­me­ye devam edi­yor. Tür­ki­ye ile çok sa­yı­da ül­ke­nin tu­rizm zen­gin­lik­le­ri­ni, yerli ve ya­ban­cı tu­rizm ya­tı­rım­cı­la­rı­na, acen­ta­la­ra, satın alı­cı­la­ra ve tatil planı yap­mak­ta olan son tü­ke­ti­ci­le­re gös­ter­me­yi he­def­le­yen fuar, geçen yıl ol­du­ğu gibi bu yıl da fark­lı des­ti­nas­yon­lar­dan çok sa­yı­da ka­tı­lım­cı­ya ev sa­hip­li­ği ya­pa­cak.

Yayınlandığı yer Didim

ARALIK MECLİSİ’NDE BAŞKANA ARAÇ ALMA YETKİSİ VERİLDİ

Didim Belediye Meclisi'nin Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı yapıldı. Gündemdeki 9 madde ve Ak Partili Maşallah Subaşı’nın verdiği çatılarla ilgili önergesi gündeme alındı.

Didim Belediye Meclisi'nin Aralık  Meclis Toplantısı, Belediye Başkanı Deniz Atabay'ın başkanlığında gerçekleştirildi., CHP’li Vedat Ege, İbrahim Eray, Ahmet Yılmaz ve Erdal Baylan, DSP’li Mustafa Kıray, Ak Partili Ali Bakay, MHP’li Aydan Aşık Turgut ile Onur Çağlar mazeretli olarak toplantıya katılmadı.

Başkan Atabay’ın toplantıyı başlatmasından sonra AK Parti Grubu adına Maşallah Subaşı çatılarla ilgili yazılı önerge verdi ve önergenin gündeme alınması kabul edildi.

Gündemin ilk maddesinde '2018 yılı geçici işçi vizesi'   Gündemin ikinci maddesinde ise, '2018 yılında sözleşmeli personel çalıştırılması” konusu  Gündemin üçüncü maddesinde, 'Memur sendika ile toplu görüşme ve sözleşme yapmak üzere belediye başkanına yetki verilmesi' ve dördüncü maddesinde, 'Kadro ihdası' konuları görüşüldü ve yapılan oylamalarda ilk dört gündem maddesi  oy birliği ile kabul edildi.

Gündemin beşinci maddesinde, belediyeye yeni taşıt alımı için Başkana yetki verilmesi  konusunda belediyeye 4 adet ticari araç ile bir adet iş makinesi alınması gerektiği bilgisi verildi ve bu konuda yapılan oylamada  Başkan Atabay’a oy birliğiyle yetki verildi.

Gündemin altıncı maddesindeki Didim 75. Yıl Sanayi Sitesi Kooperatifi'ne ait 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı konusu, Gündemin yedinci maddesinde ise, 'Sosyal işler ve yardım esasları yönetmeliği taslağı' konusu ile sekizinci, dokuzuncu ve onuncu maddeleri, İmar Komisyonu'na sevk edildi.

Aralık ayı meclis toplantısının ikinci birleşiminin 11 Aralık Pazartesi günü, saat 14.00’de yapılması kararı ardından oturum sona erdi.

 

 

Yayınlandığı yer Didim

HAZİRAN’DAN SERT AÇIKLAMA: “HIRSIZLARIN, ÜÇKAĞITÇILARIN DAVASI ‘MİLLİ DAVA’ OLAMAZ “

Birleşik HAZİRAN Hareketi Didim Meclisi bir basın bildirisi yayınlayarak, ABD’de devam eden rüşvet ve suiistimalinin 70 yıldır ABD işbirlikçilerinin yönettiği siyasilerin gün yüzüne çıkmış hali olduğunu iddia etti.

Yayınlanan bildiride “devam eden anti emperyalist söylemlerinde sahte olduğu” iddia edildi ve ülkedeki durum maddeler halinde ifade edildi.

Bildiri şöyle: 1- Türkiye, yaklaşık 70 yıldır Amerikan emperyalizmine siyasi ve iktisadi olarak bağımlı sağ iktidarlarca yönetilmektedir. İşbaşına gelen tüm sağcı iktidarların ortak özelliği işbirlikçilik ve halk düşmanlığıdır.

2- 12 Eylül askeri faşist cuntasının önünü açtığı Siyasal İslamcılık, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’yle birlikte kendine geniş bir hareket alanı bulmuş, AKP aracılığıyla iktidara taşınmıştır. AKP, ABD politikalarının çocuğudur.

3- Emperyalist baskı politikalarının temsilcisi bir Siyasal İslamcı parti olarak AKP, Orta Doğu’da çıkartılan kanlı savaşın, yıkımın ve talanın baş sorumlularındandır. Fetihçi maceralarla Amerika’nın bölge savaşlarının bir parçası olmuş, yanlış politikalarla ülkemizi her türlü dış müdahaleye karşı açık ve zayıf hale getirmiştir. Bugün ABD’nin AKP’ye kumpas kurduğuna ilişkin feveranlar, sahte anti emperyalist söylemler bu gerçeği değiştiremez.

4- AKP iktidarı ülkemizin dışa bağımlılığını derinleştirmiştir. Kendisini iktidara taşıyan emperyalistlere verdiği “sözleri” yerine getiren AKP, özelleştirme politikalarıyla TELEKOM, TEKEL, kamu arazileri gibi tüm kamusal varlıklarımızı emperyalistlere satmıştır. 15 yılda 60 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleşmiş, Türkiye ekonomisi uluslararası finans-kapitalin oyun sahasına dönmüştür.

5- AKP yolsuzluk ve rüşvetle iktidarını sürdürmektedir. Kara para aklayanlar, vergi cennetlerinde milyon dolarlarına yenilerini ekleyenler, hayat pahalılığı altında ezilen halkı yeni vergi ve zamlarla daha da yoksullaştırmaktadır. Emeğiyle geçinenler geçim derdiyle ay sonunu zor getirirken, iktidardakiler kötüye giden ekonomi için utanmadan hala halktan fedakarlık istemektedir.

6- Kirli ticari ilişkileri yargı konusu olanlar bugün kendilerini kurtarmak için halkı, başındaki belaya ortak etmek istemektedir. Oysa hırsızların, üçkağıtçıların davası “milli dava” olamaz.

7- ABD’de başlayan yargı sürecinin, emperyalistlerin AKP’yi sıkıştırmak için attığı bir adım olduğu açıktır. Ancak Türkiye emekçi halklarının demokratik, özgür ve bağımsız bir Türkiye mücadelesinde Amerikan emperyalizminden ve piyonlarının iç hesaplaşmalarından hiçbir beklentisi yoktur. Kimsenin beklentisi de olmamalıdır.

8- Emekçi halkların sırtından geçinenler günbegün zenginleşirken, bu yolsuzluk ve kirli ilişkilerin faturası halka ödetilemez. Faturayı ödemesi gerekenler bellidir. Hesabı soracak olan ise Türkiye halklarıdır.

9- Memleketi, içine çekildiği bu karanlıktan ve emperyalizmin pençesinden kurtaracak olan Gezi milyonlarıdır. Yolsuzluk batağına saplanmış AKP iktidarına son verecek tek güç Gezi’nin, HAYIR diyen milyonların, onurlu emekçi halkların kararlılığıdır. Ülkemizin aydınlık ve eşit geleceği ancak ve ancak emekçi halkların programlı mücadelesiyle mümkündür.

10- Görkemli Haziran günlerinde deneyimlenen halk demokrasisi, eşitlik ve dayanışma temelinde kardeşçe yaşama arzusu bu ülkeyi yeniden kurarken yaslanacağımız tek dayanaktır.” Denildi.

Birleşik HAZİRAN Hareketi Didim Meclisinin yayınladığı bildirinin son bölümü: “ Şimdi, HAYIR’da büyüyen umudu, neşeyi ve direnci yaşamın tüm alanlarında yeniden egemen kılma zamanıdır.

Ülkemizin onurlu, çalışkan, iyi yürekli tüm insanlarını örgütlü kötülüğe karşı bir araya gelmeye, rüşvetin, yolsuzluğun, yoksulluğun olmadığı bir gelecek için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. Laiklik, bağımsızlık, özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesini yaşamın her alanında çoğaltacağız. AKP’yi de tüm ekonomik ve askeri bağlantılarıyla birlikte ABD’yi de bu topraklardan kovacağız. Yarınlarımızı karanlık güçlerin ellerinden mutlaka ama mutlaka alacağız. Tam bağımsız Türkiye’yi kuracağız!” diyerek tamamlandı.

 

Yayınlandığı yer Didim
Perşembe, 07 Aralık 2017 09:09

5 Ara­lık İçin Yaz­mak

5 Ara­lık İçin Yaz­mak

Gün­ler­den 5 ARA­LIK. dedin mi..TÜRK KA­DI­NI­NA SEÇME VE SEÇİLME HAK­KI­NIN VERİLDİĞİ GÜN derim ben... Ama gün­dem öy­le­si­ne yoğun ki ülke ve ulus için kay­gı­lan­mak­tan; ne­re­dey­se an­ma­yı unu­ta­ca­ğız Ata­türk İlke ve Dev­rim­le­ri’nin gün­le­ri­ni, tö­ren­le­ri­ni, kut­la­ma­la­rı­nı…

Oysa 5 Ara­lık Türk Ka­dı­nı için çok önem­li bir gün; Türk Ka­dı­nı’nın si­ya­se­te, ülke yö­ne­ti­mi­ne ka­tıl­ma hak­kı­nın ve­ri­li­şi­nin yıl­dö­nü­mü…

Bu günü anmak, ka­dın­la­ra bu güne iliş­kin hak­la­rı­nı anım­sat­mak söyle dur­sun; bu ül­ke­de sanki ka­dın­lar yok­muş gibi sür­dü­rül­mek is­te­ni­yor düzen… Ve bu bağ­lam­da beni en çok üzen; ka­dın­la­rın sus­kun­lu­ğu, al­dır­maz­lı­ğı, umur­sa­maz­lı­ğı…

Gün­de­me düş­me­se de, dü­şü­rül­me­se de yine de ben 5 Ara­lık üze­ri­ne yaz­ma­dan geç­me­ye­ce­ğim… Ay­dın­lık düş­man­la­rı­nın gön­lü­nü hoş et­me­ye­ce­ğim…

Bir­kaç satır aşa­ğı­da; 5 Ara­lık 1934; “Türk Ka­dı­nı­na Seçme ve Se­çil­me Hak­kı­nın Ve­ri­li­şi” ne­de­niy­le ka­dın­la­rı­mız için ya­zıl­mış yazım… Du­yar­sız ka­lır­sak biz­ler böy­le­si özel gün­le­re işte o zaman sor­ma­lı­yız ken­di­mi­ze; Nasıl de­ği­şecek benim bu kara yaz­gım?...

 

Ül­ke­miz ge­ne­lin­de ka­dı­nın sos­yo-eko­no­mik ko­nu­mu (aka­de­mik dü­zey­de ya­pı­lan pek çok araş­tır­ma­nın so­nuç­la­rın­dan da an­la­şı­la­ca­ğı gibi) Cum­hu­ri­yet’in dev­rim­le­ri­ne kar­şın, Os­man­lı dö­ne­min­de­ki ya­pıy­la kar­şı­laş­tı­rıl­dı­ğın­da be­lir­gin özel­lik­le­rin var­lı­ğı göz­le­ne­bi­le­cek­tir. Bu özel­lik­le­rin için­de en öne çı­ka­nı da Türk ka­dı­nı­nın Cum­hu­ri­yet ön­ce­sin­de ol­du­ğu gibi, Cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de de her türlü gü­ven­ce­den yok­sun ya da boğaz tok­lu­ğu­na ça­lı­şan üc­ret­siz aile iş­çi­si ol­du­ğu­dur.

Çağ­daş­laş­ma/de­ği­şim/baş­ka­la­şım/ye­ni­lik/ge­li­şim ola­rak ta­nım­la­na­bi­lecek onca top­lum­sal olay­la­ra, yasal uy­gu­la­ma­la­ra kar­şın 21. yüz­yıl­da iler­ler­ken de Tür­ki­ye’de kadın; sos­yo-eko­no­mik yaşam için­de her türlü sos­yal gü­ven­ce­den (si­gor­ta ve emek­li­lik hak­la­rı­nı içe­ren) yok­sun bir aile iş­çi­si­dir, eme­ği­nin kar­şı­lı­ğı yok sa­yıl­mak­ta­dır.

 

Ka­dı­nı­mı­zın bu acı­ma­sız, eleş­ti­rel yaz­gı­sı/sö­mü­rü­sü yal­nız­ca eko­no­mik alan­da mı sür­mek­te­dir?... Yal­nız­ca bu alan­da kalsa, top­lum­sal ya­şa­mın diğer alan­la­rın­da ka­dı­nı­mız de­ğe­ri­ni bulsa, eme­ği­nin kar­şı­lı­ğı­nı alsa, hak et­ti­ği yerde olsa; onun eko­no­mik alan­da­ki ezil­miş­li­ği­ni/sö­mü­rü­lü­şü­nü, ül­ke­mi­zin eko­no­mik aç­maz­la­rı­nın neden ol­du­ğu olum­suz­luk­lar bağ­la­mın­da de­ğer­len­di­re­rek gör­mez­den ge­lir­dik. Ge­lir­dik de bu geri kal­mış­lık yal­nız­ca eko­no­mik alan­la sı­nır­lı kal­say­dı…

Bi­lin­di­ği gibi Türk ka­dı­nı top­lum­sal ya­şa­mın her ala­nın­da var… Bugün tar­la­dan, TBMM’ye değin her alan­da Türk ka­dı­nı va­rol­du­ğu­nu ba­şa­rı­la­rıy­la ka­nıt­la­mış­tır, ken­di­ni top­lum­sal ya­şa­ma ada­mış­tır, uyar­la­mış­tır. Üs­te­lik de öz­ve­ri­si­nin sı­nır­la­rı salt ka­dın­la­ra özgü bir ni­te­lik ola­rak ta­nım­la­nan ana­lık duy­gu­sun­dan, ana­lık öz­ve­ri­sin­den hiç de geri de­ğil­dir. Ör­ne­ğin sos­yo-kül­tü­rel alan­da ka­dı­nın ver­di­ği emek; sos­yo-eko­no­mik alan­da, be­de­li­ni al­ma­dan sür­dü­re gel­di­ği üc­ret­siz aile iş­çi­li­ğin­den hiç de geri de­ğil­dir. De­ğil­dir de bu durum Türk ka­dı­nı­na ya­pı­lan bir hak­sız­lık değil midir?...

Cum­hu­ri­yet Tür­ki­ye­si’nin ka­dı­nı, Dünya’daki pek çok ge­liş­miş ülke ka­dı­nın­dan önce ATA­TÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ so­nu­cun­da si­ya­sal hak­la­rı­na ka­vuş­muş, top­lum­sal ya­şa­mın her ala­nın­da ol­du­ğu gibi, si­ya­sal ya­şam­da da öz­gür­ce ye­ri­ni al­mış­tır. De­ği­şen top­lum değer yar­gı­la­rı­nın et­ki­siy­le bu yer alış dönem, dönem art­mış ya da azal­mış ama, Türk ka­dı­nı hiç­bir zaman si­ya­sal ya­şam­dan si­lin­me­miş, hep va­rol­muş­tur.

 

Belki bir dönem, ka­dı­nın si­ya­sal top­lum­sal­laş­ma­sı­nın okulu sa­yı­lan si­ya­sal par­ti­le­rin kadın kol­la­rı­nın 1980 son­ra­sın­da ka­pa­tıl­ma­sıy­la si­ya­set­ten uzak­laş­tı­rıl­mış­sa da bu ola­ğa­nüs­tü dö­ne­min ar­dın­dan ka­dın­la­rı­mız, kadın ko­mis­yon­la­rı­nın ör­güt­len­me­siy­le ye­ni­den etkin ola­rak si­ya­set­te va­rol­ma­ya baş­la­mış­tır. Ar­dın­dan ka­dı­nın gü­cü­nü iyi bilen si­ya­set­çi­ler; ka­dı­nı si­ya­se­tin içine çe­ke­bil­mek için özen­di­ri­ci uy­gu­la­ma­la­rı Ba­tı­lı ül­ke­ler­den esin­le­ne­rek parti tü­zük­le­ri­ne yaz­dır­mış­lar­dır. Ör­ne­ğin önce SOS­YAL DE­MOK­RAT HALK­ÇI PARTİ’nin, daha sonra gü­nü­mü­zün TÜR­BAN­CI VE DE ÇAR­ŞAF­ÇI (unut­ma­dık, unut­ma­ya­ca­ğız da halk dal­ka­vuk­lu­ğu­nu­zu yerel se­çim­ler ön­ce­sin­de kalsa da) CUM­HURİYET HALK(T) PARTİSİ’nin tü­zü­ğün­de, yö­ne­tim ku­rul­la­rın­da yüzde 25 kota uy­gu­la­na­bi­le­ce­ği­nin yer al­ma­sı gibi ( kuş­ku­suz ka­dın­la­rın ço­ğun­luk­ta ol­du­ğu bir yö­ne­tim ku­ru­lun­da da er­kek­le­re yüzde 25 kota uy­gu­la­na­bi­le­ce­ği ko­şu­lu, gerçi bir de eş­cin­sel­ler için kota ay­rı­la­ca­ğı du­yu­rul­du)…

Sos­yal de­mok­rat­la­rın ko­ta­sı­na kar­şı­lık; “fır­sat eşit­li­ği” söy­le­miy­le diğer par­ti­ler de ka­dın­la­rı si­ya­se­tin içine çek­mek is­te­miş­ler­dir/ is­te­mek­te­dir­ler. Sonuç ola­rak ve de ku­rum­sal ola­rak; ka­dın­la­rı­mız adına gü­ven­li/eşit­lik­çi si­ya­set or­ta­mı­nın oluş­tu­rul­du­ğu bir yapı bugün için ül­ke­miz si­ya­sal ya­şa­mın­da var­dır.

Ger­çek­ten de Türk ka­dı­nı, er­ke­ği­nin ya­nın­da, si­ya­set ala­nın­da eme­ği­ni or­ta­ya koy­mak­ta, de­mok­ra­si­nin sü­rek­li­li­ği için sa­va­şım ver­mek­te­dir. Ama bu eme­ği­nin kar­şı­lı­ğı­nı al­mak­ta mıdır?...

Kuş­ku­suz bu so­ru­nun ya­nı­tı­nın “olum­suz” ol­du­ğu­nu, de­mok­ra­si­yi iç­sel­leş­tir­miş her Türk yurt­ta­şı bil­mek­te­dir. Bugün Türk ka­dı­nı; eko­no­mik ya­şam­da ol­du­ğu gibi, si­ya­sal ya­şam­da da “üc­ret­siz aile iş­çi­si” ko­nu­mu­nu sür­dür­mek­te­dir. Yine eme­ği­nin kar­şı­lı­ğı­nı ala­ma­mak­ta, daha açık bir de­yiş­le ver­di­ği eme­ğin/gös­ter­di­ği öz­ve­ri­nin kar­şı­lı­ğı TBMM’ye ye­te­rin­ce yan­sı­ma­mak­ta­dır. Kadın si­ya­sal ya­şam­da da eko­no­mik ya­şam­da ol­du­ğu gibi sö­mü­rül­mek­te­dir. Eğer sö­mü­rül­me­miş ol­say­dı; bugün sos­yal de­mok­rat­la­rın yüzde 25’lik ko­ta­sı, TBMM’ye yan­sır­dı. Do­la­yı­sıy­la CHP mil­let­ve­kil­le­ri­nin yüzde 25’i ka­dın­lar­dan olu­şur­du ya da “fır­sat eşit­li­ği” söy­le­miy­le ka­dın­la­rı si­ya­se­te çeken par­ti­le­rin de TBMM’de kadın se­çil­miş­le­ri­nin sa­yı­sı, yerel dü­zey­de ver­dik­le­ri eme­ğin somut bir gös­ter­ge­si olur­du.

 

 

Sev­gi­li ka­dın­lar; si­ya­sal ya­şam­da eme­ği­niz­le ge­re­ğin­ce yer al­dı­ğı­nı­zı bi­li­yo­rum. Ama bu yer alış ya da ça­lış­ma ala­nı­nız yerel dü­zey­de kal­dık­ça, An­ka­ra’ya ulaş­ma­dık­ça, henüz “üc­ret­siz aile iş­çi­si/si­ya­set­çi­si” kim­li­ği­ni­zi sür­dü­rü­yor­su­nuz de­mek­tir. Bu ne­den­le di­yo­rum ki; eme­ği­ni­zin kar­şı­lı­ğı­nı al­mak­tan, is­te­mek­ten çe­kin­me­yin, ül­ke­mi­zi de­mok­ra­si cen­ne­ti­ne çe­vi­rin. Çe­vi­rin ki öz­ve­ri­le­ri­niz­le övü­ne­rek, ül­ke­mi­zi daha da se­ve­rek gü­ven­li/eşit­lik­çi ge­le­ce­ğe er­kek­le­ri­miz­le bir­lik­te yol alın. Yal­nız­ca Tan­do­ğan’da, Çağ­la­yan’da alan­lar­da top­lan­mak­la kal­ma­yın, ül­ke­mi­zi ka­ran­lı­ğa gö­tür­mek is­te­yen­le­re si­ya­se­ti/ülke yö­ne­ti­mi­ni bı­rak­ma­yın.

Yayınlandığı yer Selma Erdal
Perşembe, 07 Aralık 2017 09:09

Kim dost kim düşman belli değil

Kim dost kim düşman belli değil

Ben bu işten artık korkmaya başladım. Neden diyeceksiniz. Neden olacak, hemen yakınımızda bulunan Kıbrıs Rum kesiminin kazancını bir gören olursa yandık ki yandık. Bizim kurtarıcımız aslında var. Rumlar işin farklı yönünden hareket ediyorlar. Onlar zengin iş adamlarını ülkelerine davet ederek vatandaşlık veriyor. Bizde ise öyle enayi asla olmaz. Memleketin zenginleri kalkacak ve dışarıdan kendilerine rakip getirecekler. Olacak iş değil.

Benim korkum zenginlerden alınacak yüklü bedellerle vatandaşlık verilmesi değil. Ortadoğu’da ne kadar ipini koparan varsa onlardan alınacak para ile vatandaşlık verilirse işin berbat tarafı orada başlayabilir.

Bizim konumumuz onlardan çok farklı. Bizde arazi bol. Üstelik ne eken var ne biçen. Gelen yabancılara işin yoksa iki bin lira, paran varsa beş bin lira, yerin yurdun yoksa sana hem bedava arazi hem de beş bin lira getir sana vatandaşlık verelim diyebilir. Enim korkum bu. Bu korkuya şundan kapıldığımı itiraf etmeliyim.  Özal döneminde, Saddam’dan sıkışarak kaçan ve sınırımıza yığılan Peşmerge’ye kapıları açarak içeriye aldık. Almalıydık mı evet almalıydık. İnsanlık dramı nedeniyle almalıydık. Fakat onların içeriye alınmasının ardından ülkemizdeki olaylarda artışların gözlendiğini herkes biliyor. Bunun faturasını bu ülke halen ödemektedir.

Şimdi ise başımızda bundan daha farklı ve büyük bir sorun var. Bu sorun öyle basit gibi görünmüyor. Bu sorun uluslar arası büyük bir sorun olarak, hem de sınırımızda bekleyen bir çıban konumundadır. İşte 1980’li yıllardaki gelen sorunun şimdiki hali yeni olarak karşımıza çıktı ve Kuzey Irak’ın sınırımız olan kısmında başımıza her an dert açacak konuma getirildi. Şimdi bu derdin daha büyüğü ileride olacağı görüşü ortada. Herkes bakarsa tam görecektir. Biz bu savaş boyunca onları koruyacağız. Kimleri korumamız gerektiğini hepimiz iyi biliyoruz. Fakat, siz kalkıp eli silah tutan, henüz işini görebilecek güce sahip, memleketini kurtarmak için asker olabilecek insanları ülkeye alarak onlara iş ve aş saplarsanız, bu insanlar geri gitmez. Sebebi çok basit olur ama geleceği o kadar basit değil. Gelecekte bu iş böyle giderse, başımızın ağrıması için çok büyük bir sebep olmaktan kendimizi alamayız.

 

Politikalarımız ülke ekonomisi ile endekslemememiz gerekiyor. Ülke ekonomisi, üretim ve sanayinin durması konusunda illaki sos verecektir. Zaten veriyor. Bu sıkıntının getirisi olarak anlatılacak önemli konulardan biri ise, üretimi olmayan bir ülkenin başı muhakkak beladadır tezidir. Bizim üretimimiz bitti denecek kadar az. Peki neye ihtiyaç var. Tabi ki paraya. Bu para nereden gelir diye düşünenlere soruyorum. Yabancı istihdamı bu işlin en basit çözümü. Yabancıları davet edersiniz, gelin size çok ucuza vatandaşlık dersiniz, bir de memleketimizin etrafı lebi derya. Alın size çölden güzel derseniz millet almak için saldırır. Babanın oğluna sat o zaman. Arap nerede buldu ki bizim kadar güzel bir ülkeyi. İç Anadolu’da şahane topraklarımız boş bekliyor. Karadeniz’de mis gibi fındık bahçeleri ile çay bahçeleri artık sinyal çalarken buralarda neler olmaz.  Benden fikir aldık demeyin sakın. Para lazımsa sat Rum gibi, bizlerde belayı bulalım.

Yayınlandığı yer Erol YILDIZ
Perşembe, 07 Aralık 2017 09:08

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR -XII-

Musa DİNÇ / Sağlık İletişim Uzmanı, Yazar

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

YÜREĞİMDEN DAMITILANLAR  -XII-

*Biz emekliler;  aybaşını getiremiyoruz; milyar Eurolar, Dolarlar havada uçuşuyor.

*Vay be! 700 binlik saat, aysbergin görünen yüzü.

*Kandil kutlamalarına ve cuma hayır lamalarına gösterilen hassasiyetin çeyreğini, biraz da  memleket sorunlarıyla kafa yorsak olmaz mı (?)

*Yargı; yürütmenin vesayeti altında olduğu sürece, adaletten ve bağımsız yargıdan söz edilemez.

*"Bencil İnsanlar; iyiler için kötü örnek, kötüler için de model olur."

*Çinlilerin yemek kültürü sıfır altı

*Millet teknoloji ile buluşuyor, siz hâlâ tekbir getirin!

*Dostlar, bir itirafta bulunacağım: "Her mizah öyküsü kaleme alıp, bitirdiğimde; serotonin / mutluluk hormonum salgılanır.

*Yokluk ve kıtlık, okur-yazar düşüklüğü, yobaz çokluğu, emperyalist devletlerin kuşatması ve çökmeye yüz tutmuş bir saltanat düzleminde bir Ulus'un kaderini belirle, devrimler gerçekleştir; aşk olsun!
Ömrü vefa etseydi, var olan sorunları da çözeceğine inancım tamdır.
" Özgürlük ve Ba
ğımsızlık Benim Karakterimdir."
" YURTTA SULH, C
İHANDA SULH"
Mustafa Kemal ATATÜRK

*Alkolsüz içeceklere de elveda %10 KDV

ğretmenlerin ders ücreti " Gıdım gıdım, zam oranı toplu iğne ucuyla hesaplanıyor. " Emekli de olsak, meslektaşlarımın halinden çok iyi anlıyorum.

*Yahu her şeye zam geliyor; öğretmenin ders ücreti yerinde sayıyor, asgari ücret artmıyor; bir de kitaplarımın fiyatı hep sabit kalıyor. 2005 ten beri etiket aynı!

* Genç İş adamlarına; " Babam sağ olsun, " cümlesi yasaklanmalı.

*1 yumurta fiyatı ile 1 ekmek alınabilmeli.

*Mazot: bir kilo süt parası ile eşdeğer olmalıdır. 2.50 TL.

*Etin kilosu fiyat olarak 10 kilo sütle eşdeğer olmalıdır. Bu da yaklaşık olarak: 25.00 TL eder.

*Emekli memur maaşı: 4000.00TL olmalı.

Asgari ücret: 2500.00TL
vekil maa
şı: 10.000.00 TL / makul durum bu.

Asgari Ücretin beş katından fazlası biraz uçuk kaçar vekil için. 1404x5= 7020.00TL.

*Sağlığımız; ' Kamyon Edebiyatı'nda olduğu gibi ' : " ALLAH KORUSUN!"

* Gıda sektörü, yeterli düzeyde kontrol ve denetimi yapılabiliyor mu (?)

*"Fazla çocuk yap," demekle olmaz. Bakabileceğin ve sahiplenebileceğin kadar.

*Proje veya tez konusu: " Emekliler, yeterli ve dengeli beslenebiliyorlar mı?"

*Al sana proje veya tez konusu: "Türkiye'de kaç tane müşavir veya danışman vardır?"

*Bir milyona yakın işsiz öğretmen vardır, işsiz imamla karşılaştınız mı?

*Sokak hayvanlarının da sevgi ve şefkate ihtiyaçları vardır.

*Zammın zembereği boşalmış, bu kaçıncı? Daha emekçi %3 lük maaş artışını görmeden kazık üstüne kazık yemeye devam ediyoruz. Yuh be !...

*Maşallah her şeye zam geliyor! Emekçilerin ve emeklilerin maaşlarına zam gelmiyor. On yıldır yayımlanmış kitaplarımıza da zam yapmadık, zaten insanlar okumuyor, okumadığı gibi almıyor da; bir de kitaba zam yaparsak, o kitap alan küçük azınlık da kalmayacak. Beleş kitabı da, maşallah kimse geri çevirmiyor!

 

 

Yayınlandığı yer Musa Dinç